Türkiye’nin maddi değerler açısından en büyük kulübü olan Fenerbahçe’de hafta sonu başkanlık seçimleri yapılacak. Kulübün başkanı Aziz Yıldırım tam 11 yıldır kulübün başında ve ilk seçimi dışında diğer seçimleri hep çok rahat ve tek adam olarak kazandı. Bu sefer karşısında kulübün simge isimlerinden Şadan Kalkavan ve Selim Soydan var.
1998′ de Ali Şen kulüp başkanlığını bıraktığında yerine veliaht olarak Vefa Küçük’ü göstermişti. Ne var ki saatlerce yapılan sayımlar, itirazlar sonucunda sadece 1 oy farkla başkan seçilen, Aziz Yıldırım oldu. İlk geldiği yılda Ancelotti’yle anlaşmaya çalıştı, İstanbul’a dahi getirdi ama olmadı. Yerine bugün Almanya Ulusal Takımı’nın antrenörü olan Joachim Löw’ü getirdi. Transfere yaklaşık 26 milyon euro harcadı. Sonra Zeman’lar, Oğuz’ lar, Rıdvan’lar, Daum’lar ve Zico’lar geldi geçti. Ortega, Anelka, Tuncay, Aurelio, Revivo,Rapajic,Balic, Ogün, v.Hooijdonk, Kezman gibi oyuncular aldı. Her gelen hoca ve oyuncuya rağmen, “Azizsilin” her zaman var oldu. Diğer branşlarda Aziz Yıldırım öncesi başarılı olamayan kulüp, şimdi bulunduğu bir çok branşta hem Türkiye’ nin en büyüğü, hem Avrupa’ da sözü geçen takımlar arasında. Peki, bütçeden en büyük pastayı alan, inanılmaz ücretler ödenen, bütün kulübün üzerine titrediği futbol şubesi neden sürekli hayalkırıklığı yaratıyor? Hıncal Uluç’a ve bazı yazarlara göre sebep şu; Aziz Yıldırım diğer şubelere işinin ehli adamları atarken, onları sorumlu tutarken, futbola kendisi bakıyor. Diğer branşlar daha profesyonel yönetildiği için, Avrupa çapında adı geçen takımlar kuruldu. Ancak, futbolda Aziz Yıldırım Avrupa’da ki “Futbol Direktörlüğü” sistemini getirmeyi bir türlü düşünmüyor ya da uygulamıyor. Bugün kısaca örneklendirirsek, Chelsea’da Peter Kenyon ve Frank Arnesen, Barcelona’da Begiristain, Real Madrid’de Peja Mijatovic bu görevi yerine getiriyor.

Futbolda yapılan yanlış futbolcu ve hoca transferlerini tek tek anlatacak değilim. Futboldan, profesyonel olarak anlamayan müteahhit ve işadamı Aziz Yıldırım’ın yapacağı transfere söz söylemek bile yanlış. Burak Yılmaz’ı, Daniel Güiza’yı, Ali Bilgin’i, Yasin’i hatta hatırı sayılır haber kaynaklarına göre bu sene alınması düşünülen Bilica ve İbrahimAkın’ı başka türlü açıklayabilmek mümkün değil. Fenerbahçe’ nin gelir olarak ezeli rakip, ebedi dostları Beşiktaş ve Galatasaray’ı kilometrelerce geride bırakmasına rağmen, başarı olarak hala belirgin bir üstünlük kuramaması, diğer takım taraftarlarına göre daha çok katkıda bulunan Fenerbahçe taraftarına nasıl yılgınlık ve bıkkınlık verdiğini, tribünde oturan herkes rahatlıkla anlayabilir. Pierre van Hooijdonk’ dan beri Fenerbahçe’nin doğru düzgün bir santraforu yok. Olan Semih ise bir türlü tercih edilmiyor. 2004′ ten beri Fenerbahçe, hatta Kenneth Andersson’dan beri bulunamayan bir pivot santrafor sorunu var, sanırsın dünyada yok. Kezman’ı, Güiza’yı, bir türlü uyum sağlayamayan, sahada ruh gibi dolaşan oyuncuları seyretmekten sıkıldı Fenerbahçeliler. Bu kadar paraya ve gelire rağmen, kadro hala kötüyse, yönetim futbolu profesyonel bir biçimde yönetmeli. Fenerbahçe gibi bir kulübün transfer yaparken, hangi gözlemci raporlarına baktığını merak ediyorum. Hatta Fenerbahçe’nin bir gözlemcisinin olduğuna inanmıyorum.
Başkan, bu kadar parayı kulübe kazandırırken kullandığı pazarlama taktiği, sadece Fenerbahçe markasının potansiyelinden yararlanmaktı. Türkiye standartlarının çok üstünde olan 36.000 sezonluk bilet sayısı bir örnek. Stamford Bridge’de, Old Trafford’da, Emirates’de, Allianz ArenA’da, Barnebeu’da, Camp Nou’da 10-15 euro arası bilet bulmak mümkünken, Fenerbahçe 2.l,g takımıyla Türkiye Kupası maçına çıksa dahi 33 liraya, takribi 18-20 euroya satılan biletlere bile yoğun ilgide başka türlü açıklanamaz. Murat Özaydınlı’nin sorumluluğunda kurulan Fenerium markasının cirosu 23 milyon liraya ulaşmış durumda. Taraftar, formasını, tişörtünü, atkısını para olarak çok daha fazlasını vererek, kulüpten alıp, gelişime katkıda bulunmak için can atıyor. Fenerbahçe kartın satış rakamları Barcelona’dan sonra dünyada ikinci sırada. Aziz Yıldırım yaptıklarıyla övünebilir, ancak Aziz Yıldırım sadece rehberlik yaptı. Kulübün bu kadar çok gelire sahip olmasının tek nedeni; taraftarının, her türlü maddi duruma ve koşula rağmen yaptığı fedakarlıktır. Tesisler konusunda ise, Aziz Yıldırım zaten bunları yapmak için başkan seçilmişti. Nihat Özbağı’nın o tesislerde Aziz Yıldırım kadar, hatta daha fazla paya sahip olduğuda bir gerçek.
Aziz Yıldırım, seçim sözü olarak 3 sene üstüste şampiyonluk vaadetti. Peki, ne yapacak, ne edecekte 3 sene üstüste şampiyon yapacak. Yeni Kezman’lar, Güiza’lar, Aragones’ler, Zeman’lar, Simao’lar, Burak Yılmaz’lar getirerek mi başaracak bunu? Aragones gitse ne olacak? Yerine daha kötüsünü bulmak konusunda Aziz Yıldırım’ın yetenekli olduğuna iyice kanaat getirmiş bulunuyorum. Anelka, Tuncay, Aurelio, Appiah’dan oluşan orta sahanın yerine oynayan orta sahaya bakın. Aurelio ve Appiah yerine alınan Emre, Maldonado ve Josico’dan hangisi tatmin edici bir performans ortaya koymuştur. Aziz Yıldırım ya başkanlığı bıraksın, ya futboldan elini çeksin!
Hafta sonu yapılacak seçimlerden büyük ihtimalle Aziz Yıldırım, büyük oy farkıyla tekrar başkan seçilecektir. Başkan, yaptığımız bunca fedakarlığa rağmen senelerdir cefa çekiyoruz. Fenerbahçe’nin büyüklüğünün kupa ve şampiyonluk büyüklüğü olmadığını İslam Çupi en güzel dille ifade etti. Ancak, Beşiktaş’ ın bu kadrosuyla, mali yapısıyla, stadıyla, kulüp yapısıyla duble yapmak üzere olduğu bir yılda, biz neden sürekli hayalkırıklığına uğramak zorundayız. Divana ve delegelere ne anlatırsan anlat. Türkiye’de başarının hep kısa zamanda beklendiği söyleniyor. 11 sene oldu Aziz Başkan, 11! Daha ne kadar sabretmemiz gerekecek? Tribün magandaları gibi, istifa diye bağırıp, ağır küfürler mi etmeliyiz? Kulübü basıp, futbolcu mu dövmeliyiz? Fenerbahçe taraftarının yaşadıkları reva mıdır?



