Ne kadar kendimiz olabiliyoruz? İç dünyamızla, dış dünyamızı ne kadar eşleştirebiliyoruz? Aslında içimizdeki dünyanın samimiyetini, dış dünyamızla ne kadar örtüştürebiliyoruz? Bugünlerde kendime en çok sorduğum sorulardan biri. Ne kadar kendim olabiliyorum? Kendim olmadığımı hissettiğim zamanlar da etrafımdaki insanlarında gerçek olmadıklarını düşünüyorum. Bu da insanın doğasında ki, hatta toplumun da en buyuk sorunlarından olan güven sorunsalını ortaya çıkarıyor. Peki, bu guven sorunsalını yaşamamızın nedeni ne?
Bir yönüyle ele alırsak, sanal alemin, teknolojinin o büyük nimetlerinin yanı sıra, bır de karanlık yüzü olan iletişimsizlikle karşılaşıyoruz. Günümüzde iletişimin artık cep telefonuyla başlayan, internetle devam eden, her türlü enformasyon ve dezenformasyonun kolayca yaşanabildiği bir evrendeyiz. Şöyle ele alırsak, güven ile iletişimi nasıl bir araya getitiyoruz peki? Güvenin kendimize samimiyetle başladığı, karşımızdaki bireyin de bıraktığımız izlenim ve karşımızdaki bireyin bizde bıraktığı imajla, iletişime geçerek biraraya getiriyoruz. İletişimin güven üzerindeki rolüne bakacak olursak, hayatımızda iletişim, bizim diğer bireylerle olan ilişkilerimizde, bence, samimiyete ya da maskeciliğe götürür. Sanırım, biz gençler teknolojinin sağladığı nimetleri, olabildiğince yanlış biçimlerle kullanmaya meyilli, ilişkiler arası maskeciliği, güvensizliği yaşadığımız bir dönemdeyiz. Nasıl mı? Artık insanlarla diyalog halini mesajla algılamaya başlıyoruz, msnlerde saatlerce vakit geçirip webcamlerde hasret gidermeye çalışıyoruz. Kimi zaman ayrı düşmüş insanlar için avantajlı olsa da, iki adım ötemizde ki arkadaşlarımızla bizi, iletişime değil iletişimsizliğe itiyor.
Ekran önünde ne kadar samimi olunabilir ki! Herşeyi yazdığımızı, paylaştığımızı sandığımız web sayfalarında bir sürü gereksiz sitenin her türlü ölçüsüzlükle boy gösterdiği internet, bize samimiyet -iletişim başlığı altında yansıtılıyor. İşte böyle bir ortamda ne kadar kendimiz olabiliriz ki? Ne kadar kendimizi doğru ifade edebiliriz ya da? Ne kadar kendimize ve etrafımızdakilere güvenebiliriz?
İnsanın bir arka bahçesi olmalı, yüzyüze geldiğinde iletişim-samimiyet-güven üçlüsünün sınırlarını koruyabildiği, kendini doğru ifade edip arka bahçesinde biriktirdikleri ve yansıttıkları ile dolu güvenli bir ortamı.



tebrik ederim cok güzel bir yazı olmuş
deneme…
Belli bir konu üzerinde itinayla durulmuş ,açıklayıcı ve fazlasıyla bilimsel
Sn. Seren Yılmaz daha samimi ve daha içsel dünyanızı yansıtan yazılarınızı merakla bekliyorum
Artık sanal alemde tanışıp evlenen insanları daha fazla görüyoruz. Demek ki insanlar güven sorunsalını kafalarına pek takmıyorlar.Ve her insanın neredeyse sanal bir arkadaşı var. Bu vahiy bir durum olarak görünse de günümüz global yapısına uygun olarak işleyen bir sistemdir. He karşı mıyım karşıyım! İlişkilerimiz sanal alem arttıkça yatak odasından çıkamaz oldu.
ben insanların güven boşluklarını sanal yolla doldurabıldıklerını düsunduklarını dusunuyorum. bu yolla tanısan evlenen ınsanlarında bır yerde mutlaka sorun yasıcaklarına ınanıyorum. ne kadar saglıklı olubılır kı bu yolla tanısıp evlenmek?kımı zaman guvenı ınancı kendımız yaratıyoruz bırılerıne gercekten guvendıgımız ıcın degıl guvenmek ınanmak ıstedıgımız ıhtıyacımız oldugu ıcın dayanıyoruz…gunumuzde de bu ıhtıyacları tejknoljı aracılıgla tum bencı duygularla guzel sömuruyoruz dıye dusunuyorum
Kesinlikle !
Tebrik ederim Seren…Çok güzel bir yazı olmuş…Gerçekten de günümüzde irdelenmesi gereken önemli bir konuyu güzel bir şekilde kaleme almışsın…Yazılarının devamını bekliyorum…Senin gibi azimli, gayretli, aktif, üniversite öğrencisi olmanın ne demek olduğunun bilincinde, şimdiden kendini akademik ortama hazırlayan, okuyan, yazan bir öğrencim olduğu için gurur duyuyorum…Keşke bütün öğrencilerim senin gibi olsada, faydasız boş şeylerle meşgul olmayıp kendilerini geliştirmeye yönelik birşeyler yapsalardı :)
sosyal bir hastalıktan dem vuran,kendini ifade edemeyen bilgisayar başında pinekleyip iletişim kurduğunu zanneden facebooktan sosyalleşmeye çalışan biz gençlerin hazin tablosunu yansıtan güzel bir deneme teşekkürler arkadaşım:)iletişim özürlüyüz samimiyetimizi kaybediyoruz sahteleşiyoruz teşhis güzel reçeteyi de bekliyoruz sonraki yazılarında:)
İk sözüm yazara, imla hatalarıyla ve düşük cümlelerle sarmalanmış tam bir iç kargaşası deneme adı altında sunmuş olduğun. Sorular sormak cevap aramak için değildir her zaman. Sen burda sorduğun soruların hiçbirinin ne soru olduğundan eminsin ne de cevapları olabileceğini düşünüyorsun. Yazı olsun diye yazılmış bir yazı bence.Hatta içerisine kimsenin yanlış diyemeyeceği düşünülmüş (internetin olumsuz etikleri gibi.) bir takım gerçeklikler sokuştutlarak inandırıcılık katılmış bir yazı olmuş.Ama inandırıcı olmamaış. Keşke etrafındaki insanlar seni anlamaya, sana inanmaya daha açık kişiler olsalardı da sen de buralarda anlaşılmak ve inandırmaya çalışmak peşinde olmasaydın hiç bilmediğin insanları.
İkinci sözüm de yorumculara:
yazı ne kadar yazı olsun diye yazılmışsa yorumlarda sadece yorum olsun diye yazılmış. Yazana hakaret olarak algılanabilir bence. Ama bir anlamda da yazarın attığı zokayı yutmuş yorumseviciler de denilebilir yorumcular. Yorumların en güzeli “Kesinlikle” yazan, en azından kısa…
deneme güzel olmuş inşallah hoca beğenir……………………………………………………………………………………………………….
ya sen roman yazmışşın kardeş