Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | sen de dene!

DY | kitapyurdu

DY | facebook resmi sayfası

DY | haberler

I'm listed in Personal

Başkalaşan Aşk

  |  28 Nisan 2010  |  İlişkiler

7525_161536943613_707748613_2595162_6308040_nBir kuyu çizmemi istedi benden, çizdim…”Aşkın ab-ı hayat suyu akıyor” dedi, içinden. “Haydi şimdi inip en dibinden bir içimlik çıkar bizim için. Kana kana içelim, hem daha uygunu var mı ikimizden sonsuz aşkı yaşamayı hak eden?” Kandım…Hiç düşünmeden daldım karanlığına bu düşsel kuyunun ve ben indikten hemen sonra Yusuf’u kör kuyusunda bırakıp giden kardeşleri gibi bırakıp gitti işte O da. Günlerce bekledim orda yolu yalnızlık çölüne düşenlerden yardım istedim, bağırdım her duyduğum sese –nafile- sağırdılar…

Bir parça gökyüzü. Tek görebildiğim buydu işte ve uykusundayken insanlar gelip kuyunun başucuna konan yıldızların göz kırpışları, çaresizliğime. Bazen yolunu kaybetmiş bir rüzgar eğilip kulağıma anlamadığım bir dilde şarkılar fısıldıyordu bazense dolunayla dertleşirken buluyordum kendimi.

Bilseniz ne kederli şeydir yağmur yüklü bir bulutun geçmesi üzerinizden-farkında(sız)-tek bir damla bahşetmeden size ve göçmen bir kuş sürüsünün süzülüşü durgun maviliğin içinde, ne hüzünlü, tıpkı onun peşinden şehir şehir sürükleyen gülüşü kadar uzak şimdi ve sözünü ettiği abı hayat (suyu) aşkın tabi ki o da gerçek dışı. İçine düştüğüm bu kör kuyunun soğuk ve nemli taşları gibi gerçek bir şey varsa hayatta; şairlerin, hummalı hastaların yataklarında, sayıkladıkları gibi tüm o ahenkli dizelerinin aslında aşkın kırıntısını bile tasvir edemeyeceğidir. Şehirlerin aydınlatılmaya çalışılması gibi sokak lambalarının ışığıyla ,göz kamaştırıcı, yalnız geniş caddelerle sınırlı bir gösteri, yanıp sönen neonlar gibi sahte. Sihirli peri masallarını anlatmaya benziyor çocuklara baştan ayağa yalanlarla dolu.

Yada yanılıyor olmalıyım ben elbette içine düştüğüm bu karanlığı aşkın kendisi sayarak sarılmam ona varlığını kaybettiğim sevgilinin yokluğunu da severek kandırmamdır kendimi/ne saçma…

Oysa şimdi uçsuz bucaksız aşk coğrafyasında onlarca mutlu aşık kol kola dolaşıyor. Her adımın ardından biraz daha alışarak bedenleri, her adımda biraz daha az yabancı birbirlerine ve şaşkınlıkla seyrediyorlardır sevgilinin bakışlarında beliren suretlerini. Öyle sandığım gibi en güzel sözcükleri sıralama kaygısından da uzak sadece susarak ve arada dokunarak utangaç bir aşkın sıcaklığında dudaklarına yarin, tutup nefeslerini…

hiç bir dilde anlatılamayacak kadar harikulade binlerce dizeyi hem de birden bire anlatabiliyordur biri bir diğerine

tek bir kelimeye bile giydirme gereği duymadan seslerini. İşte gerçek bir aşk ve birbirlerine göre iki mutlu sevgili

Benimkisiyse nefret bile edemeyişi olmalı kendini kör kuyuya atan sevgiliden. Ya hala bekleyişime ne denemeli

şimdi o mutlulukla öpüşürken sevgilisiyle(n)… Kendimi kandırıyorum sadece kağıtlara gülen yüzler resmederek günlerce bir gün yeniden döneceğine dair düşler kurarak. Üzeri örtülmemiş bir mezardan farksız bu kuyu

yalnız bir değil bin gönülle sevebilecek herkesin unutulduğu… Vurulalı beri gülümseyişiyle aslında onu diye beklediğim  şey ölümün kendisinden başka ne olabilir ki? Hem şairlere aşkın kırıntısını bile anlatamazlar deyip hem ‘geçiyor genliğim güzelliğine eskir şiirler yazarak’ demenin. Ne tür savunması olabilir gerçeğin ağırlığına karşı direnmenin dışında.

”Bana bir kuyu çiz ”dedi, ”Aşkın abı hayat (suyu) akacak içinden” çizdim…

Ve ben kuyuya iner inmez çekip gitti. Gitmese O’na ,suyun kaynağından bahsedecektim, göğüs kafesimizde nasıl sıkıştığından…Gitmese O’na suyun berraklığından bahsedecektim gözlerimizdeki aynalığından… Gelmeyecek biliyorum yine de kızamıyorum hiç, yetiyor şimdilik bir mendil gökyüzü. Çözmeye başladım bile şarkılarında şaşkın rüzgarların neyi anlatmaya çalıştıklarını… Dönüşlerini bekliyorum göçmen kuşların sürü sürü zira çok oldu başlaması buralarda baharın ve dolunayın parlak yüzünde çok sevdiğim o gülüşü görebiliyorum bazen o anlarda bütün o yolculukları güzel günleri düşünüyor, büyük bir hediye sayıyorum her şeye rağmen tanışmış olmayı Onunla.

Şimdi yanı başımda olsa ve desem ki O’na ‘Ah sevgili, artık bulutlar bile farkında varlığımın ve yokluğunu yok etmek istercesine, senin gök ve toprak karışımı teninden kopan damlalarını bırakıyor kör kuyunun soğuk taşlarına. O zaman her yan sen kokuyor iliklerime kadar kelimelerle doluyorum. Aşkın, acının ve ayrılığın tasvirine dair.

Gecede yıldızlar konuyor başucuna kuyunun, uykusundayken binlerce insan bana uzaklığı anlatıyorlar; uzağın ne demek olduğunu bana. Bunca uzaklığa rağmen nasılda yan yana görünebildiklerini hala. Artık daha iyi anlıyorum sevgili, neden yalnızca geceleri yenip aramızdaki onca mesafeyi saatlerce yan yana kalabildiğimizi. Bizden milyonlarca yine var hadi aralayıp perdeyi bak ordalar göz kırpıyorlar gelecekteki güzel günleri müjdelercesine yeter ki sönmesin içindeki ışığı aşkın dercesine. Bu evren bir koca kuyu, karanlık ve dipsiz soğuk ve nemli ve görebildiğin yıldızların hepsi aşk için bu kuyuya düşen aşıklardan başkası değil işte…

Okumaya Bunlarla Devam Et:

  • Yeni Limanlara: Hayatım Yalan (Just Go With It)
    Uzun zamandan beri evimde film izlememiştim, bir hafta sonu fotoğrafları incelerken 50 İlk Öpücük (5...
  • Yalan Üzerine
    Hayata gülen insanların gözlerine baktığımda anladığım tek şey yalan söyleyip söylemedikleridir, gal...
  • Sensizliği Bana Sor
    Zaman ayrılığı gösteriyor sevgilim, farkında mısın? Tam beş yıl olmuş seni sevmeyeli. Unutmadım, unu...
  • Öylesine Yazdım
    Aldım elime kağıdı, kalemi başlıyorum yazmaya. Demek istediğim klavyemle, boş sayfamı aldım karşıma,...
  • Attila İlhan Aşkı
    Birçok kişi hayatı boyunca bir ya da birkaç şairi öbürlerinden daha çok sever. Şiirlerini defalarca...
- Yazının başına dön!


Bu yazıya 2 görüş yazıldı. Sen ne düşünüyorsun?