Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | sen de dene!

DY | kitapyurdu

DY | facebook resmi sayfası

DY | haberler

I'm listed in Personal

Harikalar Diyarındaki Alice

  |  2 Temmuz 2009  |  SPOR

Hafızam beni yanıltmıyor ise 3 sene önce başladı NBA’in “Where Amazing Happens” furyası… Sezon içinde sürekli reklamlar tanıtımlar yapıldı, maç aralarında sürekli döndü durdu bu kısa videolar. Sürekli “Where Amazing Happens” yani tam çevirirsek “Harika şeylerin yaşandığı yer” dendi bu güzide lige bir sıfat daha eklemek için. Ama sezon içindeki hiçbir maç ya da playofflardaki hiçbir seri bu maçlar kadar “Where Amazing Happens” değildir sanırım. Evet, bahsettiğim maçlar NBA – “The Finals”…

Sezonun ilk maçı herkes için ayrı bir heyecandı. Draft sonrası çaylaklar ve takımlarına katacakları, oyuncu takaslarının takımları ve ligi nasıl etkileyeceği ve en çok da bu sene başı patlama yapan koç değişikliklerinin takımları nerelere götüreceği merak ediliyordu. Konuşulacak illa ki çok şey var bu sezonla ilgili, All-Star haftasındaki felaket halkası, yapılan kocaman oyuncu takasları, hakem hataları gibi. Bunları bir kenara bırakırsak, sadece basketbola doymak için izleyenler açısından merak edinilenler vardı. Bir sezon bekledik ve Derrick Rose’un yılın çaylağı seçilişine, Dwight Howard’ın yılın defans oyuncusu seçilişine, LeBron James’in en saygı duyulan MVP ödülünü alışına, Danny Granger’ın en çok gelişme kaydeden oyuncu seçilişine ve Mike Brown’un yılın koçu ödülüne layık oluşuna şahit olduk. 4 büyük ve diğerleri diyerek bahsettiğimiz bir sezona tanık olduk. Vahşi batıya tanık olduk. Kadrosunda büyük oyuncuları barındıran yakın zamanların büyük takımlarının batışını izledik. Ve sonunda basketbola doygunluğun tavan yaptığı “O” ana geldik…

Sadece 2 takım buraya ulaşacaktı ve onlar da belli oldu. Finalistler batıdan Los Angeles Lakers, doğudan ise Orlando Magic oldu. 2 takım içinde sezon çok iyi başlamıştı. Lakers sakat yıldızı Bynum’a kavuşmuştu ve batıda birinciliği ele geçirmişti. Kalan 7 playoff bileti için kıyasıya kapışan 8 takımla arasında büyük bir fark olduğunu istatistik kağıtlarına da yansıtarak açık ara önde götürdü batı konferansını ve öyle bitirdi. Lakers açısından pek de şaşırtıcı olmayan bir performanstı bu. Herkes yine batıdan LA’in finale çıkacağını düşünüyordu ve öyle de oldu.

Doğu finalisti Orlando Magic için ise işler o kadar kolay olmadı. Dramatik bir sezon geçirdiler. Ezilenin mücadelesini verdiler. Sezon başladığında onlar için de her şey iyiydi. 4 büyük ve diğerleri şeklinde giden ligde, 4 büyükten biriydi Orlando. Fakat yine de küçümseniyordu diğer 3 büyük karşısında. Kadrosunda Howard’dan başka “Superstar” olmaması ilgiyi diğer takımlara itiyordu, kadro derinliği bakımından diğer takımlardan daha düşük bir seviyede değerlendiriliyordu. Şubat ayında Jameer Nelson’ın sakatlığı da eklenince Orlando için playofflarda iş yapamaz dendi. PG mevkisine yapılan Rafer “Skip To My Lou” Alston takası bile otoriteleri memnun etmemiş, günü kurtarır ancak gibi yorumlara yol açmıştı. Playofflar başladı ve her şey beklendiği gibi gidiyordu. Favoriler ilk turları geçti. Konferans yarı finallerine gelindiğinde Boston’un KG’siz oynamasına rağmen, Orlando’yu rahat geçeceği düşünülüyordu. Son maça uzayan seri, Hidayet’in son maçtaki “Noticable Night”lık performansı ile Boston’ı geçiyordu. Otoriteler buna pek şaşırmamış ve Garnett’in yokluğunun Orlando’nun şansı olduğunu savunmuşlardı. Konferans finalinde karşılaşacakları Cleveland tam bu noktaya kadar fırtına gibi gelmişti. Sezonun en çok galibiyet alan, konferans finaline 8-0 ile gelen ve bu 8 maçı 10 sayı üzerinde farkla bitiren bir takımdı Cavs. Ve tabi ki günümüzün “Superstar” manyağı, iktidar yalakası çizgisinden ödün vermeyen bazı yorumcuları, yine Orlando’ya şans vermeyerek, hatta abartarak 4-0, 4-1 gibi tahminlerde bulundular. Seri bittiğinde herkes şaşkındı. Orlando fırtına gibi esen takımı 4-2 ile geçmişti.

Şimdi ise geldik NBA finallerine. Oynadıkları sistem bakımından birbirinden ayrılan iki takımın mücadelesini izleyeceğiz finallerde. Farkı yaratan bu sistem mi olacak, yoksa sistemi iyi oynayanlar mı hep birlikte göreceğiz. Ancak şunu atlamamak gerekir ki, Orlando’ya yine şans verilmiyor. Hatta ve hatta yine yeniden 4-0, 4-1 tahminleri telafuz ediliyor. Ben dahil!..

Ancak işi benden daha ileriye götürerek Orlando’nun pozitif basketbolundan, tüm takımlara ters gelebilecek oyun düzeninden bahsetmeyen, kupayı hangi takım kazanacak değil de yüzüğü hangi süper yıldız takacak diye soranlara Orlando’nun bir cevabı olacak arkadaşlar. Merakla bekliyorum bu cevabı ve Orlando’nun ben dahil herkese haddini bildirmesini diliyorum, istiyorum…

Okumaya Bunlarla Devam Et:

- Yazının başına dön!


Sen ne düşünüyorsun?