Kendimi kandırabilirsem eğer kendimi kaldırmak istiyorum. Üstümdeki derinin bir bahar temizilğine ihtiyacı var.
Omuzlarımda kurtlanmak üzere hep eski kışların karları var. Hani şöyle başını eğdiğinde dökülse diyorsun. Başıma konmuş, tozlanan bütün hayatlar. Bir kapıdan gökyüzüne düşüp bir kapıdan yer altında saklansam. Güneşi kalbimde büyütüp ruhumu asa dursam bayramların pencerelerine. Devamını oku…
Şubat, 2010 İçin Yazı Arşivi
Mahmut Özgener ve Lütfi Arıboğan’ı tebrik ediyorum! Kafalarında ki düşünce yabancı bir teknik direktör bulmaktı, olabilecek en iyi hocayı getirdiler. Guus Hiddink, kulüp takımı çalıştırmak konusunda pek bir isteksiz son yıllarda. Hatır gönül çalıştırdığı Chelsea’yi saymazsak, bundan sonra çalışmayacaktır kulüplerde. Zaten kulüp çalıştırmak enerji isteyen bir iş ve Hiddink kendini enerji açısından eskisi gibi hissetmiyor. Devamını oku…
Kuran ahlakına göre değil de kendi oluşturdukları birtakım kurallara göre yaşayan insanların daimi mutluluk ve huzuru bulmaları mümkün değildir. Mutsuz ve huzursuz yaşamlarının sebebini bir türlü anlayamasalar da aslında içinde bulundukları durumun tek sebebi, Allah’ın rızası ve hoşnutluğu yerine insanların hoşnutluğunu aramalarıdır. Devamını oku…
Değerli yazar Cengiz Özakıncı’nın en kapsamlı ve kalın eseri olan Türkiye’nin Siyasi İntiharı kitabını özet halinde uzun bir yazıyla tanıtmış, kitabın son bölümü olan “Hangi Osmanlı?” yı bir yazı halinde sunacağımı belirtmiştim. İşte bu yazıda bu konu hakkında elimden geldiğince siz okurları bilgilendirmeye gayret edeceğim. İlk başta nasıl bir tarih anlayışına sahip olduğumuzu anlatacağım devlet okullarında okumuş biri olarak. Devamını oku…
Herkesten sakladığım beyaz yalanlarımı gömmek için arka bahçemde koca bir çukur açtım. Ne kadar kinim, nefretim
varsa döktüm içine. Sanırım biraz rahatladım. Gece, amansız bir yağmur bastırdı. Sabaha kadar dinmek bilmedi. Hüzünlü olduğumu sanırım gökyüzü de biliyordu. Bütün gece, yalnız kalmanın herkesten uzaklaşmanın ne kadar da güzel olduğunu düşündüm. Yalanlarım nasıl olsa artık gömülü bir çukurda yatıyordu. Sabah olduğunda, arka bahçeme açtığım çukuru gece yağan yağmur doldurmuş ve içine sakladığın bütün beyaz yalanları, nefretleri tekrar gün yüzüne çıkarmıştı. Şimdi içimde nedenini bilmediğim bir sıkıntı var. Boğdukça boğuyor beni şimdi yalnızlığım. Aniden omzuma dokundu elin. Bana içimdeki nefreti, kini, özlemi, gömmemin doğru olmadığını söyledin. Ve sonra unutamayacağım şu satırları dillendirdin: ‘Dostluk aşka benzemez, kış geldiğinde solup giden gül değildir o, baharın gelmesini beklemez çiçeklerini açmak için. Ve dostluk her ne kadar kırılıp dökülse de yeniden birleşen su damlacıkları gibidir. Çünkü dostluk aslında sensindir’ Devamını oku…
Küçük bir açıklamayla başlayalım. Gelecekte bir çocuk hikayeleri kitabı yazmak istiyorum ve “önsöz”ünü de şimdiden
oluşturmak istedim. Devamını oku…
Bazı kitaplar vardır ki bir okuyuşta bitiresiniz gelir. Elinizden bırakamazsınız, sizi başka diyarlara sürükler. Yazarın
hayal dünyasıyla baş başa kalırsınız. “Neveser” tam da bu özelliklere sahip bir romandır. Bu eser, Cengiz Özakıncı adlı değer verdiğim bir ulusçu yazarın okuduğum dördüncü kitabıdır. Bundan önceki okuduğum kitapların özetlerini sizlerle paylaştım. Bunlar İslâm’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü, İblisin Kıblesi ve Yeni Osmanlı Tuzağı idi. Adını verdiğim eserlerin üçü de araştırma-inceleme üzerine kurulu kitaplar olup, dopdolu bilgilerle donatılmıştır. Bu kitaplarda onlarca gazete kesiti yer almakta ve yine onlarca alıntı yapılan eser bulunmaktadır. Ayrıca hiçbir yerde bulamayacağınız sayısız ve hayret verici fotoğraflar da cabası. Bu kitaplarda yılların bilgi birikimine şahit oluyor, hakikî araştırmanın ne demek olduğunu öğreniyorsunuz. Cengiz Özakıncı gerçekten önünde şapka çıkarılacak Müslüman bir aydın. Onun kitaplarını okuduğunuzda onun için kullandığım “Müslüman bir aydın” sıfatını idrak edecek, kavrayacaksınız. Allah, Cengiz Özakıncı gibi yazarları başımızdan eksik etmesin. Bu arada Cengiz Özakıncı’yı hiç eleştirmeden tasvip ediyor değilim; özetlerimde onun bulduğum yanlış yönlerini de açıklıyor, sizlerle paylaşıyorum. Nitekim arabeskin üç silahşorından-diğer ikisi Ferdi Tayfur ve Müslüm Gürses- biri olan Orhan Gencebay’ın dediği gibi: “Hatasız kul olmaz.” Önemli olan Cengiz Bey gibi her şeye şüpheyle yaklaşmak, kimseye benzemeye çalışmamaktır. Eğer biz her yazarı eleştirmeden, sorgulayıp soruşturmadan kabul edersek gerçek bir yazar olamayız. Yazar dediğin kalemini konuşturmalı, eleştirel düşünebilme yeteneğini muhafaza etmeli ve geliştirmelidir. Devamını oku…
Harun Yahya müstear adlı Adnan Oktar ismi altında çıkan “Komünist Çin’in Zulüm Politikası ve Doğu Türkistan”, Doğu
Türkistan’daki Müslüman kardeşlerimizin nasıl bir esaret altında yaşadıklarını, ne tür işkencelerden geçirildiğini, nasıl sömürüldüğünü, Allahsız kitapsız Çin’deki komünistler tarafından nasıl hor görüldüğünü, nasıl zulme uğradıklarını, komünistlerin peygamber gibi kabul ettikleri Mao ve ondan sonra koltuğa oturan Deng Xiaoping zamanında baskı politikasının değişikliğe uğramadığı, idamların her zamanki gibi vb. birçok konu ele alınmaktadır. Kitap, Müslüman kardeşlerimizin çektiği eza ve cefaları göstermesi bakımından Doğu Türkistan’da ne yaşandığını bilmeyenleri aydınlatan bir ışık görevi görmektedir. Çin’in komünizm nazariyesinin, Çin’in kendisine ve Doğu Türkistan’a nasıl yansıdığını, komünist propagandanın hiç görülmeyen veya gösterilmeyen yüzünü görmek ve öğrenmek isteyenler bu kitabı mutlaka okumalıdırlar. Bu kitabın müellifi ve toplumdaki imajı negatif olan Adnan Oktar ismini okuduktan sonra birçok insan elini bu kitaptan çekecektir. Oysa bu kitabın bir ideoloji bombardımanı içermediği, sadece amacın Çin’in gerçek yüzünü göstermek olduğu akıllardan çıkartılmamalıdır. Devamını oku…


Sandıktakileri Çıkartma Vakti Geldi!