Dünya çapında düzenlenen yarışmalarda 1. gelen güzelleri tebrik etmek ve başarısını simgelemek adına güzel taçları hediye ediyorlar da, biz sıradan bayanlar başörtümüzü başımızın tacı yapıyoruz diye neden kınanıyoruz, neden dışlanıyoruz, neden garip bakışları üzerimizde toplandığını görüyoruz?
Başımın tacıyla beni yani, bir insanı bağdaştıramayanlar var. Oysa ben de onlardan biriyim. Ben de bir insanım. Sanırım bunu bilmeyenler çoğunlukta. İnsan olduğumu sonradan fark eden biriyle ilgili bir anımı paylaşayım sizlerle: Bir gün başörtüm boynumdan kaymış ve hafif bir şekilde boynumun görünmesine sebep olmuş. Bunun üzerine arkadaşım şaşkınlıkla: “Aaa!! Senin de tenin diğerleri gibi… ” Ne yani ben başım örtülü diye diğer insanlar gibi bir tene sahip değil miyim? Ben insan değil miyim?
Ben de rahatça okumak istiyorum mesela. Neden başı kapalı okumak isteyen biz bayanlar bu isteğimizi dile getirince susturuluyoruz? O susturanların başları açıkmış diye, biz hiç onları yargıladık mı? Biz başımızı açıp da okullarımıza giriyoruz. Onlara tesettürü empoze etmeye çalıştığımız bir zaman oldu mu? O zaman başörtü yasağı kalkar gibi olduğunda, okulların bir kısmına başörtülü girmek serbestleşince bize tahammül edemeyen bir grup insan neden başörtülülerin, başı örtülü olmayanlara baskı yapacağını söyledi? Asıl baskı gören bizler değil miyiz? Sen başörtülü müsün? O zaman sosyal bir insan olamazsın. Okuyup kendini geliştiremezsin, spor yapamazsın, modern giyinemezsin, evden çıkamazsın, tatil yapamazsın vs…
Ne demek modern giyinemezsin? Başörtülü olduğum için benim modern giyinmeye hakkım yok mu? Moda genel olarak başörtüsüz bayanlara hitaben yapılıyor gibi görünüyor. Değil… Bizim de giyim tarzımızı yansıtan firmalar ve onların da koleksiyonları var. Gayet de modern çizgilere sahipler. Öyleyse neden modern giyinme özgürlüğümüzü kısıtlayalım? Neden belirli kalıplarda sınırlı kalalım?
Tatil yapmamız da yadırganır oldu son zamanlarda. Herkes bikini giymek zorunda değil. O halde neden ben haşama giyip de denize girmeye kalktığımda gözler benim üzerime çevriliyor. Onların yaptığını ben de yapmak istiyorum, hepsi bu. Çok mu şey istiyorum sizce? Yüzmek sadece tesettürsüz insanların hakkı mı?
Ve spor… Örneğin; neden ben bungee jumping yapamıyorum? Etrafımda çok fazla imkan var. Tamam, kabul bungee jumping abartı. Peki ya fitness merkezleri? Neden öcüymüşüz gibi bakıyorlar oraya girdiğimizde… Hadi bu da abartı. Peki ya yürüyüş? Özellikle Ankara’da yürüyüş yolları çok fazla var. Neden orda yürüyen tesettürlü bayanlara “senin yürümeye hakkın yok, sağlıklı yaşamaya hakkın yok, o zaman niçin sen yürüyorsun?” düşüncesiyle bir bakış atıyorlar?Mahalle baskısı dedikleri o şeyi biz yapmıyoruz, bize yapıyorlar.
Son olarak evet, başörtüm başımın tacı… Onunla gurur duyuyorum. Ama başımın tacı olan başörtümü yadırgayanlar olduğu müddetçe sanırım duyduğum gururu benimle aynı fikirde olan insanlar dışında kimseyle paylaşamayacağım.



Benim efendim Tanrı’dır. Daha üst girişim oluyor sanırım bu bilmiyorum ama ” bana göre ” insan kendinin kurdudur.
Gardımı aldım tabii ki ne kadar benim karşı görüşüme sahip olan kişiler bana karşı gard alıyorsa ben de haliyle karşı görüşe gardımı alabilirim. Ki gard almak sözleri yoksaymak anlamına gelmiyor. Sadece kendi görüşümü savunuyorum ve yanında sizin sözlerinize de değer veriyorum ki kendi görüşlerimle cevap verme ihtiyacında bulunuyorum.
Tahammül edemediğiniz noktada bıraksaydınız keşke diyebilirim. Çünkü algıda seçicilik kapsamı burada başlar.
İlmi gerçek anlamında ben karşı olduğum tek ismi belirttim farkındaysanız. Asla Mevlana’nın ışık tutuculuğuna laf etmem ki saygı duyduğum ilim insanlarından birisidir.
Kara cahil diye tabir ettiğiniz ” Aydın ” olarak belirttiğim insanlar malesef ki konu hakkında her türlü araştırmayı yaparak ( çift taraflı sentezcilik ) düşüncelerini belirten insanlar. Aydın olmanın yolu nedir ? Acaba sözlerini özgür iradesiyle birleştirerek bir bakıma kendi ideolojisini savunarak söz sarfetmek değilmidir. Bunun gereğini yapan insanlar neden ters düşülen noktada kara cahil olarak atfedilir.
Can’cım,
İnfial kutsal sayılanlar üzerine ileri geri konuşma, laf çarpıtma üzerinden pekala yaratılabilir. Bir çeşidi de budur. Kutsal sadece din değildir. Annendir, eşindir , kardeşindir, kız arkadaşındır, bizzat kendi gururundur. Ben bu kutsalların üzerine ileri geri, yalan yanlış konuşursam, sen de kalkar beni en aşağı dövmeye, yaralamaya çalışırsın, eğitimin, kültürün ne kadar gelişmemişse. ne kadar insansan o kadar sallamazsın benim yalanımı yanlışımı. İnsan canına mal edemezsine katılıyorum ki bunu yapana bilinçsiz dedim. hiç kimse düşüncelerinden dolayı vurulmamalı,susturulmamalı. toplumun eğitim düzeyi ilerledikçe zaten rağbet görmeyecektir bu tip şahıslar.
cihad yolunda herşey mübah değildir, islam bunu zaten kısıtlamıştır. fıkıhta cihadın da hukuku vardır. masuma, silahsıza , kadına, çocuğu, yaşlıya, tarlaya, işyerine vs. vs. zarar veremezsin. vermek fıkıha göre suçtur, cezası da kısasa kısastır. sadece belirttim, bilindiği gibi modern türkiye’de idam yasaktır. idamın sadece toplumun birleştiği ve toplumun tamamına zarar veren şahıslara uygulanması gerektiği kanısındayım. konudan farklı oldu ama buraya bir açıklama getirme zorunluluğunda hissettim kendimi.
can, din pranga değil ki. topluma modern yaşama biçimleri getirmeyi, birlikte yaşamı öğretmeyi amaçlar. islam geldiğinde, ortadoğu’da bazı yerlerde, özellikle arap yarımadasında kız olduğu için bebekler diri diri gömülüyordu. sadece 3-5 altın için, insanlar birbirini kesiyordu. kur’an’ın tamamlandığı yıllara bakarsak, sebepsiz amaçsız insanlar ne olduğuna nasıl olduğuna bakılmaksızın katlediliyor. yani , insanlar birbirleriyle aklıselim yaşamayı beceremiyordu. bu açıdan bakarsak din düzenleyici bir kurum oldu. sadece kız olduğu için gömülen bebekleri engellediği için bile islam’a ve onun peygamberine saygı göstermek fazla mı? ( saygısız diye kimseyi itham etmiyorum )
fütursuzca vurmadan, düşünelim!!!
ters düşmek ya da muhalif olmakla kara cahil olunmuyor. benim kastım da o değildi. ama bu kadar da sallanmaz Ya Hu! Azcık insaf lazım. ya aslında diyecek o kadar çok şey var ki, ama bu konulara daha fazla girmek istemiyorum. İlhan Arsel almış eline Kuranı Kerim ve Hadis kitaplarını, kendine göre yontup, 180 derece anlamını kaydırıp absürd bişeyler çıkarmış. Kaldı ki çoğu hakaret zaten. Bu denli saygısızlık yapmak kimin haddine.. Ve birileri bu kitapları okuyup, inanıyor ki o daha beter bi durum.
Hakikatler apaçık ortada iken diyesim geliyor ama susuyorum. Herkes inancı kendine,
Laisizm bir din değilken neden biz de durum bu. benim tahammülsüzlüğüm inancıma olan bu saygısızlığa !
Lütfen, ön yargısız olarak bir kaç ilmi eser okuyun, akademik değil. Ayıdn olmak masa başında purosuyla birilerinin inancına sövmek değil, sırf muhaliflik adına bir inancı karalayamazsınız. ben bu kişilere aydın demem..
ben görüşümü nelere bağlı olarak yaptım bunu bilmiosunuz lütfen ön görüşlü olmayın beim düşünceme de saygı duyarsanız çok sevinirim
hep kendinzle ilgili düşüncelerinizi anımsamayın bu sizizn başörtüyle ilgili düşüncelerinniizn yavaş yavaş az seviyelere düşmesi demektir untmayın bu szölerim herkese
başörtünün girilieceği uygun yerlerde olur bazı yerler de de girirlmez be okullarad üniversitelere öyle girilmesini uygun görmüyorum BU BENİM GMRÜŞÜM LÜTFEN SAYGI DUYUN
ezgicim elbette ki saygı, herkese olması gereken, herkesin göstermesi gereken bir erdem.
fakat, herp kendinizle ilgili diye başlayan cümleyi harf değil cümle kurulumu yanlışından ötürü anlayamadım.
Eda hanım,”bir sürü din bilimci kapanmadan da Allah’ın rızasını alıyor” demişsiniz.Yukarıya gidip geliyorsunuz herhalde her neyse.Onur bey,600-900 yahudi kılıçtan geçirilmiş öylemi?Ya bilip bileden okumadan araştırmadan konuşuyorsunuz….Sizin o uyduruk sırf efendimiz(s.a.v)’i ve müslümanlığı kötülemek için yazılmış hikayelere inanmanız çok doğal çünkü,kolaysınız ve aldanıyorsunuz…Muhammed diye bakkal çırağından konuşmuyoruz üslûbuna dikkat et! sizin turan dursun dediğiniz kişiliksiz yazdıklarıyla dini bırakmaya hevesli cahilleri etkiler anca…O adam peygamberimizin türkleri sevmediğini ,islam’ın araplara vahyedilmiş olduğunu savunan ve aklını yitirmiş bir kişiliksizdir…Cehaletlerini, yalanlarını ,basit çarpıtmalarını göremeyecek kadar kör ve akılsız kişiler de var.Ki bunlar zaten islâm dışı kişilerdir..Biz o adamın alîm olabilmak için neler yaptığını da biliriz,müftülük yaptığını ,dînî proğramlar yaptığını da biliriz…Bu’da onun son derece yalancı ve sahtekâr olduğunun açık göstergesidir asıl ırkçı’da kendisidir….Savunmayın artık neyi ve hangi kitab’ı okuyorsanız okuyun, ama bizim inançlarımızın en nadide parçalarından bakkal çırağından bahseder gibi bahsetmeyin!!!Kur’an-ı kerimden raflarınızdaki basit kitaplardan bahseder gibi bahsetmeyin çünkü,bu yaptığınız sadece ayıp!!!(s.a.v)’in adını artık ağzına alma !!!….selametle….
Bakın, öncelikle eleştiriye tahammülünüz yok. Turan Dursun’un geçmişini biliyoruz. Bizden din konusunda kat kat çok daha bilgili bir insan. O yüzden hakarete varan derecede ithaflarda bulunmayalım lütfen. Yazdığı makalelerin hepsi kanıtlara ve yazılı olan belgelere dayanıyor. Kendi kafasından uydurmuş değil. Yiğit’in yazdığı gibi insanlık ne olursa olsun kimseyi öldüremez ve hiçbir şey için “mübahtır” dememelidir.
Şimdi bir makale daha aktaracağım. Dikkatli okuyunuz. Sadece yazan cümlelerden yapılan çıkarımlar vardır. Ki oldukça mantıklı çıkarımlardır bunlar.
KURAN’ IN TANRISININ BEDDUALARI
Yazdır
Bilindiği gibi “beddua”nın anlamı “kötü dua”dır. Türkçesi : İlenme ya da ilenç.
Aşağı durumda olan bir kimse, yukarıda olan birinden bir şey istediğinde, bir dilekte bulunduğunda “dua” denir buna. Kötü olanına da “beddua”. Bu dilek yöneltildiği zaman, birinin kötü duruma düşmesi istenir. Bunu sağlaması için yukarıda olan birisinden, üstün bir güçten dilenir.
İnsanların “tanrı”dan, “üstün bir güç”ten dilekte bulunmaları doğal. Ama “tanrı”nın dilekte bulunmasına gelince, anlaşılır gibi değil. “Tanrı” her gücün , her şeyin üstünde görüldüğüne göre hangi üstün güçten dilekte bulunur? Gelin işin içinden çıkın!
Kuran’daki tanrının beddualarını akla uygun bir biçimde yorumlamaya çalışan Kuran yorumcuları çok zorlanırlar, işin içinden çıkamazlar bir türlü.
Kuran tanrısı en başta insan denen varlığa beddua eder:
-”Canı çıksın o insanın, o ne nankördür.”(Abese, ayet 17)
Böyle bir beddua kimin için yapılır? Kuşkusuz düşman için. Demek ki Kuranın tanrısı insanı da düşman görüyor.
Sonra inanmazlardan özellikle kimilerini seçer, onlara beddua eder. Örneğin yahudileri, hıristiyanları:
-”Onları (yahudileri, hıristiyanları) Allah yok etsin!”(çev. Diyanet, Tebe, ayet: 30)
Allahın kendisi “Allah onları yok etsin!” diyor. Şaşılacak şey değil mi?
Tüm kafirlere, özelliklede bir kesimine:
-”And olsun ki ey inkarcılar ! Siz aykırı görüştesiniz! Bundan dönebilecek kimseler döndürülür. Boş sanıda bulunan, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın! (çev. Diyanet, Zariyat, ayet: 8-11)
-”Ey Muhammed! Onlara baktığın zaman, cüsseleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Tıpkı sıralanmış kof kütükler gibidirler. Her çığlığı kendi aleyhlerine sayarlar. Onlar düşmandır. Onlardan çekin Allah canlarını alsın Nasılda aldatılıp döndürülüyorlar!” (çev. Diyanet, Münafıkün, ayet: 4 )
Burada da Allah, münafıklar için beddua ediyor.
-”Çünkü o düşündü, ölçtü, biçti! Canı çıkası ne biçim ölçtü biçti! Canı çıkası sonra yine ne biçim ölçtü biçti! (çev. Diyanet, Müddessir, ayet: 18-20)
Hadislerde, Kuran yorumlarında belirtildiğine göre, burada kınanan, beddua edilen kişi, Muğire Oğlu Velid’dir. (Bkz. F.Razi, 30/198-202) Aynı kişi için Kalem suresinde de sövgüler yer almış, en sonunda “piç” anlamında “zenim” denmiştir. (Bkz. Kalem, ayet:8-13, Celaleyn, 2/230 ve öteki tefsirler).
- “Ebu Leheb’in elleri kurusun! Ok olsun malı ve kazndığı kendisine fayda vermez. Alevli ateşe yaslanacaktır. Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır.” (çev. Diyanet, Tebbet, surenin tamamı)
“…elleri kurusun!” yerine, “iki eli kurusun ” diye çevrilirse, ayetteki aslına daha uygun düşer.
Tanrı’nın burada beddua ettiği “Ebu Leheb”, Muhammed’e inanmadığı için ve düşman sayıldığı için Tanrı beddua ediyor. -
Hıh sadece gülüyorum,yazık ….o ebu leheb (s.a.v)amcasıdır hz’retlerinin yollarına dikenler koyan karısıda destekcisi olan kötü bir adamdır…O müşriklerin en pazarlıkcısıdır..Ebu leheb “alev babası” anlamındadır.Peygember’le dahi pazarlık yapacak kadar pazarlıkcı bir adamdır.,O adam peygamberimiz islam’ı yaymaya başladığında efendimize gelip, ben müslüman olursam bana ne var diye soran ve amca herkese ne varsa sana’da o var, cevabına karşılık beni herkes’le bir tutan din olmaz olsun diyen birisidir,böyle bir adam’ın değeri yoktur efendim, fiyatı vardır..Allah ile arsına çıkar koyan kişiliksizleden ne bekliyorsun ki sorarım???kalitesi ortada değilmi, yukarıda acınası bir şekilde bahsettiğiniz kişiliksizin ,iş’de kalite iş’de ebu leheb!!!Yukarıda yazdığınız tüm ayetler yalancı insanlar tarafından yazılmış ve çarpıtılmış ayetler…
Yani İslam’da Hz. Muhammed’in verdiği “rüşvetlerden” haberin yok!
O zaman şunu oku… Bunlay uydurma değil. Bir defa daha söylüyorum….
RÜŞVETLE MÜSLÜMAN OLANLAR
Malik İbn-Avf, Muhammed’e karşı savaşanların başkumandanıydı. 630 yılında Huneyn, bir başka adıyla Hevazin savaşında Müslümanlara yenilmişti. Mekke ile Taif arasındaki Huneyn vadisinde yapılan savaş, Arapların Hevazin ve Sakif kabileleri ile , Müslümanlar arasında olmuştu. Malik İbn Avf, Huneyn’i; terk ederek Taif’e gitmişti. Kendisi İslam düşmanı idi. Ama öneriyi ilgi çekici buldu. Çünkü öneri peygamberden geliyordu : Eğer Müslüman olursa, tüm malları ve tutsak ailesi kendisine geri verilecek, ceza görmeyecek, dahası 100 deve alacak, bir de kendisine yönetimde yetki verilecekti. Hemen kabul etti ve Müslüman oldu.
Buhari, Mütercimi Kamil Miras’a göre bu öneri, “olağanüstü peygamberlik cömertliği “idi.
Ama temel tefsirlerden olan Taberi tefsirine göre ise bu düpedüz “rüşvet” idi. (Kaynak: Camiu’l-Beyan fi Tefsiri’l Kuran c.10, s.141)
Peygamber;”Rüşvet verene de alana da Allah lanet etsin” demişti. Rüşveti veren İslamın peygamberi idi.
Rüşvet verilenler:”Müellefetü’l-Kulub”
“Müellefetü’l-Kulub”, gönülleri İslama ısındırılan ve pekiştirilen kimseler demektir. Hevazin savaşından sonra Arap kabilelerindeki güçlü ve etkili kişilerin gönülleri İslama kazandırılmak isteniyordu. En iyi yol ganimetlerden pay vermekti. Ortada da bir ganimet vardı. Hem de o tarihe kadar alınan ganimetlerden benzeri görülmedik derecede çoktu, bunlar:
6000 kadın
24000 deve
40000 davar
4000 okiyye gümüş’tü. (Kaynak: Sahih-i Buhari)
Peygamber kabile üyeleri arasında kimlerin daha etkili, nüfuzlu olduğunu çok iyi biliyordu. Müellefetü’l-Kulub için , yani rüşvet verilecekleri bunlar arasından seçti.
İslam hukukçuları ne diyor ?
Maliki fakihlerine göre bunlar İslama özendirilmek istenen kafirlerdir. Kimilerine göre de bunlar yarı Müslüman olmuş olanlardır. Ama müslümanlık henüz kalplerine yerleşmemiştir.
Görülüyor ki İslamı güçlendirmek için kimlerin güç ve destek sağlayabileceklerine inanılıyorsa, onlara rüşvet kapısı açık tutulmuştu. Toplumda güçlü olacakları görülen kimseler, gerek ganimetlerden, gerek zekat mallarından yararlandırılmışlardı.
Peygamberin, İslamı güçlendirmek gerekçesiyle, kimi insanları kazanmak için başvurduğu örtülü ödenek, ganimet, mal ve develeri, hurmalıklar, araziler ve zekattı.
peygambere sataşarak ya da uydurma haberlerle bulaşarak nereye varılmaya çalışıldığını çözemiyorum. sonuna kaynak: sahih-i buhari yazmak onu buhari nin yazdığı anlamına gelmez. ben de kafama göre sıkar, coşar altına istediğim ismi veririm.
çarpıtmalar ve yalan yanlış kaynaklarla kime, neyi anlatmaya ya da açıklamaya çalıştığını anlamakta güçlük çekiyorum kimyon ya da onur.
sabırsızlık ya da hoşgörüsüzlük yapmıyorum. zira bu kadar sabır başka hiçbir yerde bulunmaz.
ben cevap vermekten usandım. tek kaynak arsel, dursun vs. midir? türkiye’de akademisyenmis. hah. bu ülke de rektörler, dekanlar intihalden, yanlış makalelerden suçlu bulunup, tahliye oluyorlar. kaldı ki elimizde ki akademisyenler ne derece güvenilir bunlar ayrı meseleler.
konu türbanın neden akademik ve kamu hayatında tecritidir. birinin inancı gerici olabilir. hatta dinde de olmayabilir. banane , sanane? zorla insan mı çağdaşlaştırıyoruz. git o zaman erzurum’da, van’da, adıyaman’da ki eğitim isteyen insanları çağdaşlaştır, evine yardım götür, doktorunu sağla. çağdaşlık başka birine karışmaktan mı geçermiş. ne kadar kalıp oluyoruz bazen anlamsız ve yersiz.
cumhuriyetin türkiye’de ki problemi elitist ve jakoben olmasındaydı. tepeden inme demokrasi ve modernizm mi olur? hala, aynı hata. insanları bu tarz ayırarak, ayrıştırarak kamplara ayırdığımızın ne zaman farkına varacağız acaba.
kişilerin bireysel tercihleri, neden bizi ırgalasın. yani başı açık bir bayanla, tesettürlü olarak eğitim ve kamu alanında ne gibi bir fark olabilir? hakeden ve daha başarılı olan istediği yerde olur. türkiye daha fırsat eşitliğini sağlayamamış ve hala sağlamaktan yana değil. yazık!
Konu haddinden fazla saçmasapan kaydı.
Bu kaymaya neden olanlardan biri olarak özür dilerim!
Saygı sevgi çerçevesinde tartışmaktan çıkıldı artık.
Karşıt görüşleri belirterek tartışmak bu kadar zor artık işte.
Yazık!
Bize yazık!
Asıl toplumu bu raddeye getirenlere yazıklar olsun!
evet can dışına çıkıldı, bu yazıyı rica minnet yazdıran bendim. zira, türbanlı genç hakkında herkes rant peşinde. girsin diyende girmesin diyende. peki türbanlı gencin bu olayların ortasındayken ruh hali nedir? ben bunu merak edip, yazdırttım. ama öyle bir yere geldi ki, cevap verilse olmaz, verilmese olmaz.”muhammed’in rüşvetçiliğinden girildi, türk düşmanlığından çıkıldı, da da da da…..
bu başta tartışılıyordu evet, ama işte.
toplumu bu raddeye getirenin ne olduğunu düşünürsek, sanırım türbanlı gencin okuma hakkını kimin gaspettiğini de bulmuş oluruz.
Öncelikle eğer kaynaklara güvenmiyorsanız “gerçek” Buhari’nin yazdıklarını çıkartıp çürütürsünüz. Baştan “ben nerden bileyim” demezsiniz.
Ayrıca devrimlerin hep tepeden inme yapıldığı söylenir. Ancak Atatürk bunun başka bir yolu olmadığını bildiği için böyle yaptı. Yoksa saltanatı da devam ettirebilirdi ve kimse de bir şey demezdi.
Evet konu biraz saptı ancak bunlar da konunun yan dallarıdır. Öyle veya böyle ilintilidir.
TEKRAR EDİYORUM AKTARDIKLARIM YALAN YANLIŞ KAYNAKLAR DEĞİLDİR. SİZ EĞER ÖYLE OLDUĞUNU İDDİA EDİYORSANIZ LÜTFEN BU KAYNAKLARIN SAHTELİĞİNİ KANITLAYINIZ. SAHİH-İ BUHARİ’NİN GERÇEK METİNLERİNİ GÖSTERİN BEN DE O ZAMAN ÖZRÜMÜ DİLERİM.
Başa sardık ayrıca yine.
Hoşçakalın…
Onur’cum eğer Ankara’daysan bir gün oturur birlikte okuma yaparız kütüphane’de. bilgilerimizi çek ederiz. açarız kitapları tek tek konusuruz. katılmak isteyen de katılır. böylece daha ileriye güvenli bir şekilde gideriz. ama bu konu yine de gerçekten konunun dışında.
Onur Bey ve benzeri zihniyette olan arkadaşlar. haberiniz olmadığına eminim o yüzden hatırlatmak isterim. İçinde bulundğumuz bugünler Kutlu Doğum Haftasına tekabül ediyor. Yani İnsanlığın yüz akı Hz. Muhammed’in (s.a.v) doğum günü ve içinde bulunduğu hafta.
Siz burdan şunu yapmış, bunu yapmış diye atıp tuttunuz. O’nun kendine göre bir din oluşturduğunu, işine göre davrandığı, hatta hatta kötü olduğunu bile söylediniz. Soruyorum size, O’ndan ve İslamiyetten önceki Cahiliye Devrinden haberiniz var mı? Kık çocuklarının diri diri gömülmesiden ya da, putları helvadan yapan, çok acıkınca da alıp onu yiyen, ardınrdan yenisini yapan putpereslerden, Yoysa sizin de mi helvadan putlarınız var, ya da putlaştırdığınız kişileriniz.Bundan mı bu saldırı. Sevginin ve iyiliğin kaynağına sevgisizliği, merhametsizliği yüklediniz.
İslamiyet zuhur etmeden önce bile Hz. Muhammed kendi halkı içinde Emin lakabıyla çağrılırdı. İnsanlar genç kızlarını bile O’na emanet ederlerdi. kaynaklarda var açın okuyun! PEk çok örnek vverebilirim. Bu örnekler sizin okuduğunuz 50 seneyi geçmeyecek kitaplardan deil. Bin yıllık tarihten ve özenle korunurak gelmekte.
Ettiğiniz hakaretler, uydurmalar, akademisyen bile olsalar dünyanın kara cahili insanlardan aldığınız yazıları kopyalayarak yeterince karalıdınz. Hiç olmazsa Kutlu Doğum Haftasında biraz edepli ve saygılı olun.
Sahihliği ve gerçekliğinde alimlerce hem fikir olunan, (ki bu benim için yeterlidir) Kütüb-ü Sitte ile ilhan arseli karşılaştırıp. ilhan arsel mantığını benimseyecek kadar cahil değilim çok şükür.
Kutlu Doğum Haftası için biraz saygılı olun!
Biz de sizden aynı saygıyı bekleriz düşüncelerini aktardığımız kişilere ve bize karşı.
MÜELLEFE-İ KULUB, demek istediniz herhalde onur bey…Müellefe-i kulub kalpleri ısındırılan,yumuşatılan kimseler.Bir terim olarak, müellefe-i kulub;zekat verilmek suretiyle kalpleri islam’a karşı yumuşatılmak,zararsız hale getirilmek,dinde sebat ettirilmek istenen kimseleri ifade eder…Yani öyle sizin, katı anlamlar taşıyan açıklamalarınızdan, uzak bir anlam taşır müellefe-i kulub…Ve’de kur’an-ı kerim’de zekat verilmesi gereken yerler belirtilirken, müellefe-i kulub’a da yer verilmiştir…Müslümanların sayısınız az,güçlerinin zayıf olduğu dönemlerde, müslüğmanlığı tam olarak benimsememiş insanlara da, zekat verilmesi uygun görülmüştür…Saffan b.umeyye kendisi müşriklerin katılarından’dı , onun bir sözü geliyor aklıma…”Huneyn muharebesinde hz.peygamber(s.a.v),bana ganimet mallarından bir pay verdi.O benim insanlar arasında en sevmediğim kimse idi.Bana vermeye devam etti; sonunda insanlar arsında en sevdiğim O oldu!!! Bazı zaman da, müslümanlara eziyette bulunan kişilere kendilerine zekat verildiği taktirde ,müslümanlara yapılan eziyetlerin önlenmesi umulan kimselerdi ….Görüldüğü gibi sizin o anlattığınız olaylar yalandan ibaret…Siz, eğer bir şeyleri anlamak istiyosanız,okuyun kulak’dan duyma olaylar’la olmaz bu işler onur bey… Bizler turan dursun’u biliyoruz, geçmişini’de biliyoruz, diyer bahsettiğiniz söz’de iyi insanları’da tanıyoruz …Eğer siz’de bizim önerdiğimiz insanları ve kaynakları incelerseniz, gerçekleri bir pay olsun öğrenmiş olursunuz….Selametle…..
Semra kardeşimin de söylediği gibi kutlu doğum haftası içindeyiz…Edep’li sözler kullanırsak daha hayırlı olur ….Bakın; sevdiğinin sevdiğini sevmek ,sevginin en olur yanıdır …Bizler Peygamber efendimiz(s.a.v)’i seviyoruz ….O’nun yaptıkları sünnettir bizlere ,sizler için de öyle ama malesef bundan çok uzaksınız …Bu durum çok üzücü ama bu sizin seçiminiz ,zorla aklınıza birleyler katamayız kendiniz istemedikten sonra …..Umarım ALLAh sizi hidayete erdirir, ve birgün bizim farkında olduğumuz şeylerin, sizler de farkına varırsınız (amin)!!!…..Selametle…
A ha evet anlıyorum!
Melancholy ve Semra,
Konu gerçekten bu değil. başka biri için dualarınızı ibadetleriniz de ediniz. Cevap vermek ve savunmak istediğiniz kişiler mi var, siz en azından bunu bir “deneme” olarak yazın. konular kayıp, asıl konuşulmak istenen atlanmıyor mu?
kutlu doğum haftası kutlu olsun da bunu dediğim gibi bir yazıda belirtin. yazıyı okuyan son yorumu okusa kafası karışır.
birbirimizi anladığımızı sanıyorum. teşekkür ederim.
Kutlu Doğum içinde en azından bu tür hakaretler, hareketler, uydurmalar yapılmaması gerktiğini düşünüyorum. Şahsen ben bu hakaretlerin ve üstümüze düşen savunmama durumumun getireceği akıbetten korkarım. bundan sebep alt yazı olarak verdim Kutlu Doğum’u .
Yoksa bir tebliğ, uyarı niteliğiyle deildi. Konu buraya kayarsa kaydığı yere uygun cevaplar vermek gerektiğini düşünüyorum.
DİKKAT! Yönetim olarak yorumlara ilişkin 2. uyarıyı yapıyorum! Konunun başörtü yasağından peygamberimize hakarete kadar -hele hele Kutlu Doğum Haftası’nda- gelmesi düşündürücü ve üzücüdür.
Eleştiriye tahammül yönünde hala eksiğimiz var. Önceki uyarıda da yazdığım “Eleştiri Tahammül Yönetimi” yazısını okumanızı önermiştim, yine öneriyorum!
Her zaman söylüyoruz, DY’de yorumlar, bir tek harfine bile dokunulmadan, sansürsüz, olduğu gibi yayınlanır. Bunun için yorumlarınız anında yayına giriyor. Sadece ilk yorumlarda onay veriyoruz. Bunu da “ilk yorum denetimi” olarak spam’e karşı önlem olarak kullanıyoruz. Tartışmanın sansürsüz olacağına olan inancımızdan ötürü böyle bir kararımız var.
Yazı başörtü yasağına ilişkindi. Sizse yorumlarla, olayı yazı dizisi bile olabilecek bambaşka bir hale soktunuz. Burada “sen suçlusun, bu haklı” diyecek değilim. DY’de haklıyı aramayız! Doğru ya da yanlışlarla birlikte ortaya yeni bir bakış açısı, yeni bir düşünme balonu çıkarmak amacıyla TARTIŞIRIZ. Bu tartışmalarımız da asla ve asla polemik (söz dalaşı), sataşma, hakaret gibi yollarla olmamalıdır. Gayet medeni bir şekilde, karşımızdakinin insan olduğunu unutmadan, muamelemizi buna göre yaparak tartışmalıyız.
SİTE GENELİNDEKİ BUNDAN SONRAKİ YORUMLARDA ARTIK HUKUKİ YOLLARA DA BAŞVURMANIN GEREKLİ OLDUĞU DÜŞÜNCESİNDEYİM. KİMSE KİMSEYE HAKARET EDEMEZ, ONU AŞAĞILAYAMAZ!
Bu “artık yorumlara denetim geliyor” demek değil. Bu ARTIK yorumlarınızı HAKARET ETMEDEN, KİMSEYİ AŞAĞILAMADAN, SÖZ DALAŞINA MAHAL VERMEDEN doğruyu yanlışı ortaya koyarak, kendi düşüncenizi sunarak ve savunarak TARTIŞMAK ve yorum yazmak demek.
DY’de bulunan yazılar özgün bir içeriğin eseridir. Bu da verimli tartışma alanı oluşmasına zemin hazırlaması açısından önemlidir. Burada DÜŞÜNCELERİ, GÖRÜŞLERİ, FİKİRLERİ tartışıyoruz. Bundan sonra da böyle olacak. Siz de buna gayret gösterirseniz sevinirim.
Hatırlatmakta fayda var: DY hiçbir cemaatin, topluluğun, siyasi partinin, siyasi görüşün, örgütün üyesi, yandaşı, savunucusu değildir! DY özgür bir yazma ve tartışma alanıdır. Bu alandaki özgürlük kimseye hakaret, aşağılama gibi şeyleri sağlamaz. Yazılanlardan, üyeler sorumludur. Oluşabilecek hukuki bir durumda, taraflara ilişkin gereken neyse yapılır!
Verimli, düzgün, sağlıklı tartışma dolu günler diliyorum…
[Görüş ve önerilerinizi İletişim bölümünden bize iletebilirsiniz.]
yeter bi yorum için bu yorumlarınız ne yha artık hiç bir şey yazmayın
Konuyla ilgili olduğu sürece yorum sınırımız yok ezgi hanım. Konu dağıldığı için uyarma gereği hissettik.
bir gün başörtünün tartışılmadıgı günleri hayal ediyorum. ben ataerkil olan ve geleneklerle yoğrulan bu toplumda kadınlarımızın durumu zor başörtülü olsun açık bayanlar olsun her zaman tartışma konusudurlar. malesef insanların egitiminin engellenmesinin bu ülkede bir hak olarak hala görülmesinin anlayamıyorum. bu ülkede aynı düşüncede olan erkeklerin rahatlıgı sahip oldugu haklardan malesef başörtülü kadınlarınların mahrum edilmesini küçük görülmeleri haksızlık ve tek şansları egitim ve bir birey olarak ön plana çıkmaları , kendi hayatlarını kurmalarının tek yolu egitim Her insanın temel hakkıdır egitim. insanların kişisel kurtuluşları olan egitimi onların elinden almamalıyız.bence bu toplum açık ve kapalı kadınları belirli şablona koymuş onun etfafında dönüp duruyor… başörtü tartışmalarının her zaman kavgalara dönüşmesi çok üzücü . aynı geminin yolcularıyız lütfen bunu unutmayalım.bu ülkede başı açıkmı kapalımı tartışmasından çok zihni açık insanlara ihtiyaç var. bu insanlar okumasınlar iş sahibi olmasınlar hep geride kalsınlar bunu istiyor olamayız. hiç adil degil.başörtü tartışmalarının olmadıgı günler dilerim.
bazıları konunun saptırıldığının söylenmesine bile tahammülü yok ama gerçekten konu çok fazla saptırıldı. burada yorumu yapılan bence kuran, müslümanlık, turan dursun, vs olmamalı. ayrıca lütfen haddiniz aşan ifadelerde bulunmayın. kutsal bir kitabı inansanız da inanmasanız da yargılamak size düşmez. bazı mutlak doğrular vardır. öyle kabul edilmesi lazımdır. değerlendirmesi, açıklaması sadece inananılan tanrının katında mümkündür.
neden tesettürlü olmak sorusuna gelince.. mutlaka benim gibi düşünmeyen insanlar bu satılarımdan sonra yazacağım şeyleri anlamayacaktır ama ben yine de neden tesettür sorusuna bana gönderilen bir yazı ile cevap veriyorum:
Tesettürlüyüm Çünkü..
Allahı hatırlamak ve hatırlatmak için..
Yaratılış gayemin gereği…
Özel olduğum için ..
Özel hissettiğim için ..
İnsanların gözünde değil Rabbimin nazarında özel olduğum için..
Kulluğumun gereği..
Rabbimin rızasını kazanmak için..
Tesettürlüyüm diyorum.
Örtü, yükseklerden bir emir ve yüksek bir eylemdir! Allah’tan kuluna mahsus bir hediye, Mü’mine mahsus bir ahlaktır!
Göklerden gelen hediyeyi kabul ettiğim için Tesettürlüyüm…
Tesettürlüyken daha rahat olduğum için,
Dışarıda kendimi en rahat hissedebileceğim giyim şekli olduğu için,
Allah rızası için,
Bir takım kötü gözlerden koruduğu için,
Tesettürlü bir insan dış görünüşüyle değil de kişiliği ve ahlakıyla davranışlarıyla, düşünceleriyle ön planda olduğu için…
Tesettürlüyüm çünkü…
hürüm ben!
tesettürüm sayesinde namahremim saygı duruşuna geçmek zorunda…
(öyle bir temsil etmeliyim ki bu olmak zorunda)
Tesettürlüyüm çünkü Hak böyle istiyor…
Hakk istedi mi, şek yok şüphe yok koşul yok şart yok…
Tesettürlüyüm çünkü;
hürüm ben…
Budur sebebi örtümü başımda taşırken gözlerimin ışıması…
Gurur addetmeyiniz…
Tesettürlüyüm çünkü ;
ben çiçek gibi taşımıyorum başımda örtümü
ben örtümü kurşun gibi yüreğimde saklıyorum
Tesettürlüyüm çünkü ;,
değerliyim!!
Tesettürlüyüm Çünkü..
Kem gözler-çirkef bakışlar bana göre değil….
Tesettürlüyüm Çünkü..
Allah’a İtaat Ediyorum..
Tesettürlüyüm…Çünkü
Allah’a Teslim oldum…
Tesettürlüsün Çünkü
güzelsin ve güzel olduğun için gizlisin(saklısın),Gizli olman emredilmiş…Göz önünde olanın, kolay ulaşılanın ne değeri vardır ki?…
Tesettürlüyüm Çünkü;
Yüce Rabbim emretmiş.
o, bu dedi diye vazgeçecek kadar basit olsaydı başımda taşımaya utanırdım.
elhamdülillah gururla taşıyorum…
Tesettürlüyüm Çünkü;
“O” öyle emretti.
Tesettürlüyüm Çünkü;
AHLAK ANLAYIŞIMDIR
Tesettürlüsün Çünkü;
Büyük bir Allah ağrısı çekmeyeceksin ..
Tesettürlüyüm Çünkü;
o benim kimliğim !!
Tesettürlüyüm Çünkü;
Rabbim in verdiği bedenle dünyaya cihat için gönderildim.
onu koruyacak en güzel zırhtır tesettür ..
Ve silahimdır başörtüm …
zalime ve zulme karşı direnmek ben Rabbimin emriyim dıye haykırmak için..
Tesettürlüyüm Çünkü;
başımda bulunan ufak bir bez parçasıyla sevap kazanıyorum,
Tesettürlüyüm Çünkü;
İslam’dan rahatsız olanlarla kavgasız,gürültüsüz,kansız-cansız ancak böyle savaşabiliyorum,
Tesettürlüyüm Çünkü;
öbür tarafta tesettürsüzden tek ayrılcalığım bu olacak,
Tesettürlüyüm Çünkü;
zevk alıyorum,
Tesettürlüyüm Çünkü;
kendimi seviyorum,Rahat yaşıyorum çünkü;
TESETTÜRLÜYÜM..
Daha ötesi varmı?
yazıyı okudum. üşenmeden yorumlarıda okudum. ama burdan anladığım şey burada başörtüsünü savunmaktan öte bazı yorumlar tesettürsüz insanlara saldırmaya yada daha doğrusu iğnelemeye kaçıyor.
var daha ötesi çok uzatmadan bende söyle yazayim ozaman;
tesettürsüzüm çünkü bir bez parçasının beni hiç bir şeyden koruyacağına inanmıyorum.
tesettürsüzüm ve bunan dolayı allah acısıdır bilmem ndir çeceğime falanda inanmıyorum.
tesettürsüzüm cünkü kimse bana bişey emretmedi.
tesettürsüzüm çünkü hiç br şeye kaşulsu şartsz teslim olmak gibi bir niyetim yok sorgularım herşeyi bunu yapmaktanda memnunum
tesettürsüzüm çünkü silaha milaha ihtiycım yok işte bendetam bu noktaya değinmek istiyorum. bir süre için tesettürle girse insanlar ne olacak diye düşünüyordum ama “bu benim silahım” cümlesi yanlış düşündüğümü gösteriyor. karşıyım. ve sizde buna en az kendiniz için talep ettiğiniz kadar sagıgöstermek zorundasınız.
şaman olabilirim,deist olabilirim,ateist olabilirim aynen sizin müslüman olduğunuz gibi . ancak ne zaman ki bu şekilde dinle alakalı hak talep edecek olanlar (başörtüsü gibi) bu diğer dinlerin isimlerini bil duymaya tahamülü olmayanlar buna saygı gösterecekler bence ancak ozaman birşeyler talep etmeye haklar olacak.
saygılar
iyi de aysegül hak sahiplerine hak dağıtıcı kim olacak?
ayrıca, bazı insanlara sen istediğin uhrevi inancı taşıyabilir gereğini yerine getirebilirsin, sen getiremezsin mi diyecek bu “hak dağıtıcı” ? şunu da belirtmek isterim, çoğu fakültede bahar şenlikleri yakındır. bahar şenliklerinde alkol de tüketilecek. alkollü ve sarhoş gezmek serbestte, türbanlı gezmek mi yasak?
bence isteyen, alkollü de dolaşır, türbanlı da. ikisini şu açıdan aynı kefeye koyuyorum. ikisi de bireysel özgürlük. senin benim hakkım değil aysegül insanlara karısmak, kimsenin de değil, bence. ancak özgürlüğünü kullananın başkasına rahatsızlık verme gibi bir hakkı yoktur.
ben ne zaman ankara üniversitesi’nin önünden geçsem türbanlı kızlarımızın güvenlik kulübesinin yanında peruk takmalarını görüyor, utanıyorum.
kemalizm’in ve kemalistlerin savunduğu, elden gidiyor denilen “cumhuriyet” peçeli demokrasi midir? bu mudur? kişileri en temel özgürlüklerinde bile kayırıyor mudur?
toplumdan tecrit edilmek hangimizin hoşuna gider aysegül?
bir daha oku istersen yazdığımı bir hıristiyana ateiste sokak yakalayıp sadıran insanlarda var bu ülkede. özgürlükse hepsine özgürlük diyorum ben müslüman olmanın getirdiği ayrıcalık niye? başka dine mensup olanları bir yandan aşşağılayıp bir yandan da benim dinim böle söye ozaman ben böle söyle yaparım olayı cok sacma bence.
baş örtüsüne özgürlük istiyoruz aynı zamanda bir sorum var cevap hakkı ise tüm herkeze açık
nene hatunu hepimiz sever ve saygı duyarız, olmayacak birşey ama diyelimki çıkıp geldi günümüze baş örtülü diye devletin resmi kurumlarına giremeyecekmi yada girmek isterse bunu kim engelleyecek, engellemek isteyenin böyle bir hakkı varmı?
Tesettür bir ahlaka anlayışını ya da bir kimliği temsil edemez!!İşte bu yüzden, tesettürün ”şiddetle” üniversitelere girmesi gerektiğini savunanlar karşısında şidetle duruyorum.Ayrıca siz tesettürsüz insanları çoktan etiketlemişsiniz ve bu etiketlemeye eğer okullara ve devlet dairelerine girerseniz oralarda da kat kat arttırarak devam ettireceğinizi düşünüyorum ve bunun sonuçlarının çok kötü olacağına inanıyorum.
Çok önemli ve hemcinslerim adına beni çok üzen bir nokta daha:Tesettürsüzüm ve kesinlikle bir cinsel obje olarak ortalarda dolaşmıyorum!En az sizin kadar ,sizin deyiminizle, ”gizli” olabiliyorum!..
Sorgulamadan dini kabul eden,SİZ!, işinize gelmeyince nasıl da düzeni sorguluyorsunuz? Hangi hak bunu verir ki, önce dininizi hiç bir etki altında kalmadan sorgulayın. İslam tanrısını başımıza yollayan büyük bir liderdi, küçük insanları etkisi altına alan güçlü bir lider. Ayrıca saralıydı. Siz de büyük liderinizi örnek alın. Saralı olun… değil tabiki.. düşünün ve dinsizliğe sonra intihara adım atın! İntihar sizi saçma sorunlarınızdan kurtaracaktır.
Bu yorum kirilov a ithaf edilmiştir.
Sorgulamak aslında olması gereken bir şey ve insanı dinine daha sıkı bağlarla bağlatabilecek bir kuvvettir. Fakat herkes sorgulamıyor dinini, bunun elbette farkındayız. Bazı insanlar içinden geldiği için, bazıları zorlamayla, bazıları görerek kapatıyor başını. Başını kapatsın ona lafım yok. Ama içini kapatmasın. Erkekleri canavar olarak görmesin. Bizlere selam vermekten çekinmesinler. Maalesef bazı türban takanlar kafalarını ve insanlığını da türbanlıyorlar. Benim bunlarla derdim var. Açık olunca konuşur, kapalı olunca konuşmaz. Siz saçınızı kapatarak dinin sadece bir yönünü hayata geçiririsiniz. Oysa din, özellikle bizim dinimiz, o kadar büyük bir dehliz ki, tam anlamıyla Müslüman olduğumuzu iddia etmek dehlizin içinde yalpalamadığımızı söylemek kadar basit ve manasızdır. O dehliz ki insanı sapıttırabilir de insanca yaşattırabilir de boğabilir de. Şeytandan uzak durmanız dileklerimle. Allah’a emanet olun sevgili dostlar.
aziz çok doğru söylemiş. türbanımı çıkarmak istemiyorum şuan günümüzün modası mı, türban denen şey islamla eşit noktaya mı getiriliyor? eğer kitabı mukkaddes binlerce ayetten oluşuyorsa tek bir cümlede debdebede kalan milyonlar bir yandan günah işlemiş olmuyor mu? iyi analizler diliyorum.
insanları simgesellştirmemek gerekir.bir açık kadın iç çamaşırı bile giymeksizin dolaşırsa ya süper mini bir etekle gezerse bunu herkes yadırgar..başı kapalı olan da açık olan da…ve başka bir kadın başına örtü takıp makyaj yapar daracık kotla gezerse onu da herkes yadırgar…varmak istediğim nokta şudur:birinci örnekteki kadın genelleştirilmez ve bütüğn açıklar böyledir denmez..ama her nedense ikinci örnekteki kadın simgeselleştirilir,genele yorulur ve bütün başörtülüler aynı kefeye konur…işte burda konu objektifliğini kaybeder…saygıyla…
bence üslubunuz hiç hoş değil…söylenecek fazla söz yok…kalıplaşmış,yüzeysel ve yıkıcı…
yorumları okumaktan gözlerim kaymaya başladı ama sonunda bitirdim.bu kadar okuduktan sonra birkaç kelime karalamadan olmaz..bütün bu tartışmaları çok üzücü buluyorum…siz ve bizleştirilmek ne kötü..amaç zaten insanları bölmek değil mi? oysa ben insana insan olduğu için saygı duyulan,insan olduğu için sevilen bir dünya istiyorum.ne yer,ne giyer,ne içer,neye inanır banane yaaa.ben o insandan ne alabilirim ve ona ne verebilirim…onunla ne paylaşabilirim buna bakarım…kimse kimseyle aynı şeyi düşünmek,aynı araştırmayı yapmış olmak,aynı inanca sahip olmak zorunda değil..o halde birbirinizi üzmenin ve zaman kaybetmenin ne alami var.. bu konu bence hakettiğinden çok fazla tartışılmış…ya aslında yapıcı tartışmalar olsa yıllarca devam etsin dicem ama zor gibi görünüyor…umarım bir gün insan olabilmenin kıymetini anlarız…
Benim de tüm yorumları okumam oldukça zamanımı aldı ama sonunda bitirdim.Şunu söylemek istiyorum: Ben de başörtülü biriyim ve sırf yazının başında bunu yazdığım için bile belki bazı insanlar devamını bu önyargı içinde okuyacaklar. Ama açıkcası burda okuduğum onlarca yorumdan dolayı gerçekten o kadar üzüldüm ki.Ben ne ailem istediği için ne de çevrem bana böyle aşıladığı için kapalıyım.Ne başörtümü silah olarak görüyorum,ne de beni herkesten farklı kılmak için olduğunu. Bu sadece benim kendimi bir nevi ifade ettim,kendimi dışa vurduğum bi yöntem. Ben, bana sadece bakan bir insanın benim dine verdiğim önemi hemen, ilk anda anlamasını istiyorum.Bu kesinkikle açıklar aynı önemi vermiyor, yada benim kadar önem vermiyorlar demek değil.Ben sadece bunun ilk anda anlaşılmasını,bunun benim büyük bir parçam olduğunun ilk ana farkedilmesi için takıyorum başörtüsünü.Ve bunu yapmanın insana nasıl bir yük yüklediğini anlayabilse herkes eminim daha saygılı yaklaşabilirlerdi bu duruma. Sıcakta tüm vücudunu örtmek, ne kadar aksi gene gene savunulsada herkesin farkınad olduğu garip bakışlar altında kalmak,kendinden bi parçayı sanki ona hiç değer vermiyormuşssun gibi herkesin gözü önünde çıkarmak zorunda kalmak… bunlar insanı, o insanın kişiliğini o kadar derinden etkileyen şeyler ki.
Bu tartışmalar ben doğduğumdan beri var lduğundan malesef ben öldüğümde de var olacağından korkuyorum. İçin komik yanıysa bence bunda bu kadar tartışılacak ne bulbiliyoruz,ne buldurulabiliyor anlayamamam. Madem herkes bu işin çözümünün saygı da olduğundan hemfikir, neden tamam deyip vazgeçemiyoruz. Dünya da savaş,açlık,sivil ölümleri hala varken bu kadar mı önemli kendi fikrimizi öne çıkarmak?Neden tamam deyip işin ucunu bırakamıyoruz?Bu işin başından beri kaç görüş değişebilmiş ki?kaç insan kabul etti haksızlığını?Nasıl hala önemli olan kapalı mı açık mı olmasıda okuldan kaçıncılıkla mezun olması olamıyor?
Keşke gerçekten hepimizin lafta büyük önem verdiği gibi saygı, gerçketen duyulabilse birbirimize karşı.
Sayın Zeynep Hanım daha doğrusu Zeynep Bacımız,
Sizin çektiğiniz sorunlara yeteri kadar ortak olamamın acısı ile bizde sizin başınıza gelen bazı problemlerle karşı karşıyayız. Benim de bir kız kardeşim var ve aynı sorunları yaşıyor. Zaten memleketimizde tesettürlü olan tüm bayanlar bu sorunlarla karşı karşıya. İlk olarak demek istediğim modernlik ile ilgili: Mehmet Zaid Kotku(r.a.) Hoca Efendi bir sohbetinde şöyle diyor “Bize gerici diyen şu insanlar bizlerden daha gericidir. Çünkü bu toplum altmış yıl öncesine kadar kapalı iken altı yüz yıl öncesinde açıktı. Dolayısıyla onlar bizden beş yüz yıl kadar daha gericidirler.” İkinci olarak eklemek istediğim ise şu ki: Sizi ve sizin gibi mücadele eden kişileri canı gönülden destekliyorum. Çünkü maruz kaldığınız baskı ve sindirme propagandasına dayana bilmek her insanın harcı değildir. Bu size Allah (c.c.) ‘nün büyük bir lütfüdür. Allah(c.c.) Yar ve yardımcınız olsun.
senin görüşüne bile saygı duyulmaz fazla söze ne hacet
@ezgi,
yha değil ”ya”dır Ezgi hanım.
Yeni okuyan herkes istediği şekilde cevap verebilir yorumunuza.Ki bende vereceğim.
Kapalılık hiçbir beşeri ilgilendirmez.İsteyen herkes kapanır aslında bu isteyede bakmamalı çünkü ilahi kurallar var onlara riayet etsek böyle küçük şeylere takılmazdık.
Kampüs içinde yarı çıplak bir şekilde gezen insanlarıda ben görmek zorunda değilim.Bu iş ben istemiyoruma kalmamalı esasen fakat ”medenileşeceğiz” ya da ”modern” olacağız diye kıyafetleri birilerinin istediği tarz giymek zorunda kalıyoruz. (!)
Özgür müyüz hayır değiliz..”Müslümanım” diyen biri nefsine zor gelip, nefsini yenemeyip kapanmıyorsa yinede Son Kitabın getirdiği emirlere riayet edip başkasını o bağlamda özgür bırakmalı!
Aslında senlik benlik bir olay değil bu kapalılık.Ben nasıl karışmıyorsam açıklığa kimsede kapalılığa KA-RI-ŞA-MAZ!!!!
İslam dinindeyse bir insan şu ayeti kabul edip ona göre kendine çeki düzen vermeli ya da başkasına yaşam hakkı tanımalıdır.
——————————————————————————–
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.
NUR SURESİ 31.AYET
Ayet gayet açık.
Allah c.c. bizleri uyandırsın.
Bakara
(7) Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
Allah cellecelaluhu hakiki iman edenlerden eylesin.UYANDIRSIN insanlığı.Sonuçta sonsuz bir azapta olabilir.Mevla c.c. korusun.
Baız yorumlara baktımda Allah insanlara bela okur tarzından cümleler gördüm.Allah c.c. her şeye kadirdir.Gerçek kaynakları okumanızı tavsiye ediyorum..
Allah insanlara bela okumaz; insanlar kendilerine bela okurlar. Allah kin gütmez, emirlerinin yerine getirilmesini ister. Allah’ı dinlemeyenler Hz. Muhammed’e kadar helak oldu. Hz. Muhammed’den sonra Allah hiçbir kavmi helak etmedi. Küfre sapanlar kıyametten sonra cezalarını çekecekler.
Allah (c.c.) her şeye kadirdir cümlesini bela okur bağlamında demedim, yanlış anlaşılmasın, bu düşüncede olanların doğru kaynakları okumasını tavsiye ettim.
Gerçekten bu kadar yazının üstüne ben de yorum yazmak istedm:
İnanmayan lar, Hz.Allahın ayetlerini kabul etmeyen ,yalanlayanlar için dua ediyorum onlar o kadar çok şeyden mağrum kalıyolar ki,o maneviyatı yaşayamıyolar, inşallah birgün o kardeşlerimizde doğruyu bulur ,Yaratanı tanır,bu durum karşısında onlarla kendimi kıyaslayınca halime şükrediyorum Hz.Allah iyi ki de bu huzuru bana yaşatmış,ve iyi ki de tesettürlüyüm, örttümle gurur duyuyorum….
şahsım adına konuşmalıyım ki ben asla ve kat’a birisi başörtülü başörtüsüz diye bir değerlendirme yapmam.. benim başımda taşıdığım bi ayet var ve bununla da gurur duyuyorum. herkes karşıdakini kendi gibi sayarmış ya demek ki siz de kendiniz gibi görüyorsunuz bizleri yani karşıt düşüncelere saygısı olmayan bencil varlıklar gibi..
ayrıca şimdiye dek kimseyi başörtümle etkilemedim “gel sen de başörtüsü kullan” gibi.. ben karşıt düşüncelere saygı duymamla, giyim kuşamımdaki asaletle anılır oldum. BAŞÖRTÜMÜ siyasi simge olarak kullanmadım. bence bu tarz kalıplaşmış fikirlerinizden az da olsa sıyrılın. ufak bi tavsiye..
tşk ederim :)
amin ve desteğiniz için tşk ederim :)