"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

Yazıya Dön

Yazıyı Paylaş

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar

Geçen yıl yüz bin kişiyi aşarak rekor kıran ceza ve tutukevleri, bu yılın ilk ayıyla beraber yüz altı bin kişiyi buldu. Hükümlü ve tutuklu sayısı cumhuriyet tarihinin en yüksek oranında. Rakamlara bakılırsa Türkiye’nin önemli bir yüzdesi cezaevlerinde hayatlarını bir şekilde sürdürmeye çalışıyor. Haklı ya da haksız bir grup insan, kaderin cilvesiyle tanıştıkları diğer mahkûmlarla aynı odayı paylaşıyor, aynı masada yemek yiyor, aynı havayı soluyor. İçinde bulundukları dört duvarla kendilerine öyle bir koruma kalkanı oluşturuyorlar ki, dışarıdaki insanlar bunu ne görebiliyor ne de anlayabiliyor. Sadece anlamaya çalışıyorlar ama her defasında anlaşılmasının mümkün olmayacağını hatırlatan bir mahkûm sesiyle bu çabadan da sıyrılıyorlar.

Peki, bir mahkûm ne yapar? Her daim düşünür, her şeyi düşünür. İçeride kaldığı süre boyunca hayatından değişik kesitleri ele alır, bunları yorumlar. Geçmişini tekrar yaşar adeta. Aslında insanı en çok acıtan olanağı kullanır. Seçim hakkı onundur. O artık tektir. Kimseden medet ummaz, bunu öğrenir öncelikle. Eğer biraz güçlüyse, hayatın ona çizdiği bu yolda farklı aktiviteler bulmaya çalışır. Eğer bu gücü kendinde bulamazsa, geçmişinde hapsolmaya mecburdur.

24860Mahkûm olmak beklemektir. Gelen bir selama, yollanan kısa bir mektuba çocuklar gibi sevinmektir. Mektupta yazılanlara imrenmek, onlar yerinde olmak istemektir. “Ya sen nasılsın?” sorusuna gelene kadar yüzünde bir tebessümle anın rehavetinden uzaklaşmaktır. Genellikle mektubun son paragrafında sorulan hatırıyla kendine gelmek, tekrar kedere boğulmaktır. Görüş günü erkenden kalkmaktır mahkûm olmak. En güzel giysilerini giymek, sadece o gün kullanılan parfümü sıkmaktır. Kahvaltı bitiminden itibaren gözü camda, kulağı kapıda olmaktır. Gardiyanın kapıyı açıp ismini söylemesine heyecanlanmaktır. Gelenlere güçlü görünmek zorunda olduğunu hissetmektir mahkûm olmak. Onlarla parmaklıklar ardında konuşurken o anın hayatının en mutlu anı olduğunu düşünmek,  hiç bitmemesini istemektir. Onlar giderken hüzünlenmek, koğuşa dönüldüğünde ise geçmişe yolculuk etmeye devam etme farkındalığını hissetmektir. Maneviyata önem veriyorsa “Bu da benim sınavım.” diyebilmek, aksiyse kadere lanet etmektir mahkûm olmak.

Hiçbir ses bu kadar gür çınlamamıştı kulaklarımda. Cezaevleri doldu. Her yerde ceza, hepimiz mahkûm…

- Yazının başına dön!

Vahide Erdoğan

Yazar Hakkında

Bu yazıya 2 görüş yazıldı. Sen Ne Düşünüyorsun?

    

Güvenlik Kodu:

  • bayugeda (2 Mart 2009) :
    0   0  

    yazınız bana bi olayı paylaşmamı farz kılmış durumda.Geçen senelerde doğuda bi hapsaneyi gösterdiler,burda mahkumlara,marangozluktan kuaförlüğe kadar bi çok sertifikalı programla topluma kazandırma kursları açılmış.gerçektende burdaki mahkümlar çokça üzerine düşerek çokta güzel işler çıkarıyolardı.inşallah diğer hapsanelerimizede örnek olmuştur ama her ne sebebten olursada olsun Allah hiç tanıştırmısan kimseyi.sağolasın Vahide hanım bunları hatırlatacak konun için

    [bu yoruma cevap ver!]

    Vahide Erdoğan:

    tabii ki böyle ceza ve tutukevleri de mevcut.genellikle açık ceza evlerinde gündelik yaşamlara dönülme şansı var bu bizim gözümüzle tabii. ancak açıkcezaevlerine de herkes kabul edilmiyor,şartları çok sağlam. kapalı cezaevlerinde bu tarz uygulamalara gidilmiyor bildiğim kadarıyla,gidiliyorsa da ne mutlu bizlere.malesef herkes bu kadar şanslı da olmuyor ki bu bir şanssa eğer. ben sadece gözlemlediğim ve hissedebildiğim kadarını yazmaya çalıştım umut bey.umarım açıklayıcı bir yazı olmustur …

    [bu yoruma cevap ver!]

  • - Görüş bildirmek istiyorum!