Yaklaşık bir sene önce A.R.O.G. ve Osmanlı Cumhuriyeti filmlerinin fragmanlarını gördükten sonra iki filmin de gerek yapımcıları, gerekse oyuncuları bakımından kaliteli olacağını düşünüp, vizyona girdiklerinde iki filmi de seyredeceğimi söylemiştim kendi kendime.
Herkes gibi ben de Osmanlı Cumhuriyeti filminin ilk fragmanlarını gördükten sonra onun bir komedi filmi olduğu hakkında kanaat getirmiştim. Yaklaşık iki hafta önce bir senedir beklediğim bu filme gittim.
Filmi izlemeden önce gazetelerden okuduğum kadarıyla, filmin hiç de komik olmadığı gibi eleştiriler okudum. Ancak her türlü ön yargıdan arınarak gittim filme.
Filmi izledikten sonra şunu söyledim arkadaşlarıma: “İyi ki de bir komedi filmi değilmiş bu film!” Eğer bir komedi filmi olduğu aksettirilmeseydi; bence bu film bu kadar seyirci toplayamazdı.
Film “Atatürk olmasaydı neler olurdu?” sorusuna öyle cevap vermiş ki, Atatürk olmasaydı bunların yüzde 90′ı muhtemelen yaşanırdı bana göre. Lütfen gidin ve görün o filmi. Ve Allah’a, bize Atatürk’ü göndermiş olduğu için tekrar tekrar şükredin.
5 Aralık günü de beklediğim diğer film A.R.O.G. girdi gösterime. Bayram tatili, yolculuklar, misafir ağırlamalar derken daha dün akşam fırsat bulabildim A.R.O.G.’u görmeye. Her zamanki gibi filmin hakkında iyi ya da kötü eleştiriler okudum. Arkadaşlarımın da yorumlarını dinledim. Ama her zamanki gibi ön yargılardan arınıp gittim filme.
Cem Yılmaz bu filmle beraber “Türkiye’nin en komik adamı” olduğunu kendine bir kez daha kanıtladı. Filmin çoğu yerinde arkadaşlarımla beraber yerlere yattık. “Gerçekten gülmek isteyenler bu filme kesinlikle gitsin” diyorum. Bu arada aklınıza “Yahu bu adam neden bu filmin adını bu kadar uğraşıp A.R.O.G yazıyor?” derseniz sebebi şudur: Cem Yılmaz, bu filme gerek maddi yönden gerekse setteki çalışmalar yönünden o kadar önem vermiş ki, ben de kıyamadım, o bize böyle güzel bir film verdiyse biz de onun filminin adını onun istediği gibi yazalım dedim o kadar :).
Bu iki filmi de iyi ki beklemişim. Türk sineması artık kendini aşmaya başladı. Umarım en kısa zamanda bir Türk filmi Oscar’ı alır ve bu görüşümü dünyaya tescil ettirir.
Not: Bir filme giderken kimsenin görüşünü dinlemeyin. Filme ön yargısız girin ve kendi görüşlerinizi ortaya koyun. Ben bu iki filme de giderken benim önüme çok insanlar engel koydu, fakat kimseyi dinlemeden gittim ve “iyi ki gittim bu filmlere” dedim. Siz de böyle yapın. Başkalarının kararlarınızı yönlendirmesine izin vermeyin lütfen.



Herhalde, ön yargı konusunda en çok yıpranan film “Mustafa” olmuştur. Filmi izlemeyip de yoruma kalkışanların film hakkında söylenedikleri akıl alır değildi. Olmayan şeyleri olmuş gibi lanse ettiler ve bu da filmi cidden çok yıprattı. Bazı arkadaşlarım da bu eleştirilere aldandı ve ön yargıya kapılarak filme gitmediler. Bu yazıda da bu mevzuya değinmek yerinde olmuş. A.R.O.G’la ilgili bir yazı ben de düşünüyordum ki sen önce davrandın :).
Evet Ali, ben de Mustafa hakkında çok yazılar okudum gitsem mi gitmesem mi diye çok ikilemde kaldım ancak yine de gittim (yine ön yargısız) salondan çıktığımda ise kafamda bir çok soru işareti vardı. “Acaba bu filme neden bu kadar iftira attılar?” gibi bir soru vardı ama “Acaba Can Dündar neden Sarı Zeybek’ten sonra böyle bir film çekmek istedi? Acaba ticari bir amaç mı güttü?” gibi bir soruyu sormaktan da kendimi alamadım. A.R.O.G. konusuna gelince Ali’cim senin de yorumlarını okumak isteriz bu konuda. Saygılarımla… :)
Evet bende A.R.O.G. la ilgili bir yazı düşünüyordum bu yazıyı gördüm ve vazgeçtim. Yorumuda şimdi yapıyorum. :)
Osmanlı Cumhuriyeti adlı film bence o kadar da abarttığın gibi değil “Atatürk olmasaydı ne olurdu?” sorusundan yola çıkarak yapılmış bir film olabilir ama Osmanlı’yı küçümseme var bence. Nerden anladın gibi bir soru sorarsanız Osmanlı döneminde dünyanın en güçlü devleti Osmanlı’ydı.
Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Abdullah Bey Ali ve siz de bu film hakkında görüşlerinizi yazarsanız çok güzel olur. Ben yorum yaptım diye siz de çekinmeyin lütfen. En kısa zamanda yazınızı bekliyoruz… :)
Osmanlı Cumhuriyeti filmine bakarsak da ben şunu söylemek istiyorum:
Sizin de bildiğiniz gibi Osmanlı Devleti son zamanlarında herkes tarafından yaşlı bir hastaya benzetiliyordu. Her tarafını borç kaplamış. Kendi gelirlerini bile kendisi idare edemiyordu. Bu film “Eğer Atatürk olmasaydı o günden itibarenhangi tür olaylar gelişebilirdi?” sorusuna cevap aramış. Bu yüzden Osmanlı küçümsenmemiştir bu filmde. Zaten bir varsayım filmidir bu. Ayrıca küçümsenme deyince son zamanlarında zaten avrupa devletleri Osmanlı’yı fazlasıyla küçümseyip idareyi ellerine almamışlar mıydı?
Saygılarımla…
Ben yazmaya başlayayım o zaman. :) Sizlerden yorum beklerim. :)