Bugünlerde birkaç tane aydınımız (!) Ermenilerden özür diliyorlarmış. Sizi bilmiyorum ama ben ilk zamanlar pek anlayamadım neden özür dilediklerini. Ama daha sonra konu hakkında birazcık araştırma yapınca anladım ki bizim aydınlar: “Biz Türkler size soykırım yaptık. Ya kusura bakmayın yapmış bizim atalar bi’ hata. Etmeyin, eylemeyin, sizinle dost olalım.” demek için özür diliyorlarmış. Gelin birazcık tarih sayfalarına dönelim ve mevzunun detaylarını hatırlayalım.
Birinci Dünya Savaşı sırasında zaten fazlasıyla cephede savaşan Osmanlı, bir de bakmış ki doğuda Ermeniler Türk köylerini yakıp yıkmaya başlamış, adeta onlar da bir cephe oluşturmuştu. Bunu önlemek isteyen Osmanlı Devleti, 1915 yılında Tehcir* Kanunu’nu çıkartarak, sınır içerisindeki Ermenilerin, Suriye ve çevresine göç ettirilmesine karar vermişti. Bu göç olayı gerçekleşirken hava şartları çok kötüydü ve hâliyle zamanın şartlarında bu kötü hava durumundan korunabilecek yeterli araç da yoktu. Doğunun her kesiminden Suriye’ye göç ettirilen Ermeniler’den bazıları ve bunların yanında bizim kendi askerlerimiz de soğuktan can vermişti. (Bizim sözde aydınlar ve Ermeni lobisi buna soykırım diyorlar!)
Olayın biraz daha iç yüzüne inersek, ülkeden göç ettirilen Ermeniler’in yakınları, göç kafilesini koruyan askerlerimize saldırı amaçlı ateş açıp, birçok askerimizin de şehit olmasına sebep olmuşlardı.
Benim bildiğim özür, yapılan bir hatadan dolayı, hatanın zarar verdiği tarafın gönlünü almak için dilenir. Yukarıdaki bilgilere baktığımızda biz özür dilenecek bir şey yapmadık. Aksine özür bekleyecek hatalar yapıldı bize karşı. Bu yüzden, ben de özür bekliyorum! Ama şunu söyleyeyim: Bizim aydınlar pek aydındır! Adı üstünde aydın onlar, aydınlanmış kişiler! Benim görüşüm, onlar aydın (!) grubu olarak Ermeniler’e karşı bir soykırım yaptılar ki, o soykırımdan ötürü özür diliyorlar. Yoksa onlar durduk yere özür dilemezler. Neden? Çünkü onlar Türk aydınları (!).
Ne Mutlu Türk’üm deyip; Türklüğünü bilene!
Hoşça kalın!
* Tehcirin kelime anlamı, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “göç ettirme, göç etmesine sebep olma, sürme” dir.



Onlar Cemil Meriç’in “Mağaradakiler” kitabında bahsettiği aydınlar olmalı. Önlerini görmekten acizken, tarihi gerçekleri saptırmayı aydınlık addeden cahil bir kesim.
O aydın dediklerinizin çoğu yabancı okullarda okumuş olan insanlar. Soruyorum kaçı Osmanlıca biliyor? Kaçı Osmanlı Devleti’nin tarihi vesikalarını belgelerini okuyup da böyle bir iddia öne sürüyor ve kimden ne özürünü diliyorlar?
Günümüzde herkes aydın ve entellektüel. Bunun bir sınırı var mı? Kim diyor bunlara sen entellektüelsin diye. Üniversite mezunu olan herkes ve ya yüksek kademelere öyle ve ya böyle çıkmış olan herkes hesapsızca ve kuralsızca toplumun tüm değer yargılarını sorguluyorlar. Sana kim aydın dedi? Kimi ne zaman aydınlattın? Kaç tane makale yazdın ve bilimsel dayanağın var mı?
Çok soru sordum. Ama özür dileyenleri biliyorum. Aydın olmadıklarını da :=)
Osmanlı Devlet Belgeleri’ni incelemeyen, daha doğru bir ifadeyle tarih konusunda söz sahibi olmadan (olamadan) bu tür iddialar ortaya atan her insan, aydından ziyade cahildir.Sokaktaki insandan bir farkı yoktur.
Bu konuda uzman olan tarihçi büyüklerimiz var. İlber Ortaylı mesela. O diyor mu böyle bir şey demiyor. Tarihimizi Ermenilerin kitaplarından öğreneceklerse gitsinler Ermeni vatandaşı olsunlar o zaman. Osmanlı’nın 600 yıllık tarihi var. Belgeleri var. Herşeyi araştırır bulursunuz. Ama nerde; bizim aydınlarımızda o akıl, bizim toplumumuzda o sağduyu, o bilinç.
Komik hem de çok komik bir toplumumuz var. :)
İlber Ortaylı diyor ki :
“Türkiye’de entellektüelliğin şartı Osmanlıca bilmektir.Bizde kendi kültürünü bilmez, İngilizce’den okumaya çalışır.Batıyı bilmez sadece kafa çekip ahkam keser.”
Ben şunu söylüyorum : Türkiye’de Osmanlıca bilmeyen entellektüeller cahildir.1928 öncesi yazılmış şeyleri okuyamıyorsanız eğer, hiç “okur-yazarım” diye geçinmeyin.Bugün bir İngiliz entellektüeli Shakespeare”i Shell’yi okur, bilir.Bizimkiler Nedim’i Fuzuli’yi anlamaz.Şeyh Galip’i utanmadan İngilizce’sinden okurlar.Birçok tarih kitabı hala Osmanlıcadır bizde.Kendi kültürünü bilmeyen entellektüel olamaz!!!”
Ne kadar doğru değil mi. Osmanlıca okuyamayan, ve aydın olan bir garip entellektüel ordumuz var. :):)