Gözlerinin bitki örtüsü bir cam tarlası… Bedenimi sarmış topraklarında kan kırıntıları var. Parmaklarım ucunda dudaklarının son zindanı kapanırken, alçılı kalbimde yalnızlığın telaşları büyüyor. Kabataslak çizilmiş hasretin ilk işine çıkmış bende. Sustu gelişi beğenilmeyen mevsimler gibi içim. Ne yağdırdığım yağmuru beğendirebildim, ne de açtığım güneşi. İnsanoğlu deyip geçemedim ben sana.
Ar etti yüreğim, ar etti dünyalık rüzgarlarım. Verilince doyan akvaryum gibiyim. Camlara sıkıştırılmış bedelleri ödüyorum. Ağzım hep açık ayrılığının acemiliklerine. Sayfalarca istifa dilekçesi yazdı gözlerim hayata. Kovulmayı da beceremedim sebepsiz yaşamaktan. Bir yanımda yeter hatıraların, bir yanımda aşısız yalnızlıkların. Isırıldım işte bir gece ayrılığı tarafından.
Aşkımın bilim dünyası utandı okuduğu yıllardan. Hiç yüzünde utanması kalmamış saçımı tarayan çaresizliklerin. Herkesin içinde dileniyorlar canıma. Bahçemde köyünden kavulmuş rüzgarlar, benim kadar kullanılmış benim kadar alışamamış alışmaya. Neler kaybettiğim umurumda değil, ellerimde tanık birkaç gözyaşı… Kamyon kamyon yabancı acılar yüklü suratımda. Ateşle yaklaşmayın, kalbimin habersizliğine. Bıraktım kendimi bırakıldığım kadar.
Bir mahalle uyanışı, curcuna ciğerlerim. Duman takımlı ahbaplarım. Dudaklarım hiç kurumadı kaç zamandır. Ruhuma kirasını artırdı bedenin, paracı bir ev sahibi yokluğunda. Harcadım yastık altındaki gülüşlerimi. Artık sermayeden yiyor bu senden sonra gelenlere direnişim. Zaten haberini aldım. Ayrılık bu sabah ele geçirmiş başkentimi. Ordularımı geri çektim kederlerimin üstlerinden.
Bir başımayım artık. Kendimde, kendimden ayrı bir aşk sevdasıdır gidiyor. Sonundayım ya da başındayım. Öyleyim ya da böyleyim. Liseden bana alışan sıfırlarla sensizliğim ağırlığını tartıyorum. Bir kaplama kağıdı örtülmüş kurtuluşumun üstüne. Emanet bakışlarımda esaret görmekteyim. Özlemin, rengi atmış bir ruh iliştirmiş yeni miladıma. Zamanı yaşamaktansa, zamanı seçiyorum . Belli kaybediyorum. Hep dinlemekteyim. Her kapıyı çalana kalbini açarsan acımaz kimse işte sana. Yaşatmaya yaşarken herkes ben daha yaşamayı beceremiyorum. İçimdeki bu ayrılık; öyle bir muhasebe tutmuş ki çöp yapmış yüreğimi. Herkes saklıyor eskilerini. Ben çoktan süpürüp attım dökülen yapraklarımı.
Hep güneş beklerken alışamadım bu yağmurlara. Seller bastı tek kale aşk yuvamı. Çatısı akan hayallerimin son manzarasındayım. Zayıflayan içimin sessiz isyanında; kurtaramadı korsan ayrılıklardan açtığım beyaz bayraklar.
Bana düşen bu hayatın metrekaresinde artık kütlemi bir çift gözde kaybettim.




Yine değişik betimlemeler. Yine ayrılığın vakitleri. Tebrik ederim.
bu ayrılık imgeleri ustaca konuşturmuş, iyi de etmiş.
çok güzel ve içten bir yazıydı.
tebrik ederim..
ilginize ve değerlendirmenize çok teşekkür ederim.
dostum harikasın devamını bekliyoruz ruhuna sağlık