Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | sen de dene!

DY | kitapyurdu

DY | facebook resmi sayfası

DY | haberler

I'm listed in Personal

Bir şeyler oluyor, bir şeyler var şimdi gecenin sakladığı benim bilemediğim, bilmek istemediğim. Saklanıp oralarda, o saklandıkları yerlerde kalanlar, korkanlar, ortalığa çıkmaya başladı; bana gözükmeye . Beni kahredenler de oldu bunların arasında, benim umursamadıklarım da…

Boş sayfalar çeviriyorum şimdi elimin altında; boş sayfalara yazılmış boş satırlar, sayfalar dolusu . Kimin umurunda , kim görecek ya da kim ne kadarını bilecek? Elimin altından kayıp giden bir dünya varmış gibi şimdi , sanki herşey ama herşey görünmemek için siyahlar giyinmiş , boşluk dahi beyaz olmaktan uzaklarda, siyahtan daha koyu bir kara. Gözlerimi yummak istiyorum, gözlerimi yumup bir süreliğine açmamak… Tehlike geçinceye kadar en azından. Ama, ya tehlike asıl zihnimdeyse? Veya ben gözlerimi kapattığımda artık ve sessizlikte zihnimden başka bir şeyle ya da başka bir kimse ile yüz yüze kalmayacaksam, o vakit kendimi aslında tam da tehlikenin kucağına atmış olmuyor muyum? Kime ne soruyorum da cevabını bekliyorum? Canım yanıyor bir onu biliyorum. Bir şeyler oluyor benden uzaklarda, olanları benden uzaklarda ve benimle ilgili hissediyorum. Bana dair olan, benim olan, bende olan ama acıyan bir yan. Benim bir parçam , hatta parçam olmaktan öte : Ben. Tam olarak bir bütün. Ellerimi kavuşturup değil de içimden yalvarır gibi Tanrım’a şimdi bu dua edemeyişlerim niye? Bırakıp gitti diye mi düşünüyorum beni yoksa ilgilenecek başka kimseleri mi var Tanrımın? Aslında istemiyorum da yazmayı ama yazmazsam biliyorum ki kendimi belirsizliğimi akıtamayacağım kendimden başka bir yere. Çamur olmuş şimdi duvarlardan aşağı süzülüyor duvarlara sıvanmış çamur öbeklerim. O anların geleceğini önceden bilemem ama bazı zamanlar kendimi ‘kör bir çocuk’ gibi duyumsuyorum . Yetişkin değil; çünkü eğer yetişkin olsaydım ve göremeseydim etrafımda neyin varolup varolmadığını, o vakit muhtemelen kollarımı birbirine kavuşturup bulunduğum noktaya otururdum : Oradan daha güvenli bir yer olmayacağını düşünerekten benim için. Korkardım çünkü ona buna çarpmaktan, kendime zarar vermekten . Ama çocuk olduğum vakit bunu düşünmeden hareket ederdim.

Zaman nasıl oluyor da sulara taş dolduruyor ve de su yollarını kapatabiliyor? Aslında ne kadar da basit bir şeyleri olduğu halinden alıp tersine çevirivermek. Kimi zaman tek bir kelime, kimi zamansa bir cümle yeterli oluyor. Sessizlik ise çok soğuk sular gibi etki edebiliyor o anlarda kendini içine bıraktığında. Bedenini bir süreliğine suyun altında hareketsiz tuttuğun vakit öncelikle nabzın yavaşlıyor, hissediyorsun. Bir süre sonra da nefesinin tamamen tükenmesine izin vermeden kimi zaman kalbin duruyor. Her şey bir ana bağlı. Yarın olacaklar, yıllar ve hatta yollar . İzin verilmeyen yoldaşlıklar . Uykusuz geçen , geçecek olan zaman aralıklarının da nedeni kimi zaman sadece tek bir cümle olabiliyor. Düşünme yetkisine sahip olmak başına bela oluyor. Veda ederken birkaç satır da olsa karalayamayacak kadar eline kalem almaktan aciz insan. O, ben olamam ! Ama işte o vakit geldiğinde kalemi eline alıp kağıdın üzerinde dokundurduğunda yazacak bir şey bulamadığından değil de yazmak istedikleri içinde onları yaşayarak derinlerine doğru bir yolculuğa çıktığından bir şey yazamayan bir süre… O, ben olabilirim. Geri dönüp hala kağıdın başında kalemimle oturduğumun farkına varırsam, bu defa hiç olmazsa birkaç bir şey yazmak ister ama bu konudaki tüm açlığımı o yazmak istediklerimi yaşarken gideririm, hatta yemeği biraz da fazla kaçırdığım için üzerime çöken o ağırlıkla kağıdın üzerine bırakıveririm kendimi . Beni her kim bulacak ise masamın başında : elimde kalem, bedenimin bir kısmı elimdeki o kalemle veda etmek adına birkaç satır yazacağım beyaz çizgisiz kağıdın üzerinde ve kağıdın bir noktasında bir damla kan ile veda ederken söylemiş olduğumun farkına varacak . Belki de bir önemi olmayacak o sahnenin , belki de ileride hatırlandığında sadece o an geçirdiği şoku hatırlatacak ona . Ya da…Bilinmedik öyle çok şey var ki ve belki de bizim bu bilinemezliklerde sürünüşümüzün nedeni onların öyle kalmak istemeleri . Yalvarışlarımız daima çaresizliklerimizin göstergesi. Peki neden bunun tam tersi olmuyor? Neden yalvarışlarımız güçlü olduğumuzu simgelemiyor ? Bu, bende can bulsa da neden karşımdakinde yansımasını göremiyorum? Sorgulamayı bırak artık . Son demine gelmişsin. Düşünecek ahiret konuların yokmuş gibi sen hala nelerin peşine takılıp nerelere sürükleniyorsun. Nizamülmülk gibi hissediyorsan kendini … Belki arkamda beyaz sayfa üzerine bir kırmızı damladan daha fazla şey bırakabilmeyi denemeli … Son ayında yaşamının ‘Siyasetname’sini yazan yaşını başına almış adamı örnek almalı . Ve belki ölümünü de, kim bilir. hatta neden olmasın? O vakit ertelemeli veda etmeyi şimdi , kalkıp kendimi uykusuz gecelerin koynuna vermeli ve kalemimin bakireliğini kağıtlara sunmalı. Sanki ömrümün son ayı imiş gibi bundan haz almalı . Öbür yanını çizginin görmeden korkmak neymiş ! Neden korkulacak hem !? Korkum buradaki benden . Cennet de bende Cehennem de !

Okumaya Bunlarla Devam Et:

  • Yaşasın Karanlık
    Elektrikler kesildi dün aniden. Bir anda kapkaranlık bir yaşama fırlatıldık. Önce karanlıkta dikkatl...
  • Sıfır Sıfır Kırk Yedi
    O’nun anısına… Saat:00:47. Oturduğum yerden yıllanmış tahta merdivenlerin gıcırtısını duyabiliyorum,...
  • Sümeyra’ya Mektup
    Önümde hayat adına bir çok şeyi içeren bir sofra var. Bu sofrada mutluluk, aşk, arkadaşlık, sevgi, s...
  • İnsanı Putlaştırmak
    Bugün ilginç bir konuyu işlemek istiyorum. Bu konuyu radyodan işittim ve yazmaya değer buldum. Konum...
  • Hangimiz Yorgun?
    Aşık olmaktan değil, terk edilme duygusundan, yaşamı doyasıya yaşamaktan korktuğun için her zaman ya...
- Yazının başına dön!


Bu yazıya 11 görüş yazıldı. Sen ne düşünüyorsun?