"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

Toplum, insanı etkileyen gerçek ilişkiler bütünüdür. İnsan,toplum içerisinde yaşadığı sürece toplumdan etkilenecek ve bilinci topluma göre şekillenecektir. Devamını oku…

Biri Türkçe olimpiyatları dedi sanki. Hani bu bir grup var ya… Fethullah Gülen’in cemaati. Türkçeye sahip çıkıyorlarmış? Üstüne üstlük olimpiyatını düzenliyorlarmış? Dünyanın dört bir tarafından çocuklara Türkçe öğretip, İstiklal Marşı’nı, Sakarya Türküsü’nü ezberletiyorlarmış? Devamını oku…

Mardin katliamının üzerinden tam iki hafta geçti. Türkiye’yi ayağa kaldıran bu vahşet, daha da konuşulacağa benziyor. Siyaset bilimciler sebebin töre olmadığını, sosyologlar da Türkiye’de görülen ilk sosyolojik vaka olduğunu söyleyedursun, ortada neden-sonuç ilişkilerine dayalı durum incelenmesinden daha büyük bir problem var. Koruculuk kalksın ya da kalkmasın, “Eğitim ve sosyal değişim şart!” gibi kalıplar artık hepimizi bunaltmaya, belki de vahşetin bir diğer yüzünü hafifletmeye başladı. Devamını oku…

Sakin bir otobüs. Sabahın erken saatleri olması nedeniyle normal zamanlara göre daha boş belki de. Birkaç boş, tercih edilmemiş koltuktan, benim için önemi olmayan  ‘ herhangi bir ’  koltuğa oturuyorum. Ne de olsa en fazla 20 dakika geçireceğim bir yolculuğun parçası bu koltuk. (Bir koltuktan niye bu kadar bahsettim ki? Sonrasında beynimi dolduran nedenlerden dolayı. Yoksa böyle boş koltukların boş muhabbetinden değil. Her neyse lafı fazla da uzatmayayım.) Daha sonra otobüsün durduğu duraklarda bütün koltuklar doluyor ve boş yer kalmıyor. Oturduğum semtte çok fazla yaşlı insan bulunuyor ve otobüslerde de genelde yaşlılar fazlalıkta oluyorlar. Devamını oku…

Geçenlerde okuduğum bir haber sinirlerimi ancak bu kadar zıplatabilir! İşte haber: “Kahramanmaraş’ta 15 yaşında evlendirilen bir kız, düğünden sonraki gün, bakire olmadığı gerekçesiyle baba evine gönderildi. Ailesine bakire olduğunu söyleyen genç kız intihar etti. Yapılan otopside genç kızın bakire olduğu belirlendi.” Devamını oku…

Bazı hayatlar vardır, çok basit göründüğü için aşağılanması çok kolaydır. Mesela basma etekleri ile mahallenin merdivenlerine oturmuş, çekirdek çitleyen, oradan buradan konuşan, üzerleri kızarmış yağ, elleri soğan kokan, büyük memeli, başında tülbenti olan mahalle kadınları vardır. Yanlarından geçerken onlardan biri değilseniz sizi süzerler ve ardınız sıra yorumlar bir bir gelir. Aslında hiç kimseye zararı olmayan bu insanlar, işi gücü çok olan, boş oturmayan diğer insanlar tarafından içten içe fazlaca aşağılanırlar. Hiç bir şeye kafaları basmayan bu kadınların, yemek yapmak, çocuk doğurmak, onu da sokağa salmak ve sabahtan akşama kadar mahallenin diğer hatunları ile çene çalmaktan başka işleri yoktur, bir de utanmadan dedikodu yaparlar… Aslında öyle midir peki ? Bu kadınlar sanıldığı kadar boş kafalı mıdır, becerebildikleri önemli bir iş yok mudur ? Devamını oku…

Aslında yakın zamana kadar Aziz Nesin’in şu bilindik davalık sözüne çokça hak verir ve böyle bir durum karşısında “yalnız ve güzel ülkede” yapacak pek de fazla şey olmadığını düşünürdüm. Bu tezi destekleyen o kadar çok şey gerçekleşti ki memlekette, geçen süre içinde aksini söylemek zaten ya iyimserlik ya da salt pragmatik düşünmekle açıklanabilirdi ancak. Devamını oku…

Bizim memleketin bir adeti var. Çoğu kimseler işini doğruca yapmayı pek sevmez. Farklı bir açıdan bakarsak, bizim memlekette herkes işine geldiği gibi yapar işini. Yani işini gerçek amacına tam olarak ulaştıramasa da, kendisine yapması gereken işinden daha fazla bir getirisi oluyorsa, o iş daha mühimdir kendi işinden. Devamını oku…

“10 PUAN 10 PUAN 10 PUAN”, “Dişlerini fırçala, ıspanağını ye, arabada arka koltukta otur, teybin kırmızı kayıt düğmesine basma” derdi Barış abimiz. Bir anlamı vardı söylediklerinin.  Az kanallı televizyonun karşısında pür dikkat onu izlerken hayattan kopardım. Ne dünya umrumdaydı ne de annemin bana bir iş söylemesi. Bir çok kez telefonla aramış, gazeteden form doldurmuş ama bir türlü katılamamıştım o programa. İçimde hep bir uktedir o merdivenli kürsüye çıkıp mikrofonu yutarcasına heyecanlı heyecanlı şarkı söylemek.  Ay sonunda telefonun faturası kabarık geldiğinde babama hesap vermek zorunda kalmıştım ama derdimi anlattığımda bana Barış Manço kaseti ile gelen babam sayesinde şarkılarında büyüdüm. Devamını oku…

Bugün delileri düşündüğümü farkettim. Özellikle de neden ve sürekli güldüklerini. Bir hayli de rahatladım. Birçok soru kafamda cevap buldu. Deliler, sussalar da konuşsalar da kendilerini anlatamayanlar, onun yerine inadına yapar gibi gülenler, kabul görmeyenler, sözlerine inanılmayanlar, sevgili deliler.
    Devamını oku…

DY | deneme tahtası

Yargı Reformu-Demokrasi-Referandum?

DY | deneme tahtası'na fotoğrafın size ne düşündürdüğünü yazın, denemenizi anında okurlarla paylaşın!

DY | facebook hayran sayfası

Reklam