"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

İnsan, gaflet sonucunda unutarak veya yanılarak hata yapmaya yatkın bir varlıktır. Zira Allah, “Allah, sizi bir za’ftanaf yarattı…” (Rum Suresi, 54) ayeti ile insanın bu durumunu haber vermiştir.

İnsan farkında olmadan ya da nefsinin ve şeytanın telkinlerine uyduğundan dolayı pek çok hata yapabilir. İnsan, Allahın kendisi için yarattığı hayat süresince hata yapabileceği konularla sınanır. Kuran ahlakını öğrendikçe de olgunlaşıp, içinde bulunduğu hatalardan kurtularak, Rabbimiz’in razı olacağı üstün ahlaka ulaşır. Affı bol Rabbimiz, cehalet sebebiyle hata yapıp, fark ettiğinde hemen tevbe ederek tavırlarını düzelten kişilerin hatalarını bağışlayacağını bir Kuran ayetinde şu şekilde bildirmiştir:
“Allah’ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. “ (Nisa Suresi, 17)

Kuran ahlakı ile ahlaklanan müminler, hata yaptıklarında Allah’ın kendilerini affetmesini nasıl istiyorlarsa, kendileri de aynı güzel tavrı sergileyerek diğer müminlere karşı son derece hoşgörülü ve affedici olmalıdırlar.

… affetsinler ve hoşgörsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Nur Suresi, 22)

Kuran’da “Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir.” (Şura Suresi, 43) ayeti ile bağışlamanın üstün bir ahlak özelliği olduğu bildirilmiştir. Dolayısıyla Kuran’ı kendilerine rehber edinen müminler de affedici ve merhametli olmak konusunda kararlı olmadırlar. Bir ayette bildirildiği gibi onlar, “öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir.”(Al-i İmran Suresi, 134)

Dünya hayatında imtihan olduklarını ve bütün olayların Rabbimizin kontrolünde ve bir kader üzerine geliştiğini bilen müminler, ne kendi yaptıkları hatalardan dolayı sıkıntıya girerler, ne de diğer müminleri hatalarından dolayı yargılarlar. Affetmek konusunda samimidirler ve defalarca aynı hatayı yapsa da hiçbir koşulda karşısındakine karşı kişisel bir kızgınlık içine girmezler. Hatanın büyük ya da küçük olması veya kendilerinin haklı olması da onlar için önemli değildir. Yapılan her hatada öğrenmeleri gereken bir ders olduğunu bilirler. Bu nedenle kendi kendilerine ve çevrelerine zulmetmezler. İnsanın hata yaparak öğrenen aciz bir varlık olduğunu bilen müminlerin bu özellikleri bir Kuran ayetinde şu şekilde bildirilmiştir:

“(Bunlar,) Büyük günahlardan ve çirkin -utanmazlıklardan kaçınanlar ve gazablandıkları zaman bağışlayanlar(dır.)” (Şura Suresi, 37)

Kuran ahlakından uzak yaşayan insanlar ise her şeyin bir kader üzere gerçekleştiğinden habersiz oldukları için yapılan her hatada öfkeye kapılarak tahammülsüz tavırlar sergilerler. Oysa aynı insanlar bir hata yaptıklarında etraflarındaki insanların bu hatalarını affetmesini ve hoş görmesini isterler. Allah’ın kendilerini affetmesini isteyen her insan, Kuran ahlakına uygun yaşayarak, karşısındakini rencide etmek yerine kusurlarını örtüp, kendisinin de aynı hataları yaptığını düşünerek ona göre davranmalı ve tek amacının Allah’ın rızası olmasına dikkat etmelidir. Tüm insanların bu şekilde yaşar hale gelmeleri yeryüzünde barış, huzur ve refahın tesis edilmesinde büyük önem taşır.

… Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Teğabün Suresi, 14)

Kuran’ı rehber edinen sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in hoşgörüsü, müminlere olan düşkünlüğü, merhameti, kendisini izleyen Müslümanlar için güzel bir örnek olmuştur. Onun bu tavrı, pek çok insanın kalbinin İslam’a ısınmasına vesile olmuştur.

Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O’nun gücüne giden, size pek düşkün, mü’minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir(Tevbe Suresi, 128)

Peygamberimiz (sav)’in güzel ahlakı tavsiye ettiği hadis-i şeriflerinden biri şöyledir:

“Rabbim bana dokuz şey emretti: Gizli halde de aleni halde de Allah’tan korkmamı, öfke ve rıza halinde de adaletli söz söylememi, fakirlikte de zenginlikte de iktisat yapmamı, benden kopana da sıla-ı rahim (dostluk) yapmamı, beni mahrum edene de vermemi, bana zulmedeni affetmemi, susma halimin tefekkür olmasını, konuşma halimin zikir olmasını, bakışımın ibret olmasını, marufu (doğru ve güzel olanı) emretmemi.” ( Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme veŞerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317)

Kuran-ı Kerim’i ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetlerini kendilerine rehber edinen müminler, Allah’ın sonsuz rahmetine ve cennetine kavuşabilmek için hoşgörülü ve bağışlayıcı olmaya ve Kuran’ın tüm hükümlerini titizlikle yerine getirmeye çabalarlar. Yeryüzünde barışın, huzurun ve refahın kaynağı olan bağışlayıcılık, merhamet ve hoşgörü müminlerin ahlakının en önemli parçalarından biridir.

Yazarın Son Yazıları

, , , , , , , , ,

Yazar Hakkında

Bu yazıya 2 görüş yazıldı.

  • sokaklambasi (29 Ocak 2010) :

    Tanrı’nın sizi bağışladığını ancak öldükten sonra bilebilecek olmanız oldukça mantıklı olmalı…Zira şimdiden bunu bilecek olsak dolayısıyla şımarırdık ve Tanrı buna sinirlenip hepimizi yakardı. Üstelik asıl sorulması gereken soru da ”İnsanoğlu Tanrı’yı bağışlayacak mı?” olmalı, değil mi…?

    [bu yoruma cevap ver!]

    Kerime Kuntbilek:

    @sokaklambasi,
    Kimsiniz bilmiyorum.
    Ben deneme yazılarını zevk alarak okuyan bir okurum sadece. Kendi çapımda da, deneme tadında günlükler tutuyorum…Dileğim birgün yüzbinlerce okurun yüreğine değebilmek, paylaşmak onlarla yüreğimdekileri ve onların içindeki sessiz çığlığa kalemimle ses olmak… sanırım bunun için çok zamana ihtiyacım var…
    Neyse gelelim asıl mevzuya…Dürüst olmak gerekirse bu yorumu yaptığınız metni okumadım bile..bu sayfaya ilk girişim ve yazıdan ziyade yorumunuz dikkatimi çekti…merakedip okudum…Allah lafzı yerine tanrı ,bana göre hoş bir kullanım değil. Muhakkak öldükten sonra bağışlanma ve bunu önceden zaten bilme şansına sahipiz…bu nokta da eksiksiniz…Nasıl mı? Allah bağışlaması bol olandır… Ayetlerinde de sıkça kendisinden af dilememizi ister. Ve asla affetmediği şeyler bellidir..örnek; kul hakkı…Yani belli şeyler hariç ne yaparsanız yapın yüce Allah kendisinden af dilememizi ister ve bizi bağışlayacağını belirtir ayetlerinde…İnsanoğlunun Allah ı bağışlmasına gelince…Haşa yerinde bir yorum değil çünkü insanoğlunun Allah ı bağışlama gibi bir hakkı yoktur…O yaratandır,eşi ve benzeri olmayandır…Biz ancak ondan af dileriz…Bu sizin dediğiniz birz isyana giriyor…Neyse sanırım küçükte olsa derdimi anlatabildim ve umarım bunu incitmedn yapmışımdır…değerli vaktinizden çaldığım için özrü bir borç biliyor ve bol denemeli günler diliyorum..muhabbetle…

    [bu yoruma cevap ver!]

Güvenlik Kodu:

DY | deneme tahtası

Yargı Reformu-Demokrasi-Referandum?

DY | deneme tahtası'na fotoğrafın size ne düşündürdüğünü yazın, denemenizi anında okurlarla paylaşın!

DY | facebook hayran sayfası

Reklam