"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

Aralık, 2009 İçin Yazı Arşivi

Tenimizi okşayan temiz sularda yıkanırken vücudumuz, en içli dualarımızla rahatlar ruhumuz. Edebiyle tebessüm eden nurlu bir yüz gördüğümüzde, hayranlık veren bakışlarla seyrederiz onu. Saadetli asırlar gibi veciz olmasa da sözlerimiz, maneviyatın gül kokulu esintisinden bir meltem yakalamaya çalışırız. En güzel nidanın ezan olduğunu bilir bütün Müslümanlar. Güneşin can acıtıcı sıcaklığını gölgede bırakacak kadar rencide edici sözlerimiz hep arka cebimizde saklıdır. Beklemeyi bilmiyor artık hırçın cümleleriniz. Anlamayı unutmuş asırlardır süre gelen inancınız. Bugün Cuma. En kavli duygularımla aldım abdestimi. En samimi duygularımla dinledim imam efendinin ağzından dökülen inci taneli sözleri. Aldım günahımla birlikte bozulmuş tövbelerimi ve biliyorum ki açılacak bugün gök kubbeden bir af kapısı. Uzun zamandır girmediğim kapıdan içeri adımımı attım. Unutulmaya yüz tutmuş bir kokuyu teneffüs ettim. Daha çocuk yaştayken annemin söylediği güzel ilahilere benzer sözleri tekrar dinledim. Neden insanlar camiye girerken ayakkabıları kilitli bir dolapta saklıyor. Kardeşliğin adı ne zamandan beri ‘Sana güvenmiyorum ey Müslüman, o yüzden ayakkabımı kilitli bir dolaba koyuyorum’ oldu? Yan yana aynı safta yer alanlar kaç yıldır ‘acaba’ sözleriyle omuz omuza ibadet ediyor. Şimdi peygamber (s.a.v) yanınıza saf dursa, O’na da mı aynı gözle bakardınız? Şimdi mübarek bir elin saçlarımı okşamasını, kulaklarımı tırmalayan en içli sözlerin nakaratlarını yakalamama izin verin. Ne olur tek rekatta olsa beni O’nun gül sevgisiyle baş başa bırakın. Alnım secdeye değdiğinde neden bu kadar geciktiğimi sorarsa Rabbim; affet beni, ne olur affet beni, ey bana kendi ruhundan üfleyen Rabbim demeliyim. Kimsesizlerin sahibini ne zamandan beri kimsesiz bıraktınız? Affedenlerin en affedenin kapısına ne zamandan beri kilit vurdunuz? Şefkatiyle yeryüzüne saran yüceler yücesinin rahmetine ne zamandan beri nail değilsiniz? İmam selam verdikten sonra ne kadar çok terlediğimi fark ettim. Nasıl nefes nefese kalmışım bilemedim. Kimsenin birbirine güvenmediği bugün anladım. Ayakkabısını bile camiye girdiğinde kilitli bir dolaba koyan bu insanlar da kim? ‘Muhammedül emin’ olmayı ne kadar da çabuk unutmuşuz. Güvenilir Müslüman olmayı hangi yüzyılda bıraktık? Birbirinin yüzüne gülen insanlar nerede? Dostça sarılmaların yerini kibirli bakışlar mı aldı? Yoksa siz de, camiye girdiğinde ayakkabısını kilitleyenlerden misiniz?

Prof. Dr. Joseph Alois Schumpeter’in kitabı olan “Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi” iki ciltten mürekkeptir. Alter Yayıncılık bu iki cildi bir kitap halinde yayımlamıştır. Birinci ciltte, giriş kısmına kadar K. Marx ve onun ekonomi teorileri hakkında bilgiler verilmiştir. Giriş kısmından sonra kapitalizmi detaylı olarak izah etmeye çalışılmıştır. İkinci ciltte ise, sosyalizm ve sosyalizm ile demokrasi üzerinde durulmuştur. Sosyalizm ile demokrasinin birlikte yürüyüp yürümeyeceğini anlatmaya çalışmıştır. Devamını oku…

Adını kız arkadaşımdan duyduğum yazarın romanını bitirdim geçenlerde. Bu öyle bir roman ki hem felsefeyi hem de tarihi barındırıyor içinde, eşsiz bir bilgi birikimi içeriyor. Yazar İhsan Oktay Anar’ın Osmanlı tarihi ile felsefeyi birleştirip ortaya çıkarttığı bu harikulâde eser hak ettiği değeri görmüş olmalı ki 34. baskısına ulaşmış. Eserin ismi Puslu Kıtalar Atlası. Yazarın 14 Eylül 1992’de bitirdiği bu eser, esrarengiz bir yolculuğa çıkartıyor okuru. Özellikle sürükleyici romanlardan hoşlananlara kesinlikle tavsiye edebileceğim bir roman bu. Okurlar ilk otuz sayfada hayal kırıklığına uğrayabilirler. Fakat, bu sayfalara kanıp kitabı bir kenara fırlatmasınlar, sabretsinler. Bu sahifelerde yazarın dilinin ağır oluşu okuru sıkabilir, çünkü okur anlamadığı birçok kelimeyle karşılaşacaktır. Bir de sözlüğe bakıp da okumanın okuru daha fazla sıkacağını düşünüyorum. Onun için benim önerim şu ki bu sayfalarda fazla kasılmasınlar. O sayfalardan sonra zaten kendinizi kitabın akışına bırakıvereceksiniz. Kitap sizi bambaşka diyarlara öyle bir götürüyor ki kitabı bir okuyuşta bitiresiniz geliyor. Dan Brown ve Jean Cristophe Grange’nin sürükleyici ve ilgi çekici, heyecanlandırıcı tesirini bu kitapta da bulacağınıza eminim. Devamını oku…

Geçmişten bugüne hastalıklar, savaşlar, isyanlar, ölümler gibi on binlerce üzüntüyle yüz yüze gelen insanoğlu, mutsuzluğun ne olduğunu adım adım yaşayarak öğrendi. Her mutsuzluğun ardından yeni umutlar vaat edildi insanoğluna. İnsanoğlunun yaşadığı mutsuzluklara çok üzülen büyük insanlar, onların mutsuzluğunu bir gölge gibi arkalarında saklayacak mutluluklar yarattılar. Her dönemde değişti bu mutlulukların şekli, boyutu, ölçüsü. Bazen güzel bir yemek, bazen keyifli bir sohbet, bazense sadece huzurlu bir uyku… Devamını oku…

Cengiz Özakıncı’yla Türkiye ve dünya siyasetine, solcuların ve İslâmcı yazarların dalaverelerine yolculuk yapan ben, siyaset okumaktan sıkılarak farklı bir kitap okuma arayışına teveccüh ettim, çünkü siyaset ya da herhangi bir alan üzerinde üst üste benzer eserleri okuyunca sıkılıyor, bunalıyorum. Aslında doğru olan da budur. Geniş düşünebilmek, beyni tek bir alanla doldurmamak ve farklı bir yöne çekmek için sadece tek bir konu üzerinde değil, farklı alanlar üzerinde durmalıyız. Bu hem kafamızı dinlendirmek hem de sığlaştırmamak için gereklidir. İşte bu yüzden siyasetten bir müddet kopup değişik bir alana sıçradım. Kitabın ismi: “Yeni Çağda İçsel Kıyamet ve Değişim Zamanı”. Beni büyüleyen kitabın ön kapağı ve arka kapağındaki özeti oldu. İlk baskısı Şubat 2006’da yapılan kitabın müellifi Metin Albasan. Yazar 1957 yılında İzmir’de doğmuş. Yazarın Karate ve Taekwon-do derslerine başlaması onun ilk ruhsal bilgilerle tanışmasına sebep olmuş. Uzun yıllar süren Taekwon-do eğitmenliği ve hakemliği boyunca bu tarz çalışmalar içsel bilgilerinin açılımına etkili olmasına rağmen kendisine sınırlı seviyede katkıda bulunuyormuş. Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği ile karşılaştıktan sonra ruhsal bilgileri daha derinlemesine incelemeye başlamış. Parapsikoloji, ezoterizm, medyomsal çalışmalar, neospiritüalizm, ufoloji ve kendini bilmek uygulamaları alanlarında çalışmış. Kitapta yazar hakkında verilen bilgilerin bir kısmı böyle. Karate ve Taekwon-do dersi alıp, sonradan yazar olan bir kişiyle ilk defa karşılaşıyorum. Yalnız, şunu söylemeliyim ki okunmaya değer bir eser kaleme almış Metin Albasan. Devamını oku…

Araştırmacı yazar Cengiz Özakıncı muhteşem bir kitapla tekrar karşımıza çıktı. Kitabın tam ismi, Türkiye’nin Siyasi İntiharı Yeni Osmanlı Tuzağı’dır. Kitap 19. baskıya ulaşmış ve kitabın ilk basımı Nisan 2005’te gerçekleşmiştir. Yazar Cengiz Özakıncı bu kitabında Atatürk’ün vefatıyla birlikte başlayıp günümüze kadar süren ve meşhur emperyalist ABD’nin bir stratejisi olan laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni Osmanlıya dönüştürmeye, hilafet makamının geri getirilmesine yönelik girişimlere hem kendisini aydın zanneden Aytunç Altındal gibi kişilerin hem de CIA odaklı ajanların nasıl da arka çıktığını, her zamanki gibi, belgelerle gözler önüne sermektedir. Devamını oku…

Batının hegeneocon_globalist_collage_finalmonik güçleri dünyayı kendi elleriyle bir oyun masasına dönüştürüyor ve yeni bir düzen ile şekillendirmek için büyük bir çalışma içine giriyor. Bu oyun bazı bölgelerde kan ile tescillenirken (Irak, Afganistan, Sudan, Yugoslavya) bazı bölgelerde ise demokrasi ve özgürlük ile taçlandırılıyor (Türkiye, Gürcistan, Ukrayna, vs. vs.). Devamını oku…

Siyaset, kafa karıştıran bir alan, çok bilinmeyenli bir denklem, her partinin kendi istediğini dayattığı, her partinin kürsüye çıkıp avaz avaz bağırdığı bir arena. İşte bu arenada cuma günü Demokratik Toplum Partisi olarak bilinen Kürt partisi kapatıldı Anayasa Mahkemesi tarafından oy birliğiyle. Üzülsem mi, sevinsem mi bilemiyorum. Karmaşık duygular içindeyim. Bir tarafta 12 Eylül döneminde işkenceden geçirilen Ahmet Türk gibi Kürt kökenli insanlar ve diğer tarafta milliyetçilik duyguları azmış insanlar. Bir yanda şehit, bir yanda terörist… Bu nasıl bir ikilem, nasıl bir zıtlık? Karşıtların birlikteliği ilkesi burada geçerliliğini kaybediyor, hoşgörü burada yerini şiddete bırakıyor. İnsanlar hoşgörüsüz duruma getiriliyor. Açılım saçılım işe yaramıyor, insanların bir kulağından girip diğer kulağından çıkıyor. İşte Tokat’ta açılım devrinde yedi askerimiz şehit edildi. Açılım Tokat’ı es geçti. Açılımda AKP’nin tek başına olduğunu bir kez daha gördük. Zaten DTP bu açılıma baştan karşı. Bu partinin varsa yoksa derdi İmralı’dakini muhatap almaktır. Bu parti Abdullah Öcalan’la kafayı bozmuştur. Apo’ya peygamber kılıfını giydirmişler. Bir kitap yazsa, ona tapacaklar resmen. Apo, milyonlarca Kürt’ün derdine derman mı olacak? Neden tek bir put üzerinden siyaset yapılıyor ki? Siyaset bu kadar sığ mı kaldı? Esasında baktığınızda DTP’lilerin söylemlerine demokrasiden başka bir kelimeye ağızlarına almadıklarını görüyorsunuz. Bunlar “demokrasi” diye diye beni demokrasiden bıktırdılar. Bunların bir özelliği de istediklerini açık açık söylememeleri. Aslında az çok okumuş herkes ne istediklerini biliyor onların. Federe devlet veya Kürdistan istiyorlar. Ancak bu kolay kolay dile getirilmiyor. Allah aşkına bu ülkede Kürtler bizimle aynı sınıfa girmiyorlar mı, devlet dairelerinde onlar da çalışmıyorlar mı, Kuşadası’nda birçok yeri ele geçirmediler mi? Bizler onları dışlıyor muyuz? Gerçi bunun tek istisnası Trabzon’muş duyduğuma göre. Bizzat Trabzonlular bana “Biz Kürtleri içeri sokmayız.”dediler. Girenleri de cebren dışarı çıkartıyorlarmış. Ben böyle bir yaklaşımı kabul edemem, ne demek, bu resmen ırkçılığa girer. Ama bu kovalamacanın nasıl ve neden oluştuğunu irdelemek lazım diye düşünüyorum, çünkü durduk yere Trabzon halkı niye ırkçılık yapsın ki!? Bu konuda kesin hükümlü davranmam pek zor. Olayı anlamaya çalışmak sanırım en doğru olanı. Devamını oku…

Amerika’nın iç ve dış politikalarını Siyonist bağlantılı çok uluslu şirketler adına yönlendirmekle görevli olan Rockefeller’in, Türkiye ve diğer 3. dünya ülkesi 49konumundaki devletleri nasıl oltaya düşürmeleri gerektiği konusunda Başkan Eisenhower’a verdiği nasihatten bir alıntı ile başlamak istiyorum: Devamını oku…

DY | deneme tahtası

Körfez’de Bundan Sonra Ne Olacak?

DY | deneme tahtası'na fotoğrafın size ne düşündürdüğünü yazın, denemenizi anında okurlarla paylaşın!

DY | facebook hayran sayfası