"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

-Ama hala buradasın? (Adam içinden devam eder göz bebeklerine bakarak) Halbuki nefret dolu sözcüklerin ile üstüme kusmuştun, her bir kelimende oluşan ağlamaklı ses tonunu nasıl da saplıyordun kalbime. İşte orada  bir sızı oluyordu; tarifsiz bir şey…

Pişmanlıklarım arbede çıkartmışlar beynimin bir noktasında; isyan bayrağını çekmişken bütün iyi niyetlerim, soruyorum yine kendi kendime “neden senin karşındayım hala?”.

Sivri topluklu alev kırmızısı rugan ayakkabıların, umursamıyordu  göz yaşların ile akan rimellerini.

Şimdi gözlerimi gözlerinden kaçırmanın tam zamanı olsa gerek, çok yoruldum gözlerim ile konuşmaktan ve çok yoruldum dünya harbi çıkmış beynimden doğru sözcükleri seçmekten. Sözcükler doğruydu peki ya anlamları ne derecede tesirliydi? Belki de her bir denememde yalan söylemeliydim.

(Kadın, göz yaşları akarken, hıçkırıkları arasında kelimeler ile  boğuşuyordu; sanırım  o da pişmandı.)

-Sen aşağılık, pislik bir  herifsin!

(Adama bu sözcüklerin hiç bir tesiri olmamıştı. Ne olduğunu, o da çok iyi biliyordu.)

-Ben…

dedi ve yine sustu. Sustu çünkü, anlatmaya çalıştığı duyguyu ne  harflerin oluşturduğu kelimeler ne de kelimelerin oluşturduğu cümleler yansıtabilirdi. Kalbi çok sızlıyordu, onu ezip geçerken  sivri topuklu alev kırmızısı rugan ayakkabısı ile basmıştı. Sadece “ben” dedi ve sustu. Kalbi çok sızlıyordu.

(Kadın haklı olabilirdi; çünkü adam hiç ses vermiyordu. Donuk göz bebeklerine bakıyor ve öylece  duruyordu. Arada bir gözlerini kaçırıp, derin bir nefes çektikten sonra tekrar dalıyordu karanlık düşüncelere. sanki nefes almak için okyanus derinliklerinden çıkıp bir hali vardı)

- Neden konuşmuyorsun neden, nedeen ? Bir şeyler söyle  bana…

-Ben sadece…

Bu sefer başarabilmişti adam. “Ben sadece” diyebilmişti. Beyninde cebelleştiği bütün karamsarlıklar arasında “sadece” kelimesini  söküp almıştı ve mühürlü dili sadece bunu söylemesine izin verdi.

-Sen sadece ne ? Hep bunu yapıyorsun, nefret ediyorum senden anlıyor musun? Nefret !

(Kadın yıkılıyordu; evet o güçlü görünen kadın, yavaş yavaş yıkılıyordu.)

Adam, son bir kez daha derin bir nefes aldı. Bu sefer, beyninde en diplerde ipleri salınmış bir kayık vardı.

- Ama hala buradasın?

(Anlamsız sözcüklerin yanında, “anlamlı” bakışların hiç bir tesiri olmuyordu. Halbuki , o kadar kolaydı ki “seni seviyorum” diyebilmek. Beceremedi. Kadın, anlamadı adamı.)

, , , , , , ,

Yazar Hakkında

Bio: 20.06.1985 Bakırköy/İSTANBUL doğumlu olarak 85 kuşağını temsil etmektedir. Çocukluk yılları ailesinden kopuk bir şekilde geçirmiştir. Potansiyel bir bağımlı olan gencimiz bir müddet bu şekilde devam etmiştir. Öğrenimini hiç istemediği halde baskı altında tamamlamaya çalışmıştır. Bir iki sene evvel ( şimdiki zaman 18.06.2009 ) ailesi ile arasındaki kopuklukları gidermeye çalıştı, sonunda huzurlu bir yuvaya kavuştuğu kanısına varmıştı. Ama nafile. Kopukluk hala devam etmekteydi. Envayi çeşit suç unsurunu sicili temiz bir şekilde bünyesinde barındırmaktadır. Bir çok iş dalında kendini deneyen delikanlımız, zevkle ve şevkle yaptığı ve yaparken çok mutlu olduğu Fotoğrafçılık sanatına el atmıştır, bir müddet fotoğrafçılık yapan delikanlı daha sonrasında yakın bir dostu sayesinde holdinge kapak attı. Elinde sertifikası olmadığı halde bilgisayara olan eğilimi sayesinde kısa sürede bir çok bilgi edindi ve bir çok kuruluşun beyin takımında yer aldı. Ancak bütün teklifleri geri çevirdi.

Sen Ne Düşünüyorsun?

Güvenlik Kodu:

DY | deneme tahtası

Körfez’de Bundan Sonra Ne Olacak?

DY | deneme tahtası'na fotoğrafın size ne düşündürdüğünü yazın, denemenizi anında okurlarla paylaşın!

DY | facebook hayran sayfası