<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Deneme Yazıları &#187; Tasavvuf</title>
	<atom:link href="http://www.denemeyazilari.com/bolum/yasam/tasavvuf/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.denemeyazilari.com</link>
	<description>&#34;Tür: Deneme. Konu: Her şey!&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 23:00:21 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yaşam Modelleri</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/yasam-modelleri.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=yasam-modelleri</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/yasam-modelleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2009 07:13:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Abdullah Dağlı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[model]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam modelleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=2657</guid>
		<description><![CDATA[Evet; insan diğer insanları kendine modeller ve o şekilde kişiliğini, hayatını oluşturur. Her insan birşeyleri modeller. En iyiyi, en güzeli, en doğru şekilde modelleyenler ise büyük insan sıfatına erişir. Mevlanalar, Yunuslar, Fatihler bu şekilde var ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet; insan diğer insanları kendine modeller ve o şekilde kişiliğini, hayatını oluşturur. Her insan birşeyleri modeller. En iyiyi, en güzeli, en doğru şekilde modelleyenler ise büyük insan sıfatına erişir. Mevlanalar, Yunuslar, Fatihler bu şekilde var oldular.</p>
<p>Peki insan sürekli modelleme yöntemiyle kendine yön veriyorsa ilk insanların modelleri neydi acaba? Evet insanların güzel bir kişilik içinde yaşaması için güzel örneklere ihtiyacı vardır. Bunun için hayatın ve evrenin sistematiğini yaratan yaratıcı peygamberleri gönderir. Onlar bizler için eşsiz örneklerdir. Onları en iyi şekilde modelleyen, en iyi şekliyle gözlemleyen (bilen) insanlar Mevlanalar, Yunuslar olmuştur.</p>
<p>Kişiliği gelişmiş, doğruyu net bir şekilde görebilen büyük insanlar olabilmek, diğer büyük insanları ve en önemlisi peygamberleri modellemekle mümkündür. Şunu iyi anlamak lazım; insanlar yeni şeyler yaratamazlar. Onlar var olanları kavrayıp yeni sentezler oluştururlar.</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=2657&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/yasam-modelleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Riyazet, Hüzün ve Mücahede Üzerine</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/riyazet-huzun-ve-mucahede-uzerine.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=riyazet-huzun-ve-mucahede-uzerine</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/riyazet-huzun-ve-mucahede-uzerine.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2009 00:32:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakan Celep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[masiva]]></category>
		<category><![CDATA[Mütekamil]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=1693</guid>
		<description><![CDATA[Bugünlerde ibret alınacak hadiseler yaşadığım için, ruh halim de o yönde. İnsanların geneli ölüm üzere düşünmekten ya kaçar, ya da yanlış şeyler üzerine yoğunlaşır. Halbuki, asıl nokta bu konuda ömrün geçiciliği ve tekliği. Genelde orta yaşta ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugünlerde ibret alınacak hadiseler yaşadığım için, ruh halim de o yönde. İnsanların geneli ölüm üzere düşünmekten ya kaçar, ya da yanlış şeyler üzerine yoğunlaşır. Halbuki, asıl nokta bu konuda ömrün geçiciliği ve tekliği. Genelde orta yaşta girilen krizler, kişiyi ömür üzerine düşünürken, sona baştan daha yakın olma hali etkiler ve idrak edilmesi gerekeni süzer.</p>
<p>Ölümün bizi bulacağı hak. Kaçabilen yok bu zamana kadar. Ama insanlar hiç ölmeyecek gibi davranıyorlar, birbirlerinin arkasından iş çevirirken bir adalet kurumunun onları bulmayacağını sanıyorlar. Ben inanıyorum ki dünyanın zulmedicilerini orada ancak alev paklayacak. Geri döndüremeyecekleri ömürlerinde, vazgeçmek isteyecekleri ama yapamayacakları hareketleri olacak. Zaten, burada mazlum hakkını alacağı bir yere inancı olmasa, adaletin tam zamanında herkesi bulacağı bi yer olmasa kimse sabredemez. O yüzden kimi için ecel hızlı gelirken, kimi için gelmek bilmeyecek. Ama daha önce dediğimiz gibi herkesi bulacak.</p>
<p>Gerçekleri görebilen herkes, zaman gelecek, karşısında vaktini öldürdüğü aynalarını çatlatacak ve sonun ne olduğunu görecek. Sonuçta burası yaşamımız boyunca iki soluklanmak için durduğumuz bir yer. Sonu görebilenin hareketlerine ve davranışlarına nazeninlik dantel gibi işlenecek. Artık kalp kırmayacak, çünkü kırdığı kalplerin kendisine hiç de hoş dönmeyeceğinin bilincinde olacak. Masivadan hızla uzaklaşacak, çünkü kendisine fayda getirmediğini bilecektir. Masiva ehlinden olmak kimseye bir yarar getirmemiştir, getiremeyecektir. Kimse gece alemiyle, kumarla, içkiyle, uyuşturucularla, haramla mutlu olmamıştır bu dünyada. O yüzdendir ki mütekamil, masivadan kaçar. İşte, duygularındaki değişim de masivadan kaçarak ulaştığı o huzurda güzelleşir, serpilir. O kimsedir ki konuştuğu zaman, sesindeki rayihadan etkilenir seslendiği insan.</p>
<p>Dünya, kalıcı olduğumuz bir yer değil. Kalıcı olup, evrende sanat eseri bırakıp, müthiş işler çıkarsanız da unutulacaksınız. Kimse sizin kim olduğunuzu hatırlamayacak. Davranışlarındaki iyilikle evrenin kaderini değiştirmediğin sürece, Gandhi gibi&#8230; Sonumuzu hepimiz biliyoruz. Baki&#8217;nin dediği gibi hoş sada bırakırsak ne ala. Anarsa biri bizi musallada iyi diye, o zaman olmamız gerekeni olup, diyarı güzel terketmişizdir. Seyr-un İllalah&#8217;ı burada tamamlayan için sorun yok. Sorun tamamlayamayıp gidenin, yalnız kaldığı yerdedir.</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=1693&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/riyazet-huzun-ve-mucahede-uzerine.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Takvadan Anladıklarım</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/takvadan-anladiklarim.html#utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=takvadan-anladiklarim</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/takvadan-anladiklarim.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2008 19:01:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>azizkan86</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlık]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Takva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=814</guid>
		<description><![CDATA[“ALLAH KATINDA EN ÜSTÜN OLANINIZ TAKVADA EN İLERİ OLANINIZDIR” ayet-i kerimesinden anlayacağımız esas mesaj üzerinde duralım bu yazıda. İslam dini şan, şöhret, para, mevki, şatafat, gösteriş, zorbalık dini değildir.
Son hak din olan İslam paraya değer ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“ALLAH KATINDA EN ÜSTÜN OLANINIZ TAKVADA EN İLERİ OLANINIZDIR” ayet-i kerimesinden anlayacağımız esas mesaj üzerinde duralım bu yazıda. İslam dini şan, şöhret, para, mevki, şatafat, gösteriş, zorbalık dini değildir.</p>
<p>Son hak din olan İslam paraya değer vermediği gibi, parayla caka satanlara da itibar etmez. Süse ve gösterişe kapılan insanların İslam diniyle olan münasebetlerinde problem vardır. Son derece saf olan İslam dinini süse ve gösterişe alet edenler bilerek veya bilmeyerek gaflet ve dalalet içindedirler. İslam hiçbir zaman bunların anladığı bir din olmamıştır. Kâr elde eden ve daha çok kâr peşinde koşan ve bu kazandıkları paraları çevresindeki yoksul insanları görmezden gelerek kendisine harcayan müminler gerçek anlamda Müslüman olamazlar. İslam dini sadece beş vakit namaz kılıp, hacca gitmekle mensubu olunacak basit bir din değildir. Sosyal hayata müdahaleleri olan, kişiye erdem, insanlık, ahlak değerleri yükleyen sağlam ve güçlü bir dindir. Gerçek mümin işte bu değerlerle bezenen ve İslam’ın gerektirdiklerini yerine getirmeğe çalışan kişidir. Dünyalık tabiri tâ Yunus Emre’den itibaren kullanılagelmektedir. ”Mal da yalan mülk de yalan, var biraz da sen oyalan” dizesinde Yunus Emre dünyalık kavramını ne güzel ifade etmiştir! Bu tabir kısaca dünya malının fani olduğunu ve gönül verilmemesi gereken bir şey olduğunu anlatır. Bu dünyadaki mallar öteki dünyada sizin lehinize delil olarak kullanılmayacaktır. Yaradan ALLAH sizi mallarınız ile değil, TAKVA ile ölçecektir. Takva size mahşer gününde cennete girmenin kapılarını aralayacaktır. Erdem, ahlak, insanlık değerleriyle bir ömür geçiren ve Allah’ın farzlarını elinden geldiğince yapmaya çalışan müminler üzerlerinden ırmaklar akan cennetle müjdelenmişlerdir. Bu değerlere teğet geçenler ve sadece farzları ifa etmekle cennete gireceklerini sananlar yanılıyorlar. Mümin sadece ALLAH’ın farzlarını ifa eden değil, güzel insan Hz.Muhammed’in(s.a.v) sünnetini örnek alarak hayatına elinden geldiğince uygulayandır. Hırsızlığın, aldatmanın, yalan söylemenin, iftira etmenin, yolsuzluk yapmanın evrensel ahlak kurallarına uymadığını bilmekteyiz. Batı’nın ahlak filozofları da erdemli insan olmanın yukarıda sıraladığım çirkeflikleri yapmamaktan geçtiğini söylemekteydiler. Onların düşünerek ürettiklerini biz hak din İslam aracılığıyla öğrenmekteydik. Farklarımızdan biri buydu. Biz İslam’la bunları öğrenirken, onlar uzun uzun kafa yorarak bu değerlerin büyüklüğüne ulaşmıştı. Diğer bir fark ise, onlar Hristiyan ya da Musevi iken, bizim Müslüman olmamızdı. Bizim ayrı bir yerimiz vardı. Onlar dinini inkar etmiş ve dine nifak sokmuş insanların soyundan geliyordu. Böyle olmasaydı KUR-AN’I KERİM indirilmez, (eski ahit)Tevrat ile yola devam edilirdi. Müşrikler Tevrat’ı yozlaştırdılar; akabinde gelen İncil’de yozlaştırıldı. Yeni bir kitaba ihtiyaç duyuldu ve KUR-AN’I KERİM son ve ahirete kadar değişmeyecek kitap olarak dünyaya indirildi. Yalan söyleyenin, iftira atanın, hırsızın, kötünün kıldığı namaz, dinsizin kılmadığı namazdan bin kat daha hayırsızdır veya komünistin dinsizim demesi, dincinin dindarım demesinden daha hayırlıdır(Yaşar Nuri’nin ALLAH ile ALDATMAK kitabından bir alıntı) .Bu kişi ALLAH ile aldatan grubuna dahil olmuş ve garabet içinde yüzmektedir. Böyle kişilere ”dindar gibi görünüp dinci olanlar” diyorum. İlk zamanlarda Tevrat ve İncil nasıl yozlaştırılmışsa, bugün dinci gruplar da aynı işlevi görmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak,takva ALLAH katında bir ölçüdür. Takva HZ.MUHAMMED’i ve Kur-an’ı Kerim’i dikkate alan insanlarla teraziye konulacak ve diğerleri teraziye bile alınmayacaktır. Süsü, şatafatı seven ve gösteriş meraklısı insanlar ile dindar geçinen insanların durumları vahimdir. Ancak en vahimi,ALLAH ile aldatan kesimdir ve bunlar dine ihanet etmektedir.</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=814&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/takvadan-anladiklarim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
