Canlılık nedir? Neden bir kaya parçasından farklı durumdayız? Aramızdaki farkı belirleyen özellikler nelerdir?
Bu farkın sebebi kuşkusuz canlı hücrelerden oluşmamız. Rügar da hareket halindedir fakat onun damarlarında kan pompalanmıyor. Her ne kadar doğa maddelerden meydana gelmişsede bizi oluşturan maddelerin özelliği canlılık değeri taşıması. Bir kaya parçası ile aramızdaki farkta burada başlıyor. Bir kaya parçası, hücrelerinin ihtiyacı doğrultusunda boşaltım,solunum faaliyetlerinde bulunmaz. Bu durumda canlılık, hücreler ile başlar diyebiliriz. Çünkü, hücrelerdir bir et parçasına canlılık özelliği kazandıran. Bir toprak parçasından, bir su birikintisinden farkımız tam olarak burada başlar. Bize canlılık özelliği kazandıran hücrelere sahibiz öncelikle. Peki, hücreler canlılığını devam ettirmek için uğraşmaz mı? Yani, bir hastalık virüsü vücudumuza girdiğinde, hücreler ilk olarak o virüsle uğraşmaz mı ? Ya da hücreler devamlılığı için boşaltım, solunum faaliyetlerinde bulunmaz mı? Elbette bulunur. Çünkü bulunması gerekir. Hücre yapısı bu şekilde kodlanmıştır. Öncelikli hedef canlılığı sürdürmektir.
Peki biz canlılığını sürdürmeyi öncelikli hedefi olarak tanımlayan hücrelerden meydana geliyorsak, aslında biz hücrelerimiz tarafından gizli bir biçimde yönetiliyoruz. Çünkü, bizim düşündüğümüz şeyler arasında ne atardamara
kan pompalamak vardır, ne kalp kapakçıklarını açıp kapamak vardır.Bunlar gizli bir şekilde organlarımız tarafından yürütülmektedir. Biz bu gizli gücün baskısı altındayız . Demek istediğim 1 haftadır yemek yemiyor isek öncelikli amacımız eğlenmek yada cinsellik olamaz.Böbreklerimizde idrar üst sınırda tutuluyor ise, lükslerimiz bize eskisi kadar haz veremez.Hücreler öncelikli amacını gerçekleştirmeden önce bize hazlarımızı sunamaz.Yani düşüncelerimiz, hücrelerimiz tarafından baskı altındadır. Örneğin,beynimizin çalışma fonksiyonlarını incelediğimizde, beynimizin vücudumuzun en fazla oksijen ve glikoz tüketen organı olduğunu göreceğiz. Yani, yeterli miktarda oksijen ve glikoz olmadan beynimiz çalışamıyor. Demek ki hücrelerimize gereken maddeleri sağlamadığımız sürece düşünemiyoruz da.
Her ne kadar durum böyle olsada beynimizi yeterli seviyede geliştirdiğimiz zaman aslında kontrolün onda olduğunu görebileceğiz. Yani ’soğuk hava nedeniyle donduğunu’ düşünmeye odaklanan bir insanın donarak öldüğü haberini duymuşsunuzdur. Ya da sokak ortasında hiç kıpırdamadan kendini yakan insanın haberini duymuşsunuzdur. Bu tip olaylarda düşünce öyle bir boyuttadır ki hücreler bu düşüncelere göre komut verir. Yani, beynimize canlılığını sürdürmesi için gereken maddeleri verdikten sonra o et parçası ile özgürüz. Kendi dünyamızda istediğimiz herşeyi yapıyor düşleyebilir ve bu sayede onu yaparız da!

