Kabadayı gözlerinin korkusunda seviyorum seni. Çirkin bir ördek yavrusu ellerimde, akşamdan kalma gidişin. Hangi Türk filminin senaryosu bu final? Unuttum gitti sevdamı kurtaracak paragrafları. Bir terminal kalabalığı, bir salı pazarı kaybolduğun yüreğim. Cebime dolduramadım yağmurlarını, sığamadım da saçlarının bir köşesine…
İçime çöküp kalmış hasretin üvey çocukları. Ne kadar eflatun, ne kadar çürük yüzünün değmediği günler… Bir ustura heyecanı var, bedenim ayrılığının eline düştüğünde. Rengim hâlâ sen, hâlâ sana mülteciyim. Yetmiyor aşkının göz altları, ırkımı senden çıkarmaya. Sevdanın vatandaşıyım üçüncü sınıf kanunlarında, boynumda günahlarımla, hep gözlerinin şehirlerinde müebbetim.
Bir sürü cümle silindi buharlı bedeninden. Yeteneğini kaybetmiş yazar kadar, seni tekrarlıyorum hep. Başını alıp gitmeyi bir ilkokul sanıyosun ama ayrılığın eğri çizgi çizmekle başlamıyor. Ardında unuttuğun bütün hayatların yakasında kırmızı kurdaleler yok. Ayrılığında okumayı sökmenin bedeli kırmızı bir nehir, bedel gözyaşı mezarları…
Arka sokak rüzgarları var kolay unutacak sandığın mevsimlerde. Asi ayların gün düşüşünde, yalnızlık üçüncü yalnızlığını dikiyor. Bedenin yaraları değil de acıtan sensizlikte, ruhuma diktiğim bu uydurma güneşler öldürüyor aşkı. Bir mızrak caddesi kendimi aradığım kalbim. Bir köy yolu işte…
Kabadayı gözlerinin korkusunda seviyorum seni. Ama yetmedi seni haybetmekten korkmak yanımda tutmaya. İşte yenilgimin yeni yıl modası: kızıl yangın, acı yeşil ve basit gece…




kabadayı gözler… bütün korkuların aşkla başladığı yer gözler.. çok güzel.. başarılar.
bu betimlemeler beni öldürecek…size ulaşabileveğim bir telefon verirmisiniz lütfen…
aşkın son modası ayrılık; bu yazıdaki kadar hayatımızın içinde. Teşekkür ettim dillendirdiklerinize.
abdullah markal güzel yazıyosun…kim bilir neler yaşadında böylesi içten yaşatıyosun anlattıklarını…Başarılar…
Pelin hanım teşekkür ederim zamanınızı bu yazıya damlattığınız için. Cümlelerden bir yaşantı çıkabiliyorsa ne mutlu bana…