
Gidiyorsun… Bir tutam hayatı cebine koyarak. Ayaklarının altına ucurumlar sürerek gidiyorsun. Beni bir daha görmemek için gidiyorsun. Arkanda edebiyatı zayıf bir adam, sevdayı kurtaracak son perdede heyecanlanmış , yine kaybolmuş bakışlarının altında .
Gidiyorsun… Peki ayrılığımız hangimize benzeyecek ? Bir tarafta kaybolan kazağın yokluğuna günlerce alışamayan ben, bir tarafta insan ömrüne usta makaslar atan sen.
Gidiyorsun… Benide alsana çabucak doldurduğun bavuluna. Arkana bile baktırmayan o rüzgara. Çalıntı bir nefes gibi beni de al ; biriktirdiğin, sıkıştırdığın o naftalinlediğin eskilerin arasına. Göz yaşına dökmek için, senin yerine ağlamak için al beni. Acı bekçin olmam için al. Çöpünü attırmak, ekmeğini aldırmak için al. Ya da hiçbir şey için al beni. Beni de sıkıştır bir araya.
Gidiyorsun… Yaslandığım duvarları yıkarak. Atarak eve alınmayan kederleri eşiklerime. Serçe gözü bırakarak yarına inaçlarımı. Ortadan bölmeden bile unufak ederek serinliklerimi. Komşu hatrına bırakarak efkarı. Basarak yalnızlıklarımın kuyruğuna. Kızdırarak güneş görmemiş ayrılıklarımı. Beni bana bırakarak ve bilerek benim ben olmam için senin gerekliliğini.
Gidiyorsun…Yureğimde yunus vurmuş balık ağları, gözlerim gece çiçekli. Ruhumunda ganimet arayan bir ordu bırakarak. Salkım salıkım aşılı özlem ağaçları, balkon balkon acının tozları, balkon balkon veda tozları… Kin torbalı hasretler dört gözlü … Adam gibi olan her günümü alarak, kalan kırıntılarınla idareli yaşayarak.
Gidiyorsun herkes kadar sıradan. Aynı şehri paylaşarak. Aynı bakkalda veresiye, aynı fırında aynı koku… Bütün tazeliklerimi alarak. İçinde sadece sana yanan kandiller… Ama mum dibine ışık vermeyevcek her zamanki gibi. Güneşin altında hep gölgeli bırakarak, yanaklarımda oyuklar, ellerim ıssız dokunacak.
Gidiyorsun… Çeyrek kaşıklı öğünlere, arkandan ağlayacak bir sürü lokma olacak. Ciğerlerim kavrulacak sensizliğin dumanlarıyla. Anacığımı ağlatacaksın bol bol ama hiç beddua almayarak
Gidiyorsun… Yirmi iki yıllık beni bana düşman ederek. Mevsimlerime bir kovulmuş bahar kılıfı geçirerek. Kaplayarak üstümü yanık tencere kapaklarıyla. Sıçratarak gidişini benden öte . Ben nasıl büyük adam olacağım bu derin solan gökyüzüyle ?
Gidiyorsun kendine beni delil göstererek.
Gidiyorsun… Yine aşkındayım sadece bekleyen tarafım. Evet gidiyorsun ama mazeretin olarak hep beni yanında taşıyarak.




yine aynı heycan,yine aynı heves.. Ayrılmak hiç bu kadar değerli olmamıştı.
“gidiyorsun kendine beni delil göstererek” can alıcı ve bitirici bir cümle olmuş…her giden kalandan birşeyler götürür…ve her kalana gidenin ruhu siner…
teşekkür ederim yorumunuz için