"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

formula_oneBirçok tartışma ve kavga ile beraber 2009 sezonunun keyfini çıkarmaya “çalışırken” Formula 1 için 2010 kuralları açıklandı. FIA*’nın dayatmak istediklerini 2010’da kısmen de olsa gerçekleştirecek gibi gerçekleştirecek gibi duruyor. Bunun yanında yarışın çehresini değiştirecek kurallar da var. 2010 için kurallar şöyle:

- Yakıt ikmalinin yasaklanması
- Ön kanatta yapılan değişiklikler
- KERS** üzerinde yeniden yapılandırılma
- Ağırlık alt limitinin artırılması
- Bütçe sınırlaması
- Aerodinamik parçalar
- Dört çekişe izin verilmesi
- Test serbestliği

Şimdi bütün bu kuralların ne demek olduğuna kısaca göz atalım. Ufak tefek kurallardan başlayalım, yarışları nasıl etkileyecek bir düşünelim. Ön kanatta yapılan değişiklikler kuşkusuz ki bir geri adım atmadır. FIA, bu sezon için kuralları açıkladığında ön kanatların yere basışını daha kuvvetlendirmek için yanlardan uzatılacağını açıklamıştı. İlk yarıştan itibaren gözümüze çok farklı gelen bu ön kanatlar birçok kazaya sebebiyet verdi. Çünkü pilotlar eski kanatlara alışıktı ve geçme esnasında yaşanan sürtüşmelerde büyük bir artış oldu. Bu sürtüşmelerin çoğu ise pilotlarının soluğu pit alanında almasıyla son buluyordu. Ve kanatlar inceltildi. Sanırım seneye daha az kaza izleyeceğiz gibi gözüküyor.

Ağırlık alt limitinin artırılması ise aslında küçük bir ayrıntıdır. KERS kullanan otomobillerin diğer araçlara oranla daha ağır olması bir haksızlıktı çünkü bu sistemin araçlara ekstradan 80 beygirlik güç ile tur başına 6 saniye kazandırmasına rağmen beraberinde 15 kiloluk fazla ağırlık getiriyordu. 15 kilo belki kulağa az gelebilir ancak Formula için çok önemlidir ve az önce bahsettiğim bütün avantajların neredeyse yarısını götürmektedir. 2010 için düşünülen ağırlık sınırlaması da, 15 kilo artırılarak 605′ten 620′ye çıkarılmasıdır. Yani tamamen KERS sistemine oranlı bir kural değişikliğidir. Bunun yarışları nasıl etkileyeceğine gelirsek… Kuşkusuz KERS kullanan araçların kalkışlarda ve viraj çıkışlarında, özellikle de geçişlerde büyük avantaja sahip olması demek oluyor. Burada bir soru işareti söz konusu çünkü FOTA*** takımlarının bazıları kendi aralarında bir dürüstlük anlaşması imzalayarak KERS’i kullanmayacaklarını taahhüt etmişlerdi. Bu kuralın açıklanmasının ardından bu anlaşmanın içinde yer alan bazı takımların anlaşmayı bozmak istediği söyleniyor. Hatta BMW’nin işi biraz daha ileriye götürerek anlaşmayı bozup seneye KERS sistemini kullanmasının yanında, bu sistemi ticari hale getirerek binek araçlarına koyması da söz konusu. Bu gerçekten önemli bir gelişme, çünkü belki de ilerde kullanacağımız araçlarda bu sistem olacak ve sollamalarda bir tuş yardımı ile bir anda uçup gidebileceğiz yanından. Tabii bir mevzuatı olacaktır bunun trafik için, ben biraz abarttım sanırım ancak yine de heyecan verici bir gelişme.

KERS üzerinde yapılan değişikliklerin en önemlisi KERS’ten yararlanmanın iki katına çıkartılması. Bahsettiğim o 60 beygirlik güç ve 6 saniyelik değerleri 2 ile çarpalım ve takımlar ile biz seyirciler için ne kadar heyecan verici olduğunu bir hayal edelim. Diğer düzenleme ise KERS’in daha verimli kullanılması için yapılan ufak bir değişiklik. Aslında çok önemli değil ama yazmakta fayda var. Bu değişiklik enerji depolayan aletin sürücü ile motor arasındaki bölmeye konulması, böylece sistem daha verimli çalışacak.

Aerodinamik parçalar üzerinde yapılan değişiklikler ve test serbestliği yine ufak detaylar. Aerodinamik çok önemlidir Formula 1’de. Özellikle son yıllarda bu sporda yapılan harcamaların çoğu aerodinamik için Ar-Ge departmanlarına aktarılmıştır. Sadece yarış sırasında değil, aracı geliştirme konusunda da büyük bir rekabet vardır. Bu nasıl oluyor hemen biraz anlatmaya çalışalım. Milyon dolarları bulan rüzgar tüneli çalışmaları ve testleri yapmak için gerekli bilgisayar donanım ile yazılım çalışmaları aerodinamiği geliştirmek için kullanılan iki önemli unsurdur. Bu çalışmaların temel amacı rüzgarı daha faydalı kullanmak için aracın dışına parçalar üretmektir. Rüzgarı en efektif biçimde kullanarak araçlara maksimum downforce(yere basış) gücü kazandırma amacındadır teknisyenler. Bu downforce gücü ile birlikte araçlar ivmelenme, viraj dönüşleri ve çıkışları, düzlüklerde ulaştıkları en yüksek hız ve frenleme anlarında maksimum verimliliğe ulaşmaya çalışırlar. Şimdi tüm bu bilgiler ışığında takımlar için hareketli aerodinamik parçalara sahip olma ve onun üzerinde sene içinde değişiklik yapabilme serbestliği ne kadar önemli anlamış olduk sanırım. Ayrıca takımlar bu sene getirilen test serbestliği kuralı ile birlikte eski özgürlüklerine kavuşmuş oldular. Geçen sene getirilen yasak ile takımlar antrenman turlarında, sıralama turlarında ve yarışta elde ettiği verileri kıstas olarak kullandılar sene boyunca. Bu sene tekrar serbestliği kazanmaları ile daha az hatalı yarışlar izleyeceğiz sanırım. En azından mekanik hatalar en aza çekilmeye çalışılacak. Ancak sonuç olarak bu iki kuralın değiştirilmesinde biraz hinlik var. Bunu bütçe sınırlaması kuralını tartışırken biraz daha iyi anlayacağız.

En önemli iki kuralı sona sakladım. Yakıt ikmalinin yasaklanması gerçekten büyük bir değişikliktir. En son yakıt ikmalsiz yarış 80’lerin ortalarında, yanılmıyorsam 86 yılında yapılmıştı. Bir kural değişikliği ile pit stop’larda yakıt ikmali yapılması kuralı getirilmişti ve o tarihten beri yarışlar bu şekilde devam etmekteydi. Ancak seneye eski kurala geri dönülüyor. Neredeyse 23 yıllık bir alışılmışlığın ardından bir revizyon gerçekleşiyor. Aslında ilk duyduğumda bu kuralı saçma bulmuştum ve kendimce isyan etmiştim ancak üstünde biraz daha kafa yorunca ön yargılarımı yıktım. Şöyle ki; bu değişikliğin Formula üzerinde muazzam etkileri olacak. Çok önemli 2 etkiden bahsetmek gerekir burada. Birincisi yakıt ikmalinin yasak olması demek araçların 380 km.lik yolu gidecek benzinle yarışa başlaması demek. Bununla beraber de alıştığımız yarışları izleyemeyeceğiz artık. Araçlar yarışa başladıklarında çok yavaş olacak. Sonlara doğru benzin azaldıkça ve araç hafifledikçe hızlanacak. Yapacakları pit stop’lar ise çok garip gelecek bize çünkü şuan ne izliyorsak seneye tam tersi olacak. Alıştığımız görüntü şudur ki, pite girmek üzere olan aracın lastikleri çok sıcaktır ve benzin deposu neredeyse boştur. Bunlardan dolayı araçlar pite girmeden önce attığı 2-3 turda çok hızlıdır. Çıkışlarda ise yeni lastikler soğuktur ve benzin deposu gerektiği kadar doludur ve haliyle araç yavaşlar. Pilotların pite girmeden hemen önce attığı turlar, pitten çıktıktan hemen sonraki attığı turlardan 3-5 saniye daha hızlıdır. Seneye ise yeni kural ile birlikte tam tersi olacaktır. Yani pitten çıkışlar daha hızlı olacaktır. Belki çok fazla bir zaman farkı söz konusu olmayacaktır ama daha hızlı olacağı kesindir. Peki bu ne anlama geliyor? Bu takım stratejilerinin tamamen değişmesi anlamına geliyor. Günümüz yarışlarında pitler çok önemlidir. Takımlar pist ve hava koşullarına göre pit stop stratejilerini belirler. Bu stratejilerin doğru seçilmesi ve her şeyin yolunda gitmesi çoğu zaman pilotlara sıra kazandırır, kimi zaman yarış bile kazandırabilir. Önümüzdeki sezonun yakıt koşulları göz önüne alırsak takım stratejilerinde değişikliklerin olması kaçınılmazdır. İkinci önemli etki ise pit stop’ların yarışa olan etkilerinin azalmasıdır. Pit stop’larda yakıt ikmali en uzun süreçtir. Saniyede 12 litre benzin akıtan o devasa hortumu 3 kişi kaldırarak aracın benzin kapağına takar ve deponun dolması beklenir. Günümüzde, her şeyin yolunda gittiğini varsayarsak en kısa pit stop 6-8 saniye arası, en uzun pit stop ise 10-12 saniye arasıdır. Yakıt ikmalinin kaldırılması ile birlikte pit-stoplar kısalacaktır. Şuan için bir süre öngörmek zor ancak 7 saniyeyi geçmeyeceğini söyleyebiliriz. Bu süreler aslında burada yazınca çok ufak gelebilir bize ancak Formula yarışlarında çok önemlidir. Yakıt ikmalinin kaldırılması ile birlikte pit-stop sürelerinin kısalması, takımların stratejileri ile sıra kazanan pilotların işine gelmeyecektir tabi ki, ancak bu kuralın en önemli etkisi şu olacaktır ki, pilotajın ön plana çıkması. Yakıt ikmalinin kalkması dolaylı olarak pit-stop stratejilerinin etkisinin azalmasını, bu da dolaylı olarak pilotajın öneminin artması demektir. Yani seneye, ak koyun kara koyun belli olacak. Kimin daha iyi pilot olduğu ortaya çıkacak.

Son önemli değişiklik bütçe sınırlamasıdır. Aslında bu en önemlisidir. FIA’nın bunu takımlara dayatmasının sebebi tasarruf etmek istemesidir. Küresel krizi düşünürsek aslında FIA’nun bu bütçe sınırlamasını getirmesi gereklidir ve bunu yapmakta haklıdır. Malum dünya üzerinde en çok para harcanan spor Formula’dır ve bu paralar da hiç hafife alınca cinsten değildir. Bütçe sınırlaması aslında üstünde bu kadar tartışılacak bir şey değildir belki ama bu konunun gündeme geldiği andan itibaren kavgalar ve skandallar sürmektedir. Bu yüzden de konu gündemden hiç inmemiştir. Olaylar şöyle başlar. FIA, 2010 için bütçe sınırlaması getirileceğini ve bu sınırın 40 milyon sterlin olacağını açıklar. Takımların yanıtları ise gecikmez. Ferrari, Mercedes ve Renault gibi çok para harcayan takımlar hemen itiraz eder. Az önce bahsettiğim aerodinamik parçalarda değişiklik ve test serbestliği konusu burada devreye giriyor. Yılda zaten 40 milyon sterlinin altında para harcayan zayıf takımlar bu olaya karşı nötrdür ilk başlarda. Olumlu veya olumsuz yanıt vermezler. FIA ise kurnazca bir hamleyle, sınırlamanın altına imzasını atan takımların aerodinamik parçalarda değişiklik yapma ve sezon içinde test yapma serbestliği gibi 2 önemli ayrıcalığa sahip olacağını açıklar. Böylece zayıf takımları kendi tarafına çeker. Bu andan itibaren Formula 1’in değişmez takımları, demirbaşları olan büyük takımlar ile FIA arasında adeta bir savaş başlar. Hatta Ferrari takımı bu bütçe sınırlaması konusunda o kadar kızgındır ki, sınırlamanın gelmesi ile Formula’dan çekileceklerini açıklar. Bu çok büyük bir kozdur, hatta tehdittir. Bu süreç geçilirken birkaç ufak skandal daha patlak verir ve sonunda büyük bir toplantı gerçekleşir. FOTA başkanı, FIA başkanı ve Bernie Ecclestone toplanarak uzun görüşmeler sonucu olayları tatlıya bağlarlar. Kimin karlı çıktığı tartışılırken, Bernie Ecclestone “karlı çıkan izleyiciler olacaktır” şeklinde çok politik bir cevap vererek konuyu kestirip atar.

Bütün bu kuralları incelerken, anlatırken unutmamız gereken en önemli şey, bunların bir deneme sürecinin başlangıcı olduğudur. Çünkü Formula 1’de hiçbir zaman kesin bir kural yoktur. Kurallar sürekli değişir. Kimi zaman heyecan kazandırmak için, kimi zaman ise zorunluluktan. Bu önemli değildir, önemli olan değişmiş olmasıdır. O andan itibaren önemli olan takımların kurallara nasıl ayak uyduracağıdır. Çünkü tarih bize gösteriyor ki, her kuralın getirdiği artıların yanında eksilerin olduğudur. Burada da aslında biraz takımların yapısına göre yaptığı tercihlerden kaynaklanır. Mesela lastik ısırmada sorun yaşan takımlar, genelleme yapılarak getirilen yakıt ikmali yasağından kötü de etkilenebilir iyi de. Dediğim gibi Formula’da yapılan değişiklikler bir deneme sürecinin başlangıcıdır. Bu yeni kurallar ile birlikte nelerin değişeceğini biz de zamanla bekleyip göreceğiz…

* FIA: Formula’da birinci mercidir. Örnek: Türkiye Futbol Federasyonu.
** KERS: Kinetik Enerji Geri Dönüşüm Sistemi(Kinetic Energy Recycling System)’nin kısa ismidir. Bu sistem frenleme esnasında boşalan kinetik enerjiyi beygir gücüne ve hıza dönüştürür. Direksiyon üzerindeki bir tuş yardımıyla pilotların isteğine göre kullandığı ekstra güçtür. Hızlı ve öfkeli filmleri ve Need For Speed oyun serisi ile literatüre giren NOS’a benzetirsem anlamanıza yardımcı olmuş olurum.
*** FOTA: Formula takımlarının kendi aralarında kurduğu kuruluştur. Örnek: Kulüpler Birliği.

, , , ,

Yazar Hakkında

Sen Ne Düşünüyorsun?

Güvenlik Kodu:

DY | deneme tahtası

Körfez’de Bundan Sonra Ne Olacak?

DY | deneme tahtası'na fotoğrafın size ne düşündürdüğünü yazın, denemenizi anında okurlarla paylaşın!

DY | facebook hayran sayfası