<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Deneme Yazıları &#187; Sinema</title>
	<atom:link href="http://www.denemeyazilari.com/bolum/kultur-sanat/sinema/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.denemeyazilari.com</link>
	<description>&#34;Tür: Deneme. Konu: Her şey!&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 23:00:21 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Persepolis</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/persepolis.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=persepolis</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/persepolis.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 14:08:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>azizkan86</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[molla]]></category>
		<category><![CDATA[persepolis]]></category>
		<category><![CDATA[şah]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=4769</guid>
		<description><![CDATA[ABD ve Fransa ortak yapımı bu film, unutamadığım filmler kategorisine attığım filmlerden bir tanesi. Siyasetin ve psikolojinin harmanlandığı ender filmlerden biri Persepolis. Persepolis, Pers İmparatorluğu’nun başkentidir. Film adını buradan almıştır ve İran üzerine kuruludur. Karakterlerin ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ABD ve Fransa ortak yapımı bu film, unutamadığım filmler kategorisine attığım filmlerden bir tanesi. Siyasetin ve <img class="alignright" src="http://www.plume-noire.com/gif&amp;co/poster/persepolis.jpg" alt="" width="282" height="376" />psikolojinin harmanlandığı ender filmlerden biri Persepolis. Persepolis, Pers İmparatorluğu’nun başkentidir. Film adını buradan almıştır ve İran üzerine kuruludur. Karakterlerin isimlerini tam hatırlayamıyorum, fakat filmin başkarakterinin ismini hatırlıyorum. Adı Marji; küçük kız Marji.</p>
<p>Gerçekten güzel bir film yapmışlar. Hani “ABD ve Fransa kendi bakış açılarıyla bu filmi yapmışlardır” demeyin. Bu filmde İslam’ı karalama adına hiçbir şey bulamadım.  Son kerte tarafsız bir filmin ekranlara yansıtıldığına eminim. Çünkü bu filmde Batılılar özeleştiri de yapmışlar. Bunun yanında hem internette yapılan yorumlardan okuduğum kadarıyla hem de sosyal demokrat Emre Kongar’ın Demokrasimizle Yüzleşmek adlı kitabından aldığım bilgilerle filmin tamamen tarafsız ve akıllarda soru işareti bırakmayacak bir şekilde yapıldığına kanaat getirdim.</p>
<p>Filmin konusuna gelince: Küçük kız Marji İran’da Şah’ın devrilmesi düşüncesinin halkta yaygınlık kazandığı ve Şah’a karşı solcuların ve mollaların tek vücut olmaya başladığı yıllarda okula gidip gelmekte ve ailesinin tedirginliğinden bihaber yaşamaktadır; tâ ki silah seslerini duyana dek. 1979’da Şah, mollaların ve solcuların işbirliğiyle devrilir. Mollalar solcuları  “özgürlük ve demokrasi getireceğiz”  bahanesiyle kendi taraflarına çekerler.  Buna inanan özgürlük, demokrasi yanlıları mollaların safında yer alır. Ama kandırıldıklarını er ya da geç anlayacaklardır.</p>
<p>Şeriat düşüncesi topluma yavaş yavaş empoze ettirilir. Solcular şaşkınlık içerisindedir. Birer birer kodese tıkılırlar, işkenceye maruz kalırlar. Tutuklanıp işkence görmekten korkan solcular ülkeyi terk ederler. Kimi Amerika’ya, kimi Türkiye’ye yerleşir. Başkarakterimiz Marji ise Fransa’ya okumaya gönderilir teyzesinin ya da halasının yanına.</p>
<p>Marji, Fransa’ya gitmeden önce milyonların sesine kulak verir ve galeyana gelerek “Şah’a ölüm” diye bağırır. Ama solcu Amenuş amcasına yapılan işkencelere kulak kabartınca gerçekleri anlar.</p>
<p>Marji, uçta (marjinal) bir kız İran toplumunda. Sınıfta hocasına muhalefet eder. Örtünmeye kesinlikle karşıdır. Zaten ebeveyni de onun örtünmesinden yana değildir ama İran’da kaldığı sürece örtünmek zorunda kalmıştır. Bir gün sokaklarda el altından kaset satan birisinden gizlice metal grubu Iron Maiden’ın albümünü ister. Parada anlaşırlar. Fakat çocuğun aykırı tişörtünü gören dinci ahlak zabıtaları çocuğu hemen yakalarlar ama Marji kıvrak zekâsıyla bir bahane uydurarak adamların elinden kurtulmasını becerir. Iron Maiden albümünü eve getirip dinleyen Marji kafa sallamaya başlar. Onun bu halini gören annesi pek şaşırır, ama ses çıkarmaz. Marji giderek asabileşmektedir.</p>
<p>Kızının böyle bir yerde büyümesini istemeyen anne ve baba kızı Fransa’ya gönderir. Marji babaannesini çok seviyordur. Babaannesinin “Oraya gidiyorsun ama kimliğini unutma” lafına benzer bir laf etmesi onu şaşırtıyor. Fransa gittiğinde anlıyor ne demek istediğini.</p>
<p>Fransa’da her türlü insanla karşılaşıyor Marji. Homoseksüel, nihilist, özgürlükçü vs. Onların kafasındaki İran imajını ya da daha genelleştirirsek İslam inancını yıkmaya çalışıyor. İlk zamanlarda insanların tepkisini almamak için İranlı olduğunu söyleyemiyordu, çünkü söylediğinde insanların yüz ifadeleri değişiyordu. Bundan rahatsız olan Marji, İran kimliğini hep sakladı insanlardan ama samimi arkadaşlarıyla bunu rahatlıkla konuşuyordu. Film Marji’nin yaşamıyla bize Doğu ve Batı arasındaki farkı gösteriyor. Bir tarafta baskıcı bir toplum, diğer tarafta özgürlüğün had safhada yaşandığı bir toplum. Bu kadar özgürlüğü kaldıramıyor Marji. Meselâ sevdiği erkekler onun yüreğinde hep yara açıyor, aldatılıyor. Gittikçe yalnız kaldığını anlayan ve dikiş tutturamayan Marji, İran’a dönüyor. Kapanıyor İran’da. Ama düşünceleri hiçbir zaman kapanmıyor.</p>
<p>İran’da Şah devrildikten sonra mollalar ülke yönetimini ele geçiriyor. O zamandan sonra her şey gizlice yapılıyor. Mesela büyük partiler, eğlenceler vs. Her şeyi anlatmayayım, gerisini siz izleyin.</p>
<p>Atatürk’e atıfta bulunulmuş filmde. Şah diyor ki: “Atatürk gibi olacağım. Ülkeyi modernize edeceğim. Bir cumhuriyet kuracağım.” Ama İngiliz çıkıyor karşısına:  “Niye cumhuriyet kuruyorsun, imparator olsana.” der. (Baba, Marji’ye aynen bunları anlatmıştır.)</p>
<p>Toplumbilimci Emre Kongar “Türkiye İran olur mu?” sorusundan başlayarak İran’daki devrim sürecini anlatıyor. Hatırlarsanız bir ara “Türkiye Malezya olur mu, Türkiye İran olur mu?” gibi sorular gündemdeydi.</p>
<p>İran’da Şah’ın devrilmesini isteyen bazı solcular, dincilerle ittifak yaparak ihtilali gerçekleştirdiler. Ama yaptıklarından pişman oldular. Çünkü süreç onların beklediği biçimde işlemedi. Yönetime hâkim olmak isterken yönetimden dışlandılar. Sürgüne gönderildiler, işkencelere maruz kaldılar. Şeriat kuralları ülkeyi giderek sarıp sarmalıyordu. Solcular afallamıştı. Yapılanları “Devrimde böyle şeyler olur, yakında düzelirler.” diye yorumluyorlardı. Ama çok geç kaldıklarının farkına vardıklarında iş işten geçmiş olacaktı. Emre Kongar, Hürriyet yazarı Soner Yalçın’ın “İran’a şeriat demokrasi ve özgürlük vaatleriyle geldi.” başlıklı yazısını kitabına tamamen almış. Bir kısmını sizlerle paylaşıp bir kısmını DA özetleyeceğim.</p>
<p>“Merhaba. Benim adım Bahman Nirumand. İranlı bir gazeteci-yazarım. Şah’ın devrilmesinde aktif rol oynayanlardanım. Ve aynı zamanda mollaların demokrasi ve özgürlük getireceğine inanan milyonlarca solcu, demokrat, liberal, milliyetçi insanlardan biriyim. Evet, Humeyni yeryüzünde cenneti vaat etti bize. Demokrasi gelecek, kimse fikirleri ve siyasal görüşleri yüzünden tutuklanmayacak, işkence yapılmayacak, kadınlara eşit haklar verilecek, giyim serbest olacaktı. Şah’ı devirdikten sonra mollaların camiye geri döneceklerinden emindik. Devleti yönetecek durumda olduklarına inanmıyorduk. Yanıldık. Kitaplarda ezberlediğimiz cümleleri, içi boş kavramları birbirimize söyleyip duruyorduk.”</p>
<p>Mollalar neler yapmışlar neler! Aşama aşama gerçekleşmiş her şey. “Hele bir kurtlarını döksünler, sonra sakinleşirler.” diye düşünmüşler hep.  Ama olaylar kontrol edilemez noktasına gelince mollaların iktidarı ele geçirdiklerine şahit olmuşlar. Büyük bir hüsran. Meselâ, devrim mitinglerinde ilk başlarda liberal Musaddık ya da solcu şehitlerin fotoğraflarını taşıyanlar mollalar tarafından dövülüyormuş; ”Müslüman kadınların yanında orospuların yeri yoktur.” denilerek kadınlara örtünme zorunluluğu getirilmiş; başörtüsüz kadınlar sokaklarda insanların gözü önünde dövülmüş; takı, mücevher, parfüm, ruj gibi şeylerin ülkeye girişi yasaklanmış; alkol içen, kırbaç cezasına çarptırılmış; fahişeler, eşcinseller kurşuna dizilmiş ve daha buraya sığdıramadığım birçok hadise. Bu olayların hepsi “Bunlar basit şeyler, biz bunlara aldırmayalım. Nasıl olsa düzelir.” diyerek geçiştirilmiş.</p>
<p>Türkiye İran’a benzer mi? Emre Kongar Türkiye ile İran’ın benzer noktalarına değinmiş. Meselâ 1940’da İran,1946’da Türkiye parlamenter demokrasiye geçmiş. İran’da 1951’de,Türkiye’de 1960’ta “milliyetçi/ulusalcı solcu” askerler darbe yapmış. İran’da başta petrol olmak üzere millileştirmeler yaşanırken, Türkiye dışa açılıp yabancı sermayeyi kabul etmiş. Bu dönemler ABD “abi” rolündeydi, ortak düşman komünizmdi. Görüldüğü gibi İran ile Türkiye’nin benzer noktaları var. AKP gibi dinci bir parti iktidarda olduğuna göre, Türkiye İran’ın düştüğü duruma düşebilir. Ama bu olasılığı kuvvetle muhtemel görmüyorum ben. Türkiye, Atatürk’ten itibaren laikliği bir ilke olarak benimsedi. Gerici ayaklanmalar çıkmadı değil. Sivas Katliamı adını verdiğimiz feci bir ayaklanma yaşandı, 37 kişiden bazısı boğularak, bazısı yanarak can verdi. Bu, marjinal bir ayaklanmaydı ve bu ayaklanmada dış müdahalelerin etkisi çoktu. Türkiye’nin geneli böyle düşünmüyor, laiklik hâlâ ayakta. Yüzünü Batı’ya dönmüş Türkiye gibi bir ülkede şeriat hükümleriyle hareket edilemez veya edilmeyecektir. Bu ülkeye şeriat kuralları kolay kolay getirilemez. Bizim dincilerin bazısı mollalar gibi, yani çok aşırıya kaçabiliyorlar. Özellikle cemaat örgütlenmesi içinde olanlar aşırıya kaçmaya daha meyilli duruyorlar. Fakat bunlar azınlıkta kalmışlardır. Çoğunlukta olmaları demek ülkemizde tehlike çanlarının çalması demektir. Yine de söyleyeceğim şu ki, bu ülkenin yapısı şeriatı kaldırmaz, laiklik ülkemizin en önemli değeridir ve ufak tefek sarsıntılar olsa da inşallah güçlü bir kale gibi durmaya devam edecektir. Atatürk’ün getirdiği laikliği ülkemizdeki köklü bir çınar ağacına benzetiyorum. Bu ağacın kökleri kuvvetlidir; ancak arada sırada şiddetli fırtınalarla dalları kırılabilir, fakat kök derinleştiği ve sağlam kaldığı sürece değil fırtına kasırga bile gelse bu çınar ağacı yerinden oynamayacaktır.</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=4769&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/persepolis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatımda Bir Pencere Daha&#8230;</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/hayatimda-bir-pencere-daha.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=hayatimda-bir-pencere-daha</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/hayatimda-bir-pencere-daha.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 01:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>esengül kerçin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Freak Orlando]]></category>
		<category><![CDATA[Uçan Süpürge]]></category>
		<category><![CDATA[Urlike Ottinger]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=2807</guid>
		<description><![CDATA[
 
Malumunuz Uçan Süpürge Kadın Fimleri Festivali başladı. Haftasonu da orada gösterime giren bir filme gittim,müthişti. Hayatımda izleyebileceğim en enterasan, hayalgücü en yüksek nadir filmler arasında yerini aldı.                   ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--StartFragment--></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US"><span><span>Malumunuz</span> <span>Uçan</span> <span>Süpürge</span> Kadın <span>Fimleri</span> <span>Festivali</span> başladı. Haftasonu <span>da</span> <span>orada</span> <span>gösterime</span> <span>giren</span> <span>bir</span> <span>filme</span> <span>gittim,m</span><span>üthişti</span>. Hayatı<span>mda</span> <span>izleyebileceğim</span> en <span>enterasan</span>, <span>hayalgücü</span> en </span><span><span>yüksek</span> nadir <span>filmler</span> arası<span>nda</span> <span>yerini</span> aldı.                                                   </span></span></p>
<p><span style="color: #0000ee; text-decoration: underline;"><a href="http://www.denemeyazilari.com/images/freakorlando3.jpg" rel="shadowbox[post-2807];player=img;"></a><a href="http://www.denemeyazilari.com/images/freakorlando4.jpg" rel="shadowbox[post-2807];player=img;"><img class="alignright size-full wp-image-2815" src="http://www.denemeyazilari.com/images/freakorlando4.jpg" alt="freakorlando4" width="318" height="180" /></a><span style="color: #000000;">Film 1981 yapımı, <span>Alman</span> <span>yönetmen</span> <span>olan</span> <span>Urlike</span> Ottinger’in. Fre<span>ak</span> Orlando (<span>Ucube</span> Orlando). <span>Filmin</span> yapımı, <span>senaryosu</span> <span>ve</span> <span>yönetmenliği</span> <span>Urlike</span> Ottinger’e <span>ait</span>. <span>Oyuncular</span> <span>ise</span>; Magdalena Montezuma, Delphine <span>Seyrig</span>, Albert <span>Heins</span>, Claudio <span>Pantoja</span>, <span>Hiro</span> <span>Uchiyama</span>. Dünyanın başlangıcı<span>ndan</span> <span>beri</span> <span>süregelen</span> yanlışlıkları, <span>güce</span> susamışlığı, tanrı ihtiyacını, İsa’yı, korkuları, dışlanmışlığı <span>ve</span> <span>tabii</span> <span>ki</span> kadını <span>ve</span> <span>erkeği</span> anlatı<span>yor</span>. <span>Mitolojiyiden</span> <span>de</span> alıntı<span>lar</span> var <span>fimde</span>.</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US"><span>Film <span>gerçeküstü</span> <span>bir</span> anlatı<span>mla</span> <span>ucubelerin</span> <span>şehrinde</span> <span>geçiyor</span>. <span>Öyle</span> <span>ilginç</span> <span>karakterler</span> var <span>ki,</span> nasıl toplamı<span>şlar</span> <span>onca</span> “<span>ucubeyi</span>” aklım almadı. <span>Hele,</span> <span>ben</span> en <span>fazla</span> <span>kostüm</span> <span>ve</span> <span>makyaja</span> takıldım. 1981 <span>de</span> nasıl <span>bir</span> akıl <span>gücü</span> onları düşünür, yazar, canlandırır, hayalgücüme sığmı<span>yor</span>. Zorluyorum kendimi, yok! Olmu<span>yor</span>!</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US"><span>Ucubelerin bile kendi araları<span>nda</span> nasıl ayrımcılık yaptığını, dışlanmış, susturulmuş kadını ama kolayca kabul edilen <span>erkeği</span>, transeksüellerin dışlanışını, insanın kendini güzelliğini keşfini çok farklı <span>bir</span> yolla anlatmış. Hayran kaldım her sahnesine…</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US"><span>Aklı<span>mda</span> en çok kalan sözlerden biri <span>ucubelerin,</span> <span>bir</span> ucubeyle evlenmesinin mecburi olmasıydı. Norm<span>al</span> ya <span>da</span> onlardan olmayanlarla evlenemiyor<span>lar v</span>e şunu dile getiriyorlardı: “ <span>bir</span> İtalyan sözü bizim için önemlidir ‘acı paylaşıldığı<span>nda</span> yarısına eşittir.’ “</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US"><span>Her toplumun kendi için<span>de</span> felsefesi vardır. Ucubelerin<span>ki</span> <span>de</span> bu.</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US"><span>Sonuç itibariyle, izlediğim her film<span>de</span> olduğu gibi <span>bir</span> pencere daha açıldı hayatı<span>mda,</span> film sayesin<span>de</span>. Havalar<span>da</span> böyle ısınmışken çok iyi geldi yeni açılan bu pencere bana… Serin serin hava soludum hafta sonu film itibariyle…</span></span></p>
<p><!--EndFragment--></p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=2807&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/hayatimda-bir-pencere-daha.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sadece Bir Film mi?</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/sadece-bir-film-mi.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=sadece-bir-film-mi</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/sadece-bir-film-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2009 19:15:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Onur Fidansoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[komplo]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[zeitgeist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=2479</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıda bir filmden bahsedeceğim. Filmin adı Zeitgeist The Movie.
<a href="http://www.denemeyazilari.com/images/zeitgeist-the-movie.jpg" rel="shadowbox[post-2479];player=img;"></a>Bu serinin ilk filmi. İkinci olarak Zeitgeist Addendum var.
The Movie 2007 yapımı, yazan ve yöneten Peter Joseph. Imdb&#8217;deki sayfasında &#8220;cast&#8221; başlığı altında yazan isimler: ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıda bir filmden bahsedeceğim. Filmin adı Zeitgeist The Movie.<br />
<a href="http://www.denemeyazilari.com/images/zeitgeist-the-movie.jpg" rel="shadowbox[post-2479];player=img;"><img class="size-full wp-image-2481 alignright" src="http://www.denemeyazilari.com/images/zeitgeist-the-movie.jpg" alt="zeitgeist-the-movie" width="300" height="248" /></a>Bu serinin ilk filmi. İkinci olarak Zeitgeist Addendum var.</p>
<p>The Movie 2007 yapımı, yazan ve yöneten Peter Joseph. Imdb&#8217;deki sayfasında &#8220;cast&#8221; başlığı altında yazan isimler: Usame Bin Ladin, George W. Bush ve Adolf Hitler.</p>
<p>Film dünyayı büyük bir komplonun istediği yöne yönelttiğini ve bu işi çok yaptıklarını, kanıtlarla ispatlamalarla gösteriyor. Din de bu komploya dahil hatta. Ve öyle kanıtlar sürüyorlar ki, dini kişilikler ile eski Mısır tanrılarının benzerlikleri inanılmaz.</p>
<p>Eğer izlemediyseniz kesinlikle tavsiye olunur. İzledikten sonra bu filmin bir saçmalıktan ibaret olduğunu düşünebilirsiniz. Ama bir de şöyle düşünün: Size bu filmin bir saçmalıktan ibaret olduğunu düşündüren, bu şekilde sizi yönlendiren de yine bu komplonun yaratıcıları olmaz mı?</p>
<p>Şimdi insanoğlunu düşünün. Yüzyıllarca önce yaşamış olan insanların bugünkünden farkı nedir? O zamanlar dolandırıcılık var mıydı? Savaşlar var mıydı? İnsanlar yok yere öldürülüyor muydu? Tarihten öğrendiğimiz kadarıyla evet! Bugünle o zaman arasında bir fark görüyor musunuz? Tabi ki hayır! Bugün nasıl her insana güvenemiyorsak o zamandan olan herhangi bir insana da güvenemeyiz. Buradan dine gelelim. Din millattan önceki yıllardan beri var olan bir mit. Bir inanış. Peki buna nasıl inanıyoruz? Evet! Yazılı olan kitapların var olmasından dolayı. Peki bugün bile birisi bir yazı yazdığın da &#8220;Hadi canım sen mi yazdın?&#8221; diyoruz. Ya o kitapların gerçek olduğunu nerden biliyoruz? Elimizde herhangi bir kanıt mevcut mu?</p>
<p>İslam&#8217;da Kuran-ı Kerim&#8217;in hiç değişmediği iddia edilir. Ama bunu da kanıtlayamayız. İnsan dediğimiz varlık bir anlık zevki için her türlü şeyi yapabilecek bir canlıdır. Yani anlık bir zevk için insanları öldürebilir, para için bir ülkeye savaş açabilir. Peki bir kitaptaki bir kaç kelimeyi değiştiremez mi? Bakın bu gene iyi gözle yapılmış bir yorumdur. Baştan aşağıya bir kitap yazamaz mı diye sormuyorum. Bunu soracak olsam biliyorum ki pek çok insan beni yerecektir hatta hakarete varan derecede ithaflarda bulunacaktır. Dinin bu sorgulanamaz oluşu, ona tamamen itaat etmemizi sağlıyor. Ama burada amaçlanan iyi insan olmak diyebilirsiniz.</p>
<p>Bu nasıl sağlanıyor genel olarak? KORKUYLA. Bakın bugün Amerika Birleşik Devletleri ve birçok devlet korku yaratarak vatandaşlarının kişisel bilgilerine ulaşma hakkını çıkartan yasalar koyuyorlar. Korku toplumları yönetmek için en iyi araçtır. Korkan insan mantıklı düşünemez sadece kendi güvenliğini düşünür. Ve bunu sağlayacak olan her şeye &#8220;hay hay&#8221; der. Kötü şeyler yaptığında cehennemde yanacağını düşünen insan da bu korkudan dolayı bunları yapmaktan alıkoyar kendini. Yani ön planda insan yoktur. Korku vardır. Oysa ki kendi düşünse, &#8220;onlar da insan, vicdanım var&#8221; benim diyerek dinden korkmadan yapsa daha hayırlı olmaz mıydı?</p>
<p>Filmde de geçen çok güzel bir söz var: Sevginin gücü, güce sevgiyi yendiği zaman dünya barışla tanışacak.</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=2479&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/sadece-bir-film-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>18</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneşi Gördüm&#8230;</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/gunesi-gordum.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=gunesi-gordum</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/gunesi-gordum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2009 17:57:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Erden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Berfin]]></category>
		<category><![CDATA[Güneşi Gördüm]]></category>
		<category><![CDATA[kardelen]]></category>
		<category><![CDATA[Mahsun Kırmızıgül]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=2204</guid>
		<description><![CDATA[Güzel bir hafta sonu&#8230; Farklı bir mekân, farklı bir ortam&#8230; Her şey normal&#8230; &#8220;Hadi sinemaya gidelim&#8221; diye bir teklif attım ortaya. &#8220;Hadi gidelim&#8221; diye bir cevap geldi&#8230; Bu filmin reklamlarını daha önceden görmüştüm billboardlarda ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" src="http://www.sinema.com/images/original/87152.jpg" alt="" width="200" height="135" align="right" />Güzel bir hafta sonu&#8230; Farklı bir mekân, farklı bir ortam&#8230; Her şey normal&#8230; &#8220;Hadi sinemaya gidelim&#8221; diye bir teklif attım ortaya. &#8220;Hadi gidelim&#8221; diye bir cevap geldi&#8230; Bu filmin reklamlarını daha önceden görmüştüm billboardlarda ve outdoorlarda&#8230; Merak da ediyordum aslında içten içten&#8230; Biletleri aldık ve yarım saat vardı daha filmin başlamasına. Afişlerini inceledik biraz.</p>
<p>Bu çocuğun hikâyesi nedir, filmin hikâyesinde önemi nedir diye meraklanırken kendimizi sinema salonunda buluverdik.</p>
<p>Salon o kadar da büyük değildi ama bayağı doldu. Yeni çıkan bir film için talebin az olması biraz şaşırtmıştı biraz da korkutmuştu ömrümden 2 saat boşa mı geçecek diye. Film başladı. İnternet’ten yorumları okumamıştım. Konu hakkında da fazla bir bilgim yoktu.</p>
<p>2 saat geçti&#8230;</p>
<p>Ömrümün en değerli iki saati olarak beynime kazındı.</p>
<p>Şimdi &#8220;niye böyle filmi anlatmadan bitirdin&#8221; diyebilirsin ama sana bir tavsiyem var. İlk işin bu filmi izlemek olsun. Kaçak veya CD’den değil. Yalnız başına veya arkadaşınla/arkadaşlarınla mutlaka git sinemaya izle. Ömrümün en değerli 2 saati dedim ya, gerçekten öyleydi. Türkiye&#8217;nin sorunlarını bu derece iyi analiz eden, bu denli samimi ve içten anlatan bir film daha ne zaman yapılır bilinmez ama şimdi elimizde böyle bir film varken gitmek lazım.</p>
<p>Mahsun Kırmızıgül olayına da değinmek gerekirse eğer, kendini yavaş yavaş değil hızlı hızlı aşıyor yükseliyor büyüyor Şarkılarını beğenmeyebilirsiniz ben de beğenmezdim ama yönetmenlikte gerçekten de şuan Türkiye’yi temsil edebilecek  seviyede.</p>
<p>Not: Burada berfin çiçeğinin (kardelen) hikâyesini yazmak istiyordum ama film gösterimdeyken bunu yapmak istemedim. Filmi izleyenler berfin çiçeğinin hikâyesini şimdi bir daha gözlerini kapatıp düşünsün. Kaçımız güneşi görüyor? Yoksa hep gece mi yaşıyoruz?</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=2204&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/gunesi-gordum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>O Bir Fenomen: Recep İvedik (2)</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/o-bir-fenomen-recep-ivedik-2.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=o-bir-fenomen-recep-ivedik-2</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/o-bir-fenomen-recep-ivedik-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2009 12:14:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emre Çakır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gişe]]></category>
		<category><![CDATA[hasılat]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Recep İvedik]]></category>
		<category><![CDATA[Recep İvedik 2]]></category>
		<category><![CDATA[rekor]]></category>
		<category><![CDATA[Şahan Gökbakar]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=2035</guid>
		<description><![CDATA[Recep İvedik, Şahan Gökbakar’ın televizyon skeçlerinden sinemaya uyarladığı bir karakter bildiğiniz veya bilmediğiniz üzere. Yine Recep İvedik Türk sinemasında en çok gişe yapan film. Yine Recep İvedik müthiş bir tartışma konusu. Ve bu karakter şimdi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Recep İvedik, Şahan Gökbakar’ın televizyon skeçlerinden sinemaya uyarladığı bir karakter bildiğiniz veya bilmediğiniz üzere. Yine Recep İvedik Türk sinemasında en çok gişe yapan film. Yine Recep İvedik müthiş bir tartışma konusu. Ve bu karakter şimdi yine gündemde. Seriye bağlanan filmin ikinci serisinde. Baktık, gördük, izledik ve elan yorumlayalım dedik bu filmi, filmden hareketle eğriyi doğruyu, onu bunu şunu.</p>
<p>Recep İvedik 2 ilk filme oranla argoyu ve küfürlü dili azaltmış bir film olarak karşımıza çıktı. Ancak anlaması öyle güçtür ki ilk filme koyulmayan yaş sınırlaması bu filmde karşımıza çıktı. Şüphe yok ki bunda mahalle baskısının payı büyük. Ondan öte nice baskılar da filmin üzerine bir balyoz gibi inmiş görünüyor.</p>
<p>İlk filmden farklılıklarından biri de ana kadın karakter ikinci filmde yok. Hatırlayacağınız üzere ilk filmde karakterimizin aşık olduğu kız olan Sibel vardı. Olaylar da karakterimizin Sibel’i otelde görmesiyle, otelde kalıp tatil kararı vermesinden devam ediyordu. Şahan Gökbakar bu filmde neden ana kadın karakter kullanmadı bilinir ancak söylenmez. Araştırıp bulun, her yerde yazıyor.</p>
<p>Filmi incelemeye alacak olursak Recep İvedik bu sefer babaannesinin istediği gibi bir insan-ı kamil olmak için çabalıyor. Çabalarken de tahmin edebileceğiniz gibi birtakım komik olaylar gelişiyor. Babaannesinin Recep’e söylediği, Recep’in de ‘aklımda tutamam’ deyip yazdığı üç madde. Buna göre Recep iş bulacak, saygınlık kazanacak, evlenecek. Filme henüz gitmeyenlerin, sinema salonlarında yer olmayaşından dolayı gidemeyenlerin olduğunu bildiğimden bazıları gibi filmi anlatmayacağım. Bana yakışmaz. Hiçbir zaman da yapmadım. Şunu da belirteyim Recep İvedik evlilik dışı maddeleri başarıyla yerine getiriyor. Ve film için şunu da belirtmek gerekir ki esprilerin çoğunun neredeyse tamamının fragmanda verildiğini söyleyenler doğru söylüyor.</p>
<p>Kim ne derse desin bu tür filmler sinema salonlarını ayakta tutmak için çok önemli. Bu filmin geliri sanat filmi doğurur, doğurmaz mühim değil. Burada Recep İvedik karakterine bakmak gerek ama önce; sanat filmini sadece sanat filmi yapanlar anlıyor ve seviyorsa o da olmaz. Önce sanat filmini halka sevdirin daha sonra konuşun. Yoksa siz ’sanatçılar’ akvaryumdaki balıklardan farksızsınız.</p>
<p>Recep İvedik’in daha çok ilk filmde verilen insani boyutunda, insani duruşundayız şimdi de. Karakterin bu denli sevilmesi ve bir GSM operatörünün reklam yüzü olması da her şeyi netleştiriyor. Bundan da öte Recep İvedik yolda gördüğü ‘fıstık’lara (ilk film) ‘o’ gözle hiç bakmıyor. ‘Dünya, ahret bacımsın.’ modlarında takılıyor. Hiçbirimizde olmayan açık sözlülüğü ise ayakta alkışlanacak cinsten.</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=2035&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/o-bir-fenomen-recep-ivedik-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
