Ergenekon dalga dalga gelmeye devam ediyor. En son onuncu dalga adı verilen büyük çaplı bir operasyonla Avrasya TV’de yaklaşık on beş saat arama yapıldı. Bu sure içerisinde Avrasya TV’nin yayınları devam etti. Onuncu dalgada büyük yankı uyandıracak bir diğer haber, Türk Metal Sendikası’nın yaklaşık 35 yıllık başkanı Mustafa Özbek’in gözaltına alınıp tutuklanmasıydı. Mustafa Özbek, bir müddet sonra serbest bırakıldı.
Yapılan operasyonlar, içeri atılan insanlar, gözaltına alınanlar Ümraniye soruşturmasıyla ilgili bende şüphe uyandırıyor ister istemez. Neden böyle düşündüğümü size açıklayayım. Operasyon kapsamında “ sağcı ” veya iktidar yandaşı olarak nitelendirdiğimiz kişilerden hiçbirisi tutuklanmadı. Tutuklanmasını bırakın bir yana, gözaltına bile alınmadılar. Böyle bir ortamda hükümetin tarafsız olduğunu söylemekte zorluk çekiyorum. Meselâ Yalçın Küçük, Mustafa Balbay, Erdal Poyraz, İlhan Selçuk, tutuklu olarak yargılanan Doğu Perinçek ve adını bilmediğim bir sürü kişi. Bunlardan hangisi hükümete destek veriyor? Hiçbiri. Hepsi hükümet aleyhinde yazan çizen şahıslar. Şimdi ben bu hükümetin Ergenekon operasyonunu nasıl destekleyeyim, doğru bulayım? Aksak aksak sürdürülüyor dava. 2500 sayfalık bir iddianame hazırlamanıza rağmen tutuklular hâlâ, -ki içeride aylardır tutuklu bulunanlar var- hangi sebepten dolayı içeriye tıkıldıklarını bilmiyor. Davanız öyle bir pozisyonda ki Nurseli İdiz’i bile gözaltına alabiliyorsunuz, ki Nurseli İdiz Kanal D’de Van gölü canavarıyla şöhret yapan bir insandır. Nurseli İdiz’in bu davayla ne alakası olabilir? Bu iddianameye Nurseli İdiz adı nasıl konmuştur? Kuddisi Okkır’ı içeri tıktınız; adam neden yargılandığını bilmeyerek ihmalkârlık yüzünden öldü gitti. Orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’u içeri aldınız darbe teşebbüsüne ortam hazırlamak suçundan. Bu orgenerallere iftira atılmadığını düşünüyorum ve demokratik olmayan bir yoldan Türkiye’yi ele geçirmeye çalışan bu zihniyeti hiç tasvip etmiyorum. Darbe günlüklerinin doğru olduğunu düşünüyorum. Hükümeti bu yönden eleştirmiyorum ben. Benim eleştirim ortak noktaları hükümeti yermek olan ünlü yazarların bu operasyona dahil edilmesinde yatıyor. Ergün Poyraz’ın bütün kitapları AKP’yi ve Fethullah Gülen’i yerden yere vuruyor. Doğu Perinçek, Abdullah Öcalan’la röportaj yapmış ve Ermeni soykırımı iddialarının asılsızlığını kanıtlamak için bir tomar evrakla İsveç’e gidecekken vize almasına müsaade edilmeyen esrarengiz bir adam. Daha iddianame tam hazırlanmadan istediğiniz insanları göz hapsine alıyorsunuz. Bazılarını birkaç gün sonra bırakıyor,bazılarını tutuklu yargılanmak üzere adliyeye sevk ediyorsunuz. Ek iddianamenin hazırlanacağını duyduk haberlerden. Bu operasyonun ucu çok açık. Bu operasyon dipsiz bir kuyu gibi gözüküyor.
İnsanların telefonları dinleniyor, telefon konuşmaları dikkate alınıp iddianameye yazılıyor. Bunların kaçı usulüne uygun yapılıyor belli değil. Biliyoruz ki bir kişinin telefonunu dinlemek için Anayasa Mahkemesi’nden izin almak gerekiyor. Operasyon sürerken aydınlarımız rahat konuşamadıklarını ifade ediyorlar. “ Acaba beni de dinliyorlar mı? ” tehlikesi altında yaşadıklarını söylüyorlar. Bu durum, AKP’nin bir korku imparatorluğu vücuda getirmek istediğini anlatmıyor mu?
İktidarın hükümeti eleştirenlere yönelik tutumu, insanın kafasında soru işaretlerinin zuhur etmesine sebep oluyor. “ AKP hiç eleştirilemeyecekmiş ” gibi bir hava oluşturuluyor. Korku imparatorluğuna doğru gidiyoruz sanki.
Ergenekon denilen terör örgütüne iştirak edenler her halükarda tutuklanmalıdır. Benim buna bir lafım yok. Elbette ülkeyi huzursuz edecek darbe girişimlerine olması gerektiği gibi tavır takınıyoruz, ülkeyi kargaşaya sürükleyerek ortaya çıkan kaos ortamından nemalanmak isteyenlere karşı duruşumuzu yineliyoruz. Ancak iktidarın kendisini eleştiren yazarlara karşı taraflı bir tutum sergilemesini doğru bulmuyorum. Dediğimi tekrar edeyim:Ülkede hiçbir sağcı ya da hükümet yanlısı göz hapsine alınmazken,solcular ya da hükümeti yerenler birer birer sorgulanıyor. Aynı şey televizyon kanalları için de geçerli. Bakıyoruz ki hükümeti doğru dürüst eleştiren tek kanal Avrasya TV’ye baskın düzenleniyor, kanalda yaklaşık 15 saat arama yapılıyor. Kanalın programlarına hep karşı taraftakiler çağırılıyor. Mesela, sözünü budaktan sakınmayan, dobra dobra konuşmaktan çekinmeyen, Anadolu’nun bağrından çıkmış yazar Nihat Genç; yayımladığı İsrail belgesellerinden dolayı TRT’den atılan Banu Avar; Cumhuriyet gazetesi yazarı Prof. Dr. Erol Manisalı; Vatan gazetesinin en beğendiğim yazarı Can Ataklı vs. Bu yazarların ortak noktaları, iktidarın her yaptığına “ eyvallah ” deyip geçmemeleridir. Sağlam duruş sergileyen tek kale Avrasya TV’yi, Kanal Türk’ün âkıbetine uğratmaya, çembere almaya çalışıyorlar. Şimdi sorun kendinize:İktidar Ergenekon operasyonunu objektif bir şekilde mi yürütüyor?
Bu konuyu yazın defterime de işledim. Tam 9 sayfa sürdü. Henüz diz üstü bilgisayarıma yazma imkanı bulamadım. En kısa zamanda yazımı denemeyazilari.com’daki arkadaşlarımla paylaşacağım. Bu yazımdaki görüşlerimi aradan aylar geçmesine rağmen onaylamaya devam ediyorum.



Azizcim, benim anlayamadığım bir nokta var. AKP’nin gücü gerçekten yargıya yetebilir mi? Yani , yargı siyasetten uzak ve bu tür davalar da bağımsız çalışan bir yerdir. Yani, Başbakan bunu da alın içeri dediği zaman Savcı Zekeriya Öz ‘de tamam deyip alabilir mi içeri? Eğer, AKP ‘nin gücü bu kadar korkutucu boyutlardaysa neden kendi davasında direkten dönmüştür.
Sevgili Aziz yazında katıldığım yerler de var katılmadığım yerlerde ancak yazındaki bazı hataları pek önemli olmasada söylemeden geçemeyeceğim…
1.si bildiğim kadarıyla Mustafa Özbek hala tutuklu… Mustafa Özbek’in 35 yıllık sendikacı olması onun İyi bir sendikacı olduğunu göstermez bilakis sendika ağası olduğunu sarı sendikacı olduğunu gösterir. Ayrıca İşçilerin üzerinden nasıl bir malvarlığına sahip olduğunu sorgulamak gerekiyor… Tabi ki tutuklanması bu yüzden değil ART’den AKP’ye muhalefet yapması diye düşünüyorum tabi olayın derinliği bilemediğiz için bunlar sadece bizim yorumumuz olarak kalıyor ancak Özbek’in işçilerin üzerinden kazandığı malvarlığı mutlaka sorgulanmalı.
2. sağcı diye nitelendiğimiz insanlardan kimse tutuklanmadı demişsin mesela Özbek sağcıdır. İbrahim Şahin sağcıdır, Veli küçük keza öyle Sami Hoştan yine öyle… İllaki sağcı veya solcuların tutuklanması diye birşey olamaz zaten burada gerçekten bir örgüt varsa onun içinde olanların içeri alınması yani suç teşkil eden olaylar yüzünden içeri alınmaları gerekir sağcı, solcu ortacı fark etmemesi lazım… yani bu yüzden eleştiri yanlış bana göre…
2.si Erdal Poyraz değil Ergün Poyraz olacak yazarın adı.
Sevgili Aziz bey Darbe Günlükleri’nden de bahsetmişsiniz.Bu Darbe Günlüklerini tutan saygıdeğer,emekli bir Eski Deniz Kuvvetleri komutanımız Oramiral Özden Örnek.Emekli komutanımız bilgi için bile kendisine başvurmamıştır,Sayın Savcımız Zekeriya Öz.Ya insan merak etmez mi,sonuçta günlüğü sayın Komutanınız tutmuş.Emekli komutanımızın 2 tane oğlu var.
Burak Örnek ve Tolga Örnek.
Burak Örnek,Çalık Holdingin iştiraki Naturelgaz Sanayi ve Ticaret A.Ş(Eski adı Çalgaz A.Ş)yönetim kurulu üyesidir.
Tolga Örnek,sinema yönetmenidir.Kendisi yapmış olduğu Gelibolu belgeselinin içeriğnden dolayı eleştiri almış birisidir.Belgeselinin sponsorları arasında Doğuş Çay,Garnti Bankası,Banvit,İstikbal,Doğan Yayın Holding ve 5,6 şirketle beraber ÇALIK HOLDİNG’de vardır…
Şimdi bazı arkadaşlar diyecektir:’Öküz altında buzağı arıyor diye.’
Buzağı falan aradığım yok.Buzağı zaten görünüyor.Ama bu ayrntılar da aklıma takılmıyor değil…
Saygılarımla…
Sayın Hakan,Anayasa Mahkemesi üyelerinden biri hariç hepsi AKP’nin kapatılması yönünde karar vermiştir,ama bu kararı üyelerin 4′ü haziden aldığı paranın yarısını keselim diye,6′sı partiyi kapatalım diye belirtmişlerdir.Yani,AKP senin de dediğin gibi direkten dönmüştür.İşin altında ne gibi oyunlar döndüğünü bilemeyiz.Oyun varsa tabi ki.Biz olayların perde arkasını bilemeyiz.Bilmek için onların alanına girmek gerekir.Burhan’a da şunu söylemek istiyorum ki dediği isimlerin sağcı olduğunu bilmiyorum.Ben genel olarak gördüklerimi değerlendirdim.
bence güzl bir yazı ama keske bir örnek yazsaydınız