Saklı olamadı hiçbir sevgi kalbin gözünden belki. Aşklar ifade edilmeden de yaşandı karşılıklı. Kaybolan düşüncelere kafa tuttu belki de minik duygular. Ama hiçbiri hatırayı engelleyemedi… Unutmak her ne kadar zor değilse de, kalan son bir damla anıyı silmek imkansızdı… Hani derdim ya; imkansız sadece imkansızın olabilme ihtimalidir diye; işte o ihtimallerden biriydi unutmak… Adı her ne olursa olsun imkansızlıklar dünyasında var olmaktansa kalbin karşılığı olmayı kendine yeğledi. Unutma ki, bir anı hayatı değiştirir… Hayat bu; yaşamak lazım… En güzelinden!




Engin Akbaba’nın denemelerinde ne varsa, ‘insan odaklı’ olarak var. Bu dediğim, o denemelerin, insanı önemserken öteki canlı türlerini küçümsediği anlamına gelmiyor, yanlış anlaşılmak istemem.
Kısacası: Engin’in denemeleri, ‘insan odaklı’ olduğu halde, ‘insan merkezli’ değiller. İyi ki de değiller. Yani, yapmacık bir hümanizma felsefesinin kavramsal fetişizmine saplanmamışlar.
Engin’in yazılarını seviyorsam, birinci sebebi budur. Diğer sebeplere de başka zaman değineyim.
İzleyeceğim Engin’in yazılarını. Umutluyum kaleminden.