"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

Yazıya Dön

Yazıyı Paylaş

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar

Düşünün öyle bir toplum yaratıldı ki,  “Mango‘da sezon indirimi başladı” söylentileri bile çıktığı anda dünyayı unutup mağazaların içinde kargaşa oluşturan bir güruhla birlikte yaşamaktayız. Düşünsenize öyle bir insancık türevleri türedi ki kapitalist sistemin soluğunu sağlayacak “mağazacıklar” açıldı dört bir yanda bu” insancıklar” nefes alabilsin diye. Yedikleri ekmeğin ederini dahi düşünmeden kırıntıları hiçe sayarak sadece hurra diyerek karınlarını tıka basa doyurmaya çalışıyor insanlar.

Çünkü ceplerinden para çıkmadığını sanıyorlar…

İlköğretim yıllarımızı hatırlayın. Nice çocuklar anneleri babaları tarafından ” Vatanına, milletine yararlı insan” olsun diye okullarına yollandı. Toplumsal gelir statülerine göre bazılarının ceplerinde paraları, bazılarının kollarında yemek çantaları, bazıları da evlerinde karınlarını bile doyuramadan okullarına adım attılar. Yıllar boyunca kimileri sadece zaman geçirmek bab-ı’nda bulundular ilim irfan yuvalarında, kimileri arkalarında sağlam bir dayılar ya da yanlarında evcil ayıları olmadığı için tutunmaya çalıştı. Ama çıktılar bir şekilde  “İlköğrenim” kutularından ve yılların verdiği hediyeleri kabul etmek ya da etmemek için ÖSS girdabına girdiler. Girdaptan çıkabilenler daha büyük hediye kutularına sahip oldular. Ama ne kadar ?

“4 yılda bitireyim şurayı da evdekiler ses çıkarmasın” diyerek ezberci sistemle gelip gidenler de oldu, “4 yılda bitirmek bana ne kazandıracak ben birşey öğrenmedikten sonra” diyerek kuramsal açılımları irdelemeye çalışarak kendileri birşey katmaya çalışanlar da oldu.

Peki bu ayrımın kaynağı neredeydi ?

“Oku baban gibi, eşek olma!” denerek yollandık okullara.Sürekli okuduk ama kimse bize anlamaya çalışın demedi! Okuyun tahsilinizi bitirin dendi, ama kimse bize “Tahsil cahilliği alır, eşeklik baki kalır” sözünü hatırlatmadı. Ve öyle öğrenciler olduk ki bankaların sudan ucuz diyerek çekirdek gibi dağıtılan kredi kartlarımızı ceplerimize koyarak kendimizi bir anlamda kendimizi geliştirmek için mağazalara soyunduk.

Hacettepe İstatistik Bölümü mezunu kuzenimin ”Demokrasi nedir?” soruma cevap verememesi korkuttu beni. Vatanı, milleti için hayırlı bir evlat olmanın yolu derece miydi ? Hangi mağazada, hangi tarihler arasında, hangi ürünlerde ne kadar indirim olduğunu ezbere bilen bu insan nasıl olurda bu derece basit bir kavramdan uzak olabilir. Bu kadar OT’ mu geldik bu dünyaya. Her birimiz maksimum 5 dakikalık bir zevkin ürünü olsakta doğmamız ve büyümemiz bu kadar basitmi oldu. Nasıl olurda bağlı bulunduğu sistemden bi’haber olarak yetişebilir.

Okuluma baktığım zaman özellikle bayanların kendileri arasında kıyafet rekabetine girdiklerini görebiliyorum. Ben bir Ankara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencisiyim. Bana Muammer Aksoy’un, Uğur Mumcu’nun, Ahmet Taner Kışlalı’nın aldığı dersleri veriyorlar. Bana siyaset biliminin merkezini öğretiyorlar. Bana Sokrates’in savunmasını öğretiyorlar. Bana Sokrates’in eşine “Haksız yere ölseydim daha mı iyi olurdu” sözünü öğretiyorlar. Ben bu okuldan 4 yılda bunları öğrenmeden çıksam ne işime yarar ki. Bazen kendime buunları öğrenmeyi bırakıp bende mi üst baş rekabetine girmeliyim acaba diyorum. Ama bu benim kimyama uygun değil. Hiçbir öğrencinin kimyasına uygun olmamalı!

İnsanları dinledikleri müzikle yargılayıp “Aaa sen bunu dinliyorsun muhattap olmamalıyım” mı demeliyim ? Ya da “Aaa senin kulağında küpe var efeminemlerle işim olmaz” mı demeliyim ? Nitelikli öğrenci sayısı ne kadar acaba ? İstatistiki verilere ulaşabilmek için ” Demokrasi nedir ? ” sorusunun cevabını bile bilmeyen kuzenime mi danışmalıyım ?

Yaşamanın gerekliliğii unuttuk artık.

  • Kim başörtüsü takıyor?
  • Kim “puşi” takıyor ?
  • Kim küpe takıyor ?
  • Kim Türkçe konuşuyor ?
  • Kim Kürtçe konuşuyor ?

Çok mu gerekli ya bu soruların cevaplarını öğrenmeye çalışmak? Bu kadar mı darlaşmaya başladık? Zincirleme İnsancık Tamlamasına dahil olmak bu kadar mı zevk verdi bizlere? Dünyanın sistemini yaratmaya çalışan insanların ekmeklerine yağ sürmek bu kadar mı çok zevk verir oldu bizlere? Gelişmeye çalışan toplumları ezmeye çalışan insanların süreçlerinin devamını sağlayarak ” A-politize ” olmak doğru mu!

Yeter diyen kaç kişi var acaba ?

- Yazının başına dön!

Yiğit Can Aydın

Yazar Hakkında

Web Sitesi: http://

Yazar Hakkında: Eminim suan kendini garip hissediyorsundur...Haklisin,yeniden dogusun olagan bir yanetkisi, nefes almadigini farkettin mi?Artik ihtiyacin olmayacak... Biz gecenin çocuklariyiz,yukardaki tarafindan lanetlenmis, LILITH tarafindan kutsanmis... Artik sen bir Kindred'sin.Buna alisman biraz uzun sürecek. Sicak kanini içerken öldürdügün insanin ölü gözlerine bakmak belki sucluluk duymana yolacacak,ama artik bizden birisin..

Bu yazıya 3 görüş yazıldı. Sen Ne Düşünüyorsun?

    

Güvenlik Kodu:

  • Duygu Gür (27 Mayıs 2009) :
    0   0  

    Bir şeyi düzeltme gereği duydum, mazur görün lütfen:)
    Sokrates idama mahkum edildiğinde; karısı ”Seni haksız yere öldürecekler” diyor. Sokrates de ”Haklı yere öldürseler daha mı iyi olurdu” diyor…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Yiğit Can Aydın (28 Mayıs 2009) :
    0   0  

    Dialog’da geçen tüm sözleri yazıya yamamayı tercih ettim. Yoksa karısıyla arasında geçen dialog bütün olarak son derece uzun. Cümleyi orjinal halinden ziyade yazıyla bütünleşik bir formda sergilemek istedim.

    Düzelttiğiniz için teşekkür ederim. :)

    [bu yoruma cevap ver!]

  • asyali (2 Ağustos 2009) :
    0   0  

    Bunun adı “Kapitalist Sömürgeleştirme”. Batı son 30 yıldır bunun mücadelesini “Demokrasi” kelimesi altında bize yedirmeye çalışıyor. Kafanızı her çevirdiğiniz noktada bir çağdaşlaşma, modernleşme, küreselleşme, özgürleşme sözcükleri her fikrin her inancın ana felsefesi haline getiriliyor ama bu değerlerin bize maddi ve manevi olarak dönüşünden bahseden hiçbir aydın, yazar, bürokrat, akademisyen ortada yok.

    Bu ülkede fikir çatışmalarına girip ulusal çıkarlarımız adına birbirlerinin fikirleri üzerine yüklenecek bir aydın kitlesi oluşturup bu kazanımları halkın üzerine yansıtamazsınız şu yaşadığımız coğrafyada ancak üretim değil tüketim fabrikalarının dolup taştığı ve sadece mağazaların ucuzluk indirimi üzerine fikir yürütebilen bir tüketim toplumu oluşturursunuz.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • - Görüş bildirmek istiyorum!