Kaynağı karışık, belki de tek kelime cevabı olan bir soru ve sorun içimi acıtan… Boğuluyor muyum, yoksa suçu suyun derinliğine atıp bir çeşit intihar mı yaptığım?
Bilmiyorum ve galiba bilmek de istemiyorum. Bildiğim; duygularımın artık yüreğime sığmadığı, içimi acıttığı ve ömrümden sürekli çaldığı… Yavaşça ve derinden bariz kronik!
Ben miyim bu şekilde sancılar çeken, içinde elinden oyuncağı alınmış çocuklar gibi ağlayan? Ama seyirci, ama kahraman… Bu filmi kaç kez daha izlemem gerekiyor, acılar yabancı değilken bu yadırganış niye?
Ümit olmazsa olmaz diyorlar. Kaçıncı kez boş yere ümit etmeliyim ve kaçıncı kez kalbimin kapılarını sonuna kadar açtığımla kalıp, çarpıp çıkanın ardından bakakalmalıyım? Biliyorum ki bu serzenişte suçlu yok. sonu yok, sınır yok …
Ne ilki oluyor, ne de son olacak diye sürüp gidebilir sonsuzluğa çığlıklarım ve kaybolur boşlukta… Hey! Bende buradayım, nefes alıp veriyorum taşıdığım bir bedenim, duygularım var. (Önemsiz gibi dursa da karşıda)
Mutsuzluğa, sonsuzluğa, boşluğa, anlamsızlığa, bana ve benim hayatıma… Yaşıyorum işte salt adı yaşamak olacaksa!




kaynağı karışık demişsin kendimizde değilde başka yerde arıyorsak mutluluğu içimizi dışardan acıtan kendimiziz galiba belkide
insanın içinde herşey kesin olmuyor .tam olarak adlandıramadığımız nedenlerimiz hepimizin var.mutluluk da acı da içimizde elbet.dışardan da etkilensek içerden de illaki elimizde zaten herşey :) ama bu mükemmel yaşayabiliriz olgunluğu en pozitif düşünenimizde bile olsaydı hayat fazla iyi olurdu ve zıttı bilinmeyen herşey gibi değerini anlayamazdık. an lık hislerle yazılmış bir yazıda zaten hayatın anlamı aranmamalı.yorumunuza teşekkürler …..