Herkese merhaba! Sizlere bir yandan çaylarımızı yudumladığımız, diğer yandan olup bitenleri konuştuğumuz bir ruh haliyle sesleniyoruz. Bu hafta, geçen hafta olduğu gibi iki editör bir arada değerlendirme sunacağız. Ama tek bir farkla: Yanımıza konuk bir okuyucu alarak… Bu haftaki köşemde Hakan Celep ve Simge Gülbahar’ı ağırlıyorum.
Ali Erkurt : Mardin’den gelen acı haberle sarsıldık. 45 kişinin ölümünü bakanlık “aile içi husumet” olarak yorumladı. Oysa durum öyle mi?
Hakan Celep : Bu hafta DY’de yazdığım yazıda, bu olayı sorgulamıştım (bkz. Can Acısının Bu Geceki İsimsizleri: 45). Ben bir ailenin, hele ki teröre karşı birlikte, omuz omuza savaşmış bir ailenin, kardeş ailesine sadece bir “kız” problemi yüzünden böylesine bir katliam uygulayacağını sanmıyorum.
Simge Gülbahar : Bu bir insanlık suçu. Ne aile içi bir husumet, ne de bir töre… İnsanın ne kadar aciz ve acınası bir yaratık olduğunu gösteriyor. Masum 45 kişiyi, hem de namaz kılarlarken arkalarından vurmak kadar adice bir şey yok. Hiçbir insanın cezası ölüm olmamalı. Bu ancak Allah’ın elinde olan bir şey.
AE : Ben aslında az evvel konuştuğumuz gibi, bir “törerizm” olduğunu düşünmüştüm. Ama derine indiğimiz vakit, olay BBC’nin dediği gibi “iyi planlanmış bir vahşet” olarak görünüyor.
HC : Taraf gazetesinin söylediği gibi, devletin derin bir örgütünün işlediğine de inanmıyorum. Taraf, orduya karşı eleştirel tutumunu abartmaya ve tadını kaçırmaya başladı.
AE : Domuz gribi can almaya devam ediyor. ABD’de “yerli” 2. ölüm gerçekleşti. İngiltere’de ilkokullu çocuklarda domuz gribi şüphesi görülüyor.
HC : Kaynayan kazan Ortadoğu’ya geldik. Afganistan’da Mumbai bombalamasının failleri ve Benazir Butto’yu öldürenler için yapılan bombalamada 25 militan öldürüldü. Ancak bunun yanında yüzlerce sivilin ölümünden bahsediliyor. Bunu açıklayan Kızılhaç Örgütü.
AE : Richard Holbrooke, bölgeye en ağır siyasi baskının yapılmasını talep ediyor. Kim bu Holbrooke diyecek olursanız, ABD’nin Afganistan ve Pakistan Özel Temsilcisi olarak ortalarda geziyor.
SG : Bu siyasi baskı da ne oluyor?
HC : Irak’a yapılan en ağır siyasi baskıdır. Obama’nın “Afganistan ve Pakistan’a yöneleceğiz” den kastı bu mudur? Hani İslam dünyasına yeni bakış açısı?
AE : İran’da cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday kayıtları başladı. Ahmedinejad’ın yüksek petrol fiyatlarına rağmen, bunu halka yansıtamaması ve agresif dış politikası tepki çekiyor. Buna rağmen iktidarda kalmayı becerebilecek yeteneğe sahip bir lider.
SG : Bence seçimleri kazanacaktır Ahmedinejad. Bunun en büyük örneğine Ankara’da rastlayabilirsiniz.
HC : Ahmedinejad’ın karşısında ciddi bir rakibin olmaması ve halkın çok ciddiye aldığı manevi lider Ayetullah, Ahmedinejad hakkında herhangi bir eleştiri getirmiyor. Desteği devam ediyor. Bu İran ve İranlılar için çok önemli bir faktör.
BM’nin İsrail raporuna gelelim…
AE : İsrail’e eleştirilerle dolu bir rapor olmasına rağmen, İsrail raporu yanlı buluyor. ABD, BM Güvenlik Konseyi’nde daimi üye. Herhangi bir yaptırım olması pek mümkün görünmüyor.
HC : Buna rağmen raporda, her 10 saldırının 6′sının İsrail tarafından yapıldığı belirtiliyor. Raporun içeriği, sivillere ve masumlara olan saldırılar.
SG : ABD’nin varlığına rağmen raporun kısmen de olsa İsrail aleyhine çıkması yine de bir şeydir.
AE : Sarkozy’nin Avrupa vizyonu, Türkiye ile ilgili olduğundan değinmemiz gereken bir konu. Sarkozy, Türkiye’nin birliğe asla üye olamayacağını söylemeye devam ediyor. NATO’da konuşulduğu gibi sadece imtiyazlı bir ortaklık.
HC : Önemli olan Türkiye’nin AB’ye girmesi değil, bu süreçle birlikte geç kalmış modernizasyonun tamamlanamabilmesi. Kopenhag Kriterleri’nin bu konu hakkında atıp tutması oldukça saçma. Gündelik hayatta faydalarına birçok yerde rastlıyoruz.
SG : Örneğin en basitinden otobüs durakları. İnsanlarda gelişen bir oto-kontrol sistemi ile, insanımız günlük hayatta daha modern ve çağdaş davranıyor. Birliğe gireceğimiz düşüncesi bile Türkiye’de son 10-15 yıldır gerek kültürel gerek davranışsal olarak olumlu tavır değişikliğine yol açtı.
AE : Simge’nin daha söyleyecekleri var. Onları da ayrı bir yazı olarak görmek isteriz.
HC & SG : Herkese iyi haftalar diliyoruz.
AE : Geçen hafta yazdığımız editör köşesine olan “yoğun” ilginize gerçekten ama gerçekten çok teşekkür ederiz(!). Haftaya görüşmek üzere, iyi haftalar.



