"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

Yazıya Dön

Yazıyı Paylaş

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar

cambazEskiden mahalle aralarında yapılan televizyonun, internetin olmadığı zamanlarda insanlara eğlence diye sunulan bir gösteriydi bu. Cambazın biri ipe çıkar elindeki uzun sırıkla dengesini kaybetmeden yürümeye çalışır,bu heyecanlı gösteriyi orda toplanan bir grup insan merakla seyrederdi.cambaz düşene yada ipin diğer ucuna varana kadar yürür onun bu halini ilgiyle izleyenlerse gösteri sonunda asıl şaşkınlığını ceplerinden aşırılan cüzdanları fark ettiklerinde yaşardı.

Şimdilerdeyse bu çok daha usta cambazlar tarafından ve gelişen kitlesel iletişim araçlarıyla sistemli olarak yapılıyor. İpe biri çıkarılıyor, günlerce haftalarca hatta aylarca cambazın sonu merak ediliyor ve asıl işgüzarlar elleriyle cambazı işaret edip tıpkı mahalledeki cepçilerin yaptığı gibi dikkati ona çekiyor diğer taraftan sadece ceplerimizi değil fikirlerimizi, duygularımızı, düşün dünyamızı fütursuzca karıştırıp çekip gidiyor.

İşte bu günlerde yapılan şey tam da bu! İnsanların beynine bir zorunluluk gibi dikte edilen ve gerçekle hiç de ilgisi olmayan sanki en büyük sorunları buymuş gibi aylarca önüne sunulan soğumuş ve bozulmuş bu pilava Ergenekon diyorlar şimdilerde. İpe dizdikleri cambazları birer birer oynatıp yalpalamalarını, düşmelerini merakla seyrettirerek sanki zamanında onca hizmet vermiş ve veren kendince saygın ve değerli bu insanları zavallı haline getirmek matah bir şeymiş gibi hem övünüp hem de bir taraftan cebimizde ne varsa boşaltıyorlar.

Altmış beş milyon nüfuslu ülkede sadece dokuz milyon çalışanın olması bunların çoğunun da son dönemde işsiz olması umurlarında bile değil. onlar için önemli olan bunun saklanması çünkü seviyorlar saklamayı üzerini örtmeyi(kafadan-ayağa).içine havyardan ananasa değil tadını bilmek bir çok yurdum insanının adını bile bilmediği şeyleri doldurup enflasyon sepetine her şey günlük güneşlik oh ne rahat, lüküs hayat modunda dolaşan bu rant düşkünlerine vaktiyle yedi düvele kafa tutmuş bu halkın torunları elbette ki dur diyecektir.hiç bir yanlış yoktur ki sonsuza değin sürebilsin,yıkılmaz denen imparatorlukların çöktüğü değişmez denen rejimlerin geçerliliğini yitirdiği bu küçük mavi top üzerinde bu çürüklüklerde fazla sürmez kaybedecektir.Fakat aslolan şey bu dönem yaşayan bu şanssız kuşağın bunu en derin yaptırımlarıyla yaşamasıdır.

Fakat artık ipte gezdirilen zavallı cambaza değil, değiştirilen eğitim sistemine, sömürgeciliğin bu yüzyıldaki adı olan kürselleşmeye, satılan onca cumhuriyet kuruluşuna,kapatılan fabrikalara,sokaklarda küçük elleriyle suça bulaşan çocuklara, yitip giden ve elimizden zorla alınan değerlerimize bakmamız gerekiyor. Bu coğrafya her zaman mücadele gücünü içinde barındırmıştır. Yönettikleri liderlikten yoksun basit bir Arap kabilesi değildir. Eski yunan medeniyetlerinden Osmanlı’ya bağımsızlığın ve hoşgörünün barındığı bu topraklarda bağnazlığı ve gericiliği bir gün üzerinden atacaktır yeter ki farkına varalım bunun.kendisi gibi düşünmeyen herkesi ipe gönderenler tarihte kendileri de ipe gitmiştir nihayetinde buda onların farkına varması gereken bir realitedir.oysa artık ülke için ölmek öldürmektense ‘yaşamak ve yaşatmamızın’,birbirimizi kandırıp dış güçlerin kucağına bahaneler atmaktansa yaptığımız iş her ne olursa olsun en iyisini yapmaya çalışmamız gerekiyor.İhtiyacımız olan şey bu üretmek üreten bir toplum her zaman güçlüdür.Dizi izleye izleye düşünme yetisini kaybetmiş bir toplumu ise değil sadece ‘liseliler’ herkes yönetir.Asıl suç ne bu şekilde yönetende nede sömürülmeye sesini çıkarmayan insanlardadır.Suç bunun farkında olup hala susan,korkan kendi kişisel çıkarlarını kotarmaktan başka bir şey yapmayanlardadır.

Oysa çok basit yapmamız gereken tek şey dokunmaktır yanımızdakine fikirsel, fiziksel ve düşünsel olarak göreceğiz ki o biz bizde oyuz aslında sistemin yaratmaya çalıştığı şey budur kalabalıklarda kaybolan bir nokta yapmak herkesi bir araya geldiklerinde koca bir karanlık yaratmak içerisinde her şeyi yapabilecekleri.

oysa yazı olup dökülmeliyiz sayfalara yarınlara kalmak adına, ses olup dolmalıyız duymayan kulaklara , rüzgar olup dolaşmalı bütün memleketi baştan başa, yağmur olup yağmalıyız çatlamış topraklara ,bahar olmalıyız kırlarda açmalıyız rengarenk, yol olmalıyız çamurlu köylere, biz 8-6 vardiyasında çalışan mavi önlüklü bir işçi, biz sabah ezanında iş başı yapan bir çöpçü olmadıkça, üşümedikçe yalınayak dışarıda yaşayan bir deli gibi o olmadıkça onu anlamadıkça hiçbir şey yapamayız. hepsinden ötesi kül olmadıkça kerem gibi yanmadıkça yeniden nasıl yaratılır koca Anka,nasıl bir zamanlar Ankara’da yazılan bir masalı yeniden canlandırabiliriz.işimiz cambaza bakmak değil bizim farkına varmak sadece.

- Yazının başına dön!

Uğur Yılmaz

Yazar Hakkında

Sen Ne Düşünüyorsun?

    

Güvenlik Kodu: