Türk sinemasının belli başlı isimleri vardır. Bu isimler temel yapı taşlarını oluşturmuştur sinemanın. Yarattıkları özgünlükle sinemaya ayrı bir dil kazandırmışlardır. Dönemin şartları, yeni gelişen teknoloji, maddi sıkıntı yine de handikap olmamıştır ilerleme yönünde. Yeşilçam dönemi denilen bu zaman diliminde ismini duyurmuş ya da amatör isim olarak kalmış pek çok yönetmenimiz mevcuttur. Dönem dönem akseden Hollywood esinlenmeleri aslında iyi anlamda tecrübeler kazandırmıştır. 60′lar ve 70′lerde yeni oluşumlar insanların ilgisini çekmiştir. Açık hava sinemaları çoğalmış ve ayrı bir kültür olmuştur. Dini yönden yapılan bazı baskılar sinema kültürünü geriletse de, bazı sinema salonları yakılıp yıkılsa da, alt yapı bakımından belli bir girişimde bulunmak bile sinema alanında ilerleme için çok önemli olmuştur. 1920′lerden beri süre gelen sinema, 80′lere kadar belli bir yolda inişli çıkışlı da olsa normal seyrinde giderken, 80′lerden sonra sansürün iyice boşlanması, kalitesiz filmlerin ortaya çıkışı, sinema gelişimini durdurmuştur.
Türkiye’de Yeşilçam’da çok önemli yönetmenlerimizden biri olan Lütfi Akad vardır. Lütfi Akad, Türk sinemasının koca çınarı olarak tabir edilir. Gerçekten de öyle. Yapıtları hâlâ aynı heyecanla günümüz kuşağında da izleniyorsa, bu başarının önünde eğilmek gerekir. Lütfi Akad, ismini o dönemde de, günümüz döneminde de duyurmayı başarmıştır. Tiyatro geleneği, sinema tekniğine dönüşmüştür. Antalya Altın Portakal’da ödül almış olan Lütfi Akad’ın en sevdiğim ve izlemekten bıkmadığım “Vesikalı Yârim”, onun başucu yapıtlarındandır.
Gelelim başka bir büyük isime… Tabii ki Atıf Yılmaz! Hem yapımcılık hem yönetmenlik bir de senaristlik hiç de kolay olmasa gerek. “Ateş Parçası”, “Kadın Severse” benim favori Yeşilçam filmlerimdendir. Saygı ile andığım Atıf Yılmaz, ismini duyurmuş başarılı bir üstattır.
Halit Refiğ, hem yönetmenliği hem de eleştirmenliği ile konuşulan üstattır. Altın Portakal’da ödül alan “Gurbet Kuşları”, “Karakolda Ayna Var” TRT’nin verdiği Aşk-ı Memnu dizisi, ismini duyurmasına katkı sağlayan önemli yapıtlarından sadece birkaçıdır.
Yılmaz Güneysiz bir sinema kültürü düşünülemez. Asıl adı Yılmaz Pütün’dür aslında. Atıf Yılmaz’ın desteğini alan Yılmaz Güney, “Yol”, “Sürü”, “Arkadaş” gibi yapıtlara imza atmıştır. Cannes ödülü alarak ismini daha çok duyurmayı başarmıştır.
Peki, “Metin Erksan”…
Okuduğum ve gerçekten hak verdiğim bir kitaptan esinlenerek eleştirilerimi belirteceğim. Geçen sene dersini aldığım, çok saygı duyduğum, sevdiğim Kurtuluş Kayalı hocamın kitabı olan “Metin Erksan Sinemasını Okumayı Denemek”, kafamda soru işaretlerinin oluşmasına sebebiyet verdi. Hocama katılıyorum. Gerçekten de bugüne kadar yazılmış çizilmiş kitaplar arasında neden Metin Erksan’dan böyle bahsedilmiyordu. Toplum, Erksan rüzgârını anlamamış mıydı? Aslında Metin Erksan’ı anlamak için kültür yetmiyordu. Çoğu kişinin yaptığı gibi tanımadan biri hakkında atıp tutmak kolay.
Okuduğum kaynaklara göre, Metin Erksan’ın olaylara farklı bir yaklaşım biçimi var. Kendi içinde hâlletmeyi seven biri. Metin Erksan kendinden çok fazla söz ettiremedi bu bir gerçek. Fakat bunun sebebi uzun süre sonra anlaşılabilecek metinler olması, geç ve güç anlaşılacak olması. Konuyu belki de geniş kapsamlı görmesi, halkın anlamasını zorlaştırmıştır. İlk toplumsal gerçekçilik denemesi “Gecelerin Ötesi” dir. “Şoför Nebahat”, “Acı Hayat”, “Yılanların Öcü”, “Ateşli Çingene” benim izlediklerim arasında. Sanırım herkesin gündelik oluşuma baktığı dönemde Metin Erksan’ın filmlerinde verdiği mesajı anlamak gerçekten çok zor. Metin Erksan’ı anlamak için önce kaotik ortamı kaldırmak gerekiyor. Onun derdini anlamak için bir yol olabilir. Anlayıp algılayabilmek için önce handikapların giderilmesi, ortam koşullarının gereken düzeye gelmesi gerekir ki Metin Erksan gibi bir üstadımızı anlayalım, anlatalım. Bence bu, üstüne düşülmesi gereken bir mevzu.




Benim aklımdan çıkmayan tek film Eşkiya’dır.Müzikleriyle,konusuyla,Şener Şen’in harika oyunculuğuyla bir numaradır gözümde Eşkiya.Bu arada Yılmaz Güney’i Kürt zannederdim.
” Daha önceden rastlaşacaktık. “
“Eşkiya” filmi ve Şener Şen’in oyunculuğu gerçekten inanılmaz.Ben bu yazıyı okuduğum bir kitaptan etkilenerek kaleme aldım.Konuyu kısıtlı bir şekilde ele aldım.Yoksa dediğin gibi daha üstünde yazılcak çok üstat var,çok fazla cevher mevcut Türkiye’de.Hepsi ile ilgili yazılar yazmak gerçekten isterim.
Merhaba
İstanbul’da Yeşilçam ruhunu hissedebileceğiniz bir mekan ve o mekanın bendeki yansımasını anlattığım yazımı sizinle paylaşmak istedim.
http://merakli2kedi.wordpress.com/2011/11/21/yesilcam-sinemasi-artriz-kahvesi-sinema-keyfi/