"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

Yazıya Dön

Yazıyı Paylaş

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar

Ailece izlenen filmlerin en “CIS!” sahneleri öpüşme sahneleridir. Öpüşmek, toplum yapımız nedeniyle mahrem ve “çok” ayıptır, bu bize böyle öğretilmiştir. Ebeveynle izlenen filmde oyuncuların öpüşmek için birbirlerine yaklaşması bile bizde (evlatlarda) çok ama çok büyük bir tedirginlik ve utanç kaynağıdır. Oysa öyle midir? Alt tarafı öpüşüyorlardır… “Alt tarafı” öpüşüyorlarsa neden o birbirlerine yaklaşmalar ile suratlar kıpkırmızı, kulaklar alev topuna döner?

Oysa anne-baba bilmez ki bu davranışın etkisinin yıllar yıllar süreceğini… Onların niyeti, evlatlarını bu tür “fena” şeylerden korumak, onlara bu “ayıbı” göstermemektir. Çünkü evladın gözünde anne-baba bunları asla yapmaz! Evlat, anne-babanın bunu yapmış olabileceğine asla inanmaz! İşte, bu “saf evladın” bu “saf” (temiz) düşüncesi, öpüşme sahneleri çıkar çıkmaz anne-babayı, eliyle evladının gözünü kapamaya, kanalı değiştirmeye sevk eder.

Öpüşme sahneleri çıkınca kanal değiştirilmemişse, filmi izleyenler neler yapar?

Kolundaki saate bakar, telefonunun tuş kilidini açıp kapatır, kafasını sağa-sola çevirir ya da eğer, odasına bir şey almaya gider, hiç alakasız bir soru sorar ya da laf açar, tavana bakar… (Üç nokta daha…)

Yukarıya yazdıklarımdan kaçı size tanıdık geliyor? Acaba anne-baba da bu hislere kapılıyor mudur? Belki ileride anne-baba olunca bu davranışlara devam edeceğiz.

Bence bu sahneleri izlerken “yakalanmanın” en fenası da, anne-babanın önünde, dolayısıyla televizyona daha yakın oturmaktır. Herkes televizyonu izlemektedir. Anne-baba sizin gerinizde oturmaktadır. Öpüşme sahnesi çıkar ve bu sefer ne yapacağınızı bilemezsiniz. Çünkü, onların önüne oturmakla açık hedef olmuşsunuzdur bile. Görüş alanlarının %100’ünü kaplamaktasınızdır.

Eğer daha önce izlediğiniz bir filmse ve bu filmi anne-babanız ilk defa izliyorsa, bu sahnenin nerede geleceğini bildiğinizden, daha sahne gelmeden sizi çok büyük bir tedirginlik almaz mı? Sahne geldiğinde ne yapacağınızı, nereye kaçacağınızı düşünmez misiniz? Her şey, bu sahneye aileyle birlikte maruz kalmaktan kaçmak için planlanmaz mı? O sahnenin gelmesine yakın, derhal odadan ayrılır ve kendi odanıza hiçbir amacınız olmadan, koşar adımlarla ilerlemez misiniz?

Şartlı koşullanma… Bu davranış istem dışı olur. Çünkü, küçüklükten bu yana şartlı koşullanmışız. Ne zaman zil çalıyor, anında salyamız akıyor. Hatta bazen zil çalmadan bile salyamız akıyor (Buradan, Leningrad’da yatan Pavlov’a sevgilerimi gönderiyorum.).

Küçükken belki izlemeyedik ama o sahnelerin bazılarını sizler için arayıp buldum. İşte bu sayfada! Hadi “rahatça” bakalım hepsine!

- Yazının başına dön!

Ali Erkurt

Yazar Hakkında

Web Sitesi: http://alierkurt.net

Yazar Hakkında: Deneme Yazıları'nın kurucusu, reklam yazarı, sosyal medya, pazarlama, reklam ve Fight Club bağımlısı.

Bu yazıya 15 görüş yazıldı. Sen Ne Düşünüyorsun?

    

Güvenlik Kodu:

  • Abdullah Ilgaz (9 Ocak 2009) :
    0   0  

    Abi yazı güzel olmuş :) bu arada PAVLOV kim ? :)

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Ali Erkurt (9 Ocak 2009) :
    0   0  

    Liseye geldiğinde tanışacağın, köpeğine eziyet edip “şartlı koşullanma” yı keşfeden bilim insanı.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Duygu Gür (9 Ocak 2009) :
    0   0  

    Çok güzel tespitler var. Beğenerek okudum:)

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Ali Erkurt (9 Ocak 2009) :
    0   0  

    Teşekkür ederim Duygu. Ben sadece bizi anlattım :).

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Abdullah Ilgaz (9 Ocak 2009) :
    0   0  

    şartlı koşullanma derken nedemek istedin abi :) tam anlamadım :)

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Ali Erkurt (9 Ocak 2009) :
    0   0  

    o zaman İnternet’te bir arama yap bakalım. hazıra dağ mı dayanır?

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Abdullah Ilgaz (9 Ocak 2009) :
    0   0  

    arıyayım ben o zaman :)

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Abdullah Ilgaz (9 Ocak 2009) :
    0   0  

    Buldum :) . Kaynak : Vikipedi

    Pavlov’un köpekler üzerinde yaptığı klasik koşullanma deneyleri ünlüdür. Köpeğe ilk olara birkaç kez zil çalınır. Fakat köpek tepki vermez. Sonradan et verilir. köpeğin salyaları akar. Sonra et ile birlikte zil çalınır. Daha sonra et verilmediği halde zil çalındığında köpeğin ağzının suyunun aktığı görülür. Şartlı ya da şartlandırılmış refleks denen olay da budur. Pavlov, bu davranışın, psikolojik etkinlikle özdeş olan yüksek düzeyde sinir etkinliğinin belirtilerinden biri olduğunu öne sürer ve psikoloji alanında geçerli tek yaklaşımın deneysel yöntem olduğunu vurgular. Pavlov, bu alandaki çalışmalarından ötürü 1904 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü kazandı.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • İSMİHAN ÇAMLI (9 Ocak 2009) :
    0   0  

    ALİ,çok hoş bir yazı olmuş :)))

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Ali Erkurt (9 Ocak 2009) :
    0   0  

    Teşekkürler İsmihan :).

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hacı Berat Korkmaz (9 Ocak 2009) :
    0   0  

    Ali’cim hakikaten bizi anlatmışsın. Teşekkür etmekten başka bi’ yorum yapmayacağım. Ellerine sağlık, teşekkür ederiz. :)

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hakan (10 Ocak 2009) :
    0   0  

    Ali aaa ne ayıp:p şimdi bu mahkemeler bu fotolardan dolayı bizi de sansürlemezler mi?

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Ali Erkurt (10 Ocak 2009) :
    0   0  

    Aa :) Hakkaten ya! Mozaiklese miydik acaba Hakanım?

    [bu yoruma cevap ver!]

  • ceyda (27 Ocak 2009) :
    0   0  

    süper bi yazı olmuşş ama yinede öle bi sahne geldiğinde ben hala ne yapacağımı bilmiyorum heralde tavana bakarım veya odayı ter ederim başka orjinal fikri olan varsa bekliyorum =)

    [bu yoruma cevap ver!]

  • iskeledeki_kadin (11 Haziran 2009) :
    0   0  

    sanırım artık Türk insanı da anladı göz kapayıp parmak arasından bakmanın,kanal değiştirmenin,saate bakmanın ya da telefona sarılmanın hiç bir etkisi olmadığını…ve aslında bunun diğer görsellerin yanında çok masumane durduğunu…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • - Görüş bildirmek istiyorum!