(Bu hikayeyi karalamaların arasından ölümsüzleştirmemi sağlayan Özden’e…) Devamını oku…
Okumayı pek sevmiyoruz ” millet olarak ”. Okuduğu bir kaç kitap özeti dışında eline kitap almamış üniversite mezunları var maalesef. Okumadan, yorum yeteneği kazanmadan, sosyal hayatta ne kadar başarılı olunur bilinmez ama kitap hiçbir zaman yeri doldurulmayacak bir ihtiyaç, şüphesiz. Devamını oku…
Bir iklim hayal ediyorum daha önce kimsenin hayal etmediğini varsayarak. Etrafta rengârenk gökkuşakları ve altında sarı saçlı güzel peri kızları. Her birinin başında papatya taçları. Kimin göresi gelmez ki onları! Bizim peri kızlarının her biri küçük çocukların ellerinden tutmuş oyun oynuyorlar göz kamaştırıcı ışık atmosferi altında. Sonra başımı hafifçe sağa çeviriyorum, meyve yüklü ağaçlara tesadüf ediyor gözlerim. O kadar meyve yüklü ki ağaçlar, meyvelerin ağırlığıyla ince, narin kolları eğivermiş dallarını yere doğru. Devamını oku…
Bazen rüzgar çanlarını özlüyorum. Onları dinlerken rüzgarı hissetmeyi çok severdim oysa. Çocukluğum gibi onlar da farkına varmadığım bir anda beni terkedip gitti. Hem de eskisinden daha çok ihtiyaç duyarken onlara. Çocukken ne kadar üzgün olursanız olun kendinizi teselli etmeniz zor değildir. Bir tencere kapağı bile saatlerce mutlu edebilir sizi. Ama büyüdükçe zorlaşır mutlu olmak .Aramanız hatta günlerce aylarca peşinde koşmanız gerekir. Rüzgarı aramak gibi tıpkı. Nasıl isterse öyle esen rüzgarı. Ne kadar engellenirse engellensin devam eden rüzgarı. Şimdi binalar ve insanlar arasından bi nefes gibi hissedebiliyorum onu. Sonra da emin olmak için bir rüzgar çanı sesi duymaya çalışıyorum. Ama kalabalığın gürültüsü engelliyor, duyamıyorum, hayal mi ediyorum rüzgarın estiğini bilemiyorum. Devamını oku…
“10 PUAN 10 PUAN 10 PUAN”, “Dişlerini fırçala, ıspanağını ye, arabada arka koltukta otur, teybin kırmızı kayıt düğmesine basma” derdi Barış abimiz. Bir anlamı vardı söylediklerinin. Az kanallı televizyonun karşısında pür dikkat onu izlerken hayattan kopardım. Ne dünya umrumdaydı ne de annemin bana bir iş söylemesi. Bir çok kez telefonla aramış, gazeteden form doldurmuş ama bir türlü katılamamıştım o programa. İçimde hep bir uktedir o merdivenli kürsüye çıkıp mikrofonu yutarcasına heyecanlı heyecanlı şarkı söylemek. Ay sonunda telefonun faturası kabarık geldiğinde babama hesap vermek zorunda kalmıştım ama derdimi anlattığımda bana Barış Manço kaseti ile gelen babam sayesinde şarkılarında büyüdüm. Devamını oku…
Aslında yazıyı daha erken geçmem gerekiyordu fakat bu haftaki yoğunluktan bir türlü fırsat bulup gönderemedim. Bu yüzden herkesten özür dileyerek sözlerime başlıyorum. Devamını oku…
Kainat üzerinde gelişmeye başladığı anda “benimki mi büyük, seninki mi?” kıyasını yapmaya mecbur hissetmeyen bir organizma bulmak zor görünüyor. “Gelişmekte olan” ülkelerin her birinde saplantı haline gelen gökdelen dikerek “dünya kenti” yaratma sevdası da bunun bir getirisi galiba. “Büyüklerine” imrendiklerinden olsa gerek, hepsi de devasa binalar inşa etmeye başladılar. Özendikleri şehirlerin mirasını görmezden gelip birbirine çok benzeyen kentler yarattılar. Son yıllarda İstanbul da bu gençlerin ardına takıldı gidiyor. Utanmıyor da yaşından. Devamını oku…
Bugün delileri düşündüğümü farkettim. Özellikle de neden ve sürekli güldüklerini. Bir hayli de rahatladım. Birçok soru kafamda cevap buldu. Deliler, sussalar da konuşsalar da kendilerini anlatamayanlar, onun yerine inadına yapar gibi gülenler, kabul görmeyenler, sözlerine inanılmayanlar, sevgili deliler.
Devamını oku…
Bu sıralar dilime Candan Erçetin’in “Ben Kimim?” şarkısı dolandı. 12 yaşımdan beri süregelen Candan Erçetin hayranlığı her geçen daha bir artmakta. Sanki benim büyüme devrelerimde çıkardığı albümlerle direk bana sesleniyor ve beni anlatıyormuş gibi geliyor. Çocukluktan erişkinliğe geçerken yaşadığım her duyguyu Candan abla ile anlatmamı kendim için bir nimet olarak görüyorum. Çünkü benim net ve anlaşılır olmamı sağladı. Onunla ilk tanışmamız olan “Dünyada ölümden başkası yalan” şarkısı tam da içinde bulunduğum ruh durumunu çok iyi yansıtmıştı ve hatırlıyorum da bu sözleri okul sıralarına kazımıştım çevremdekilere kızdığım için. Sırf onula tanışmak için harıl harıl çalıştığım 8.sınıf sınavında yeterli puan alıp Galatasaray Lisesi’ne gidememiştim ama biliyordum ki bir gün onunla karşılaşacaktım. Devamını oku…
“İstanbul benden büyük onla başa çıkamam” diyor televizyonda şarkı söylemeye çalışan kadın. Devamını oku…
