Hep böyle derler ya: “Ne anlatırsan anlat, muhattabının fikir dünyasında şekillenir anlattıkların.” Peki, ben ona göre anlatmış olmuyor muyum bu durumda?
Benim düşüncelerim farklı algılanıyorsa, insandan insana farklı anlam ifade ediyorsa benim anlatmış olduğum benim mi oluyor gerçekten?Anlamadığım şu ki; neden insanlar kendi dünyalarına indirgiyorlar düşünceyi; neden yazarın bakış açısına zorlamıyorlar kendilerini? Bir yazar olarak benim istediğim bu mu? Ben, kendi bakış açımı sunmak istemiyor muyum? Ali’nin Veli’nin düşünce dünyasının reklamını mı yapmalıyım? Onlara göre mi şekil vermeliyim harflerime ve kelimelerime? Ben istemiyorum ya bunu. Ama yazılarım dahi zorlanıyor bazen. Hakkını verdiğim kelimelerim, beyaz kağıta ulaşınca hak iddia ediyorlar. Onları susturmam mı lazım?
Anlattığım, benim içsel süreçlerimin bir yansıması. Anlattıklarım, benim pencerem. Ben, ipuçlarını eline vererek okura, pencerenin yolunu gösteriyorum. Ama, önce ben diyor okuyan. Kendi bakış açısına yenisini kabul etmiyor sanırım. O nedenle de anlattıklarımız anlaşılandan ibaret oluyor.
İnsanların birbirlerini anlamakta zorlanmasının sebebi de bu aslında. Ama kimse kabullenmez bunu. Benim pencerem der en başta. Yazarın penceresinden baktığında, kendi penceresi zarar görür mazallah. Yıllara dayanan bir fikir deryası vardır ya okurun… Onu inkar etmekten korkar herhalde tövbe estağfurullah!
Şairlik de böyledir esasında. Şiirin bizde bıraktığı bizim ona bakışımızdır. Öyle midir gerçekten? Şair senin gibi mi bakmıştır şiirine? Senin kelimelere yüklediğin anlamla, şairinki bir midir? Bunları çoğu sorgulamaz. Benim der okur. Benim ne anladığım önemli. Şairinkini bilemem. Gerçekten bilinmez mi? Şairin dünyasına inemez miyiz? İneriz inmesine ama kimse yeltenmez buna. Ne gerek var? Bizim şiirden anladığımız budur. Fazla incelemeye gerek yoktur çünkü şairi anlayamayız. Fesuphanallah!!!
Anlatmak, anlaşılmak, kavramak, özümsemek, irdelemek, incelemek. Yabancısıyız bu sözcüklerin. “Ben” deriz biz. O ne demiş diye düşünmeyiz genelde. Düşünsek ne olur? Fikir dünyamız genişler ki ne gerek var buna? Bizim penceremiz var bir kere. Bir tane penceremiz var. Ne gerek var fazlasına?



