"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

Bizim başbakan coştu yine. Ne oldu? Çok sinirlendirdiler Tayyip Efendi’yi o da esti gürledi. Haksız mıydı? Gayet haklıydı. Orada onun yerine başkası olsaydı herhalde o da Tayyip Efendi’nin yaptığını yapardı.

Aferin Tayyip Efendi’ye. Ama sadece bu konuda. Düşünsenize yaklaşık 6 yıldır bu ülkenin başbakanlığını yapan şahsiyet ilk kez halktan birine değil de; dünyanın gözünün önündeki bir devletin cumhurbaşkanına bağırdı. Kasımpaşalılığını gösterdi başbakanım benim helal olsun.

Ya ben çok şeyleri merak ediyorum. Neden Tayyip Efendi toplantıyı terk ettikten sonra düzenlediği basın toplantısında tepkisinin moderatöre olduğunu söyledi de birkaç saat sonra Türkiye’ye geldiğinde tepkisinin Peres’e olduğunu ima eden bir konuşma yaptı? Ama bizim başbakan bu ya! Eminim orada da bir anlam derinliği vardır.

Ama Tayyip Efendi keşke her konuda böyle olsaydı. Çok isterdim bunu gerçekten. Haksız olduğu yerlerde değil de; ülkenin itibarını zedeleyecek her şeyde bunu yapsaydı. Mesela 2007 Ekim’inde verilen onca şehitten sonra müttefikimiz -ki nasıl bir müttefikliktir hala anlayabilmiş değilim- Amerika’dan izin istemeyip; “Size mi soracağım terör yuvalarını yıkarken?” diyebilseydi. Ya da kendimizi ilgilendiren her konuda Amerika’ya danışmayıp aynı Peres’e çektiği gibi rest çekebilseydi.

Ama olmadı ya! Yapamaz ki bunu Tayyip Efendi. O halkıyla öyle içli dışlıdır ki; onlara neredeyse küfredecek. Gerçekten… Halkımız da bu samimiyetten ötürü yine oylarını AKP’ye akıtacaktır. Bu böyle geldi böyle gidecek.

Ama bunlara dur demenin vakti çoktan geldi ve geçiyor. “One minutes” Tayyip Efendi. “Olmaz one minutes.” Bu vatan hepimizin kimselere yar etmeyiz.

Hoşça kalın!… :)

Bu arada çok çok kıymetli başbakanımız Tayyip Efendi konuşmasının kesilmesini engellemek için son paragrafta yazdığım “one minutes” diye bir kalıp kullandı. Bire bir Türkçeye çevirdiğimizde “bir dakikalar” gibi bir mana çıkıyor ortaya. Ya ben İngilizce’yi sayın başbakanımızdan iyi bilecek değilim herhalde. Çünkü 2002 seçimlerinden sonra iyi derecede İngilizce biliyor ama konuşmuyor diye bir duyum almıştım. Yanıltmadın beni başbakanım sağ ol var ol.

, , , , ,

Yazar Hakkında

Bio: 1990 yılında Konya'nın Beyşehir ilçesinde doğdum. Doğduğum andan itibaren 18 yıl boyunca Seydişehir'de yaşadım. Bu yıllar içerisinde Alüminyum İlköğretim Okulu'nu ve Mahmut Esat Anadolu Lisesi'ni (nasıl becerdim hala anlayamıyorum) bitirdim. 2008 yılının temmuz ayında da Konya ili merkezine yerleştim. Şimdi de Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencisiyim. Hayatıma İzmir ve Konya'da devam etmekteyim. Yazıma her türlü yorum beklerim. :)

Bu yazıya 34 görüş yazıldı.

  • Duygu Gür (1 Şubat 2009) :

    Ellerine sağlık.

    Görüşlerine katılmakla birlikte eklemek istediğim bazı şeyler var. Birincisi RTE kendi ulusal meseleleri dururken (terör sorunu, sözde Ermeni soykırımı, Kıbrıs sorunu gibi) İsrail-Filistin arasındaki olaya bu kadar gürlemesi beni bir Türk vatandaşı olarak şaşırtıyor. Haa burdan bu saldırılara tepki göstermemeliyiz gibi bir sonuç çıkmasın. Ancak İran bile Hamas’a mesafeli yaklaşırken Türkiye’nin böyle bir duruş sergilemesi karşısında şaşkınım. Kaldı ki RTE o platformda kendi adına değil Türkiye adına konuşmaktadır.

    İkincisi ise Emine Erdoğan’ın, kendisine gazeteciler tarafından Peres hakkındaki görüşleri sorulduğunda ”Yalan söylüyor’ demesi ne anlama geliyor? E. Erdoğan bizim dış işleri bakanımız mı ya da RTE’nin dış işleri danışmanı mı?

    [bu yoruma cevap ver!]

    özcelik:

    Çok kısır düşünceleriniz var.

    [bu yoruma cevap ver!]

    Hacı Berat Korkmaz:

    Sayın Özçelik;
    Bence şöyle düşünmek gerekiyor; bir devlet başkanı yurtdışındaki herhangi bir toplantıya eşiyle beraber gidiyorsa bu onun zerafetini göstermelidir. Ancak bizim başbakanımızın eşi Davos’a ağlamak için gitmiş sanırım ve bu alışkanlığını da her yerde sürdürüyor. Türkiye gibi bir ülkenin başbakanının eşi böyle davranmamalıdır diye düşünüyorum ben. Saygılarımla…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hacı Berat Korkmaz (3 Şubat 2009) :

    Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim Duygu Hanım.

    Emine Sultan (!) Türkiye’yi dış ülkelerde ağlamakla temsil eden bir hanımefendidir. Yani ne Dışişleri Bakanı ne de RTE’nin dışişleri danışmanı. Dikkat ederseniz her yerde ağlıyor artık. Tayyip Efendi onu ağlamak için görevlendirdi sanırım. :)
    Saygılarımla…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hacı Berat Korkmaz (3 Şubat 2009) :

    Bu arada ilginç bir duyum aldım. Toplantıdan önce Tayyip Efendi uçağını ve pilotunu her an bir yere gidebilecekmiş gibi hazırlatmış. Ve toplantıda böyle bir olay cereyan ediyor. Acaba Tayyip Efendi bir kahin midir?

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Duygu Gür (3 Şubat 2009) :

    Üstelik bu oturumu RTE’nin talep etmesi de şüpheleri güçlendiriyor. Kaldı ki gecenin o saatinde, 3-4 saatlik bir süreçte o kadar pankart, afiş vb şeylerin hazırlanmış olması da ayrı bir muamma!!

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hacı Berat Korkmaz (3 Şubat 2009) :

    İlginç Duygu Hanım ilginç!

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Burhan Enginar (3 Şubat 2009) :

    Son Osmanlı Yandım Tayyip :”Daha gelmem Davos’a!” dedi. Dedi de benim anlamadığım “Ben orada T.C. Başbakanı olarak konuştum. Kimse T.C. Başbakanı’na saygısızlık yapamaz!” da dedi ama elinde neden AKP dosyası vardı? Hala da bir açıklama gelmedi.

    Elinize sağlık Berat Bey…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hakan Celep (3 Şubat 2009) :

    Duygu 3-4 saat değil tam 6 saat sürdü, Davos’ta ki basın toplantısı ve ANA uçağının Atatürk Havalimanına inmesi. Bkz:Newsweek Davos 2009 Özel sayısı sayfa 22.Ayrıca profesyonel bir pankartta olmadığına göre, insanlar max. 20 harflik bir yazıyı da bir kartona işlerler. İnanılmaz bir çalışmaya gerek yok.
    Duyumla mı hareket edeceğiz sevgili Beratcım? Atatürk’ün evini yakıyorlar diye duyum 50′lerde Ermeni ve Rumların mallarını yağmaladık, bilmem ne diye duyum Maraş olayları. Amerikan hükümeti de bu duyumları gazetelere verip 11.09 hakkında neler düşündürttü? İslamafobia’yı başlattı. Türkiye’de bile İslamafobia’yla yaşayan insanlar var.
    Duygucum, Sn.Başbakan’ın bu konuda oturum talep etmesi ne kadar doğal ve güzel bir hareket değil midir? Böylesine önemli ve kabul gören bir forumda Gazze’yi ve Ortadoğu’nun barış modellerini tartışmak gerekli değil midir?
    Şimdi elinde dünyanın en kaliteli bloglarını, not defterlerini üreten Cambridge marka bir dosya olsaydı, Recep Tayyip Erdoğan, İngiliz Başbakanı’mı olacaktı? Ne kadar bayağı bir mantık.
    Bakın, insanlar her yerde eleştirilir, bu gayet normal ve yerinde. Ama nezaket ve ahlak kuralları içinde. Hazımsızlık kötü bir sorundur. Dikkat edin, bu yerel seçimlerden sonra ne Talcid fayda eder ne de Sarıkız Maden Suyu.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Burhan Enginar (3 Şubat 2009) :

    Benim sorduğum soruyla senin verdiğin cevabın ne alakası var sevgili Hakan Bey!
    TC’yi temsil eden bir Başbakan’ın en azından Türk bayraklı bir dosyayla oda yoksa simgesiz bir dosyayla çıkması daha mantıklı değil mi? Bu milli maçta bir futbolcunun kendi takımının formasını giymesine benzemez mi?
    Ayrıca 6-7 Eylül olaylarına ve Kahrmanamaraş olaylarına gelirsek bunlar duyumla olmuş olaylar değildir önceden hazırlanmış tezgahlardır…
    6-7 Eylül olaylarında Erdoğan’ın Gül’ün ve birçok AKP milletvekilinin de içinden yetiştiği MTTB’nin rolü büyüktür… Kahramanmaraş olaylarında da CIA ajanlarının orada olduğunu unutma… Bunlar duyumla olacak olaylar değildir.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • EciL (3 Şubat 2009) :

    Küçük ayrıntılara ne kadar takılmış durumdayız. Bunu bir daha anladım ve üzülüyorum. Elinde bulunan not defterine takılan tek başbakan bizim başbakanımız ve bu deftere takan tek insanda bizim insanımız. Pehh!Bir insanı eleştirirken onun yerine gelmesini istediğiniz insanıda düşününüz. Ben öyle bir insan göremiyorum. Yoksa Davos’tamı bıraktık! Liberal biri olaraktan Tayyip’i desteklemediğimi belitmek isterim. Ancak bana en güzel şeyleri onun hükümeti vermektedir.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hakan Celep (3 Şubat 2009) :

    Dikkat et Emre, liberal olduğu için hakarete uğrayan insanlar var. Onlardan olma sende.
    MTTB’nin 6-7 eylül olaylarıyla ne alakası vardır? 6-7 eylül olaylarının arkasında, yalan haber yazarak halkı galeyana getiren İstanbul Ekspres gazetesi vardır. O yıllarda Kıbrıslı komitacı Türkler İstanbul’da halkı militarize etmek ve galeyana getirmek amacıyla yayın yapıyordu. MTTB ise o yıllarda bu tip bir olayı hiç istemeyecek iktidar partisi kanadında yani Demirkırat’taydı. Demirkırat’ın bu olaylara tepkisi büyük olmuştu. Neyse İstanbul Ekspres gazetesi haberinde; “Aldığımız duyumlara göre” gibi bir kalıbı çok defa kullanıyor. Şimdi, herşeyi geçtik. Hadi bu olaylarda sen haklısın diyelim ki, MTTB’yle ilgili iddiaların asılsızdır. 1916′da kurulan ve muhafazakar kesimin büyük sesi olan bu birlik, hiçbir zaman illegal olaylara karışmak istememiştir.
    AKP kadroları MTTB’nin içinde yetişmiştir. Ancak MTTB hiçbir zaman, THKP-C, Dev-Genç ve türevleri gibi terörist saldırılarda, eylemlerde bulunmamıştır. Ki tarihi boyunca tepkiseldir. Ancak bunu eylemlerle ve bildirilerle saklı tutmuştur. Hatta 1960-1965 yılları arasında solcu bir başkanı olmuş, sol kimlik kazanmıştır. 65′ten sonra ise İslamcı bir kimliği vardır. 1960′dan önce ise Dar-ülfünun’la başlamış, ancak milliyetçi bir kimliği vardır. Deniz Gezmiş’te 60-65 yılları arasında MTTB’deydi. Bülent Arınç, R.Tayyip Erdoğan, Sn.Cumhurbaşkanımız gibi isimler 65 sonrasına denk düşer. Neyse laf sürekli uzar.
    Bilimsel olmanın ve sorgulamanın sürekli gerekli olduğu kanısındayız. Peki, duyumlarla bilimsellik aynı yolda yürür mü?

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hacı Berat Korkmaz (3 Şubat 2009) :

    Arkadaşlar bugünlerde yazılara yaptığımız yorumların sayısı gittikçe artıyor. Böyle bir gelişmeden ötürü çok mutlu hissediyorum kendimi. Özellikle bir de benim yazımın altında tatlı bir tartışmanın olması beni çok sevindiriyor. Ancak bu yorumların amacı birbirimize hakaret etmek ya da daha öncelerden kalma bir olayın üstüne kurulan bir tartışma değil de beyin fırtınası şeklinde olsa daha iyi olur diye düşünüyorum. Ve yazıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı hepinize çok teşekkür ederim.

    Ben Burhan Bey’in dediklerine katılıyorum. Çünkü orada RTE Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıfatıyla yer alıyor; AKP Genel Başkanı sıfatı ile değil. Çok kısıtlı bir vakitte de gitmediğine göre; Başbakan’ın elinde “T.C. Başbakanlık” yazan bir dosya bulunsa daha hoş gözükürdü. Ancak bu ayrıntıya çok kafa takmaya gerek yok diyorum ben.

    Duyum konusuna gelince de Hakan’cım benim duyum olarak söylediğim şey pazar günü bir televizyon kanalında tartışma programlarından birinde söylendi. Yani kulaktan kulağa dolaşan bir bilgi değil bu. Ve herkesin dediği şudur: RTE bu toplantıyı düzenlerken böyle bir tartışmanın geçebileceğini az çok tahmin ediyordu. Peki bunu tahmin edebilen bir insan böyle bir tartışmanın olabileceğini tahmin edemez mi? Ki bu insan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’ysa?

    RTE toplantıyı terk ettikten sonra düzenlediği basın toplantısında diyor ki; “Benim tepkim moderatöreydi.” Şimdi soruyorum size madem tepkisi moderatöreydi, neden Peres’i neredeyse dövecekti. Bence o tepkiyi gösteren insan, tepkisinin de moderatöre değil Peres’e olduğunu da söyleyebilmeliydi. Bunu söyleyince de aklıma şu geldi: Acaba tam o arada aklına Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı olduğu mu geldi de öyle dedi?

    Saygılarımla…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hakan Celep (3 Şubat 2009) :

    Beratcım, daha önceki tartışmaların bir etkisi yok benim cevaplarımda, dikkat etmeye çalışıyorum sürekli. Kişilerle değil olaylarla ilgili düşüncelerim olabilir ancak.
    Yani, yine de duyum diyoruz, doğruluğunu tartışmak bizi bir noktaya çıkarmaz. Doğruluğu da Sn. Başbakan bu konuda açıklama yaparsa ancak anlaşılır. Dipsiz kuyu diyorum ben bu alana.
    Daha önce de söyledim, daha önceden BOP için ne denildiyse unutup, daha başka kaynaklardan araştırsak, farklı düşünmeye çalışsak belki başka bir noktaya varacağız. Türkiye, ortadoğuda barış için bulunuyor. hep eleştirmez miydik, yurtiçinde ki kısır siyasi olayların sürekli bizi engellemesine. Yurtdışına açılmaya başladık, bunun iyi bir hamle olduğunun farkına da varmalıyız bence.
    Türk solunun alternatif hamlelere ihtiyacı vardır. Çeşitli saçma açılımlar ve Deniz Baykal değildir bu. Anlamsız eleştiriler ve tenkitler halk nezdinde daha da aşağı çekiyor Türk solunu. Olumsuz işlerde değil olumlu hareketlerde bulunmak, ilacı olabilir.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hakan Celep (3 Şubat 2009) :

    Yani tepkisinin Peres’e olduğunu, toplantıyı terketmesinin sebebi olarak ise moderatör Ignatius’u göstermiştir. Burada yanlış nerede? Gerçekten haksız süre dağıtımı yüzünden terketmiştir, mod. sürekli sözünü kesmeseydi Peres’e gereken yanıtları veriyordu. Sinirlenmesinin sebebi Peres’in ahlaksızlığı, terketmesinin sebebi moderatör David Ignatius. Lütfen, bunu da tartışmayalım, çok rica ediyorum. Bu kadar gerilerden alırsak ve bunu dahi tartışıyorsak, ayıp bize.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hakan Celep (3 Şubat 2009) :

    Ayrıca, Türkiye’nin en büyük problemi şu an için çevresini saran Global Kriz. Türkiye’de Batı ekonomilerinde ki kadar etkili olmadı. Ancak, AKP’nin politikaları ne kadar hasar alacağımızı belirleyecek. Belki, bunu tartışsak verimli olur.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • EciL (3 Şubat 2009) :

    Ayrıca arkadaşlar kişilerden bahsederken RTE gibi terimler kullanmak yerine isimleri yazsak daha güzel olur. Sanki televizyon kanalı gibi oluyor RTE.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • bayugeda (3 Şubat 2009) :

    “Güçlü olan haklı değildir,haklı olan güçlüdür.” nidalarıyla Davos’a gitti başbakan. Güçlü olanın haksız olduğu bir konuda da lafını esirgemeden Peres’i (benim için özel isim olmadığı gerekçesiyle hep Peres’in psini küçük ekleri bitişik yazarım, hata yok yani) laf esiri edip döndü geri hamd olsun.

    [bu yoruma cevap ver!]

    ismihan kepenek:

    Aynı Başbakan, neden Irak’ta öldürülen çocuklar için tek kelime etmedi, Filistin’de ölen çocuk da Irak’ta ölen ne? Hem bütün dünya biliyor ki, Türkiye sınırlarından kalan uçaklar bombalıyor Filistin’i, gidip oralarda sonradan geri alacağı sözleri söyleyeceğine, tavır koysun, kapatsın üsleri de görelim Davos’un Gülü’nü…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Emel Beyaz (4 Şubat 2009) :

    Yüzeysel baktığımız sürece hiç bir şeyin ayırdına varamayacağız, üstelik alternatifi yok, aman da ne güzel yaptı söylemleriyle bir arpa boyu yol da alamayacağız korkarım ki.

    Ayrıntılara takılmayın diyen arkadaş, RTE denilmesine takılmış her nedense (!) Ya da hala hamdolsun diyebilenler var… Neye hamd ediyoruz anlayabilmiş değilim? Başbakanın duygularına esir olup, toplantıyı terk etmesine mi? Kimin neye esir olduğu aslında yeterince açık değil mi? Oyuna geldiğimiz yeterince açık değil mi? Peres gibi bir isim kendini bu konuma düşürür müydü? Düşürdüyse altındaki nedeni sorgulamak yerine, olayı bir süreç olarak değerlendirmektense duyguları okşayan sonuçları ile yorumlamak ne kadar doğru? Aklı kullanmak yerine duygularla hareket etmek ne kadar da kolay değil mi?

    Sadece sahneyi değil, perde arkasını da görmek lazım. Nedenleri ve sonuçları bir bütün içerisinde analiz etmek lazım. Çünkü aslında her sonuç başka bir şeyin nedeni olmuştur. Her amaçlanılan doğrultusunda nedenler sonuçları doğurmuştur.

    Başbakanın yaptığı zaten yapılması gerekendi, ama kontrollü olarak yapılması gerekirdi. Oysa o asabiyetiyle hareket etti. Oturuşundan, vücut diline, söylemlerine kadar her halinden asabiyeti okunuyordu. Ve şimdi onca yanlışın, onca yapılanın üzerine zaten yapılması gereken bir eylemde bulunduğu için (ki onu da doğru bir şekilde gerçekleştiremedi) baş tacı edecek, ve şükranlarımı sunacak değilim. Bir gün umarım Türk milletinin haklarını savunmayı da bilir diyeceğim ama hiç umudum yok.

    Yazı için tebrik ederim Berat bey…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hacı Berat Korkmaz (4 Şubat 2009) :

    Kıymetli okuyucumuz bayugeda. Öncelikle yazımı okuyup yorumladığınız için teşekkür ederim. Ancak hepimizin bildiği gibi Deneme Yazıları’nın amacı sadece yetkin, kaliteli yazarların yazılarını yayınlaması değil; aynı zamanda da güzel dilimiz Türkçeye de katkıda bulunmaktır. Bu sebeple ben yazıma gelen her yorumun Türkçeye uygun olup olmadığını denetleyip içeriğine kesinlikle dokunmadan noktalama ve imla hatalarını düzeltip tekrar yayınlıyorum. Düşüncelerinize saygı duyuyorum ancak sizin yorumunuzu da düzeltmek zorundaydım. Amaç sizin düşüncelerinizi arka plana atmak değil Türkçemizi daha güzel bir şekilde kullanmaktır.

    Emel Hanım sizin de yorumunuz için çok teşekkür etmekle beraber bütün düşüncelerinize katıldığımı belirtmek istiyorum.

    Saygılarımla…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • mahmut (5 Şubat 2009) :

    Selam! Yazınızda bir ülke başbakanını imalı şekilde alaya alma görülüyor. Ya yapılanların arkasında olursunuz fikirlerinizle, ya da karşısında olursunuz delillerinizle. Bir başbakana efendi demek hakarettir! Sizler daha iyilerini başarın.
    syg

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hacı Berat Korkmaz (5 Şubat 2009) :

    Mahmut Bey yorumunuz için teşekkür ederim. Ancak görüşlerinize pek katılamayacağımı belirtmek isterim. Efendi sözcüğü birçok yerde yüceltme anlamında kullanılıyor. Örneğin peygamber efendimizden bahsederken “Efendiler Efendisi” sıfatı kullanılıyor. Herhangi bir lokantaya gittiğinizde oradaki garson size “Ne arzu edersiniz efendim?” diye soruyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

    Sizin bir ülke başbakanı dediğiniz insan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı. Ben de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak başbakanı eleştirme hakkım vardır. Ki benim yaptığım hiçbir şeydir. Ama yine de bu yolda devam edeceğimi belirtmek isterim.

    Saygılarımla…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Burhan Enginar (5 Şubat 2009) :

    Mahmut Bey her zaman illaki bir üçüncü yol vardır… AKP’nin yaratmak istediği “Korku İmparatorluğu”nun bireyi olma örneğini ne güzel de göstermişsiniz. “Ya bizdensiniz, ya onlardan” “Ya bizdensiniz ya da Ergenekoncusunuz” demeye getirmişsiniz… Ama sizin gibi düşünenlere “Ne sizdeniz, ne Ergenekoncuyuz” (tabi varsa) demek gerekiyor…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • muhafazakar (24 Şubat 2009) :

    Böyle muhalefet yazılar yazdığınızda ne kadar mutlu oluyorsunuz bir anlam veremiyorum gerçekten. Karşınızdaki bir Türk. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı bundan ötesi yok. Kimse bunu değiştiremez değiştirmek isteyenlerin de Türkiye’de yeri yoktur. Yanlışım varsa affola selametle. Selamun aleyküm.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Ali Erkurt (24 Şubat 2009) :

    muhafazakar adlı ziyaretçimize:
    Aleyküm selam! Sizin yazdığınız yorum da bu yazıya ya da buradaki yorumlara muhalif değil mi acaba? Biz karşılıklı fikir alışverişi yapmak ve tartışmak isteyen bir gençliğiz. Bunu yapmadığımız zaman doğru ve yanlışı ayırt edemeyiz. Gençler olarak düşünmeli, tartışmalı, gerekirse karşı durmalı, eleştirmeli ve tartmalıyız.

    Yorumunuzdaki anlayış “Ya sev, ya terk et” anlayışıdır. Muhalif olanlara gitmelerini söylüyorsunuz. Nereye gidelim, nereye gitsinler? Onlara bu ülkede yer yok mu? Muhalefetin olmadığı yerde diktatörlüğün olacağını bilmiyor musunuz? Farklı sesleri susturmak demokrasilerde olmaz.

    Recep Tayyip Erdoğan, evet başbakanımızdır. Bunu inkar etmedik, etmeyiz. Ama doğrusunu söylerken, yanlışını da söylemeliyiz. Yorumunuz da takma adınıza pek uygun maşallah :). Sygılarımla.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Semra Yıldırım (25 Şubat 2009) :

    Buradaki pek çok arkadaşın olaya hakkaniyet boyutuyla değil de içlerindeki muhalif damarla yazdığını görmek üzücü…
    Acaba Başbakan orada sussaydı ve zamanında Erbakan ve Ecevit gibi davransaydı vay o zaman başbakanın haline!!!
    Yine de burası demokratik (!) bir ülke ve dileyen dilediğini söyleme hakkına sahiptir…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hacı Berat Korkmaz (27 Şubat 2009) :

    Değerli okuyucularımız öncelikle yorumlarınız için teşekkür ediyorum.
    “muhafazakar” isimli ziyaretçimizin öncelikle selamını almak istiyorum. Aleyküm selam. Çok şükür hepimiz müslümanız ve Allah’ın selamını alırız. Selamınız için teşekkürler. Yorumunuza gelince de; bir ülkede muhalif bir kesimin olmaması sizce de demokrasinin mantığına tamamen ters düşmüyor mu? Elbette ki birileri muhalefet yapacak ki, kendisine muhalif olunan şahıslar kendilerinde o hatalar hakikaten var mı onu arayacak. Bunun aksinin olması durumunda ne demokrasi demokrasi olur ne de devlet devlet…
    Semra Hanım aslında “muhafazakar” isimli ziyaretçimize cevap yazdığım yorumda sizlere de bir anlamda cevap verdiğimi düşünüyorum. Ancak yorumunuzda dikkatimi çeken bir şey gördüm. Bu ülke demokratik bir ülkedir yazarken parantez içinde ünlemi kullanmışsınız. Ama şundan emin olun ki bu ülke gerçekten demokratik bir ülkedir. Aksi takdirde birileri çıkıp da meclis grup toplantılarında ana dilimiz dışında bir dil kullanabiliyorsa bu ülke hakikaten demokratik bir ülkedir.
    Bu olay hakkındaki görüşlerimi de en kısa zamanda yazacağım yazıda dile getireceğim.
    Saygılarımla…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • birey (11 Temmuz 2009) :

    acaba siz kimin başbakan olmasını istiyorsunuz ? başka adam kalmadı siz buna dua edin bence deniz efendi olsaydı siz ergenekoncu olmaya bile razıydınız….

    [bu yoruma cevap ver!]

    Hacı Berat Korkmaz:

    Benim kimin başbakan olmasını istediğim önemli değildir. Halk karar veriyor çünkü. Halkın üstüne söz söylemek edepsizliktir, saçmalıktır. Adam kalmadı sözünüz de gerçekten düşündürücü. Bu ülke o kadar büyük insanlar yetiştiriyor ki herhalde bunlardan birisi de başbakanlık koltuğuna oturmaya muktedirdir.
    Saygılarımla…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Fatih Emre Polat (12 Temmuz 2009) :

    “One Munite” sözü bize nasıl döndü biliyor musunuz?

    Filistin’in devlet yöneticisi geçen günlerde Kıbrıs Rum Kesimi’ne gitmiş.Onlara destek verdiğini söylemiş.Bu haber, bazı yayın organları tarafından yayınlanmış.Ama Kıbrıs medyasında önemli bir yer bulmuş.Haberin doğru olması ihtimali yüksek.

    “One Munite” şovu oyları kapmalıyım anlamına geliyordu.”One Munite” sözünden sonra ne oldu? Ne değişti?”One Munite” bu ülkeye ne kattı?Sadece 1-2 dakikalık sitem.Biz, buradayız sitemi.Sonra, yine el etek öper olduk.Haksızsam buyrun söyleyin?

    [bu yoruma cevap ver!]

    Hacı Berat Korkmaz:

    Kesinlikle katılıyorum Emre Bey ve Filistin Devlet Başkanı’nın bu hareketine verilmiş küçük bir resmi-gayriresmi açıklama yok. Allah yöneticilerimizi ıslah eylesin!!!
    Saygılarımla…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Fatih Emre Polat (12 Temmuz 2009) :

    Filistin de bir dakika diyor artık bize.Şov, diyorum çünkü bu gerçekten ciddi bir sitem olsaydı bu sitemin arkasında durulurdu.

    Sayın Başbakanımızın her sözünde, her davranışında hikmet arayan ve iktidara takım tutar gibi bağlanan arkadaşlarımıza geniş bir pencere sunuyorum.Alın bir de buradan bakın.Bir dakika ama.Bir dakika öyle mi :)

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Fatih Emre Polat (12 Temmuz 2009) :

    Sayın Hacı Berat Korkmaz,

    Biz ülke olarak sanırım şov yapan insanları seviyoruz.Komedyenleri çok seviyoruz mesela.Aynı şekilde Tayip Bey, Anadolu’daki söylevlerinde her anında şov yapıyor.En büyük malzemesi de “Deniz Baykal”.Evet, biz halk olarak bu atışmaları seviyoruz.Hacivat Karagöz gibiler.Kimseye de bir şey sorgulatmadan, biz bunları yaptık, bunları ettik, bu ülkeyi kurtardık diyorlar.Dış borca bakıyorsun?İmf ile yeniden anlaşılacakmış onu düşünüyorsun?Küresel kriz teğet geçti diyorlar ona bakıyorsun?Yok, yok.Biz şov yapanları seviyoruz . :)

    Saygılarımla.

    [bu yoruma cevap ver!]

Güvenlik Kodu:

DY | deneme tahtası

Körfez’de Bundan Sonra Ne Olacak?

DY | deneme tahtası'na fotoğrafın size ne düşündürdüğünü yazın, denemenizi anında okurlarla paylaşın!

DY | facebook hayran sayfası