Güzelliği konu alan bir yazı yazmak geçti aklımdan ve bir şeyler karalayayım dedim bu konu hakkında.
Güzelliği putlaştırarak hayatın her alanında en güzeli arayanlar kendilerini kandırmaktan öteye geçemezler. Hayatta her zaman en güzelini bulamayabiliriz, ulaşamayabiliriz. Sahip olduklarımızla yetinmek ve güzelliği ikinci veya üçüncü, dördüncü,beşinci plana atmak zorundayız. Yoksa, yaşamımız boyunca mutsuz kalmaya mahkum oluruz. Biz doğuştan aciz varlıklarız, mükemmel varlıklar değiliz. Dünyaya gelen bütün peygamberler Allah’ın sevgili kulları olarak mükemmellik vasfına çok yaklaşan kişilerdir. Elbette peygamberler bizim gibi normal insanlardan farklılar. Ancak bu, hiç tartışılmayacak derecede mükemmel insanlar oldukları mânâsını taşımıyor. Çünkü onlar da insan. Onların dönemlerinde yaşamadığımızdan karşılaştıkları olaylara nasıl baktıklarını ancak kitaplardan okuyarak öğrenebiliriz. Yüce kitabımız Kur-an’ı Kerim de bize zaten bazı peygamberlerin davranışları hakkında epey bilgi veriyor. Biz kökten aciz varlıklarız. Mükemmellik ancak ve ancak yüce Allah’a mahsustur. Biz mükemmelliğin yanından bile geçemeyiz. Biz ancak şükretmesini bilip, Allah’a tevekkül ederiz.
Hayatta en güzeli bulup, onunla yaşamak isteyenler tamamen yanlışlık içerisindedirler. Kimse dört dörtlük değildir. Çok güzel biriyle karşılaşırısınız, ama içi fesattır. Aynı şekilde çok çirkin birisiyle karşılaşırsınız, ama kalbi çok temizdir, kimsenin kötülüğünü düşünmez, kimsenin arkasından konuşmaz. (Güzellik-çirkinlik kavramlarının göreceli olduğunu biliyorum. Burada çoğunluğun güzel veya çirkin olarak vasıflandırabileceği kişileri ele alarak bir değerlendirme yapıyorum.) Dolayısıyla güzelliğe pek önem vermemenizi, hayatınızın temel felsefesi haline getirmemenizi, en mükemmelini buluncaya kadar aramaya devam edeceğim gibi laflar etmemenizi tavsiye edeceğim size. Sosyal bir varlıksınız, çevrenizde olup bitenleri görüyorsunuz. Kiminiz ders çıkarıyor, kiminiz çıkarmıyor. Fakat düşündüğünüz şey genel olarak güzel kızları elde tutmanın zor olduğudur. Niçin onları elde tutmak zor peki? Çünkü bunların gözleri hep dışarıda olur. Başkalarının vaatlerine kanıverirler. Böyle insanlardan kocalarına sadık kalmaları beklenmemelidir (İstisnalar kaideyi bozmaz; bunları ayrı tutuyorum. Fakat gördüğüm kadarıyla geneli insanların canını yakıyor.) Evli olsalar bile aldatmayı bir marifet sayarlar. Bu yüzden birçok erkeğin canını yakarlar. Kimisini hapishaneye sokarlar, kimisini uçuruma sürüklerler.
Mankenler dünyasını televizyonlar gözümüzün içine sokuyor. Görüyorsunuz o insanları. Her gün barda, kafede fink atıyorlar. Gece kulüplerinden çıkmıyorlar. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Evet bu insanlar manken, yani dış görünüşleri göze hoş geliyor. Bunların çıktıkları, takıldıkları erkeklere bakıyorsunuz hepsi zengin, para babası. Kimisi şarkıcı, kimisi iş adamı. Bunların alemi çok farklı. Bu alemde normal yaşamdan tek bir iz bulamazsınız. Sanki başka alemdeler, başka gezegendeler. Bunlara bakmayın siz, özenmeyin. Bunların sadece paraları var, güzellikleri var. Fakat içleri boş. Bunları görüp de onlar gibi olmaya çalışmayın. Hayatta sadece dış görünüş itibariyle güzel olana değil, içi güzel olana da bakın. Atalarımızın bir sözü var: ”Güzellik ekmeğin üzerine sürülmez” Laf olsun diye söylenmiş bir söz değil bu. Sadece güzelliğine bakarak kız alanlar ya da kızlarla beraber olanlar yanıldıklarını er geç anlayacaklardır. Veya hayatları boyunca sürüneceklerdir. Çünkü güzelliğe önem verenlerin gözünü hiçbir şey görmez. Karşı taraf hata yapar, görmez. Çünkü güzellik gerçekten de insanın gözünü kör eder. Bırakmak istersiniz bırakamazsınız. Sizin vücudunuza virüs gibi yapışmıştır o. Erdal Demirkıran “Sen Şimdi Gideceksin Ya Cehennemin Dibine Git” kitabında size değer vermeyenleri cehennemin dibine yollayın diyor. İşte güzelliğe takılıp kalanlar güzeli cehennemin dibine yollamakta tereddüt ederler. Çünkü o güzelliğin tekrar ele geçirilemeyeceğini düşünürler. Fakat kendilerinin zarar gördüğünün farkında değillerdir. Bu insanlara istediğiniz kadar öğüt verin anlamazlar. O öğütler bunların bir kulağından girer öteki kulağından çıkar, çünkü mantıklı düşünmesini de engeller güzellik. Dediğim gibi,gözleri kör eder. Ne demiş Aşık Veysel, ”Güzelliğin on para etmez-Şu bendeki aşk olmasa…” Yarenin güzelliği ancak karşı tarafın aşkıyla var olur, tutuşur. Karşı tarafın aşkı olmasa güzellik taştan farksızdır. Dolayısıyla sevgilinin güzelliği aşkla anlam kazanır. Yoksa güzelliğin hiçbir değeri yoktur. Bunu halk ozanımız Aşık Veysel kaç yüzyıl önce söylemiş ve bunun tesiri hâlâ geçmedi ve geçmeyecek insanoğlu var olduğu sürece.
Güzellik bir zehir gibidir. İnsanı zehirler ve kendine alıştırır. Nasıl uyuşturucu, alkol, sigara alışkanlık yapıyorsa, güzellik de alışkanlık yapar. O güzelden bir türlü ayrılmak istemezsiniz. Ama için içini yersiniz. Size acı vereni alıp başınızın üstüne koyarsınız, kapı dışarı etmek aklınızın ucundan geçmez. Sevgi, saygı, merhamet, olgunluk gibi nimetleri hiçe sayar, bunları görmeden ilişkinize devam edersiniz. Böylece mutsuz bir ilişki meydana gelir, devamlı kendinizi kandırırsınız.
İnsanlar güzelliği tamamıyla bir kenara bıraksın demiyorum. Elbette zevkimiz olacak, kendi çapımızdaki biriyle birlikte olmayı istemek hepimizin hakkı. Fakat bunları çok abartarak hayat felsefesi haline dönüştürmektir sakıncalı olan. Güzellik her zaman insanlığa eşit olmaz. Kafayı güzellikle bozanların sonunu hiç hayırlı görmüyorum. Bu konuya uygun çok güzel bir deyim var: Basireti bağlanmak. Güzellikten başka bir şey görmeyenlerin basireti bağlanmıştır. Bunlar mutsuz kalmaya mahkûmdurlar. İnsanların daha başka sıfatlara da önem vermesi gerekmektedir. Bir de güzelliğin fani olduğu unutulmamalıdır. Ölünceye kadar sizinle beraber gelecek ya da size sadık kalacak olan şey güzellik değildir, aşktır, sevgidir, anlayıştır, saadettir, sadakattir, saygıdır, en önemlisi de huzurdur. Güzellik için yazdıklarım cinsellik için de geçerlidir. Belki başka zaman cinsellik üzerine de bir yazı yazarım.
- Yazının başına dön!azizkan86
Yazar Hakkında

Web Sitesi: http://www41.websamba.com/yazarlar/
- Antinomi
- Deccal
- Demokratik İrade
- Alternatif Program Devri
- İslam Dinine Hizmet Etmek
- Hastalık Hastaları…
- Açık Toplum
- Başka Bir Mana
- Futbolda Yarım Gram Milliyetçilik
- Katliam Yaptık, Özür Diliyoruz!
- Büyük Alay
- Üzülmeyin! Bu Ülkenin Gururu Oldunuz!
- “Winner, Winner, Chicken in the Dinner”
- Canterville Hortlağı – Oscar Wilde
- Special One*
- Bugün Bayram Mı Dediniz?
- Cennet de Bende Cehennem de
- Gerçek Zenginliği Öğrenmeye VAR mısın YOK musun?
- Allah’ın Kadrini Hakkıyla Takdir Edemeyenler
- Yol Tıkanınca
- Devlet ve Hükümet Politikası
- 2010 Sözü ve Güveni Yitirmek
- Derin Yahudi
- Yaşar Nuri’nin Benzetmeleri Üzerine
- EVET Mi HAYIR Mı?
- Bezuar Keçisinin Mucize Özelliği
- Ölümü Düşünmekten Kaçınmak
- Penguenlerdeki Fedakârlık
- Leylâ ile Mecnûn Kalbin Şehrâyini
- Bizler Mahkum Edilenler, Onlar Oyunun Kurnazları!




Sizin yazınız “güzellik üzerine” bir yazı olmamış kusura bakmayın. “Karşı Cinste Güzellik Üzerine” olmuş desem oda olmamış. Çünkü o kadar dar bir kalıpla irdelenmişki “güzellik”, bazı cümlelerinizden kadın güzelliğinden bahsedildiği ve erkeksi güdülerle kaleme alındığı aşikar. Benim fikrimdeki güzellik hiçte bu değil.
[bu yoruma cevap ver!]
Yazının başlığı “Bir erkek gözünden kadınların güzelliği üzerine” olabilirmiş bence de. Güzellik kavramı bu kadar sığ değil.
[bu yoruma cevap ver!]
” güzel kadınları elde turmak zordur, çünkü onların gözleri HEP dışarıda olur, güzel kadınlardan kocalarına sadık kalmaları beklenmemelidir” hayatımda okuduğum en saçma ve gereksiz yazılardan bir tanesi. gerçekler üzerine konuşmuyorsun, hayal dunyandakileri anlatıyorsun. Çirkin kadınlar genelde kendilerine güvenleri olmadığından dolayı mazlum ve masum bir görüntü sergilerler, ama “görüntü” sergilerler bu hakikati göstermez her zaman. Aldatan kadınların geneli çirkin ve varoş kesimin kadınlarıdır, duydukları sözlere ve vaatlere kananlar genelde onlardır. Bakımlı ve güzel kadınların kendine güvenleri ve ulaşılmaz hissi veren elektrikleri otomatikman onları isteyen erkekte bir negatif elektrik uyandırır ve bu elektriği hisseden erkek hemen ona namussuz sıfatını yapıştırıverir. “Kedi uzanamadığı ciğere mundar der” misali… Ama hakikat açıkça ortada, biraz etrafımıza bakarsak, aldatmanın kadının güzelliğiyle hiç bir alakası olmadığını rahatlıkla görürüz. Aldatmanın sepebleri çok daha farklı şeyler. Senin ortaya attığın bu düşünce ” alıyım köyden bir kız, namuslu, temiz, saf ohhh gozum hiç arkada kalmaz” düşüncesi. bu düşünceyi bir dene istersen :) çok tehlikeli, potansiyel aldatan ve sapıtan kadın… şöyle çık bir varoş mahallelerini gez de on dakika içerisinde kaç tane çirkin kadın bir göz kırpışınla yoldan çıkacak. hayal dünyanda ürettiğin namuslu kadın imajı yıkılacak kusura bakma…
[bu yoruma cevap ver!]
Sayın arkadaşım yazımın tamamını okumadığın apaçık belli oluyor. Lütfen bir kez daha oku ve yorum yap. Parantez içine aldıklarıma dikkat et arkadaşım. Adını değiştirmeni öneriyorum. Ne demek qaradjabeg? Düzgün bir isim bulamadın mı?
[bu yoruma cevap ver!]
qaradjabeg:
Yazının tamamını elbette okudum ve katıldığım, aynı şekilde düşündüğüm bazı noktalar da var. Fakat genel olarak bu yazının eksilerinin artılarından daha fazla olduğunu düşünüyorum. Parantez içinde yazdığını da okudum tabii ama bence yinede eksik, çünkü yüzde yüzleri öyledir demesende büyük çoğunluğu öyledir diyorsun ki bu da boyle hassas bir konu için genelleme sayılabilir.
İsmim konusuna gelince, ismini değiştir diyorsun. ismimi neden değiştireyim, bu seni neden ilgilendiriyor? Neden öyle dediğini tahmin edebiliyorum. Kullandığım karakterlerin ingilizce karakter olduklarını düşündüğün için bunu söyledin büyük ihtimalle. Eğer öyle düşünüyorsan yanlış düşünüyorsun, yakın zamana kadar bende öyle düşünüyordum ta ki cumhuriyetin ilk yıllarında yazılan bir lugati okuyana kadar. Orada gördümki bugün kullandığımız Ç,Ş,Ö gibi harfler kullanılmıyor ve “C”harfinin yerine bazı durumlarda “j” ve “DJ” kullanılıyor tıpkı diğer dillerde olduğu gibi ki bu telaffuz açısından gerçeğe daha yakın ve uygundur, aynı zamanda diğer bütün latin alfabesi kullanan Türki toplumlarda bunu bu şekilde kullanıyorlar dolayısıyla ben ortak dilin yaygınlaşması ve daha kolay anlaşılabilmesi için böyle bir kullanımı daha doğru buluyorum. qaradjabeg= karacabeg… bu benim soy adım ve “qaradjabeg” şeklinde yani daha kuvvetli bir “k” ve “c” ile daha doğru telaffuz edildiği için bu şekilde yazdım. Bana ismimi değiştirmemi tavsiye etmen çok gereksiz ve saçma. Düzgün bir isim bulamadınmı diyorsun, ne yapmalıyım soy adımımı değiştirmeliyim? tamam o zaman bende senin ismini beğenmedim, ismini değiştir… Varmı böyle bir şey?
[bu yoruma cevap ver!]