2009′un beşinci günü… Belki biraz geç oldu yeni yılı karşılayan bir yazı için ama yine de yazıyorum. Geç de olsa yeni bir yıla girerken neler hissetmişim paylaşmak istiyorum. Uzun zamandır yazı yazmadığım için herhalde televizyon izlerken, haberleri okurken durup durup sinirlenip sayıyorum kendi kendime. Sanırım yazma vakti gelmiş.
Bir yıl daha geçti işte. Bir yeni yılı daha karşıladık, kutladık. “Hoşgeldin 2009″ demek isterdim ama bu ortamda pek de olmuyor. Daha yeni yılın ilk günü yedi üniversiteli gencin ölüm haberini alıyoruz. Ondan sonraki haber çok daha iç açıcı(!) : İsrail’in Gazze’ye saldırısı, ölen onlarca masun insan… Bir sonraki haberse bizi teğet geçen kriz.
Yıllar geçiyor ve görüyoruz ki değişen tek şey rakamlar. Bir gün önce 2008 yazdığımız kâğıda bugün 2009 diye tarih atıyoruz ama o kâğıda yazılanlar hiç değişmiyor. Sadece rakamlar büyüyor. Pardon! Bir de insanların içindeki para hırsı… Yeni yıla girmişiz çok farkeder mi umutla bakamadıktan sonra yarınlara. Değişim sadece rakamlarda, ne savaşlar bitti, ne de krizler!
Hani denir ya övüne övüne 21. yüzyıldayız diye… Evet 21. yüzyıldayız ama yine savaş, yine düşmanlık, yine kriz, yine bulunduğu yerin ciddiyetini kavrayamamış ama yine de orda olan insanlar ve BENcilik.
Nedir insanları bu kadar insanlıktan çıkaran? Nedir insanları mantıksızca hareket etmeye zorlayan?
Ben biliyorum cevabı ama tam da bu noktada herkes düşünsün biraz. Tabii bu eğitim sistemiyle düşünemeyen, yaratamayan nesiller için biraz zor olacak ama olsun. Belki her zaman şıklarının olmadığını anlarlar soruların.
Yarım ağızla da olsa adet yerini bulsun: Hoşgeldin 2009 (!).
Yeni yılın beşinci gününde yazılarıma attığım tarih dışında değişen bir şey olmasa da biz yine de umut aşılayalım insanlara. Elbet gün gelir el ele, dolu dolu hoşgeldin deriz yeni yıla…



