Saklı olamadı hiçbir sevgi kalbin gözünden belki. Aşklar ifade edilmeden de yaşandı karşılıklı. Kaybolan düşüncelere kafa tuttu belki de minik duygular. Ama hiçbiri hatırayı engelleyemedi… Unutmak her ne kadar zor değilse de, kalan son bir damla anıyı silmek imkansızdı… Hani derdim ya; imkansız sadece imkansızın olabilme ihtimalidir diye; işte o ihtimallerden biriydi unutmak… Adı her ne olursa olsun imkansızlıklar dünyasında var olmaktansa kalbin karşılığı olmayı kendine yeğledi. Unutma ki, bir anı hayatı değiştirir… Hayat bu; yaşamak lazım… En güzelinden!
Okumaya Bunlarla Devam Et:
- İç Dökümü
Karanlık kalbimin varoşlarına kadar işlemiş. Mehtap sırtını çevirmiş gözlerime. Saklamış tüm aydınlı... - Sana Aşığım
Uzun bir zamandan sonra bugün ilk kez nefes aldığımı hissettim. Bedenimin içindeki karanlıkları yüre... - Geçmiş Ola!
Yine aynı ritimde kalp atışları. Yine aynı geceler, yine aynı sabahlar... Ama yine her baharın geliş... - Zaman Durdu Sanki
Yok sayarız her gün gördüğümüz insanları, nesneleri. Yok saymak derken, her gün baktığımız için göre... - Yeni Limanlara: Hayatım Yalan (Just Go With It)
Uzun zamandan beri evimde film izlememiştim, bir hafta sonu fotoğrafları incelerken 50 İlk Öpücük (5...
- Yazının başına dön!
Engin Akbaba’nın denemelerinde ne varsa, ‘insan odaklı’ olarak var. Bu dediğim, o denemelerin, insanı önemserken öteki canlı türlerini küçümsediği anlamına gelmiyor, yanlış anlaşılmak istemem.
Kısacası: Engin’in denemeleri, ‘insan odaklı’ olduğu halde, ‘insan merkezli’ değiller. İyi ki de değiller. Yani, yapmacık bir hümanizma felsefesinin kavramsal fetişizmine saplanmamışlar.
Engin’in yazılarını seviyorsam, birinci sebebi budur. Diğer sebeplere de başka zaman değineyim.
İzleyeceğim Engin’in yazılarını. Umutluyum kaleminden.