SERBEST KÜRSÜ
Yağmur Bulutu

En üzgün olduğu günlerden biriydi. Herkesin içinde ağlamayı sevmeyen o, gözyaşlarını tutamıyordu bu sefer. Kaçıp gitmek saklanmak istiyordu. Birden telefonu çaldı. Gel demişti ona biri. Boşver sorumluluklarını ve gel yanıma, ben seni iyileştiririm. Çantasını topladı kadın, gözyaşlarını sildi ve buluşacakları parka doğru yürümeye başladı. Hiçbir şey düşünmemişti. Kimdi onu çağıran bu adam? Neden yanında olmak [...]
Geçmiş Ola!

Yine aynı ritimde kalp atışları. Yine aynı geceler, yine aynı sabahlar… Ama yine her baharın gelişinde, baharın ayak seslerini hissederken duyduğu yine aynı heyecan, umut falan filan…
Hiçbir Şey Çok Da Önemli Değil!

Bir şey oluverse aniden… Her şey bir anda tepetaklak olsa; tüm dünyadaki yaşam biçimi, alışkanlıklarımız, günlük koşullandırılmalarımız, zorunluluklarımız. Ama öyle doğal afet gibi bir şekilde değil, daha farklı bir şekilde. İnsan kayıtsız şartsız teslim olmak zorunda kalsa yeni oluşan şartlara… Ne olurdu o zaman acaba?
Zaman Durdu Sanki

Yok sayarız her gün gördüğümüz insanları, nesneleri. Yok saymak derken, her gün baktığımız için göremeyiz. Bakarız ve geçeriz sadece. Sabah erken uyanmışsınızdır, bir de üstüne mutsuz adımlarla başlamışsınızdır güne. Dışarıya çıkarsınız, tanıdığınız biri en sevimli halinde karşınızda bir anda beliriverir.
Karlar Düşer…

İşte yine başladı doğanın en ihtişamlı gösterilerinden biri. Bence kuzey ışınlarından sonra lapa lapa yağan kar manzarası gezegenimizin en güzel 2. masalı. Sokak lambasının altında duruyorum ve yüzümü göğe kaldırarak gelen kar tanelerine “merhaba” diyorum. Işığın etkisi ile daha da görkemli süzülüyorlar.
Hayat Hazırlıksız Yakalar

Hiç biter mi hayatın koşuşturmacası? Biriken faturalar, boşalan buzdolabı, ıvırı zıvırı… Yine böyle bir günde eve varamadan bulduğum ilk bankta soluk soluğa bir halde oturmuş buluverdim kendimi. Çok geçmeden bezgin, bitkin, dağınık saçlı genç bir kız oturuverdi yanıma. İlk başta tırsmadım değil hani. Fakat sonra tüm içtenliğiyle gözlerimin içine bakarak anlattığı hikayesi dökülüverdi ağzından…
Makyaj Masasında Bir Adam

Aynaya bakıyordu. Her sabah yaptığı gibi ilk işi uyandığı an aynaya koşmak olmuştu. Sanki bütün bu çizgiler birer şakaydı. Yaşlı adam her sabah yok olacakları ümidiyle kalkar, kameralar nerede dercesine etrafına bakınırdı. Gerçeklerle tekrar ve tekrar yüzleştiği o an huysuzlanır, yüzünü yıkayıp güne koyulmaya başlardı. Her günü neredeyse aynı yaşar ama ayrı tatlar almaya özen [...]
B.K.T Yolculuğu

O kadar hızlı gidiyorum ki bilinmezliğe, başımın felaket dönmesini rüzgarın azalabilmesi ile hissettim. Kusmak istiyorum, uç noktadan sonra dönüyor amaçlarım. Dört bir yanım aynadaki yansımalarımla dolu olsa da beni soyutsuz seven dostum Tanecik ile yan yana seyahat ediyor olmam ruhumu okşuyor, beynimi değil.
Zaman Geçerken Aşkı Getirir

Soğuk, sisli ve bıçak gibi keskindi bu kez ayrılık. Gözyaşlarından bir duvar ördüm, saklandım ardına. Ağlamak ne çare! Öyle bir acı ki bu ve öyle bir oturur ki insanın yüreğine tarifi imkansız. Hani sözcükler düğümler, bir tek gözyaşlarınız anlatır ya derdinizi… Efkarla çektiğin sigara, ağzına kadar dolu bir kül tablası kalır masada.
Makineleşmiş Hayaller

Koyu kışın ortasında yıldızlara bakarak uykuya dalmayı istedim dün gece. Radyoda en sevdiğim şarkı çalarken, yayının gitmesiyle kendime geldim. Ayaz ve fırtına sebebiyle müzik keyfim yarım kaldı. Radyo yok, müzik yok, yıldızlar yok! Ama hayal kurmak için bunlara gerek de yok dedim kendi kendime. Fakat öyle bir makineleşmiş ki ruhumuz, hayal kurmak için bile birşeylerin [...]


