<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Deneme Yazıları &#187; Din / Mistisizm</title>
	<atom:link href="http://www.denemeyazilari.com/bolum/yasam/din-mistisizm/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.denemeyazilari.com</link>
	<description>&#34;Tür: Deneme. Konu: Her şey!&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 23:00:21 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Antinomi</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/antinomi.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=antinomi</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/antinomi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 10:22:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ferid Cafer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din / Mistisizm]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[antinomi]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[teoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=5583</guid>
		<description><![CDATA[Bahaizm söylüyor: “Bütün dinler birdir.”
Bu cümle bir antinomi içeriyor. Şöyle ki, eğer bir din olarak bütün dinlerin bir olduğunu söylüyorsa, Bahaizm de bunlarla bir midir? Bahaizm de bir din olduğuna göre buna dahil olmalıdır. Bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 		@page { margin: 0.79in } 		P { margin-bottom: 0.08in } -->Bahaizm söylüyor: “Bütün dinler birdir.”<img class="alignright size-medium wp-image-5585" src="http://www.denemeyazilari.com/images/dali-illusion-180x200.jpg" alt="" width="180" height="200" /></p>
<p>Bu cümle bir antinomi içeriyor. Şöyle ki, eğer bir din olarak bütün dinlerin bir olduğunu söylüyorsa, Bahaizm de bunlarla bir midir? Bahaizm de bir din olduğuna göre buna dahil olmalıdır. Bir din var ise diğerlerinden ayrıdır. Eğer Bahaizm bu “bir olan dinler” kümesine dahilse kendisinin ayrıca bir din olarak var olması nasıl mümkün olabilir? Eğer bu kümeye dahil değilse; bir olan, bütün dinler olduğuna göre kendisi nasıl bir din olabilir?</p>
<p>Benzeri çelişkiyi biraz farklı bir cümleyle ifade edelim. Bir insanın şöyle dediğini düşünelim: “Ben bir Hıristiyanım ve bütün dinler birdir.”</p>
<p>Bu şahıs bir Hıristiyansa, Hıristiyanlık da diğerlerinden farklı veya bağımsız bir dindir. Diğer bir deyişle, Hıristiyanlık diye bir din vardır ve ondan başka dinler de vardır. Hıristiyanlık&#8217;tan başka dinler vardır ama bu birey, Hıristiyanlık dininin mensubudur. Öyleyse bu kişi bütün dinlerin bir olduğunu iddia edemez. Çünkü, bütün dinlerin bir olduğunu kabul eden biri Hıristiyan olamaz. Yani, eğer hepsi birse diğerlerinden ayrı olarak bir dinin mensubu nasıl olunabilir?</p>
<p>Çözüm nedir? “Ben bir dinsizim ve bütün dinler birdir” diyen bir insan bu düşüncesi itibariyle çelişkili bir ifade kullanmamış olur. Bütün dinlerin bir olduğunu iddia edebilmek için bir insanın hiçbir dinin mensubu olmaması lazım. Bu şahsa göre bütün dinler zaten birdir. Yani bu birey, bütün dinleri bir görüyordur, aralarında farklılık, başka olma durumu görmüyordur. Diğer bir deyişle, “dinler” kümesinin dışında var olmak gerekiyor onların bir olduğunu söyleyebilmek için. Bu mesele matematiksel olarak da ispat edilebilir. Matematikte, bir küme hakkında yargıya varmak için o kümenin dışında olmak gerekir.</p>
<p>Bunun dışında, teolojik bir çözüm de şu olabilir: Dinlerin temel felsefesi birdir ama yöntemleri farklıdır. Yani hedef kapı aynıdır ama ona giden yollar farklıdır. O nedenle bir insan hem dinleri temelde bir görüp, hem de herhangi bir dine mensup olabilir ve burada bir çatışkı olmaz.</p>
<p><!-- 		@page { margin: 0.79in } 		P { margin-bottom: 0.08in } -->Mart – Nisan 2010</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=5583&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/antinomi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cehennemde Yanar Çıkarım Yanılgısı</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/cehennemde-yanar-cikarim-yanilgisi.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=cehennemde-yanar-cikarim-yanilgisi</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/cehennemde-yanar-cikarim-yanilgisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 09:00:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>I.Akin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din / Mistisizm]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim akin]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=5482</guid>
		<description><![CDATA[Kuran ahlakı ile yaşamayan insanların kendilerini kandırma yöntemlerinden biri, cehennemde yanar çıkarım mantığıdır. Bu insanlar ölümden sonraki hayata inanırlar. Ancak böyle bir kanaate nasıl vardıkları bilinmez, cennet için kendilerini yeterli görürler.
Hataları varsa da, biraz yanıp ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" src="http://img.blogcu.com/uploads/muratsahin123_cehennem_gezegen.jpg" alt="" width="450" height="350" />Kuran ahlakı ile yaşamayan insanların kendilerini kandırma yöntemlerinden biri, cehennemde yanar çıkarım mantığıdır. Bu insanlar ölümden sonraki hayata inanırlar. Ancak böyle bir kanaate nasıl vardıkları bilinmez, cennet için kendilerini yeterli görürler.</p>
<p>Hataları varsa da, biraz yanıp çıkacaklarını ve sonunda yine cennette olacaklarını düşünürler. Çevrelerinde ve televizyonda izledikleri insanlarla kendilerini kıyasladıklarında, namaz kıldıklarını, oruç tuttuklarını, kalplerinin temiz olduğunu, dürüst ve iyi insan olduklarını düşünür ve bunların cennet için yeterli olduğunu zannederler. Oysa Kuran’da tarif edilen iyi insan, cahiliye toplumlarının iyi insan anlayışından çok farklıdır.</p>
<p><strong>Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah&#8217;a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır. (Bakara Suresi – 177)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Rabbimizin ayette bildirdiği gibi iyiliğin ilk şartı, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere<strong> iman</strong> etmektir. İnanmak ve iman etmek birbirlerinden çok farklı kavramlardır. İnsanın sadece diliyle Müslüman olduğunu ve inandığını söylemesi tek başına yeterli değildir. İman etmek, dil ile tasdik etmenin yanında Allah&#8217;ın dinini fiili olarak yaşamak ve yaşatmakla mümkün olur. Yüce Rabbimiz Kuran&#8217;da iman eden insanları şu özellikleriyle tarif etmiştir:</p>
<p><strong>(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah&#8217;ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten &#8216;tutkuya kaptırıp alıkoymaz&#8217;; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar. (Nur Suresi -37) </strong></p>
<p>Bu konuda Kuran&#8217;da yer alan bir diğer ayet ise şöyledir:</p>
<p><strong>Mü&#8217;min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah&#8217;a ve Resûlü&#8217;ne iman ettiler, sonra hiç bir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir. (Hucurat Suresi -15)</strong></p>
<p>Bir başka Kuran ayetinde ise Müslümanım demenin ve iman etmenin farklı olduğu şöyle anlatılmıştır:</p>
<p><strong>Bedeviler, dedi ki: &#8220;İman ettik.&#8221; De ki: &#8220;Siz iman etmediniz; ancak &#8220;İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah&#8217;a ve Resûlü&#8217;ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiç bir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.&#8221; (Hucurat Suresi -14)</strong></p>
<p>Ben Müslümanım, inançlıyım demek belki iman etmenin ilk aşamasıdır ancak tek başına yeterli değildir. Allah’a inandığını söyleyip, ibadetler konusunda çekimser kalan ve yaptığı kadarını cennet için yeterli gören insanların durumu, ayette şu şekilde haber verilmiştir:</p>
<p><strong>Ama iman edenler ve salih amellerde bulunanlar, onlara ecirlerini eksiksiz ödeyecek ve onlara kendi fazlından ekleyecektir de. Çekimser davrananlar ve büyüklenenler, onları acıklı bir azabla azablandıracaktır ve kendileri için Allah&#8217;tan başka bir (vekil) koruyucu dost ve yardımcı bulamayacaklardır. (Nisa Suresi -173)</strong></p>
<p>İnsanın, cehennemde hatalarının cezasını çekip, ardından çıkacağını düşünerek içini rahatlatması, büyük bir gaflet içinde olduğunun en önemli göstergesidir. Allah’ın gücünü ve büyüklüğünü takdir edemeyen bu insanlar, bir an bile cehennem ortamını hayal etmedikleri için, biraz yanıp çıkmanın kolay olacağını zannederler.</p>
<p>Sonsuz ahiret hayatı, dünyada yaşadığımız ortalama altmış yılla kıyaslanmayacak kadar uzundur. Bunu bir örnekle anlatmak gerekirse; bir trilyon ve bir trilyonu çarpsanız, bunu bir trilyon kere yapsanız ve çıkan sonucu toplasanız, sonsuzluğun yanında yine sıfır olur. Sonsuzluk gibi uçsuz bucaksız bir zaman kavramı içinde insanın yanıp çıkacağını düşündüğü en kısa anın altmış yıl olduğunu farz edersek, bu düşünceye sahip insanların ne büyük bir gaflet içinde olduklarını daha iyi anlayabilirsiniz. İnsan, yanan bir mumun alevinde dahi elini birkaç saniyeden fazla tutamazken, cehennem ateşi ve azabına dayanabileceğini nasıl düşünebilir? Bütün bu düşünceler, şeytanın yanıltma taktiğinden başka bir şey değildir.</p>
<p>Ahirette, insanların sonsuz hayatını belirleyecek olan iyi ve kötü amelleri tartılacaktır. Bu tartı sonucunda iyi amelleri ağır olanlara kitapları sağ yanlarından verilecek ve sonsuz mekanları olan cennete gireceklerdir. Aynı şekilde kötü amelleri ağır olanlara kitapları sol yanlarından verilip, ebediyen kalacakları cehenneme sürüklenecekler ve kapılar üzerlerine bir daha açılmaksızın kilitlenecektir. Artık kimse için, Allah dilemedikçe sonsuza kadar bulunduğu yerden çıkış olmayacaktır.</p>
<p><strong>Artık kimin tartısı ağır basarsa, işte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. (Mü&#8217;minun Suresi -102) </strong></p>
<p><strong>Kimin tartısı hafif gelirse, işte onlar da kendi nefislerini hüsrana uğratanlar, cehennemde de ebedi olarak kalacak olanlardır. (Mü&#8217;minun Suresi -103)</strong></p>
<p>Kimse, cenneti hak ettiği ve cehennemde yanıp çıkacağı konusunda kendisini kandırmamalıdır. Allah’a boyun eğip teslim olmadığı ve Rabbimizi razı edemediği sürece hiç kimse cennetin kapılarından içeri giremeyecektir. Bunun imkansız olduğu, Rabbimiz tarafından şu şekilde bildirilmiştir:</p>
<p><strong>Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, onlar için göğün kapıları açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmezler. Biz suçlu-günahkarları işte böyle cezalandırırız. (Araf Suresi -40)</strong></p>
<p>Allah bir başka ayetinde, cehennemde sayılı gün kalıp çıkacağını zanneden insanların bu iftiralarının, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürdüğünü şu şekilde ifade etmiştir:</p>
<p><strong>Bu, onların: &#8220;Ateş bize sayılı günler dışında kesinlikle dokunmayacak&#8221; demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmüştür.(Al-i İmran Suresi – 24)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bu konuda Kuran&#8217;da yer alan bir diğer ayet ise şöyledir:<strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dediler ki: &#8220;Sayılı günlerin dışında, ateş asla bize değmeyecektir.&#8221; De ki: &#8220;Allah katından bir ahid mi aldınız? -ki Allah asla ahdinden dönmez- Yoksa Allah&#8217;a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?&#8221; Hayır; kim bir kötülük işler de günahı kendisini kuşatırsa, (artık) onlar, ateşin halkıdırlar, orada süresiz kalacaklardır. İman edip salih amellerde bulunanlar ise cennet halkıdırlar, orada süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi -80, 82)</strong><strong> </strong></p>
<p>Bu insanların cehennemde yanıp çıkacaklarını düşünmelerindeki sebeplerden biri de, cehennemin büyüklüğünü hayal edemedikleri için, herkesi alamayacağını ve bu nedenle de cezasını çekenin çıkacağını zannetmeleridir. Cehennemin o kadar büyük olamayacağını düşünürken, nedense aynı şeyi cennet konusunda düşünmek akıllarına gelmez. Ancak çok önemli bir gerçek vardır ki Rabbimizin, “<strong>Sen şiddetle arzu etsen bile, insanların çoğu iman edecek değildir” </strong>(Yusuf Suresi – 103) ayetinde belirttiği gibi insanların çoğu iman etmeyecektir. Dolayısıyla, cehennemde bütün bu insanlara ve daha fazlasına da yer vardır. Bu gerçek bir ayette şöyle bildirilmiştir.</p>
<p><strong>O gün cehenneme diyeceğiz: &#8220;Doldun mu?&#8221; O da: &#8220;Daha fazlası var mı?&#8221; diyecek. (Kaf Suresi -30)</strong></p>
<p>Kendimizi ve amellerimizi yeterli görmeden, var gücümüzle ahiret için çaba sarf ederek Rabbimizi razı edebileceğimiz vesileler aramak dileğiyle…</p>
<p><strong>İbrahim Akın</strong></p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=5482&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/cehennemde-yanar-cikarim-yanilgisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanlara Hoş Görünmek Uğruna Dinden Taviz Vermek</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/insanlara-hos-gorunmek-ugruna-dinden-taviz-vermek.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=insanlara-hos-gorunmek-ugruna-dinden-taviz-vermek</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/insanlara-hos-gorunmek-ugruna-dinden-taviz-vermek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Jul 2010 09:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>I.Akin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din / Mistisizm]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[riza]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=5357</guid>
		<description><![CDATA[
Kuran ahlakı ile yaşamayan insanlar, menfaatleri doğrultusunda sürekli çevrelerinde bulunan insanları hoşnut etmeye, onların sevgi ve saygısını kazanmaya çabalarlar. Hayatları boyunca bütün sosyal ortamlarda bu eziyeti yaşamalarına rağmen, kolay kolay karşılarındaki kişilere de yaranamazlar.
Kendisi gibi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-medium wp-image-5359 alignright" src="http://www.denemeyazilari.com/images/aile1-250x196.jpg" alt="" width="250" height="196" /></p>
<p>Kuran ahlakı ile yaşamayan insanlar, menfaatleri doğrultusunda sürekli çevrelerinde bulunan insanları hoşnut etmeye, onların sevgi ve saygısını kazanmaya çabalarlar. Hayatları boyunca bütün sosyal ortamlarda bu eziyeti yaşamalarına rağmen, kolay kolay karşılarındaki kişilere de yaranamazlar.</p>
<p>Kendisi gibi aciz birer varlık olan diğer insanların rızasını arayan bir kişi, ihtiyaç duyduğu ve istediği maddi ve manevi her şeyin karşılığını başka insanlarda bulacağını zanneder. Ancak bu mantık, kişinin büyük sıkıntı yaşamasına neden olur. Çünkü razı etmeye çalıştığı insanların isteklerinin hiçbir zaman sonu gelmez. Sürekli kişiliğinden taviz vermek zorundadır. İstemese de, ortamdaki konumunu kaybetmemek için, çevresindeki insanlara sahte övgüler yağdırır ve onların istediği şeyleri yaparak, karşısındaki insanların hoşnut olmasını sağlamaya çalışır.</p>
<p><strong>Allah&#8217;ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: &#8220;Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir&#8221; derler. De ki: &#8220;Siz, Allah&#8217;a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve yücedir.&#8221; (Yunus Suresi -18)</strong></p>
<p>Liseyi yeni bitirmiş, üniversiteyi kazanmış imanı zayıf bir genç düşünelim. Kişiliği yeni yeni oturmaya başlayan genç, aile ortamından çok farklı kültür ve inançlara sahip insanların bulunduğu yeni okul ortamında yer edinebilmek için okul öncesindeki hayatında öğrendiği iyi özelliklerinden bir bir taviz vererek insanlar tarafından kabul görebileceği bir karaktere bürünür. Yeni karakteri onu tatmin etmese de, yeni çevresinin sağlayacağı havanın onu mutlu edeceğini düşünerek bu oyuna devam eder. Ancak bir süre sonra gerçeklerle yüzleşmeye ve mutsuz olmaya başlar.</p>
<p><strong>Onlar, mü&#8217;minleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. &#8216;Kuvvet ve onuru (izzeti)&#8217; onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, &#8216;bütün kuvvet ve onur,&#8217; Allah&#8217;ındır. (Nisa Suresi -139)</strong></p>
<p><strong>Eğer Allah&#8217;a, peygambere ve ona indirilene iman etselerdi, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan çoğu fasık olanlardır. (Maide Suresi &#8211; 81)</strong></p>
<p>İman eden genç ise, üniversite ortamına girdiğinde, asla inançlarından ve Allah rızasından taviz vermez. Ortamda yer edinmek uğruna, karşısındaki insanların rızasını gözeterek, onların istediği şekle girmez. İman ederek en güçlü olanın, yani Allah’ın dostluğunu kazanmıştır ve iman eden insan için Allah’ın dostluğunu kazanmaktan daha ötesi yoktur. Bu dostluğu kaybetmemek için de sadece O’nun razı olacağı tavırları gösterir ve yaşamı boyunca da mutlu ve huzurlu bir hayat yaşar.</p>
<p><strong>Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O&#8217;nun elçisi, rüku&#8217; ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü&#8217;minlerdir. (Maide Suresi -55)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Din ahlakını yaşamayan insanların, iş hayatları da okul hayatlarından farksızdır. Sürekli birilerinin rızasını gözeterek, bir şeylerden taviz verirler. Verdikleri bu tavizle karşılarındaki kişilerin sevgisini ve takdirini kazandıklarını düşünürken, Allah’ın sevgisini kaybettiklerini asla akıllarına getirmezler. Patronunun kendisine verdiği her görevi dikkatle yapmaya çalışır, bu uğurda gerekirse ibadetlerinden taviz verir ama asla işlerini aksatmazlar. Hata yapıp gözden düşmekten korkar ve sakınır, patronunun takdirini almaktan da inanılmaz keyif alırlar. Bütün bunları da sadece biraz pirim, biraz sosyal statü ve biraz da saygınlık için yaparlar. Oysa Allah, sadece Kendi rızası için yaşayan ve sadece Kendisinden korkup sakınanlara en büyük saygınlığı, en mükemmel ortam olan cenneti ve Kendi dostluğunu vaat eder.</p>
<p><strong>Onların tümünü toplayacağımız gün; sonra şirk koşanlara diyeceğiz ki: &#8220;Nerede (o bir şey) sanıp da ortak koştuklarınız?&#8221; (En’am Suresi -22)</strong></p>
<p><strong>De ki: &#8220;Size bundan daha hayırlısını bildireyim mi? Korkup sakınanlar için Rablerinin katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah&#8217;ın rızası vardır. Allah, kulları hakkıyla görendir.&#8221; (Al-i İmran -15) </strong></p>
<p>İnsanların rızası gözeterek Allah’ı unutan insanlar ya da aynı sebeple Allah’a yakın görünmeye çalışan insanlar, şeytanın telkinleri ile boş ve yararsız bir amaç uğruna hayatlarını köle gibi yaşarlar. Oysa inananlar, her şeyden bağımsızlaşarak yalnızca Allah rızası için yaşarlar.</p>
<p><strong>Allah (ortak koşanlar için) bir örnek verdi: Kendisi hakkında uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortaklı olan (köle) bir adam ile yalnızca bir kişiye teslim olmuş bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah&#8217;ındır. Hayır onların çoğu bilmiyorlar. (Zümer Suresi – 29)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Allah bütün insanların Yaratıcısı ve Hâkimi’dir. Bütün kalpler Allah’ın elindedir. Dolayısıyla bütün insanları hoşnut etmek için yalnızca Allah’ın rızasını kazanmak yeterlidir. Çünkü insanların kalbine hoşnutluğu koyacak olan her şeye güç yetiren Allah’tır. Nitekim samimi bir kalple Allah’a yönelen her kul için Allah’ın rızası her şeyden daha önemlidir.</p>
<p>İçten Allah’a yönelen müminler, diğer insanların rızasını aramadıkları gibi kendi nefislerini hoşnut etme arzusunda da olmazlar. Allah’ın şefkatine mazhar olan müminlerin bu üstün ahlakı bir Kuran ayetinde şöyle haber verilmektedir:</p>
<p><strong>“İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah&#8217;ın rızasını ara(yıp kazan)mak amacıyla nefsini satın alır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır.”</strong> <strong>(Bakara Suresi &#8211; 207)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=5357&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/insanlara-hos-gorunmek-ugruna-dinden-taviz-vermek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah Sevgisi, Allah’ın Varlık Delillerini Düşünerek Artar</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/allah-sevgisi-allah%e2%80%99in-varlik-delillerini-dusunerek-artar.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=allah-sevgisi-allah%25e2%2580%2599in-varlik-delillerini-dusunerek-artar</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/allah-sevgisi-allah%e2%80%99in-varlik-delillerini-dusunerek-artar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2010 09:00:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>I.Akin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din / Mistisizm]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[dusunmek]]></category>
		<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[iman hakikati]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=5271</guid>
		<description><![CDATA[Bir insana duyduğunuz sevgi, ondaki delilleri gördükçe artar. Örneğin eşinizle olan ilişkinizi düşünün. Eşinizin gösterdiği her güzel tavır, ona olan sevginizi artırır. Size güzel sözle hitap etmesi, yemek yerken nezaketli davranması, temiz olması, kötü bir olay karşısında sabır göstermesi, merhametli olması, sizin eşinize olan sevginizi artıran delillerdir. Bu deliller arttıkça eşinize duyduğunuz sevgi de artar. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-medium wp-image-5272 alignright" src="http://www.denemeyazilari.com/images/kaplan-250x187.jpg" alt="" width="250" height="187" />İman hakikatleri, Allah&#8217;a duyduğumuz sevgiyi, aşkı ve korkumuzu artıran çok önemli etkenlerdir.</p>
<p>Çevremizde gördüğümüz canlı ve cansız her şeyi Allah yaratmıştır. Yarattığı canlılardaki detayları inceledikçe, Rabbimizin büyüklüğünü daha iyi kavrarız. O&#8217;nun, ilmiyle kuşattıklarına şahit oldukça O&#8217;na olan sevgimiz de artar.</p>
<p>&#8220;Ben zaten Allah&#8217;ı seviyorum, O&#8217;nu sevmek ve varlığını anlamak için iman hakikatlerine ihtiyacım yok, Allah zaten var&#8221; demek çok samimi bir tavır olmaz. Elbette deliller olmadan da Allah&#8217;ı severiz ancak deliller üzerinde düşünmek Allah&#8217;ın emridir ve her delil bizi O&#8217;na yakınlaştıran bir vesiledir.</p>
<p><strong>Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah&#8217;ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) &#8220;Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru.&#8221; (Ali İmran Suresi, 191) </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bir insana duyduğunuz sevgi, ondaki delilleri gördükçe artar. Örneğin eşinizle olan ilişkinizi düşünün. Eşinizin gösterdiği her güzel tavır, ona olan sevginizi artırır. Size güzel sözle hitap etmesi, yemek yerken nezaketli davranması, temiz olması, kötü bir olay karşısında sabır göstermesi, merhametli olması, sizin eşinize olan sevginizi artıran delillerdir. Bu deliller arttıkça eşinize duyduğunuz sevgi de artar.</p>
<p>Allah&#8217;ın varlık delillerine şahit olmak da, O&#8217;na olan sevgi ve bağlılığı artırır. Bu nedenle iman hakikatlerini önemsiz görmek ve ben zaten onlar olmadan da Allah&#8217;ı seviyorum demek mümine yakışan bir tavır olmaz.</p>
<p><strong>Ey iman edenler, Allah&#8217;tan korkup-sakının ve (sizi) O&#8217;na (yaklaştıracak) vesile arayın; O&#8217;nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz. (Maide Suresi, 35) </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Ayette rabbimizin de belirttiği gibi inanan herkes O’na yakınlaşmak için vesileler aramalı ve <strong>“Rabbinin nimetini durmaksızın anlat.” <strong>(Duha Suresi, 11)</strong> </strong>ayeti gereği<strong> </strong>Allah’ın nimetlerini hiç durmadan anlatmayı kendine görev edinmelidir. Bu şekilde kişi hem Allah’ın emrini yerine getirmiş olur hem de Allah’a duyduğu sevgi ve bağlılığın, Allah’ın izni ile artmasına neden olur.</p>
<p><strong>İşte bunlar, Rablerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtuluş</strong>a<strong> erenler bunlardır. <strong>(Bakara Suresi, 5)</strong></strong></p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=5271&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/allah-sevgisi-allah%e2%80%99in-varlik-delillerini-dusunerek-artar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah Kolay Olanı Emreder</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/allah-kolay-olani-emreder.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=allah-kolay-olani-emreder</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/allah-kolay-olani-emreder.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 13:41:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>I.Akin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din / Mistisizm]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah ile Aldatmak]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[hurafe]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[kolay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=5240</guid>
		<description><![CDATA[<strong>Hiç şüphesiz din, Allah Kat</strong><strong>ında </strong><strong>İslam&#8217;dır</strong><strong>… </strong>(Ali İmran Suresi, 19) Allah, iman eden kulları için seçip beğendiği İslam dininde iman edenlerin ayaklarını sağlamlaştıracağını ve korkularından sonra onları güvene çıkaracağını Nur Suresi 55. ayetinde vaat etmiştir.
<strong>Allah, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="size-medium wp-image-5241 alignright" src="http://www.denemeyazilari.com/images/Kuran-220x200.jpg" alt="" width="220" height="200" />Hiç şüphesiz din, Allah Kat</strong><strong>ında </strong><strong>İslam&#8217;dır</strong><strong>… </strong>(Ali İmran Suresi, 19) Allah, iman eden kulları için seçip beğendiği İslam dininde iman edenlerin ayaklarını sağlamlaştıracağını ve korkularından sonra onları güvene çıkaracağını Nur Suresi 55. ayetinde vaat etmiştir.</p>
<p><strong>Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez… </strong>(Bakara Suresi, 185) ayetinden de anlaşıldığı gibi Allah kulları için zorluk istemez ve iman eden kullarını… <strong>kolay</strong> <strong>olan için ba</strong><strong>şar</strong><strong>ılı kılacağız.</strong> (A&#8217;la Suresi, 8) buyurur. Ancak bazı kişiler İslam dinine sonradan eklenen ve Kuran’a tamamen tezat olan bilgilerle, İslam’ın yaşanması zor bir din haline dönüşmesine vesile olmuşlardır. Bunun sonucu olarak da pek çok kişi İslam’dan uzaklaşmış, bu “zor” zannettikleri dini yaşamayı hep ileriki yaşlara ertelemişlerdir.</p>
<p>İnsanların çoğu, kendilerine din olarak sunulan bilgilerin doğruluğundan emin olmadan, çoğunluğun uygulamasını referans alarak yanlış bir dini inanç sistemine yönelmişlerdir. Sağlam bir Kuran bilgisi ise insanın, sunulan bilgilerden yanlış olanları eleyerek en doğruya ulaşmasına vesile olur. Ancak hatalı bilgi ilk bu noktada ortaya çıkar. Genelde bizlere öğretilen, “Kuran’ı siz anlayamazsınız, âlimler okuyup açıklar, siz de onlardan dinleyerek öğrenebilirsiniz” telkinidir. Oysa Rabbimiz, “<strong>Andolsun Biz Kur&#8217;an&#8217;ı</strong><strong> zikr (öğüt alıp düşünmek) için </strong><strong>kolaylaşt</strong><strong>ırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?</strong><strong>” </strong>(Kamer Suresi, 17) buyurmuştur. Kuran, âlimlere ya da din adamlarına indirilmiş bir kitap değildir<strong>. </strong>“<strong>Ve </strong><strong>şüphesiz o (Kur&#8217;an), </strong><strong>senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız</strong>.<strong>”</strong> (Zuhruf Suresi, 44) ayetinden de anlaşıldığı gibi her insan ahirette tek başına hesap verirken, Kuran’dan sorulacaktır.</p>
<p>Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sav) Allah’ın kulu ve elçisidir. Ancak seçildiğinde ne bir dini eğitimi vardı ne de okuma yazması. Diğer peygamberlerin ve Kuran’da bahsedilen iman sahibi kulların da dini bir eğitimi yoktu. Dolayısıyla Kuran’ı anlamak için engin bir dini bilgiye değil, sadece samimi bir kalbe ihtiyaç vardır. Allah, “…<strong>İçten (Allah&#8217;a) yönelenden ba</strong><strong>şkas</strong><strong>ı öğüt alıp-düşünmez.”</strong> (Mü&#8217;min Suresi, 13) buyurmuştur.</p>
<p>İslam dini üzerinde araştırmalar yapmış, hayatını bu konuya vakfetmiş değerli din adamlarımızın görüşlerine başvurmakta elbette sakınca yoktur. Ancak kulaktan dolma bilgilerin çabuk yayıldığı toplumumuzda, yanlış bilgilerin önüne geçmek ve doğru olanı yayınlaştırmak için herkesin Kuran okuması ve anlamak için gayret etmesi şarttır. Kuran, anlaşılması zor bir kitap değildir. Allah’ın çok açık emirlerine gereksiz eklemeler yaparak daha karmaşık ve zor bir hale getirmek, İslam’a yapılan en büyük kötülüktür. Sade ve kolay olan dinimizi yaşanamayacak kadar zor bir şekle getirenler, bu dünyada da ahirette de bunun hesabını vereceklerdir.</p>
<p>Hz. Musa da kavminde bulunan ve dinin açık hükümlerini detaylandırarak zor hale getiren insanlarla mücadele etmiştir. Kavmine, Allah’ın kendilerinden bir sığır kesmelerini istediğini iletmiştir. Ancak kavmi, çok anlaşılır olan bu emri detaylara boğarak neredeyse sığırı kesemeyecek hale gelmişlerdir. Bu konunun anlatıldığı ayetler şöyledir:<strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hani Musa kavmine: &#8220;Allah, muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor&#8221; demişti. &#8220;Bizi alaya mı alıyorsun?&#8221; dediler. (Musa) &#8220;Cahillerden olmaktan Allah&#8217;a sığınırım&#8221; dedi.</strong></p>
<p><strong>&#8220;Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini açıklasın&#8221; dediler. (Musa, Rabbine yalvardıktan sonra) &#8220;Şüphesiz Allah diyor ki: O ne pek geçkin, ne de pek genç, ikisi arası dinç(likte bir sığır olmalı)dır. Artık emrolunduğunuz şeyi yerine getirin&#8221; dedi.</strong></p>
<p><strong> (Bu sefer) dediler ki: &#8220;Rabbine adımıza yalvar da, bize rengini bildirsin.&#8221; O: &#8220;(Rabbim) diyor ki: O, bakanların içini ferahlatan sarı bir inektir&#8221; dedi. </strong></p>
<p><strong> (Onlar yine:) &#8220;Rabbine adımıza yalvar da, bize onun niteliklerini açıklasın. Çünkü bize göre sığırlar birbirine benzer. İnşaAllah (Allah dilerse) biz doğruyu buluruz&#8221; dediler.</strong></p>
<p><strong>(Bunun üzerine Musa, “Rabbim) diyor ki: O, yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruğa alınmayan, salma ve alacası olmayan bir inektir&#8221; dedi. (O zaman): &#8220;Şimdi gerçeği getirdin” dediler. Böylece ineği kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı.</strong><strong> (Bakara Suresi – 67 – 71)</strong></p>
<p>Ayetlerden de anlaşıldığı gibi insanlar, sığırın niteliklerini öğrenme çabasına girerek hükmü zorlaştırıp uygulayamayacak hale getirmişlerdir. Oysa onlardan istenen sadece bir sığır kesmeleridir. Aynen ayetteki gibi, Allah’ın Kuran’da bildirdiği emir ve yasaklara sonradan yapılan eklemeler de, dini yaşanması zor bir hale getirmiştir. Oysa Allah, kullarına zorluk dilememiş ve onları kolay olanda başarılı kılacağını vaat etmiştir.</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=5240&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/allah-kolay-olani-emreder.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
