"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

Yazıya Dön

Yazıyı Paylaş

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar

Türkiye’nin doğu bölgesi; son 30 yıldır güzel duygularla, hoş sohbetlerle bahsedilmeyen bölgesidir. Batı’nın Avrasya’daki istikrarsızlığının, büyük Ortadoğu projelerinin ve petrol coğrafyasının ana üs merkezidir buralar. Anadolu için kanayan yara ve milyarlarca dolarlık kayıptır. Ve Doğu şimdi yeniden “Kürt Açılımı” ile gündemdekini yerini alıyor.

Batı yüzyıl öncesinden başlamıştı bu tip entrikalara. Bölgeye sürekli bölge insanı gibi giyinen, bölge insanı gibi konuşan, türlü örgütlenmelerin liderliğini yapan bölge insanından farkı olmayan ajanlar gönderiyordu. Amaçları ilk olarak Balkan Harbi ve 1. Dünya Savaşı ile kafası karışmış, köşeye sıkışmış, istikrarını kaybeden Osmanlıyı doğudan etki altına almak ve otorite boşluğunun verdiği açığı kendi ajanlarının faaliyetleri ile doldurmak. Bakın yaklaşık 100 yıl öncesine dönelim ve istihbarat servislerinin bölge üzerindeki düşüncelerini ve emellerinin ne olduğunu bizzat ajanlarından dinleyelim.

“Kürdistan’daki zengin petrol yatakları nedeniyle yabancı entrikalar başlamıştır. İngiltere Kürdistan’ı denetim altına almak için Kürtleri Türklere karşı kullanmak isteyecektir. Kürdistan’ı özel etki bölgesi sayan Fransızlar da Türk İngiliz sürtüşmesini kullanacaklardır.”

MARK BRISTOL ABD Yüksek Komiseri

Doğu bölgesinde özellikle “T. Edward Lawrence” ismi İngilizlerin bölgedeki istihbarat ve iç karışıklığı tetiklemesi adına çok önemlidir. Bay Lawrence bölgeye Arkeolog olarak gitmiştir. Mükemmel derecede Arapçası ile Arapları Osmanlılardan ayırabilmek için halkı isyana teşvik etmiş ve Arap milliyetçiliğini bölge insanına kabullendirmiştir.

Bununla birlikte Arap topraklarının Osmanlının elinden çıkması ile asıl önemli görevin Anadolu’yu kışkırtmak ve bölgede istenilen Kürt devletinin kurulması adına bölgeye yerleşen ve sözde görevi Antropoloji ve Tarih Araştırmacısı Binbaşı Noel, Damat Ferit Paşa’dan alınan özel izinlerle doğuda adım attığı her noktada isyanların çıkmasına sebebiyet vermiştir. Kürt derneklerinde okunan coşkulu Kürtçe şiirler, bölgenin aslında Kürdistan olduğuna yönelik propagandalar ve isyanlar. Hepsi mükemmel derecede aksanlı bölge dili, yerel kıyafetler ve iyi hazırlanmış propagandalar ile mevcut olmuştur.

Bunların hepsi Türkiye’nin hep atılım yapıp dik durmaya çalıştığı dönemlere denk gelmiştir. Bu yüzden Türkiye bu iç isyanlar ile uğraşmaktan dolayı bir türlü Musul ve Kerkük sorununa el atamamış ve batı petrol pastasını hep kendi içerisinde dağıtmıştır.

Doğuda gerçekleşen birçok isyanın arkasında bu istihbarat servisi ajanları vardır. Bölgedeki otorite eksikliğini iyi hisseden Batılı devletler bölgede adeta at koşturuyorlar ve kendi fikirlerini bölgedeki halka dayatmaya çalışıyorlar. Bu iş hiç aksatılmadan düzenli bir şekilde günümüze kadar devam etmiştir.

Hepimizin çok yakından takip ettiği diğer bir gerçek ise Batılıların doğu ile ilgili gelişmelerde hemen soluğu sürekli olarak Diyarbakır, Mardin, Batman, Şırnak gibi şehirlerde alması. Bugünlerde turistik bir özelliği bulunmayan ufak mecralarda bile batıdan sürekli Turistik gezi adı altında istihbarat ajanları gelip çalışmalar yapmakta. Çoğunun görevi “Parlamenter” ya da “Gazeteci”. Bölge insanlarıyla konuşuyorlar, dertleşiyorlar ve Türk istihbaratı da bunun farkında. Ama yapılabilecek bir şey pek de yok çünkü izinler Ankara tarafından veriliyor.

PKK ile girilen mücadelede devletin dağınık bir şekilde bulunan köylerin güvenliğini sağlamak adına bölgedeki yerleşik halkı köylerinden çıktıktan sonraki süreçte başıboş bırakması, bölgedeki misyonerlik ve ajanlık çalışmaları yapanların işlerini daha da kolaylaştırıyor. Bölgede PKK’ya katılan örgüt üyelerinin aileleri ile görüşen devletin yanında bu görüşmelerden rahatsız olan çevreler arasında kalan aileler kimi daha fazla arkasında hissederse yönünü de oraya doğru kaydırıyor. Çünkü devlet görevlisi Ankara’dan geliyor ama onun ardından hemen gelen ya aynı yerde iskan edenler ya da yan komşuları. Özellikle de isyanlarda rol oynayan yabancı servis ajanları çocukların siyasi sığınma hakkı ile kendi ülkelerinde rahatlıkla barınabileceği garantisi verdikleri için bu dış servislerin öğütlerini dinlemek zorunda kalan yerel halk.

Evet bu bölgede 100 yılı aşkın süredir özellikle 19. yüzyılın sonlarından Alman istihbaratı ile başlayan İngiliz, Fransız, Amerikan vs. ülkelerden gelen ajanların oyunlarıyla kaynayan bölgede en tehlikeli nokta “OTORİTE BOŞLUĞU” ve bundan kaynaklı “İSTİKRARSIZLIK”.

Bölge insanı kendisini şefkatli kollarında kucaklayacak bir devleti görmek istiyor. Bu otorite boşluğunu doldurmak için başta kısa vadede askeri güce, siyasi birliğe, bölgeyi destekleyecek milli sivil toplum kuruluşlarına ve yatırımcılara ihtiyaç duyulduğu aşikar. Bakalım henüz milli olup olmadığı belli olmayan bu açılımın arkasından bölgeye akın edecek yabancı istihbarat servisi ajanları yani yeni nesil Lawrence’ler bu açılımı nasıl yorumlayıp yeni bir çıkmaz ile karşımıza çıkacaklar…

- Yazının başına dön!

asyali

Yazar Hakkında

Yazar Hakkında: "Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap." Benjamin Franklin

Sen Ne Düşünüyorsun?

    

Güvenlik Kodu: