Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | kitapyurdu

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

DY | sen de dene!

DY | haberler

I'm listed in Personal

Açık Toplum

  |  30 Mart 2009  |  Kitap

Açık toplum. Hoş bir kavram gibi geliyor kulağa değil mi? İşte böyle bir kavramı karşımıza çıkarttı George Soros. Açık Toplum Birlikleri kurdu, açık toplum adı altında vakıflar açtı, ekonomileri etkiledi. Açık Toplum George Soros’un müstesna eseri. Kitaba şu açıdan bakıyor yazar: “Bu kitabı hayatımın eseri olarak düşünüyorum ve yaşadığım sürece üzerinde çalışmaya devam edeceğim.”

Açık toplumdaki ideal insanlar bunu ütopya gibi düşünebilirler ama bu Francis Bacon’un Yeni Atlantis’i ya da George Orwell’in Hayvan Çiftliği gibi bir ütopya değil. Gerçekleşebilir bir ideal. Hoş fikirler açık toplum temeline oturtulmuş, George Soros kulağımıza hoş gelebilecek laflar ediyor.

Ben bu kitabın özetini sadece kitabın içindekilere bakarak vücuda getireceğim. Bu sebepten dolayı “yok şurada şunu yaptı, yok burada hükümeti devirdi” yorumlarına yer vermeyeceğim. Bu konuları ayrı bir yazımda değerlendiririm. Ben kitabın içindekilerle ilgileneceğim.

George Soros’u Fethullah Gülen’e benzetiyorum. Bu iki adamın ortak yönü, ikisi hakkında da hem müspet hem menfi eleştirilerin ortaya çıkmasıdır. Örnek verecek olursak Nihat Genç adlı yazarımız “Fethullah Gülen’in naaşı Türkiye’ye giremez.” diyecek kadar ileri gidiyor. Bir bakıyorsunuz Zaman gazetesinde Fethullah Gülen’e övgüler düzülüyor. Ama bir bakıyorsunuz Yaşar Nuri Öztürk hocamıza, Fethullah Gülen’e yergiler yağdırıyor. Herkes kendi bakmak istediği taraftan bakıyor adamlara. Bu yüzden bence, son derece tarafsız olmaya çalışalım. Sadece şaha kaldıranı okursak da yanlış olur, sadece yerden yere vuranı okursak da… Özellikle kitabın dışına çıkmamaya çalışacağım çünkü ben şu anda kitabı sizin istifadenize sunuyorum, eğer gerçekten kitap özeti yazıyorsam bunu yapmalıyım.

Bildiğiniz gibi George Soros spekülatör. Bunun anlamı ise şu: Bugünden karar alarak gelecekteki değişimlerden kâr elde etmek amacıyla yatırım yapan kişilerdir. Genellikle riskten korunmak isteyenlerin riskini satın alırlar. Bunların manipülatörlerden farkı, kötü amaçlı haber yapmamalarıdır. Manipülatörler yalan haber yayarak kazanç elde etmeye çalışırlar. Meselâ bunlara karalama kampanyası düzenleyen bazı şirketler örnek olarak verilebilir. İftira atarlar,yok yere suçlarlar vs. E-postalarınıza gelen iletilerde bunlara sıklıkla rastlarsınız. Bir ara Coca-cola’larda çıkmıştı. Meğer kola üretiminde pis bir böcek kullanılıyormuş. Coca-cola ‘yı yıpratmak için bir girişim olabilir bu. Bu gibi şeyler manipülasyona örnek olarak verilebilir.

Neyse,biz Açık Toplum’dan bahsedelim. Açık toplum ülküsünden bir adım geri atmıyor G. Soros. Bu birliğin dünyayı refaha veya huzura kavuşturacağına inanıyor. Bu birliğin ilkeleriyle hareket edilirse,küresel kapitalist dünya rahat bir nefes alabilir. Nedir bu ilkeler? 1-)Düzenli,serbest ve âdil seçimler, 2-)Özgür ve çoğulcu medya, 3-)Bağımsız yargının koruduğu bir hukuk düzeni, 4-)Mülkiyet haklarını gözeten,dezavantajlı kesimlere sosyal güvenlik şemsiyesi ve fırsatlar sağlayan piyasa ekonomisi, 5-)Azınlık haklarının güvence altına alınması, 6-)Çatışmaların barışçıl çözüme kavuşturulması konusunda kararlılık, 7-)Yolsuzlukları engellemeye yönelik işleyen bir yasal düzen. İşte,açık toplumun temel ilkeleri bunlar. Açık Toplum Türkiye ve Yunanistan haricinde bütün Balkan ülkelerinde faaliyet gösteriyormuş. Sadece buralarla sınırlı kalmıyor,Rusya ve Kafkasya ülkelerinde de Açık Toplum Vakıfları görevine devam ediyor.

Açık Toplum’da yazar görüşlerini felsefî temele oturtmuş ilk sayfalarda. Kitabın yarısı açık toplumun gerekliliği üzerinde duruyor. Somut örnekler ise, kitabın ikinci kısmında veriliyor. Kitabı okumak isteyen arkadaşlar için söylüyorum ki kitabın yarısı okunmaya değmez. Açık toplum ilkelerinden başladığı sayfadan itibaren okunmasında yarar görüyorum.

George Soros insanların,devletlerin kusurlu olduğunu baştan kabul ediyor. Onun için Soros’un açık toplumu Platon’un Devleti’ne benzetilebilir. Allah katına ulaşamazsınız,fakat ibadet ederek ve dinin kurallarını ifa ederek Allah’a yaklaşabilirsiniz. Platon Devlet’te bundan bahsetmiyor,Platon’un dediği “ideal devlet” yapısı(Devlet’i okudum ve çok etkilendim.Felsefe meraklıları kesinlikle Devlet’e göz atmalı,hatta felsefeye Devlet’ten başlamalı.) En iyi model yoktur. En iyiye yaklaşan modeller vardır. Bu düşünceyle fikirlerini temellendiren yazar, küresel kapitalizmde reformu öneriyor. Kendi açık toplum fikrinin de kusurlu olduğunu baştan kabul ediyor. Yani,en iyi modelin kendisininki olduğunu iddia etmiyor. Soros bu kitabında gittiği ülkelerde yaptıkları faaliyetleri derinlemesine anlatmıyor,sadece üstünkörü değiniyor. Kitabının 60 sayfalık kısmını 1997-1999 arasındaki Asya Krizi’ni anlatıyor ve bu krizden etkilenen Rusya’ya büyük çapta yer veriyor. Rusya’daki kriz esnasındaki faaliyetlerini iyice açıklıyor. Bu kısımlar ekonomik bilgi birikimi gerektirdiğinden pek bir şey anlamadım. Anladığım kadarıyla anlatmam gerekirse, Soros’un Rusya’daki krizi önlemek için çok çaba sarf ettiğini söylemek yerinde olacaktır. IMF’le görüşmeler,arabuluculuk etmeler,Rusya’daki önemli insanlarla fikir teatisinde bulunmalar vs. Soros Rusya’daki vakıflarına yeterince güveniyor ve şunu söylüyor:” Açık toplum için mücadele, Stalin’in terörü ile bile söndürülemeyecek bir ateştir. Geleceği ne olursa olsun Rusya’da canlı kalacağına eminim.” Fakat ortada bir gerçek vardı. Soğuk Savaş döneminden kalma husumet halihazırda devam ediyordu. Batı ekonomileri,özellikle Amerika, Rusya’ya yardım etmeğe isteksiz görünüyordu. Ortak çıkarlardan ziyade ulusal çıkarları göz önüne alan Batı demokrasileri Rusya’nın piyasa ekonomisine geçmesini hızlandırabilir ve Açık Toplum Vakıfları’yla ülke serbest piyasa ekonomisinde başarılı olabilirdi. Fakat büyük ülkeler kendilerine büyük bir yandaş bulma fırsatını teptiler böylelikle. George Soros diyor ki; “Büyük toplumlar kendi milli çıkarlarına önem verdikleri gibi, küresel çıkarlara da hizmet etmeliler.” Kısaca görüşü bu. Bunun tersine görüyoruz ki, milli çıkarlar her zaman küresel çıkarların önüne geçiyor ve “Benim toplum mutlu olsun da gerisi önemli değil.” anlayışı hakim oluyor. Alın size Yugoslavya örneği. Kitapta Yugoslavya’dan uzunca bahsetmiş. En sonunda NATO müdahale etmek zorunda kaldı. Ama Yugoslavya’nın parçalanması önlemedi. Batı daha çok askeri boyutuyla ilgileniyor işin,maddi kısmını bulmakta zorlanıyor ya da istekli davranmıyor. Paralar NATO askerlerine harcanıyor,ancak krizleri önlemek için gerekli maddi yardım sağlanmıyor. ABD süper güç olarak kalmaya istekli,fakat dünyaya huzur vermeğe istekli değil. Küresel kapitalizm sistemini dünya için değil,ulusal çıkarı için kullanıyor. Dünyaya rahat vermek yerine, askerlerini kullanıyor ve dünya jandarmalığı rolünü üstleniyor. Soros bu açıdan eleştiriyor ABD’yi ve ABD’nin kimlik bunalımı yaşadığını belirtiyor. Kitabın 294. sayfasında şöyle diyor:”…Maalesef ABD,dünyadaki rolü hakkında açık bir görüşe sahip değil veya daha kesin ifade edersek görüşleri içsel olarak tutarsız. ABD farkına varmadan bir kısmı kimlik krizi yaşıyor.”

Soros piyasa tutucularını,yani katıksız serbest piyasa ekonomilerini savunanları, eleştiriyor. Soros,” Piyasalar mevcut servet dağılımını yansıtırlar;söz konusu serveti sosyal adalet ilkelerine göre yeniden dağıtma işlevi yoktur piyasaların. Demek ki sosyal adalet,piyasa ekonomisinin mekanizmalarıyla ulaşılabilecek bir hedef değildir.” Türkiye’den bakacak olursak, Sabancı ve Koç çok zengin müteşebbislerden ikisi. Fakat bunlar çok zengin olsa da tabana yayılmadıkça milli olarak bir zenginlikten bahsedebilmek zordur. Ki katıksız piyasa tutucularıyla milli devleti kökten kalkındırmak güçtür,çünkü onlar kendilerine ve çıkar gruplarına hizmet ederler. Bu yüzden devlet gerekli önlemleri almalıdır. Soros, âdil bir düzen olmayan küresel kapitalizmde reform öneriyor.

Bazı konularda Soros’un fikirleriyle benim fikirlerimin örtüştüğünü fark ettim. Güçlü devletler kendileri için istediklerini başka devletler için isteseler sorunlar ortadan kalkar. İşleyiş bunun tam tersi yönünde. ABD’yi eleştiri yağmuruna tutuyor bu sebepten. Şöyle diyor:”…Eski komünist ülkelerin geçiş dönemini kolaylaştırmalarında yardımcı olacak bir evrensel fikir olarak açık toplumu pek önemsemedikleri sonucuna varmak zorunda kaldım. Soğuk Savaş propagandası beni yanlış yönlendirmişti. Özgürlük ve demokrasi hakkında söylenen bütün o sözler,propagandadan başka bir şey değildi.” Bence bütün ülkeler küresel ısınma konusunda bile mutabık-ABD Kyoto Protokolü’nü daha imzalamadı,ama bazı şirketleri uyguluyor-kalamazken, Soros’un söylediği “olması gereken” laftan öteye gidemiyor. Herkes güzel şeyler düşünüyor,ama “olan” ile “olması gereken” arasındaki uçurum gibi farkı olmasını beklediğimiz lehinde bir türlü pozitife dönüştüremiyoruz. Soros da dönüştüremiyor,ama dönüştürmek için çaba sarf ediyor ve kendi ilkelerini dünyaya kabul ettirmek için vakıflar kuruyor. Eli kolu bağlı oturup,aciziyetini kanıtlamaya çalışmıyor. Gittiği ülkeleri karıştırdığı konularını başka zaman tartışırız. Soros kendisi için istediğini başkaları için de istiyorsa büyüklük gösteriyor demektir. Yoksa Soros da mı kendi çıkarını başkalarının çıkarından galebe çalan bir insan? Tartışılır.

Okumaya Bunlarla Devam Et:

- Yazının başına dön!


Bu yazıya 2 görüş yazıldı. Sen ne düşünüyorsun?