Son dönem yaşanan gerilimlerden sonra bazı yerlerde sık sık gördüğüm ifadeler var. Bunlar bir devlet politikası mı yoksa hükümet politikası mı?
Aslında kesin çizgiler ile ayırmamak gerek bu iki şeyi fakat her şeye bunlar bir devlet politikası deyip geçersek gerçekten uzaklaşmış oluruz. Yaşananları iyi tahlil edip aslında durumları devlet ya da hükümet politikası olabilir diye ayırabiliriz.
Benim aslında öncelikli olarak yazımda anlatacağım olay Türkiye-İsrail gerilimi ve yaşananların ne olup olmadığı.
Ben İsrail ile bu duruma gelmemizin devlet politikasının gereği olduğunu hiç düşünmedim çünkü İsrail ile bu hale getiren sebebin ana noktası belli ve mevcut iktidar da ortada, muhafazakar kökler taşıyan bir iktidar var şu an ve dış politikada duygusallık çok fazla ön planda olmasa da bazen girer olayın içine. İsrail askerlerinin 1999’da çekilmiş resimleri ve övgü dizilmiş cümleleri görürsünüz eğer bir ’99 depreminden sonraki baskılara bakarsanız. Çünkü o dönem birçok İsrail askeri kurtarma çalışmalarının içinde ve o görüntüler kahraman askerler şeklinde bizim basında idi, aramız gayet iyiydi.
Şu an durum bunun oldukça uzağında, gerilimin sebebi ise Filistin ve bunun fitilini ateşleyen olay ise tabii ki “One Minute” olayı. İşte burada başbakanın sert tavrı tamamen geçmişin getirdiği bir tutuculuk. Bunu devlet politikası diye adlandırmam ben işte, şu günlerde meydana gelen “Mavi Marmara” gemisine saldırıdan sonra başbakanın çok daha sert konuşması gerilimi çok fazla artırdı, ipler kopma noktasında artık.
Diğer taraftan İran ile gelişen ilişkiler ve sürekli olarak yanında yer almamız, belki ileriye dönük bir devlet politikasıydı fakat bu kadar ileri noktası benim buna da devlet politikası ismini koymamı engelledi. Birkaç gün önce olan BM’nin yaptırım kararlarına ret oyu birçok ülkeyi karşınıza almanız demek ve İran’ın İslam devleti olması, AKP’nin muhafazakâr olması işin böyle ileri gitmesine sebep oldu. Ben bu kanıdayım kesinlikle. Belki İran ile biz nükleer konusunu destekliyoruz ve bu da yıllar süren bir şey yani “bu hükümet politikası olamaz” diyenler çok olacak. Evet bu böyle, nükleer enerji hükümetleri aşan bir şey fakat bunun için BM’nin yaptırımına hayır oyu kullanmaya kadar gitmenin ben bir devlet politikası olduğu görüşünde değilim.
Bunun dışında birçok şeyi kabul ederim devlet politikası olduğuna dair fakat bu iki olay bana çok fazla devlet politikası görünmedi. Belki buna karşı işte AKP’de bir devlet politikası, bu nedenle şu an yaşadığımız gelişmeler, gerilimler de bunun parçası diyenler de olacaktır fakat bu bana komplo teorilerine batmak gibi geliyor her anınızda bunu düşünüp, bunu sunarsanız eğer ruh halinize dönüp bir bakın derim. Çünkü her şey planlı ve yazarlar, çizerler eşekbaşı mı yani?



