Bununla birlikte 10 yıl oldu tam tamına. Fenerbahçe kendi evinde, başka hiçbir takımı bu kadar uzun süre, üst üste mağlup etmemişti. Bu maçla ilgili televizyondan duymak isteyip de, duyamadığım tarzdan bir kaç kelime etmektir niyetim.
Çok iyi oynuyor denilen Galatasaray’ı çözmüş Daum. Galatasaray, göbekte bol ve ayağa pas yapan takımlara karşı çok zorlanıyordu. Üstelik, 4 hücumcusunun arası ne kadar açılırsa o kadar etkisizleşiyorlar. Bir de savunma da tembel olan Arda ve Keita eklenince, Fenerbahçe’nin 4.5 adamlı orta sahasına karşı hiçbir şey yapmadı Rijkaard. İşte Rıdvan Hoca’nın deyip de bazı aklı evvellerin yoktan eleştirdiği olay budur. Olacak arkadaşım bir “B” planın. Aynı sorun Arjantin’de de var. Messi’ye güveniyorlar. Ama arkasına Xavi-Iniesta’yı koyamıyorlar. Bu taktikle oynayacaksan elinde Xavi-Deco-Iniesta-Edmilson gibi adamların olacak. Bu iş Antalya’ya, Denizli’ye söker de, kalabalık orta saha kurgusunu tercih eden takımlara yemez. Hem de yumuşacık kaldın. Fenerbahçe’nin orta 4′lüsü her pozisyonda ikili üçlü sıkıştırmalara gelir, daha 40. saniyede agresifliğini gösterir sen de bakarsın. Anlamadığım noktalardan biri de Galatasaray’ın bugün ayağında top tutabilmesinin tek sebebi Ayhan’ın eleştirilmesi. Daum, Arda ve Keita’yı onların ortasında oynayan Elano’dan uzaklaştırdıkça, Ayhan bocalamaya başladı. Bir de bu işin geri tarafı var. Hakan Balta ve Sabri beklerden top çıkaramıyor. Stoperlerinde bir Marquez, Pique, Pepe olmadığına göre bu topları da Ayhan gidip alacak. Topu alıp yüzünü bir dönüyor 40 metre mesafe. Şimdi gel Total Futbol de. Bunun neresi Total
Futbol? Ev arkadaşımla Beşiktaş maçını yorumlarken şunu söyledim:
“Galatasaray topu Keita’ya atıyor, bakalım ne yapacak diye seyrediyor sonra.” Bunun adı mı Total Futbol? Bergkamp’la birlikte geçti o yıllar. Mourinho, Rehhagel öldürdü o futbolu. Artık ne kadar dirsek atacağın, orta sahayı nasıl cehennem koridoruna çevireceğin, rakip oyuncuları nasıl birbirinden uzak tutacağın ve stoper-forvet arası mesafenin ne kadar dar olmasıyla doğru orantılı iyi futbol. Şimdilerde Zico çalımları, Zidane ustalıkları, Raul bitirişleri kalmadı. Geçen sene Chelsea; Messi’yi, Iniesta-Xavi’den uzak tutarak yıldırmıştı Camp Nou’da Barça’yı. Daum da aynı yolu denedi. Cruyff’un bir sözü var; “bir maçla ilgili bir sürü taktik dene, kusursuz olduğunu düşündüğün bir taktik kullan, beşinci dakikada o maçın ne olacağı belli olur.” Fenerbahçe yarım saat saldırdı, orta sahada ezdi. Rijkaard ne yaptı, hiçbir şey. Daum, Eskişehir maçından beri Galatasaray’ı izliyor. Rijkaard- Neeskens ikilisi Fenerbahçe için özel olarak hiçbir şey yapmadı. Hıncal Uluç’a katılmaya başlıyorum yavaş yavaş.
Hakem konusuna gelecek olursak, ilk gol bana göre santimlerle ofsayttı. Ancak Güntekin Onay, FIFA’nın yeni kuralına göre, aktif alanda olsa bile oyuncu topa dokunmazsa ofsayt değildir, dedi. Olmasa bile hakemin saliselerle ölçülen bir anda bir vücut hamlesini görmesi imkansız. Bunun için atletizmde, ganyanda fotofiniş kullanıyorlar. Kazım aleyhine çalınan faul düdüklerine anlam verememiştim. Zira, Servet 2.5 yıldır amansızca bu hareketleri yapıyordu. Sonra Servet yaptı aynı hareketi, yine çaldı düdüğü. Bünyamin Gezer en azından istikrarlı düdük çaldı. Yoksa Emre, Kewell ( Emre’ye girdiği toptan azade faulden ötürü ), Cristian, Kazım, Servet mutlaka sarı kartı alırdı. Penaltı pozisyonuysa gayet net. Servet’in Lugano’ya yaptığı kafa-koluysa iyi niyetli biçimde “süzemedi” diyelim.
Bir derbi daha geride kaldı. Kürt Açılımı, PKK’lıların kahramancasına karşılanması, domuz gribi vs. unutuldu 2 saatliğine. Şunu söylemeden geçmeyelim: Fenerbahçe ve Galatasaray bu ülkede milli takımdan büyükler, evet. Bu derbi, dünyada sıralamalara girmese de, hiçbir ülke tarafından umursanmasa da, bizim kalbimizi yerinden oynatıp, midelerimize kramplar sokuyor. Bu da bize yetiyor zaten. Bu bütçelerle birilerinin Liverpool- Man.UTD, Barça-Real Madrid, Milan-Inter beklemesi de saçmalık. Bu ülke 80′lerde amatör futbolcularla oynayıp, amatör ruhla yaşıyordu. Endüstriyel futbola geçeli henüz birkaç sene oldu.

