Yalnızlık yanı başınızda sızlanıp duran bir bebektir. Onu ne zaman kucağınıza alıp annenizden kalma ninnileri kulağına
mırıldanırsanız o zaman ağlamasını keser. İsterseniz bırakın ağlayıp dursun yalnızlık denen duygu yığını. İstersen sırtını dön şimdi. Sahi en son ne zaman kendi kendinle dertleştin? Yalnızlık o kadar da kötü bir şey değildir belki. İnsanlar yalnız kaldıklarında hayallere dalar, gelecekle ilgili planlar yapar, hatta kendini tanımaya başlar. En son ne zaman hayal kurduğunu hatırlıyor musun? Kot pantolonunun arka ceplerine sıkıştırmış olabilirsin birkaç tanesini. Çamaşır makinesinde yıkandıktan sonra arada bir elini atıp yoklardın hayallerini hatırlıyor musun? Çamaşır suyundan olsa gerek daha bir beyaz çıkardı düşlerin. Araman gereken önemli birinin telefon numarasıya da gidilmesi gerekirken nereye koyduğumuzu bir türlü hatırlayamadığımız adresler çıkardı oradan. Sahi en son hangi hayalini arka cebinde unuttun? Kot pantolonunun ceplerini en son ne zaman karıştırdın? Biliyorum telefon faturalarından, kredi kartı borçlarından ve bitmek bilmeyen ihtiyaçlarından sıra gelmedi değil mi? Bak, görüyor musun? Emeklemeye başlamış ağlayıp duran yalnızlığın. Korkarım yakında yürümeye de başlayacak. İşte o zaman yalnızlığını yakalamak için seninde koşman gerekecek. Hazır beşikteyken ve hiç büyümeyi aklının ucundan geçirmiyorken annenden kalma ninnilerinle uyutmaya devam et onu. Arada bir kucağına almayı unutma yalnızlığını. Sahi en son ne zaman yalnızlığının gözlerine baktın uzun uzun? Dalıp gitmelerin ne zaman son buldu? Sen daha iyi biliyorsun ama ben yinede hatırlatayım. Bilgisayarın başına oturmaya başlayıp, cep telefonu dedikleri dijital iletişimi iyice keşfetmeye başladığında ve arkası gelmeyince diline doladığın ‘dertlerin biri iniyor biri biniyor sırtıma’ sözünü sıkça tekrar etmeye başladığında son buldu. Evin bir köşesinde öylece sessiz sedasız çalışan bir çamaşır makinesinin bu kadar önemli olacağı kimin aklına gelebilirdi ki! Makinede yıkandıktan sonra asla çıkarılıp asılmayan bir kot pantolonunun bizi ne kadar mutlu edeceğini kim düşünürdü ki! Sahi en son ne zaman A4 büyüklüğündeki beyaz bir kağıda çizdiğin hayallerinden başkalarına söz ettin? Sen düşünürken biraz ben kendi hayallerimden bahsedeyim. Balkonda asılı duran bir kat pantolonum var benim. Rengi biraz solmuş, paçaları yere sürtünmekten eskimiş ve hatırlıyorum sağ cebi delik olmalı. Çamaşır askılığından büyük bir heyecanla alıp ceplerini yokladığım eski dostum benim. En son dün, hayal kurmak için yanı başımda sızlanıp duran bir bebeği kucağıma almıştım. Arada bir uzun uzun gözlerine bakıp zamanın can çekişmesini seyretmiştim. Şimdi kollarıma alıp ninni söylüyorum yalnızlığıma. Arada bir ‘sakın büyüme, sakın konuşmayı öğrenme ve asla yürümeyi öğrenip de beni terk etme’ diyorum. Sahi sen! En son ne zaman hayal kurdun? Ağlamasına kulaklarını kapatıp yüzsüzce sırtını döndüğün yalnızlığının emeklemesine az kalmış olmalı. Sahi sen en son ne zaman bir kenara fırlatıp attığın kot pantolonunun arka ceplerini yokladın? Sanırım sıra sende. Nereye koyduğunu unuttuğun hayallerini kot pantolonunun arka ceplerinde olmalı. Öyle değil mi?




Yazdığınız yazılardan çok etkilendim. Bu siteye sadece ödevim için ilham almaya gelmiştim ancak sizin yazılarınız bana sadece ilham vermekle kalmadı henüz küçük olduğum için henüz ham olan hayata bakış açımı da kökünden değiştirdi. Gerçekten çok teşekkür ederim; umarım bu eserleriniz sizi olduğunuz yerden çok daha büyük yerlere getirir.