Bir 23 Nisan Bayramını daha hep birlikte kutladık. Yine sınıfları süsledik, stadları doldurduk, şiirler okuduk… Atamızı ve bu millet için can veren binlerce şehidimizi andık. Günün anlamından iyice uzaklaşmış ’ sosyal ‘ insanlar için ise fazladan 1 tatil günü geçirdik.
Çocukların günüydü bugün. Herkes susacak onlar konuşacaktı. Bugün ülkeyi onlar yönetecekti. Başta cumhurbaşkanlığı olmak üzere birçok yerde onların sözü dinlenecekti. Siyaset meydanı ve 32. Gün onlarla reyting yarışına girecekti. Çoğu yerde böyle coşkulu ve eğlenceliydi 23 Nisan ‘ çocuk ‘ bayramı. Ama bu güzel günde de hiç ama hiç istemediğimiz görüntüler vardı. Diyarbakır’da köye giren panzerleri ve polisleri çocuklar ellerinde bir demet taşla karşıladılar. Aslında son zamanlarda buna alıştık ama yine de 23 nisanda böyle bir olay yaşanması gerçekten çok üzücüydü. Asıl üzücü olan ise polisin eline geçirdiği bir çoçuğu öldüresiye dövmesiydi. Ortada büyük bir yanlış var ama yanlışı yapan kim? Çocuğu döven polis mi, taşı atan çocuk mu, yoksa taşı attıran mı? Bu soruya cevap bulmak güç belki ama asıl güç olan taşı kimin attırdığı: Kürt sorununa bir türlü çözüm bulamayan sadece silah bırakın diyerek hiç bir proje üretemeyenler mi yoksa inadına çocuklarını kışkırtanlar mı? ” Artık buna bir cevap bulunsun, artık bir cevap getirilsin, artık çocuklar ölmesin anneler ağlamasın ” biz ”artık” kelimesini kullanmaktan bıktık, ama onlar sadece laf üretmekten bıkmadılar.
Son olarak şunu eklemeden geçemeyeceğim; aynı haberi bir kaç saat sonra güzide bir kanalımızda izledim. Haber aynen şöyle ‘ polis kendi arkadaşının attığı taştan yaralanan çoçuğa yardım eli uzattı. Yapmayın gözünüzü seveyim..
Saygılarımla..



