<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Deneme Yazıları &#187; Eğitim</title>
	<atom:link href="http://www.denemeyazilari.com/bolum/sosyal-bilimler/egitim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.denemeyazilari.com</link>
	<description>&#34;Tür: Deneme. Konu: Her şey!&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 23:00:21 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Çoktan Seçmeli Türkiye Gerçekleri</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/coktan-secmeli-turkiye-gercekleri.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=coktan-secmeli-turkiye-gercekleri</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/coktan-secmeli-turkiye-gercekleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 09:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gülçin Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[SOSYAL BİLİMLER]]></category>
		<category><![CDATA[dershane]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[YGS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=4996</guid>
		<description><![CDATA[Türk eğitim sisteminin bana kazandırdığı çoktan seçmeli düşünme yetisini gündelik sorunlara uygulamaya karar verdim. Bizleri sorgulayamayan ve araştıramayan ahmaklara çevirmiş bu eğitsel düzeni ne kadar kanıksadığımı da anlamış oldum. Düz metin yazarken zorlanmadığım kadar rahat ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk eğitim sisteminin bana kazandırdığı çoktan seçmeli düşünme yetisini gündelik sorunlara uygulamaya karar<img class="alignright size-medium wp-image-4998" src="http://www.denemeyazilari.com/images/ist2_665636-no-2-pencil-250x125.jpg" alt="ist2_665636-no-2-pencil" width="261" height="154" /> verdim. Bizleri sorgulayamayan ve araştıramayan ahmaklara çevirmiş bu eğitsel düzeni ne kadar kanıksadığımı da anlamış oldum. Düz metin yazarken zorlanmadığım kadar rahat biçimde soru tasarlayabiliyorum.</p>
<p>Aşağıdakilerden hangisi ülkemizdeki çarpıklıklardan biri değildir?</p>
<p>a)      Kişilerin anayasal haklarının göz göre ve gönül katlana biçiminde açıkça ihlal edilmesi.</p>
<p>b)      YGS olarak adlandırılan sınav öncesi bir grup öğrencinin dershanelerinde “parasız eğitim ve eğitimde fırsat eşitliği” gibi isteklerini dile getirmesi üzerine tartaklanması.</p>
<p>c)      Emekçilere yönelik her türden zorbalık ve alınamayan güvenlik önlemleri nedeniyle yaşanan patlamalar, ölümler, dağılan aileler.</p>
<p>d)     Yukarıdakilerden birini ya da birkaçını doğal sayan, önemsemeyen, önemsesem de elimden ne gelirci, &#8220;iyi olmuş ne güzel benim başıma gelmedi ki&#8221; tarzında etrafta dolaşan insanların varlığının git gide artması.</p>
<p>e)      Düşünce özgürlüğünün “düşünürsem ne düşündüğüm alnımdan ya da yüzümden anlaşılır mı?” paranoyasına dönüşmesi.</p>
<p>f)       Gelir adaletsizliğinin git gide artması, iş piyasasındaki cinsel ayrımcılık.</p>
<p>g)      İşsizlik oranlarındaki artış.</p>
<p>h)      Toplumsal, ruhsal buhranlarla son dönemde yaşanan aile içi şiddetin ve kendine zarar verme davranışlarının gözlenen artışı.</p>
<p>i)        Sanatçı dediğimiz bir takım kişilerin muhteşem kültürel gafları ve ülke sorunlarına duyarsızlıkları.</p>
<p>j)        Hiçbiri</p>
<p>Bu sorulardan bir ya da birkaçına aklıselim yanıtlar verebiliyorsanız gerçekten sizi kutlarım. Hiçbiri diyorsanız da kutlarım. Şahsen bu geniş tavrınız size çok kapı açacaktır kuşkunuz olmasın. Aksine iddia ettiğiniz daha önemli bir çarpıklık gözünüze çarpmışsa memnuniyetle sizi dinlerim.</p>
<p>Bunları aklıma getiren asıl olay son günlerdeki sınav sistemi tartışmalarıydı. İnsanların geleceğinin belli bir zaman diliminde tespit edilmesi bana hiç insaflıca gelmemiştir. İstemediğiniz bölüme gidersiniz, istediğinizi kazanamazsınız, ne istediğiniz bilmez yanlış tercih yaparsınız, gençsinizdir kafanız karışıktır doğru düşünemezsiniz. Sonuçta yenibiriş adlı sitenin o haklı sonucunu doğuran anketin parçası olursunuz. Yani elinizde olsa geçmişte farklı bir bölümde okumak isteyeceğiniz şıkkını işaretlersiniz.  Her şeyden öte <span style="text-decoration: underline;"><strong>eşitsiz</strong></span> hazırlıklarla ortak bir sınava tabi tutulursunuz. Maslow’un o meşhur ihtiyaçlar hiyerarşisiyle, sınava hazırlanan öğrenciler arasındaki fırsat farkını temsil edelim. En alt kademede hiçbir kursa gidemeyen, bir üstte herhangi bir kursa ancak bir kez giden, bir üstte herhangi bir kursa birden çok ve düzenle giden, bir üstte herhangi bir kursa birden çok düzenle giden ve herhangi bir dersten düzenli özel ders alan, bir üstte herhangi bir kursa birden çok düzenle giden ve birkaç dersten özel ders alan kişiler vardır. Şimdi böyle bir karmaşa içinde en alt ve en üstün aynı sınavda aynı başarıyı göstermesini beklemek hangi insafa sığar? Bunun dışında bir de sınava yakınlık meselesi var. Efendim, Mardinli çocukları almışlar sınav yerini Adana yapmışlar. Oysa o çocuklar normal zamanda belki şehir değiştiremez bir durumdalar. Sonuçta hiçbir kursa gidemeyen ve evinden kilometrelerce uzakta sınava girenle, misak_ı milli sınırları içinde tüm derslerden özel ders alan ve özel aracıyla iki adım ötede sınava giren kişinin <span style="text-decoration: underline;"><strong>eşit eğitim fırsatına</strong></span> sahip olduğunu mu iddia ediyoruz?</p>
<p>Öyleyse cevap seçeneklerinden D şıkkı size içinde bulunduğumuz durumu özetleyecek hangi sözü çağrıştırmaktadır?(<span style="text-decoration: underline;">Cevap iki şıklı gibi gözükebilir lütfen dikkatli okuyunuz</span>)</p>
<p>a)Sakla samanı sonra biri gelsin çalsın</p>
<p>b)Damlaya damlaya çöl olur</p>
<p>c) Bana dokunmayan yılan bin yaşasın</p>
<p>d)Kaldıramazsan kaldırırlar gülüm</p>
<p>e)Tası tarağı topla Amerika’ya yolla</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=4996&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/coktan-secmeli-turkiye-gercekleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğitim</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/egitim.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=egitim</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/egitim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 23:50:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hacı Berat Korkmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[Matrax]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Okul]]></category>
		<category><![CDATA[tahsil]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Kayahan Coşkun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=4389</guid>
		<description><![CDATA[(Yazı ciddi manada uzun ve dağınık gelebilir sizlere. Ama bu yazımı şekil yönünden değil, daha çok içerik yönünden beğenmenizi dileyerek, huzurlarınıza sunuyorum.) Şimdi neden bu kadar basit bir başlık seçtin yazına diyebilirsiniz içinizden. Normalde yazımı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-4395" src="http://www.denemeyazilari.com/images/egitim-250x172.jpg" alt="" width="250" height="172" />(Yazı ciddi manada uzun ve dağınık gelebilir sizlere. Ama bu yazımı şekil yönünden değil, daha çok içerik yönünden beğenmenizi dileyerek, huzurlarınıza sunuyorum.) Şimdi neden bu kadar basit bir başlık seçtin yazına diyebilirsiniz içinizden. Normalde yazımı tamamladıktan sonra yazım için en uygun başlığı bulmaya çalışırım. Ama bu kez öyle olmadı. Anlatacağım olayı okuduktan sonra muhtemelen siz de benim gibi düşüneceksiniz.</p>
<p>Bir arkadaşımı aramıştım hal hatır sormak için. Sohbet bayağı ilerlemişti ve ikimiz de bu sene üniversitemizde 1. sınıfa başlayacağımız için bu konu üzerinden konuşuyorduk.</p>
<p>Malumunuz ülkemizde yer gök &#8220;İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi&#8221; mezunu kaynıyor. Bu alanda iyi bir işe sahip olabilmek için kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Ben de arkadaşım da daha bölümlerimize bile başlamadan &#8220;Şu kursa gidelim, şu dili öğrenelim, şu topluluğa katılalım, şu sertifikayı alalım.&#8221; derdine düşmüştük. Bu beni çok düşündürüyor ama diğer yandan da hırslandırıyor, başarıya yaklaştırdığını hissediyordum.</p>
<p>Keyifli sohbetimizin ardından arkadaşıma bir radyo programını dinleyeceğimi söyleyerek telefonu kapattım.</p>
<p>O radyo programı &#8220;Zeki Kayahan Coşkun&#8221; tarafından hazırlanan &#8221;Matrax&#8221; isimli programdı.</p>
<p>Her neyse, programı dinlemeye koyuldum. İstanbul&#8217;dan 23 yaşında bir genç aradı programı. Zeki&#8217;nin istediği şeyleri bir kağıda yazarken, çokça hatalar yaptı. Zeki, her zaman böyle şeylere çok sinirlendiğinden; gencin bu tavırları üzerine sormaya başladı: 7*8=56, 9*8=62 ve şimdi hatırlayamadığım birkaç soru sordu. Lise mezunu (!) olan bu genç çarpım tablosundan sorulan soruların üçte ikisini bilemedi. Cumhuriyetimizin kuruluşunu 1919 ve İstanbul&#8217;un Fethi&#8217;ni de 1959 olarak yanıtladı.</p>
<p>Şimdi iki tabloyu karşılaştırıyorum (Peşin söylüyorum kendimi övmeyi sevmem, zaten övünülecek bir şeyim yoktur. Ama şimdi söyleyeceklerimi kendimi övmek için değil sadece karşılaştırma yapmak için söylüyorum.)</p>
<p>Birinci tabloda ben ve arkadaşım eğitimimizin üstüne bir nebze de olsa neler koyabiliriz telefonda bunu tartıştık.</p>
<p>İkinci tabloda ise cumhuriyetimizin kuruluşu ve İstanbul&#8217;un Fethi&#8217;nin dahi tarihini bilemeyen bir genç&#8230;</p>
<p>İki tabloda da bu ülkenin eğitim sisteminde yetişmiş öğrenciler var. Ama o gencin bu basit soruları bilememesinin altında yatan sebep ne?</p>
<p>Bu sorunun yanıtı gayet açık. Ezberci, tembel, öğrenciyi çalıştırmayan ve araştırmaya yönelmeyen, sürekli hazıra konmasını hedefleyen eğitim sistemimiz tabii ki de!</p>
<p>Zeki&#8217;nin yaptığı gibi ben de kızmıyorum o gence. Ama onun &#8216;Öğretmenim&#8217; diye hitap ettiği insanları tanımayı o kadar çok isterdim ki&#8230;</p>
<p>Keşke kendilerine verilen &#8216;eğitimci&#8217; sıfatındaki &#8216;eğitmek&#8217; fiilini daha iyi anlayabilmiş olsaydı o öğretmenler. Keşke sınıfa; &#8220;Ders bitse de gitsem, bunlar da mezun olmak üzere, nasıl olsa paramı her türlü alırım.&#8221; mantığıyla değil de, o gençlere daha verimli nasıl ders anlatabilirimin mantığıyla girselerdi. Belki o zaman o genç ve o gencin türevleri 9 kere 8&#8242;in 62 etmediğini, cumhuriyetimizin 1919&#8242;da kurulmadığını, İstanbul&#8217;un 1956&#8242;da fethedilmediğini bilebilirlerdi. Belki şimdi onların arasından yeni Mustafa Kemal Atatürkler, Oktay Sinanoğlular, Mustafa İnanlar yetişiyor olurdu.</p>
<p>Etnik kökenler üzerine açılım yapacağımıza, azıcık da &#8220;Eğitim Açılımı&#8221; yapsak fena olmaz mı? Milletin altına giyeceği etekle veya  başına örteceği örtüyle uğraşmayıp da, bilimde daha fazla nasıl ilerleyeceğimizi göze alsak iyi olmaz mı? Her gece yeni ve niteliksiz üniversite açacağımıza elimizdeki pırlantaları gerektiği yerlerde kullansak, bu ülke için faydalı bir şeyler yapmış olmaz mıyız?</p>
<p>Bu hepimizin görevi! Birbirimizi evde, işte, okulda, sokakta; kısacası her yerde az az da olsa eğitebiliriz. Emin olun küçük gibi gözükse de, bunlar bu ülke için sağlam ve büyük adımlar olacaktır.</p>
<p>Tahsilsiz de olsa insanlarımızın cahillik oranının en alt seviyeye indiği bir Türkiye&#8217;yi görmek ümidiyle&#8230;</p>
<p>Hoşça kalın!&#8230;</p>
<p>Özel Not: Yazılarıma verdiğim bu uzun aradan dolayı bütün &#8220;Deneme Yazıları&#8221; ailesinin affını diliyorum. Bu süre içerisinde sizlere daha sağlam, daha düzgün yazılar verebilmenin yollarında dolaştım. Umarım daha güzel yazılarla bundan sonra yine beraberiz&#8230;</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=4389&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/egitim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milli Bilinç ve Türkçe Düşünmek</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/milli-bilinc-ve-turkce-dusunmek.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=milli-bilinc-ve-turkce-dusunmek</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/milli-bilinc-ve-turkce-dusunmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 13:14:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>asyali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ezbercilik]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[milli bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Yozlaşma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=3714</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada bağımsız alanında uzman tarihçilere danışılsa en eski uygarlıklar sıralamasında muhakkak ki ilk sıralarda Türk tarihide yerini alacaktır. Türkler tarihleri boyunca coğrafyadan coğrafyaya destanlar yazmış, yaptığı fetihlerin yanında kültürel olarak ta gittikleri coğrafyalardaki kavimlerle kültür alışverişine girmişlerdir. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://www.gaxxi.com/yagmuroncesi/yagmuroncesi/gorsel/dosya/1162840224scocuk.jpg" alt="" width="160" height="155" />Dünyada alanında bağımsız uzman tarihçilere danışılsa, en eski uygarlıklar sıralamasında muhakkak ki ilk sıralarda Türk tarihi de yerini alacaktır. Türkler tarihleri boyunca coğrafyadan coğrafyaya destanlar yazmış, yaptığı fetihlerin yanında kültürel olarak da gittikleri coğrafyalardaki kavimlerle kültür alışverişine girmişlerdir.</p>
<p>Tarihi destanlarla dolu Türk milleti, bu binlerce senelik tarihin içerisinde hiçbir zaman boyun eğen tarafta olmamış ve hep başı dik olarak düşmanlarıyla çarpışmıştır. Bitti denildiği anlarda bile tarihinin vermiş olduğu büyük bir azimle düşmanlarına Anadolu topraklarını dar etmiştir. İşte bizi biz yapan değerlerin başında bu bağımsızlıkçı ruhumuz gelmektedir.</p>
<p>Bugün maalesef dünyada küreselleşme denen ölümcül virüsün de etkileriyle gençler televizyon ve internet vasıtasıyla bir uçuruma doğru sürüklenmekte ve geçmişini eskisinden daha az önemser duruma gelmektedir.</p>
<p>Gençler bu yeni sosyal ağlar sayesinde dünyaya daha çabuk kaynaşıp farklı kültürlerin özelliklerini hızlıca kapmaktadırlar. Ülkemizde ezbere dayalı ilerleyen Milli Eğitim düzeni sayesinde gençler ülkesinin kültürünü, toplumsal ve ahlaki değerlerini ezbere dayalı bir şekilde öğrenmekte ve bunu hayatın içerisinde uygulayabilecek bir düzende ne aile içi ne de okul içerisinde fırsat bulmaktadırlar. Gençlerin, milli bir bilinçle kendi kimliklerine sahip olmaları, yaşadıkları bölgenin coğrafi ve kültürel yapısına uygun hareket etmeleri gerekirken, gençler bugün yeni nesil tek tip yaşam anlayışı içerisinde yaşamayı tercih etmektedirler.</p>
<p>Bugün dünya tek kültürlü bir yapıya doğru sürüklenmek istenmektedir. Fakat bu beraberinde toplumsal yozlaşmayı da getirmektedir. Gençler televizyon ekranlarında gördükleri insanlar gibi yaşam taklidi içerisinde benliklerini kaybetmekte ve gelip geçici heveslerin kurbanı olarak yok olup gitmektedirler.</p>
<p>Bu benliğin yok oluş sürecine maalesef eğitim düzenimiz çanak tutmaktadır. Gençleri akla, mantığa, araştırmacılığa, öğrenmeye itmeden, ezbere dayalı eğitim sistemimiz gençlerin içindeki tüm öğrenme heyecanını yok etmeye yönelik olarak faaliyet göstermektedir.</p>
<p>Gençliğimiz tarihlerini ezbere öğrenmekte ve neden sonuç ilişkisine bakmadan temeli sağlam olmayan &#8220;milliyetçilik&#8221; fikrine tutularak geçmişteki en büyük düşmanlarını sözde öğrenip, özde ise tamamen onların kültürüne doğru sürüklenmektedirler.</p>
<p>Ülkemizde yüz binlerin vatan müdafaası adına gözünü kırpmadan ölüme atladığı Çanakkale&#8217;ler, Dumlupınar’lar, Sakarya’lar ve diğer cephelerde nelerin yaşandığını ve ne amaçla bu kadar kanın döküldüğünü idrak edemeyecek milyonlarca genç yaşamaktadır.</p>
<p>Dünyanın tek tip insan modeline doğru sürüklendiği bir ortamda gençlerimizin bu topraklarda milli bilinç ile yetiştirilmemesinin getirdiği sıkıntılar neticesinde batının ülkemiz adına oynadığı tüm oyunlar da &#8220;ver-gitsin, sat-gitsin, kurtul-gitsin&#8221; tipi fikirlerle vatan müdafaasının önemini anlamadan yaşayan gençler, bizlere geleceğin ülkemiz adına pek de parlak bir şekilde gelmeyeceğinin kanıtını göstermeye çalışmaktadır.</p>
<p>Özellikle ülkemizdeki yabancı dilde eğitim veren okulların sayısı arttıkça kendi dilinde düşünemeyen, eğitimini aldığı binlerce kilometre uzaklıktaki ülkelerin dilinde bilimsel olarak düşünmeye ve öğrenmeye çalışan gençler, kendilerine olan özgüvenlerini kaybetmekte ve bu zorlu dönemi ezbere dayalı öğrenme yoluyla çözmeye çalışırken, bilim adına da hiçbir varlık gösterememektedir. Batı dillerinin, özellikle de İngilizcenin teknikbilim alanında yaygın dil olarak kullanılması münasebetiyle, gençlerde Türkçe kelimelerin kullanılması gün geçtikçe gerilemekte ve artık internet üzerinden bilgi paylaşımının yapıldığı ortamdaki yazışmalarda Türkçe karakterdeki kelimeler neredeyse kullanılmaz hale gelmiştir. Bugün birçok genç alfabenin harflerini sıralarken bu karakterleri es bile geçmektedir.</p>
<p>Dünyada bilgisayar teknikbiliminin yazışma kodlarında kasıtlı olarak Türkçe kullanmaması sebebiyle gençler ister istemez &#8220;ç,ğ,ı,ü,ö&#8221; gibi Türkçe harfleri yutarak bunların İngilizce karşılığını kullanarak kendi dillerine ihanet etmeleri sağlanmaktadır. Hatta birçok alanda artık Türkçemize &#8220;q,w&#8221; gibi harfler de sokularak Türk dili katliamını büyük bir hızla yaygınlaştırmaktadır.</p>
<p>Özellikle dünyayla kaynaşma adına hiçbir harfini ve yayın akışını değiştirmeden ülkemize getirilen yabancı kaynaklı televizyon kanalları sayesinde gençler o ülkelerin kültüründeki olan bitenleri seyredip kendi coğrafyasında başka kültür ile yaşamaya çalışarak milli benliğini yok etmeye çalışmaktadır.</p>
<p>Maalesef  Türk gençliği “Küreselleşme” adı altında yapılan sömürgeleştirme çalışmalarında bir denek olarak kullanılmakta ve yozlaşmaya doğru sürüklenmektedirler. Bu milli benlikten uzaklaşma sadece şehirde yaşayan gençlerde değil, televizyon kültürü sayesinde en kırsal kesimlere kadar ilerlemekte ve zehrini yaygınlaştırmaktadır.</p>
<p>Yukarıda şu ana kadar anlatılmakta olan -üzülerek söylemek gerekirse- gerçeğin ta kendisidir. Gençliği bu durumdan kurtaracak olan milli bilinci tam olan bireylerin gayretleri ile hazırlanacak olan Türk ulusunun kurtuluş reçetesini oluşturacak Milli Eğitim sistemimizin derhal elden geçirilmesi, gençlerin Türkçeye karşı ilgisinin arttırılması ve bu konularda Türkiye’nin her yerinde seminerler verilmesi öncelikli hedeflerin başında yer almalıdır.</p>
<p>Özellikle aile içi eğitimde bilinçli bireyler çocuklarının dış dünyaya açılımını sağladığı internet ortamlarında onlara Türkçe kullanmaya teşvik edici telkinlerde bulunarak gençlerin tüm gerçek ve sanal yaşam alanlarında kendi dil ve kültürlerini kullanmaları konusunda gayretler göstermelidir.</p>
<p>Türk ulusu sadece elde bayraklarla ulusal günlerde statlara koşarak milli bilinci yaşatamayacaktır. Bu milli bilinç savaşı topyekûn tüm cephelerde verilmelidir.</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=3714&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/milli-bilinc-ve-turkce-dusunmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçe mi Değil mi?</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/turkce-mi-degil-mi.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=turkce-mi-degil-mi</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/turkce-mi-degil-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 00:23:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Emre Polat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kelimeler]]></category>
		<category><![CDATA[kelimelerin kökeni]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=3232</guid>
		<description><![CDATA[Bir kelimenin Türkçe olduğunu nasıl anlarız? Bugüne kadar hep 2 şekilde inceledik. Bunlar neydi :
1 ) Büyük Ünlü Uyumu
2) Küçük Ünlü Uyumu
Hocalarımız bizlere yıllardır hep bunları öğrettiler. Çoğu kelime uymuyordu bu kurallara. Bazen olabilir dediler. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kelimenin Türkçe olduğunu nasıl anlarız? Bugüne kadar hep 2 şekilde inceledik. Bunlar neydi :</p>
<p>1 ) Büyük Ünlü Uyumu</p>
<p>2) Küçük Ünlü Uyumu</p>
<p>Hocalarımız bizlere yıllardır hep bunları öğrettiler. Çoğu kelime uymuyordu bu kurallara. Bazen olabilir dediler. Biliyorlardı. Ama derslerde bunları öğretmek için yetkileri mevcut değildi.</p>
<p>Bir kelimenin Türkçe olup olmadığını 19 şekilde anlıyoruz arkadaşlar. 19 kurala da uyan ve T.D.K&#8217;nın sözlüğünde bulunan kelimelere Türkçe&#8217;dir diyebiliriz. Fakat bazen önceleri kalın ünlüyken, sonraları ince ünlü olan kelimeler de olabiliyor : alma &gt;elma gibi.</p>
<p>Bu 19 kuralın tamamını şu an hatırlamıyorum. Hatırladıklarım :</p>
<p>1) Büyük Ünlü Uyumu</p>
<p>2) Küçük ünlü Uyumu</p>
<p>3) Türkçe kelimelerin başında m, c, g, ğ, v ünsüzleri bulunmaz.</p>
<p>4) Türkçe kelimelerin kökünde iki aynı ünsüz yan yana bulunmaz. <span style="text-decoration: line-through;">hiss</span>iyat</p>
<p>5) Türkçe kelimerin sonunda b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz.</p>
<p>6) Türkçe kelimelerin başında j harfi bulunmaz. Jale.</p>
<p>7) Türkçe kelimelerde ayın (Arapça&#8217;da bulunan bir harf) bulunmaz.Kalb (a harfi &#8220;ayın&#8221; harfidir.)</p>
<p>8) Türkçe kelimelerde Kaf (Arapça&#8217;da bulunan bir harf) bulunmaz. <span style="text-decoration: line-through;">K</span>alem</p>
<p>9) Türkçe kelimelerde hemze bulunmaz.</p>
<p>10) Türkçe kelimelerde lam (Arapça&#8217;da bulunan bir harf) harfi bulunmaz.</p>
<p>11) Türkçe kelimelerde nun (Arapça&#8217;da bulunan bir harf) bulunmaz. Bunun yarına nazal n vardır.&#8221;Seni<span style="text-decoration: line-through;">n</span>&#8220;. Sondaki n harfi Osmanlı Türkçesi Dönemi&#8217;nde kef şeklinde yazılır.</p>
<p>12) Türkçe kelimelerde p harfi bulunmaz. P ve j harfleri Farsça&#8217;dan aldığımız harflerdir.</p>
<p>Hatırladıklarım bunlar. Bir kelime türkçe mi değil mi? Bu ilk bakışta anlaşılmaz.İşte bazı istisnalar :</p>
<p>Merdiven &gt; merduban : Farsça bir kelimedir. Dilimizi girmesiyle, ses düzenine ayak uydurmuştur.</p>
<p>Anahtar : Rumca bir kelimedir.</p>
<p>Kilit : Rumca bir kelimedir.</p>
<p>sehpa &gt;se + pa : Farsça bir sözcüktür.&#8221;Se&#8221; üç, &#8220;pa&#8221; da ayak demektir. Üçayak anlamına gelmektedir.</p>
<p>Kösele &gt;Govsale : Farsça bir kelime olup 1 yaşında öküz anlamına gelmektedir. Dilimize girmesiyle bizde daha farklı bir anlam kazanmıştır.</p>
<p>Türkçe kelimelerin anlamını yitirip, hemen hemen unutulmasıyla ilgili ilginç birkaç örnek verelim. Günümüzde &#8220;hasta&#8221; kelimesi, Farsça&#8217;dan gelmektedir. Onlarda &#8220;haste&#8221; şeklindedir. Eski Türkçe&#8217;de bu kelime &#8220;iğ&#8221; kelimesiyle karşılanmaktadır. &#8220;İğ&#8221; hasta demektir. &#8220;İğlik&#8221; hastalık demektir. Günümüzde &#8220;iğrenç,iğrenti,iğrenmek&#8221; şeklindeki kelimelerle varlığını korumaya çalışan bu kelime Anadolu&#8217;nun bazı yerlerinde hala kullanılmaktadır.</p>
<p>Bir diğer örnek de &#8220;ilaç&#8221; kelimesidir. Göktürk yazıtlarında ve Karahanlı Türkçesi&#8217;nde &#8220;em&#8221; ve &#8220;ot&#8221; şeklinde olan iki kelime zaman içerisinde fakirleşmiştir. Günümüzde &#8220;emmek&#8221; şeklinde varlığını koruyan &#8220;em&#8221; kelimesi Anadolu&#8217;nun bazı yerlerinde hala &#8220;ilaç&#8221; anlamında kullanılmaktadır. Aynı şey &#8220;ot&#8221; kelimesi için de geçerlidir.</p>
<p>Anlaşıldığı üzere, Türkçe hafife alınacak bir alan değil arkadaşlar. Türkçe olduğunu zannettiğimiz ama Türkçe olmayan birçok kelime mevcut. Bunları dilimizden atalım diyenlerden değilim. Toplumun benimsediği kelimeleri isteseniz de atamazsınız. Ama Türkçe&#8217;nin en eski zamanlarından beri var olan kelimeleri yeniden canlandırabiliriz. Birçokları saçma kelimeler ortaya çıkıyor dese de ? :)</p>
<p>Kaynak :</p>
<p>1)Ses Bilgisi Ders Notları</p>
<p>2)Türkçe&#8217;nin Söz Varlığı . Doğan Aksan.</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=3232&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/turkce-mi-degil-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçeyi Öğrenmek</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/turkceyi-ogrenmek.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=turkceyi-ogrenmek</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/turkceyi-ogrenmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 23:09:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Emre Polat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ali şir nevai]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizce]]></category>
		<category><![CDATA[latince]]></category>
		<category><![CDATA[muhakametü'l lugateyn]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=3168</guid>
		<description><![CDATA[Evet arkadaşlar. Makaleden ziyade deneme yazmak maksadım. Bir makale üzerinde fikir yürütecek olsam da bir şeyler deneyeceğiz sonuçta.
Türkiye Türkçesi dersimizde işlediğimiz bir makale vardı. Slobin&#8217;in çocuklar üzerinde yaptığı bir inceleme. Dil edinim sürecini inceleyen Slobin, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet arkadaşlar. Makaleden ziyade deneme yazmak maksadım. Bir makale üzerinde fikir yürütecek olsam da bir şeyler deneyeceğiz sonuçta.</p>
<p>Türkiye Türkçesi dersimizde işlediğimiz bir makale vardı. Slobin&#8217;in çocuklar üzerinde yaptığı bir inceleme. Dil edinim sürecini inceleyen Slobin, bu maksatla dünyadaki hemen hemen tüm milletlerden çocukları toplamış ve onları 2 yaş 8 aydan, 4 yaş 2 aya kadar incelemiş. Çocukların dil edinimlerini araştıran ve bunu rapor haline getiren Slobin bir süre sonra şaşkınlığa uğramış. Çünkü, Türk çocukları 3 yaş 6 ayda dil gelişimlerini tamamlamışlar. Diğer uluslara ait çocuklar 5 yılda bazıları 7 yılda tamamlamışlar bu süreci. Ama Türk çocukları dünyadaki tüm uluslardan önce dillerini öğrenmişler.</p>
<p>Slobin, makalesinde bu durumu 2 temel nedene bağlamış :</p>
<p>1) Toplumsal Nedenleri :</p>
<p>Türk çocukları küçüklüklerinden beri ailelerinin yanında kalıyorlar. Aile toplantılarından uzaklaştırılmıyorlar. Bu durum da onların dillerini öğrenmelerinde önemli bir etken olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p>2) Dilbilimsel Nedenleri :</p>
<p>Türkçenin eklemlemeli bir dil olması ve logo benzeri yapıtaşlarından oluşması. Mesela, söylenmesi zor olan bir kelime olan &#8220;Masanın üzerindeki kağıtları bana verir misin?&#8221; kelimesini Türk çocukları hiçbir şekilde yanlış söylememişler. Ayrıca ses uyumu da önemli. Hiçbir Türk çocuğu &#8220;sandalyeye&#8221; sendelye dememiş.</p>
<p>Türkçe kelime türetebilmeye çok uygun bir dildir. Bir fiilden onlarca kelime türetilebilir.Çocuklara da bu doğrultuda kolaylık sağlamaktadır. Arapça&#8217;da ki gibi kelimenin sonuna veya başına gelmez.(kitap = mektup gibi) Herşey bir sıra dahilindedir ve bu sıra matematikten farksızdır.</p>
<p>Türkçeyi dünyanın en taze dili ilan ediyorum . Şu an dahi dilimize yabancı kelimeler aralıksız girse de Türkçe her an kendini yenileyebilir, her an her durumu karşılayabilir. Bu ne Farsça&#8217;da vardır, ne Arapça&#8217;da ne de Fransızca&#8217;da. Ali Şir Nevai&#8217;nin &#8220;Muhakametü&#8217;l Lugateyn&#8221; eserini küçüklüğümüzden beri biliriz. İçeriği konusunda cahil kalmamız nedendir peki? Ali Şir Nevai Türkçe ile Farsça&#8217;yı dilbilimsel açıdan karşılaştıran ilk bilim adamımızdır. Eserinde Türkçe&#8217;nin Farsça&#8217;dan fiilleri yönünden, söyleme kolaylığı yönünden çok üstün olduğunu kanıtlıyor ve devamında diyor ki : &#8220;Bu gerçek bu güne kadar hep gizli kaldı. Türk şairleri hep Farsça yazdılar. Ama ben buradan diyorum ki Türkçe, söyleyiş kolaylığı yönünden, ifade gücü bakımından Acem&#8217;i fazlasıyla geçmiştir.&#8221;</p>
<p>Günümüzde İngilizce&#8217;nin Türkçe üzerindeki kimilerine göre azami, bana göre ise geçici baskısı üzerinde iki kelam edelim. İngilizce 5 tane barbar dilin bir araya gelmesiyle üzerine de Latince&#8217;nin tesiriyle bu günlere gelmiş bir dil. Yeni kelime türetebilme kaabiliyeti hemen hemen yoktur. Yeni kelimeler ya Latince&#8217;den alınır ya da kelimelerin baş harfleri bir araya getirilerek oluşturulur. R.A.M (Random acces Memory) örneğinde olduğu gibi.(Oktay Sinanoğlu, Bye Bye Türkçe) Peki bu dil tüm dünyada konuşuluyorken bizim en büyük icadımız olan &#8220;Türk Dili&#8221; neden bu durumda? İleriye dönük olarak neler yapılabilir?</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=3168&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/turkceyi-ogrenmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
