Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | sen de dene!

DY | kitapyurdu

DY | facebook resmi sayfası

DY | haberler

I'm listed in Personal

Zar Adam okumak istemediğim kitaplardan bir tanesiydi. Kitabın ilk sayfasına düştüğüm not kitabı neden okumak zorunda kaldığımı gayet açıklıyor: “Romanlardan ziyade bilgi verici kitaplar okumaya ağırlık veren Aziz’ in bu kitabı eline almasının sebepleri; yaklaşan sınavlara çalışmanın, kitap okumaktan ziyadesiyle daha mühim ve aslî görevimiz olan öğrenciliği yerine getirmenin önemli olduğunu idrak etmekte hiçbir şüpheye düşmemesidir. ”

Zar Adam, sevgilimin aldığı bir kitaptır. Kendisi edebiyat bölümünde okuyor ve roman okumayı çok seviyor. Ben de roman okumayı seviyorum, ama onun kadar değil. Roman konusunda daha seçici olmaya başladım geçmiş yıllara nazaran. Meselâ, Metal Fırtına serisinin tümünü okudum, Dan Brown’ un ve Jean Cristophe Grange’ ın yazdığı tüm kitapları okudum. Dünya klasiklerinin de çoğunu okudum. Daha sonra baktım ki okuduğum bu kitaplar bana pek bir şey katmıyor. Devamlı hayal ürünlerini okumak sıkıcı gelmeye başladı. Özellikle Metal Fırtına serisinin son kitapları sadece kitap çıkartmak için yazılmıştı. Ne de olsa Metal Fırtına serisine bağımlı bir kitle vardı piyasada. Nasıl ki dünyaca ünlü grup Metallica, ” St. Anger ” adlı albümünde vasat bir performans gösterdiyse, Metal Fırtına yazarları Orkun Uçar ve Burak Turna’ da birlikte yazdıkları ilk kitaptaki havayı bir türlü, tekrar soluyamamışlardı. Baktım, bu kitaplar insana düşündüğünü daha oturaklı ifade edebilme dışında hiçbir şey katmıyor, bilgi verici, anlamaya ve idrak etmeye yönelik kitaplara sarıldım. Bu arada roman okumayı da ihmal etmedim. Bundan sonra, ayda 4 kitap okuyorsam eğer, üçü bilgi verici kitaplar ve biri roman olacak. Gerçi bilgi verici kitaplar da bir müddet sonra sıkıyor insanı. Maalesef yaşadığım Zar Adam deneyimi beni roman okumaktan enikonu soğuttu.

Siz hiç önüne veya arkasına baktığınızda olumsuz bir eleştirisini okuduğunuz bir kitapla karşılaştınız mı? Elbette karşılaşmadınız. Çünkü bunlar da birer ürün. Nasıl ki bir ürünün paketi üzerinde – sigaralar dışında – olumsuz etkilerine şahit olmuyorsak, kitap hakkında da şahit olmuyoruz. Kitap şu an elimde ve neler yazıyor neler! Yüzyılın romancısı, hafızalardan silinmeyecek bir kitap, şok ve altüst edici vs. Ya gidin Allah aşkına! İşte size bir tavsiye: Sakın ola önüne ve arkasına bakarak büyülendiğiniz kitaba para harcamayın. İnternet artık her tarafta; girin internete kitap hakkında yazılanları okuyun ve bilgilenin. Paranızı boşuna harcamayın. Öncelikle yüzyılın kitabı gibi yazıları okuyunca, o kitabı almadan önce iki kez daha düşünün.

Bu kitap için harcanan emeğe yazık, kesilen ağaçlara yazık, bu kitabı çevirenin vay haline! Yani, sabrettim, yine sabrettim ve sabrede sabrede 320 sahife okudum. Elbette sürükleyici bir yer bulurum dedim, ama bulamadım. Son 140 sayfayı da yarım saatte bitirdim.

( Dikkat yazının bu kısmı ” Zar Adam” kitabının konusu ve gelişmesiyle ilgili bilgi içerir. )

Kitabın konusuna gelince anlatılacak fazla bir şey yok. Bu zar adam hayatın rutinliğinden kurtulup, farklı bir hayata adım atmak istiyor. Zar yöntemini buluyor ve yapacağı şeyleri zarlara yazıyor. Birden altıya kadar seçenekleri yazıyor. Aynı zamanda psikiyatr ve iki çocuğu olan bu adam seçeneklerin birine en sevdiği arkadaşın eşine saldıracağını yazıyor ve zarı attığında o rakam geliyor ve gidiyor, kadına tecavüz ediyor. Aslında buna tecavüz denmez, cinsel ilişkiye giriyor resmen. Kitapta tecavüz kavramı kullanılmış. Bunu yanlış bulduğumu söylemek istiyorum. Kadın da gözle görülür bir tepki vermiyor. Kitabın bu kısmında kitaptan soğudum ve bir şans verip okumak için kendimi zorladım. Dünden razı gibi adamın isteğini geri çevirmiyor. Adam o kadar psikopata bağlıyor ki konuşacağı kelimeleri seçerken bile zar atıyor. İki çocuğu ve eşi olduğunu unutuyor. Anal ve oral ilişkilere giriyor. Toplu seks yapıyor ve muayenehanesine gelen hastalara zar adamı öğretiyor. Onlara hayatı zarlarla yaşamak gerektiğini söylüyor ve amacının kişiliksiz insanlar meydana getirmek olduğunu saklamıyor. Bir adam öldürmeye kadar ileri gidiyor. Adamın şarabına zehir koyup, onu sonsuz âleme gönderiyor. Zar adam çılgınlığını öğrenen polisler bu adamdan şüpheleniyorlar. Zar adam mahkemede yargılanıyor ve suçsuz olduğuna karar veriliyor. Zar adam yine paçayı kurtarıyor. İşin ilginç olanı başka bir kadına tecavüz ettiğini öğrenen karısı bile zar adamı bırakmıyor. Bizde öyle bir şey olsa direk ayrılırlar.

Kitabın ana karakterlerin hepsi ” karaktersiz “. Karı ve kocalar birbirine sadık değil. Adam kendini birgün Hz. İsa ilan ediyor ve Hz. İsa gibi yaşamaya başlıyor. Tamamen şekilden şekle bürünüyor. İnsanların zar adam gibi yaşaması gerektiğini savunuyor. Kendini Tanrı ilan ettiği de oluyor. Kendi çocuğunu bile öldürmeyi göze alıyor, fakat neyse ki attığı zar o seçeneğe denk gelmiyor. Oğlunu öldürecek kadar tapıyor zarlara. Karısıyla sevişmesini bile zarlara bağlıyor.

Şayet bu keşmekeş dünyada saçma sapan bir hayat yaşamak isteyenlerin kitabıdır Zar Adam. Fakat İslam diniyle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır. Aklı değil, şansı ön plana çıkarır ve yaptığı her işin sorumluluğunu zarlara yükler. Dolayısıyla yaptığı hiçbir şeyden nedamet duymaz. Başkalarını dikkate almaz, kafasına göre değil, zarlara göre takılır. Ama yine de zarlara seçenekleri düşünerek yazar. İstediğini, arzularını ön plana çıkartır. Yani, aslında kendi kafasına göre yaşar. Böyle bir toplumdan ancak anarşi çıkar. Bu kitabı okumamanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Her gördüğünüz romanı da almayın. İlle de roman okuyacağım diyorsanız,  klasikleri okuyun; klasikler bu kitaptan bin kat daha iyidir.    

Bunlar da İlginizi Çekebilir

- Yazının başına dön!


Bu yazıya 2 görüş yazıldı. Sen ne düşünüyorsun?

  • Memduh Saraç diyor ki:

    Çok doğru tespitler yapmışsınız. Ben de ancak 250 sayfa dayanabildim. Sonra bıraktım…

  • aziz diyor ki:

    Vay be! benim gibi düşünenlerin çıkacağını bilmiyordum. senden 70 sayfa daha fazla dayandım. Bir de şu ilginçtir ki, bu kitabın devamı olarak Zar Adam’ın Peşinde diye bir kitap çıktı. Bir önceki çok mu tutuldu ki sonraki yayımlanabiliyor? Eğer millet bu tür kitapları en çok satanlar listesine ekletebiliyorsa, yazık ki ne yazık!