"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

ilhan_selcukBir gelenektir, daha doğrusu bir zorunlulukutur: Basının desteği olmadan bu ülkede darbe yapılamaz. Her yapılan darbenin öncesine baktığımızda mutlaka ortalığı karıştıran cuntacı bir medya görürüz. Gerçekten silahlı gücün ülkeye yarar sağlayacağını düşündükleri için mi yoksa belli bir çıkar doğrultusunda mı yaparlar bu darbe çığırtkanlığını, bilmiyorum. Daha da garip olan, bu çığırtkanların, cunta iktidarından zarar gören kişiler olması.

Evet bahsettiğimiz medya organı CUMHURİYET gazetesi, çığırtkanların başı da İlhan Selçuk. Önce Cumhuriyet gazetesinin geçmişinden başlamakta yarar var. Yunus Nadi’den günümüze kadar yani İlhan Selçuk’a kadar politikasını değiştirmemiş gazetedir. Devamlı darbeden yana bir politikası olmuştur. Daha da önemlisi bazı yazarları hatta imtiyaz sahibi bizzat cuntanın içinde yer almıştır.

12 Mart, 27 Nisan, 12 Eylül, 28 Şubat ve en son 27 Nisan… Demokrasi için yapılmış çirkin hareketler. Daha da çirkin olanı hak ve özgürlükleri savunması gereken bir basın organının darbe girişimlerini desteklemesi hatta odağında bulunması. Hepiniz eminim hatırlarsınız cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde başlatılan reklam kampanyasını. “Tehlikenin farkında mısınız?” sloganıyla ülke bir kaosa sürüklenmeye çalışılmıştı. Bu hareket Türk demokrasisi adına gerçekten büyük bir ayıp. Hele ki bunu yapan kendine sosyalist, halkçı diyen bir gazete olunca. Halk iradesine saygı duymayan halkçı bir gazete!

Her darbenin öncesinde başlayan bir takım kasıtlı haberler, köşe yazıları, kışkırtmalar ve daha benzeri birçok şey Cumhuriyet gazetesinin nasıl bir ideolojiyle yayın yaptığını gösterir bize. 27 Mayıs 1960 tarihli Cumhuriyet gazetesine bakacak olursak, manşet: “Kahraman Türk Ordusu Bütün Memlekette Dün Gece Sabaha Karşı İdareyi Ele Aldı.” Peki sonrasında ne oldu? Kahraman Türk ordusu(!), iktidarı devirdi, yerine cunta iktidarını getirdi, halk iradesiyle seçilen başbakanını ve bakanlarını darağacına gönderdi, ülkeyi en az 15 sene geriye götürdü. 1971’e geldiğimizde durum farklı mıydı? Hayır. Ama yürüttükleri darbe politikası ters tepmişti ve İlhan Selçuk da o darbenin altında kalmıştı. Meşhur Ziverbey Köşkü’nde gördüğü işkencelerden büyük bir zeka ürünü olan yazdığı akrostişle kurtulmuştu. Peki bu İlhan Selçuk’u değiştirecek miydi? Yine hayır. Ne İlhan Selçuk ne de Cumhuriyet gazetesi değişmeyecekti ve değişmedi de. Hala darbe çığırtkanlığı devam etmekte ve gitgide daha da çok çirkinleşmekte. İlhan Selçuk gibi aynı darbeci zihniyette olan gazetenin Ankara temsilcisi Mustafa Balbay da gazeteyi tam bir darbe üssüne çevirmiştir. Bilgisayarının şifrelenmiş klasörlerinden çıkan günlüklerde de ne tür plan ve hazırlıklar içinde olduğu ortaya çıkmıştır.

Cumhuriyet gazetesi ve yazarları değişir mi bilemem ama bu ülke bu tür insanlarla hiçbir yere varamaz. Halkın en güvenmesi gereken kişiler bile darbeyi savunup hatta fikri liderlik bile yaparken, bu ülkede demokrasi adına bir şeyler beklemek gerçekten zor.

, , , , , , , ,

Yazar Hakkında

Bu yazıya 5 görüş yazıldı.

  • Hakan Celep (14 Ağustos 2009) :

    Yazınızın her yerine kısa kısa değinmek istiyorum Zahid Bey, medya her zaman olabildiği kadar objektif olmaya çalışır. Bunun en önemli ve en büyük temsilcisi BBC. Cumhuriyet’ten bir BBC veya örneği bir durum beklemek en iyi dileklerle, büyük bir saflık olur. O yüzden Cumhuriyet’e objektifliğine göre değil, tuttuğu tarafa göre bir değerlendirme yapılmalı diyorum.
    Bugün Cumhuriyet gazetesinin ekolü ve durumu, bir zamanların Ulus gazetesinin devamı niteliğinde. Ulus gazetesi CHP’nin resmi yayın organıydı. Cüneyt Arcayürek’ler, Altan Öymen’ler Ulus kökenlidir. 27 Mayıs rezilliğinde Ulus çığırtkanlık yapmakla kalmamış, niyetini de ayan beyan dökmüştür. Altan Öymen bir röportajında (Can Dündar, Birand “Demirkırat” Belgeseli) “Seçim istedik kaybettik, eylem yaptık, diğer illerde daha büyük destek mitingleri oldu, artık olacak şey anti-demokratik yollardan DP’yi iktidardan almaktır. Sonuçları(idamları kastediyor) görünce keşke olmasaydı dedik.” diyerek deklare ediyor. Bugün İlhan Selçuk eğer 22 temmuz seçimlerinden önce “muhafazakarsan MHP’ye atarsın oyunu” demekle niyetini belli etmiştir, keşke bunu demekle kalsaydı. Siz kendi gazetesine bomba attıran bir şahsiyetten gazetecilik beklememelisiniz. Bunlar gazeteci falan değil, jakoben, vandalist insanlardır. “Halka rağmen, halkın iyiliğine” diye kendilerince bir şarkı tutturmuş, ülkenin aristokratları olmak istiyorlar. Hani bu şarkıları 1950 seçimlerinde bozulunca ne demişlerdi; “Haso’larla, Memo’larla ülke mi yönetilirmiş?”
    2.yazınızı da büyük bir mutlulukla okudum (görüşlerden ve içerikte savunulanlardan azade, yeni ve tutkulu bir yazar olması hasebiyle). İlerleyen yazılarınızda da tenkit ve takdir etmeyi sürdüreceğim efendim.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • azizkan86 (14 Ağustos 2009) :

    Hakan Bey, “kendi gazetesine bomba attıran adam” diye tanımlamışsınız İlhan Selçuk’u. Bu bilgiyi neye dayandırıyorsunuz ya da nereden duydunuz? Ciddi bir iddiadır yazdığınız.

    [bu yoruma cevap ver!]

    Hakan Celep:

    Savcı Zekeriya Öz’ün kabul edilen Ergenekon İddianamesi’nin özetlerinde ntvmsnbc.com’da okumuştum. Daha hüküm giymediği doğrudur, ancak bu tip çetelerin ülkede infial yaratmak için bugüne kadar neler yaptığıda ortadadır. Tıpkı ABD’de geçtiğimiz 2 dönemde iktidarlık yapmış neo-conlar gibi. Savaş çıkarmak için kendi kulelerini vurup, kendi binalarına uçak düşmüş gibi gösterdiler kamuoyuna.Birçok belgesel ve araştırmacı ispatladı bu olayı.Tekrar bombalama olayına dönecek olursak, Sabah,Yeni Şafak,Taraf gibi gazetelere de bu haber yansıdı. Zekeriya Öz’ün savcılığına yürekten inanıyorum. Savıcılık yapmak isteseydi, basında daha çok yer bulur, şahsi reklamını yapardı.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • azizkan86 (14 Ağustos 2009) :

    Zahid Bey, bir yıl boyunca her hafta bir kere Cumhuriyet gazetesi okumuş birisi olarak, malum gazetenin darbeci niteliğinden epey müteessir olduğunu belirtmek istiyorum. Halktan yüzde 47 oy almış bir partiye düşman kesildiğim günleri hatırlıyorum. Arkadaşlarım bana başka gazeteleri de okumam gerektiğini tavsiye ettiklerinde yumuşamıştım. Malum gazete bilgi yönünden dolu bir gazetedir, ama insanları taraf tutmaya itmektedir. Bilgi öğrenmek için bu gazeteyi ara sıra almaya devam ediyorum, fakat okuduklarımdan eskisi kadar etkilendiğim söylenemez. Bu gazete Müslümanları dışlıyormuş gibi bir hava estirdiğinden halkın nazarında önemini kaybetmiştir. Mesela Cumhuriyet Kitap ekinde Yaşar Nuri’nin Allah İle Aldatmak kitabı işlenmemiş, Arif Tekin’in mukaddes kitabımızı eleştiren Kur’an’da Allah kitabına yer verilmiştir( İlgi duyanlar bu kitabı alıp okusunlar)Neden az okunduğu da bellidir. Son olarak; her şeyin aşırısı zarardır.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Zahid Erdoğan (14 Ağustos 2009) :

    Sayın Azizkan
    Birçok görüşünüze katılıyorum.Bende ara ara okuyorum Cumhuriyet gazetesini.Belli bir görüşe itme çabasında olduğuda doğrudur.Hiçbir zaman itibar etmedim gazetenin bilgi ve haberlerine o yüzden belli bir kesime karşıda bir düşmalığım olmadı.Gazetenin inanışı yada inanmayışı beni ilglendirmez daha doğrusu kimseyi ilgilendirmez.Müslümanları sever yada sevmez,islamı tanır yada tanımaz çokta önemli değil.Düşünce özgürlükleri var.Ben sadece geçmişten günümüze kadar olan bu demokrasi karşıtlığını,cuntacı tavrını eleştirmek istedim.

    [bu yoruma cevap ver!]

Güvenlik Kodu:

DY | deneme tahtası

Körfez’de Bundan Sonra Ne Olacak?

DY | deneme tahtası'na fotoğrafın size ne düşündürdüğünü yazın, denemenizi anında okurlarla paylaşın!

DY | facebook hayran sayfası