Günaydın dünya, günaydın sana da. Güneş battı mı? Çok iyi, böylece artık başım ağrımaz. Güzel bir güne başlayabilirim. Öncelikle bir duş alalım. Elektrikler mi yok? Daha iyi, ne kendimi görmeye ihtiyacım var, ne de sıcak bir dokunuşa. Soğuk olan hislerim için soğuk bir duş yeterli olacaktır. Ah bir de her sabah bu baş ağrısıyla uyanmak zorunda olmasam keşke.
Bugün ne yapsam acaba? Hiç işim yok ki. Ne göreceğim bir dostum, ne yapmam gereken bir iş. Durum böyle olduğunda boşlukta hissediyorum bazen kendimi, işe yaramaz. Öyle miyim zaten? Kim bilir, belki de. Ama sen konuşma, yeter ki sen sus. Senden nefret ediyorum. Aynanın arkasına saklanman seni görmediğim anlamına gelmiyor biliyorsun bunu. Taklit etmeyi bırak beni, yine sinirleri tepeme bindirdin sabah sabah.
Bu sabah güneş doğmadı, her yer karanlıktı. İnsanlar buna ay tutulması demeyi tercih ediyorlar. Ne saçma.Onların güneşi sadece canımı yakıyor, gözlerimi kör ediyorum. Sefil şeyler, sıcak olan her şeye sarılabilirler. Bu sevmedikleri bir insan bile olsa. Gariptir insanlar. Ay ismini verdikleri o güzel şey, benim ruhumu besliyordu. Garip ama ona bakmak huzur veriyor bana. Bulutları sıyırıp ötesini görmek, harika bir his.
Kahvaltı vakti gelmiş sanırım, içimdeki açlık reddedebileceğim düzeyi aştı. Havada taze bir koku var, genç bir insan. Onun ruhunu aldığımda, onun kanattığımda kendimi yeniden doğmuş gibi hissedeceğim, tek ihtiyacım olan bu. Kalbinin son atışına kadar onun çırpınışlarını seyretmek. Sonra onun için yas tutarım, şimdi değil. Çok açım.
Ellerimdeki kanı neden yıkıyorum bilmiyorum, utanmıyorum yaptığımdan. İnsanların aksine yaradılışımı hiç sorgulamadım, sadece uyguladım. Çünkü denedi değişmeyi, ama gördüm. Ben değişemiyorum, ben buyum. Yüzyıllardır gelmeyen ölümüm gelen kadar öldürmeye devam edeceğim.
Duygularım yok mu? Var sanırım. Canım acıyor, sinirleniyorum, hatta bazen seviniyorum. Ama sizler gibi değil. Hayat değil beni mutlu eden, hayat üzüyor beni, nefret ediyorum ondan da. Ölümü seviyorum sanırım. Bana bakanlara sinirleniyorum, benimle konuşanlara kızıyorum. Bir dakika bana yıllar gibi geliyor, ve bedelini masum bir insan ödüyor. Herkes beni konuşuyor ama kimse beni tanımıyor. Herkes beni arıyor ama neye baktıklarını bile bilmiyorlar ki. Neyi aradığınızı sanıyorsunuz?
Beni arıyorlar. Seri katil diyorlar bana sanırım. Garip şekilde isim takıyorlar başkalarına, insanlar. Ben insan değilim, olamam. Kaybettim o yeteneğimi, belki de isteğimi beraberinde. Tek bir resim var cebimde, tek bir anı. İnsanlığıma dair tek bir iz. Karımın ve oğlumun resmi. Bir kamyon şoförü. Dikkatsiz bir adam., Uykusuz bir adam. Sorumsuz bir adam. Onlara kaldırımda yürürken çarptı, oracıkta öldüler. Onlar bu dünyadan ayrılırken ben doğdum. Bedeliniyse masum kamyon şoförleri ödüyor. İnsanlar ve garip sıfatları. Benim için kimse masum olamaz. Olsa, ben de onlar kadar masum olurdum.
Ne çok konuştum, gece bitiyor bile. Yarın yeni bir gün olacak. Ve ben yeniden uyanacağım, her gün yaptığım işi yapmak Sabah kahvaltısı günün en önemli öğünü derler. Katılıyorum. Hayatım kahvaltılarım olmadan ne de boş olurdu. Şimdi gidiyorum ama geri geleceğim, senin için. Beraber güzel bir kahvaltı edeceğiz. Sabret o zamana kadar…


sağ ol beni büyük dertten kurtardın teşekkürler ödevimi yaptım tebepsümler
[bu yoruma cevap ver!]