Ve ben… Şimdi savaştayım, meydanın tam ortasında, kanlı çığlıklar arasında gölgemi arıyorum. Kulağımda bir ses İncil’de bir ayetten “Kılıç taşıyanlar elbet kılıçla ölürler.” Tepemde yoğun bombardıman uçakları, etrafım çığlık. Kanlı çığlıklar arasında arıyorum gölgemi. Biri beni bulmuş oluyor her nasılsa, yaralıyım. Eski bir zamandayım sanki aynen “Yu”‘ törenlerindeki gibi…
Ağıt seslerinin kulağımda cinneti çıldırmak üzereyim! Şizofren kimliğim baskın çıkıyor. Acının en saf halindeyim. Kurtarıcı bekleyen aptalların yalnızlığı var içimde. Sömürgelerin kurtarıcı bekler yalnızlığı gibi. Ve yine yürümeye başlanıyor, aynı yol. Yalnızlık koymuyor. Yalnızlıkları içimdeki, sevmeye başlıyorum. Yalnız yanımı sevmeye başlıyorum… Yoksa zamanın bu acımasız çılgınlığına ben de mi yakalanıyorum? Kafamda iki ses: biri bedenimden yana, diğeriyse çok uzakta. Cevap vermeye utandığım tüm soruları cevaplıyorum şu anda. Ve bütün cevaplarımın gizli öznesi “keşke”.
Yağmur tepeme durmuş, sağanak ve serseri yağmurlar. Yağmurlar ve babaları! “Babalar ama yok oğullarına giydirecek bir paltoları.” Gök Baba dökülür tüm sorularımın üzerine, cevapları tutarsız ama tokat gibi. İnanıyorum şimdi ölüm kapıyı çaldıkça oysa hiç anlaşamazdım ki Tanrıyla. Şimdi karmakarışık bir tablonun en mat rengiyim. Siyahla beyazın ölümsüz savaşında gibiyim, kendimi arıyorum. Neredeyim? Bilmiyorum. Küt diye kalmak ölümle yaşam arasında, bu demek galiba. İlk kez kazanacak tarafı bilmiyorum. Umrumda da değil zaten kazanmak ya da kaybetmek. Belki sadece bağışlanmayı bekliyorum. Yaşam can çekişen yaralı bir balık şimdi… Kaderi başkalarının elinde.
Kentin ışıkları görünüyor. Tünelin sonundayım artık. Hissediyorum, tepemde maskeliler, ve kalp atışlarım kontrol dışı, varsa öyle bir şey kaderim başkalarının elinde… Kentin ışıkları çoğalıyor. Az kaldı! Altmış saniyede Eleanor’u çalmak gibi sınır kapısında yaşamı yeniden çalmak.
İşte böyle soğuktur ölüm… Üşüyor musun? Şimdi yüreğin yoğun bakımda, yavaşça çarpıyor.
Arayışla geçen bir ömürden sonra ve de onca hazırlıktan, işte yoldasın, aniden, hazırlıksız. Gideceğin yerde neye ihtiyaç var bilmiyorum. Ama korkma, yine kendinlesin.
Rüyaymış meğer omuzlarımda az önce taşıdığım ölümün ağırlığı. Kalkmaya çalıştığım yerden yıkılıyorum. Bu insan hayatındaki belki de en çaresiz geceden sonra saat 04:13, savaşmaya çalışırken uykuya yenik bedenim, duydun mu sana seslendim “Odamda savaş var” anne!
- Yazının başına dön!Yiğit Can Aydın
Yazar Hakkında

Web Sitesi: http://
Yazar Hakkında: Eminim suan kendini garip hissediyorsundur...Haklisin,yeniden dogusun olagan bir yanetkisi, nefes almadigini farkettin mi?Artik ihtiyacin olmayacak... Biz gecenin çocuklariyiz,yukardaki tarafindan lanetlenmis, LILITH tarafindan kutsanmis... Artik sen bir Kindred'sin.Buna alisman biraz uzun sürecek. Sicak kanini içerken öldürdügün insanin ölü gözlerine bakmak belki sucluluk duymana yolacacak,ama artik bizden birisin..
- Ergenekon ve İç Yüzü
- Gazi’de Okuyacak Olanlara Bazı Öğütler
- Başka Bir Mana
- Milli Bilinç ve Türkçe Düşünmek
- Açılım YGS’de : Türkiyelilik
- İnsan Olmak
- Yerde Yatan Kim?
- Şeytancılık
- Welkom de Heer Hiddink!
- Obama ve ABD’nin Düşündürdükleri
- Katliamın Gölgesinde
- Dinler Tarihi
- Limonata Bardaklarının Özlemi
- Bizim Aydınlar Bir Şey Yaptı Herhalde!
- Maç Keyfini İşkenceye Dönüştüren Bir Kanal: FOX
- Bugün Bayram Mı Dediniz?
- Cennet de Bende Cehennem de
- Gerçek Zenginliği Öğrenmeye VAR mısın YOK musun?
- Allah’ın Kadrini Hakkıyla Takdir Edemeyenler
- Yol Tıkanınca
- Devlet ve Hükümet Politikası
- 2010 Sözü ve Güveni Yitirmek
- Derin Yahudi
- Yaşar Nuri’nin Benzetmeleri Üzerine
- EVET Mi HAYIR Mı?
- Bezuar Keçisinin Mucize Özelliği
- Ölümü Düşünmekten Kaçınmak
- Penguenlerdeki Fedakârlık
- Leylâ ile Mecnûn Kalbin Şehrâyini
- Bizler Mahkum Edilenler, Onlar Oyunun Kurnazları!




Açıkçası çok beğendim. Başarınızdan dolayı sizi kutluyorum. harika bir deneme olmuş. =)
[bu yoruma cevap ver!]