Her insan eleştiriye açık değildir. Eleştiriye açık olmayan insanlar her yaptığının doğru olduğunu zanneder, başkalarının kendisini eleştirmesine katlanamaz ve kendisini eleştirenlere çabucak öfkelenir. Böyle insanlara laf anlatmak zordur ve bunlarla etkili bir iletişim kurmak beyhude bir çabadır; insanı yıpratır. Bildiğini okuyan böyle insanlara verilecek en iyi cevap, susmaktır. Bu kişi hatasını kendi görmedikçe, laf anlamayacaktır; hatasından ders çıkarıp kendini yenilemediği sürece insan olmanın vasıflarından uzak bir hayat geçirecektir. Bu cins insanlardan uzaklaşmak en mantıklı harekettir.
Bildiğini okuyan insanların tavırlarına kısa bir giriş yaptıktan sonra yaşadığım bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum:
Sınav olurken bir adam geldi sınıfımıza. Sınav görevlisiyle biraz sohbet edip, kürsüye geçti. Son olarak gözden geçirdim kâğıdımı ve sınav kâğıdımı vermeye hazırlandım. Kürsüde hâlâ o adam duruyordu. Kâğıdı uzatırken, “Siz burada hoca mısınız?” diye sordum. Asistan hoca adımlarını hızlandırarak benim yanıma geldi ve yüzüme bakmadan “Sanane onun kim olduğu, kimse kim, çok mu merak ettin?” diyerek bende bir tebessüme sebep oldu. O adam da şaşırdı bu lafa, ama bir şey demedi. Sonradan öğrendim ki o adam, o asistanın kocasıymış. Bu olayı gören arkadaşlarım asistanın terbiyesizlik yaptığı konusunda mutabık kaldılar ve bana hak verdiler. Ben o laftan sonra sadece tebessüm ettim, çünkü böyle düşünmeden edilen bir lafa kafayı takmak anlamsızdı ve bu sadece beni yorardı. İçimden ”Böyle insanlar da varmış” diyerek geçirdim ve çektim gittim. O “salakça” lafa cevap vermek benim seviyemin onun seviyesine inmesi demekti. Böyle bir durum sinirleri germekten başka bir bozukluğa yol açmazdı. Her insana cevap verilmeyeceğini yaşayarak öğreniyoruz. Herkese laf yetiştirirsek hâlimiz yaman. Ne demiş atalarımız: “Söz gümüşse sükût altındır.” Onunkinin değeri gümüş bile değil ama neyse… Susmak, en iyi cevap hakkıdır. Nefesinizi boş yere harcamayın. Hele anlayıştan yoksun insanlara hiç harcamayın.
Hanımefendinin kardeşi bizim sınıftaydı. Akşam ders çalışırken “Şuna bir mesaj atayım” dedim ve mesajda ablasının çok sinirli olduğunu, kendisine hiç çekmediğini yazdım. Mantıklı bir cevap beklerken, hiç ummadığım bir cevapla karşılaştım: “Ablama laf söyleme!”. En az ablasının lafları kadar düşük seviyeli bir laftı bu. Ben de cevap olarak sanki ablasının bir peygamber olduğunu, hiç kusuru olmadığını, bana ne dediğini bilseydi böyle konuşmayacağını yazdım. Hiç cevap gelmedi. Sınavla ilgili bir soru sordum. Ona da cevap atmadı. Aradım açmadı. Oysa işi olunca kendisi soru sormasını bilir. Bir gün sonra da hiçbir şey olmamış gibi yanıma gelip “Hoca ne sorar sence?” diyor. Ne kadar lakayıt bir insan! Demek ki ablasının ettiği lafı da merak etmiyor. İnsan aslını sormaz mı? Ablama laf söyleme demek ne demek? İşin aslını bilmiyorsun bir kere. Ne hakla “laf söyleme” dersin? Sen her insanın hata yapabileceğini daha öğrenemedin mi? Baban dahi olsa haksızın yanında mı yer alacaksın? O zaman sen haksızın da yanında olabilecek bir karaktere sahipsin. Aileni seviyorsun anladık da haksız birini bu kadar koruman abes kaçıyor ve bu durum senin dar çerçeveyle olaylara yaklaştığını gösteriyor.
Ben her zaman fikirlere açık oldum, fikirleri saçma dahi olsa dinledim. Hep olayları anlamak için, hep olaylara geniş pencereden bakabilmek için, çünkü hayat bizim düşündüğümüz gibi çıkmıyor karşımıza bazen. Farklı bakış açılarıyla bize gösteriyor kendini. Değil mi ki her kafadan ayrı ses çıkıyor, her beyin bir değil. Bunun farkında olarak yaşamak, her insanla etkili iletişim kurabilmemizi sağlar ve bakış açımızı genişletir. Kendi yargılarımızla olaylara anlam biçme kabiliyetini kazanırız. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu sorgularız. Ailemizin de insanlardan meydana geldiğini ve her insan gibi aile fertlerinin de hata yapabileceğini öğreniriz. Körü körüne bir düşünceye saplanmak yerine, haklının safında yer almayı öğreniriz. Böylece insan olmanın onuruna erişiriz. Ve haklının yanında yer almaktan övünç duyarız. Çünkü insanoğlu özünde doğruya eğilimli bir varlıktır. Doğrunun tam tersi yanlışa mahal verecek bir yapıya sahip değildir fakat insanoğlu, yaşı ilerledikçe, ortam sebebiyle ya haksızlığa karşı susmasını öğrenir, ya haksızlığa karşı savaşır ya da haksızlığa dâhil olur. İnsanoğlu bunların üçünden birini seçer. Fakat özümüzde haksızlığa karşı savaş yatar. Bu bizim bir özelliğimizdir. İnsan yaşı ilerledikçe bozulur ya da insancıllaşır ya da pasif bir kişilik olarak yaşamını idame ettirir. “Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksin” lafı da gün gelir haksızın yanında bile yer alınabileceğini gösterir. Bu insanlık adına son derece vahimdir. AMA maalesef bazı işler böyle dönüyor. Köprüyü geçene kadar ayıya dayı demeyenler ya sürünüyor ya da onurlu bir şekilde yaşamaya devam ediyor ki bu da yaşadığı çevredeki insanların düşünce yapısıyla doğru orantılıdır.
Sonuç olarak bana haksızlık yapılmıştır ve bu haksızlık bir başkası tarafından savunulmuştur. Hem de olayı bilmemesine rağmen! Bu olay bize haksızlığın yanında yer alan insanların varlığını bir kez daha kanıtlamıştır ve bize bir de şunu öğretmiştir:
Bazı durumlarda kayıtsız kalmayı, sallayıp geçmeyi, görüyorsa görmemeyi, duyuyorsa duymamayı, tabuları yıkmamayı, dinleyip anlamadan laf etmesini… Bu olay bize çok şey öğretmiştir.
Haksız mıyım?
- Yazının başına dön!azizkan86
Yazar Hakkında

Web Sitesi: http://www41.websamba.com/yazarlar/
- Samimiyetsiz ve Yapmacık Olmak
- Kısaca Unut!
- Türkçe Öğrenmek Zor Mudur?
- Kendin Ol
- Welkom de Heer Hiddink!
- İslam, Sivil Toplum, Piyasa Ekonomisi
- Anadolu Toprakları
- İmlasız
- İnsanlara Hoş Görünmek Uğruna Dinden Taviz Vermek
- Türkiye’de OkuMA Alışkanlığı ve OkuMA Karnemiz
- Sesimizi Duyan Var mı?
- Alman Modern Edebiyatının Karamsar Dahisi: “Franz Kafka”
- Obama’nın Liderlik Sırları
- 23 Nisan’da Sergiye Gidiyoruz!
- Babamın Şirketi…
- Cennet de Bende Cehennem de
- Gerçek Zenginliği Öğrenmeye VAR mısın YOK musun?
- Allah’ın Kadrini Hakkıyla Takdir Edemeyenler
- Yol Tıkanınca
- Devlet ve Hükümet Politikası
- 2010 Sözü ve Güveni Yitirmek
- Derin Yahudi
- Yaşar Nuri’nin Benzetmeleri Üzerine
- EVET Mi HAYIR Mı?
- Bezuar Keçisinin Mucize Özelliği
- Ölümü Düşünmekten Kaçınmak
- Penguenlerdeki Fedakârlık
- Leylâ ile Mecnûn Kalbin Şehrâyini
- Bizler Mahkum Edilenler, Onlar Oyunun Kurnazları!
- Bizsizleşmek



