Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | sen de dene!

DY | kitapyurdu

DY | facebook resmi sayfası

DY | haberler

I'm listed in Personal

İnsanı Putlaştırmak

  |  2 Ağustos 2009  |  İlişkiler

Bugün ilginç bir konuyu işlemek istiyorum. Bu konuyu radyodan işittim ve yazmaya değer buldum. Konum “insanı Tanrılaştırmak” ile alakalıdır. Binlerce şarkı yazıyor sanatçılarımız, binlerce şarkı dinliyoruz. Bazılarının sözleri çok saçma geliyor; bazısı insanı tahrik edecek şarkılar yazıyor; bazısı içki masalarına yönelik oynatıyor kalemini, ayrılığı, hüznü anlatıyor; bazısı insanın gücüne güç katıyor, dize bu dünyada ayakta kalma kudretini aşılıyor; kimi insanlar kulağa hoş gelsin diye şarkı yazıyor, yani bunlara göre şarkının kafiyeli olması yeterlidir; kimi şarkılar bir felsefe sunuyor sana; kimileri geçmişi hatırlatmaya yönelik şarkılar yazıyor, insanı geçmişe geri gönderiyor, yaşadıklarıyla tekrar yüzleştiriyor; bazı şarkılar ise dinin üzerine insanı koyuyor.

Benim konum “cennete gitmektense yârine kavuşmayı tercih eden” şarkılar üzerine kurulu. Konunun daha anlaşılır kılınabilmesi için iki şarkı sözünü örneklendireceğim.

Örnek 1; Hammamizâde İsmail Dede Efendi’den:

“Seninle cehennem ödüldür bana,

Sensiz cennet bile sürgün sayılır.”

Örnek 2; Ferhat Göçer’den:

“Dünyaya bir daha gelsem sevgilim

Arar bulurum, yine seni severim

Cennete değişmem saçının telini

Ömrümün yettiği kadar seni severim.”

Bu iki şarkının nakarat kısımlarını yazdım sadece, çünkü önemli olan yerleri burası. Bu şarkılara dindarlar karşı çıkıyor, bu şarkıları dindarlar sevmiyor. Onlara göre insana olan sevgi hiçbir zaman bu kadar abartılmamalı, cennet hiçbir şeye değişilmemeli.

Bizi yaratan Allah’tır. Biz onun sayesinde varız. Allah, “Ben insanı yaratayım da gerisi benim için önemli değil” dememiş bize bazı sorumluluklar, görevler yüklemiştir. Nitekim Tevrat, İncil, Zebur, Kur’an-ı Kerim ile bu dünyaya tesadüfen gelmediğimizi, imtihan edileceğimizi, mesuliyet sahibi varlıklar olduğumuzu bildirmiştir. Allah, insanoğluna hak ve batılı birbirinden ayırt etme yetisi vermiş, nefsimizi hadım edebilmemiz için yanlış ve doğru olanları gönderdiği peygamberlerle iletmiştir. Allah bize insanca yaşamayı öğütlemekte ve bizden kendisine itaat etmemizi, tapmamızı istemektedir. Nitekim Allah bizden bunları istemeseydi, inanlığı kendi haline bırakır, ne peygamber ne de mukaddes kitaplar gönderirdi, insanlığın kendilerine veya metalara tapmasına müsaade ederdi.

Allah çeşitli peygamberler ve kitaplar göndererek varlığını kanıtladı. Nihayetinde Hz. Muhammed’i resul ilan ederek kıyamete kadar değişmeyecek ve bizzat Allah tarafından korunacak Kur’an-ı Kerim’i huzurumuza arz etti. Hz. Muhammed peygamber olunca, putlar yıkıldı, müşriklerle mücadeleye girildi. Öyle sağlam gelmişti ki Kur’an hiçbir kuvvet bu mukaddes kitabı alaşağı edemedi.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim vasıtasıyla biz insanlara insanca yaşamanın yolunu göstermiş ve bunu yapan kişileri altından ırmaklar akan cennetle mükâfatlandıracağını bildirmiştir. Ulu peygamberimiz, aziz insan Hz. Muhammed’in sünnetinde insanca yaşamaktan kastın ne olduğu zuhur etmiştir. Onun güzel ahlakını örnek alanı cennetle müjdelemiştir.

Gelelim şarkı meselesine. İnsan aşkını Yüce Allah’a olan aşkın üzerine koyan ve böylece cenneti ikinci plana atıp, canana olan aşkı anlatan bu şarkılar insanın ulu amacının cennete gitmek olduğu hakikatini göz ardı etmektedir. Yorumumuzda aşırıya gidecek olursak, şarkılara konu olan davranış şeklinin putperestlerin davranışlarından bir farkının olmadığını söyleyebiliriz.

Şarkılar ve şiirler genelde abartılarak yazılır. Abartılarak yazılan şiir ve şarkılar insanların beğenisini toplar, kulağına daha hoş gelir. Fakat bu kadar da abartılı olmamalı bence. O cananı sana Allah verdi, onu Allah yarattı. O da Allah’ın bir kulu. Hatalarıyla, günahlarıyla o da bir insan senin gibi. Niye insanlar kendilerinden çok üstün varlığa değil de kendileri gibi bir varlık olan canana “onun uğrunda ölürcesine” bağlıdırlar? Sen bu kadar bağlanırsan, canını bile vermeye hazırsan canandan ayrıldığından intihar teşebbüsünü bile düşünüyor ve hatta “Bu dünya onsuz çekilmez” diyerek kendi canına kıyıyorsun. Bilmiyor musun ki bu can sana emanettir? Emanete hıyanet etmek alçaklıktır, büyük bir günahtır. Bir sevgiliye bu kadar çok bağlanmak insanı dinden imandan uzaklaştırır. İnsan sevdiği kişinin de Allah’ın bir kulu olduğunu ve hiç kimsenin vazgeçilmez olamayacağını idrak etmek zorundadır. Ya sizi aldatırsa, ya arkanızdan hançerlerse, ya size oyun oynuyorsa ne yapacaksınız?

Her insan göründüğü gibi değil ki. İçten pazarlıklı birçok insan dolaşıyor piyasada. Senin sevgilin de onlardan biri niye olmasın? Zaten herkes birbirine sadık kalsaydı, hiç kimse birbirini aldatmasaydı boşanma olmazdı (Boşanma ile ilgili daha birçok sebep sayılabilir). Niye “Allah belanı versin” diyorsun sevgiline? Çünkü çok acı çekmişsin. Acı çekmeyecek kadar sevseydin, bela okumayacaktın o kişiye. Belki severek ayrılacaktınız, belki de zorunluluktan. Bana göre bu hassas dengeyi kurmak çok ve çok önemli ve bir o kadar da çetrefilli. Çünkü bu orta nokta çoğu zaman ya erkeğin aleyhine ya da kadının aleyhine bozuluyor. Bir taraf çok sever, bir taraf ondan daha az severse, kırgınlık baş gösteriyor ve bozuşma tohumları ekiliyor. Aristoteles’in felsefesinden yola çıkarak, aşırı uçlarda gezinmemeyi ve orta noktayı daima aramanızı tavsiye ederim. Böyle bir ilişki hem seviyeli olacak hem de rayında ilerleyecektir.

İnsanlar bileklerini kesiyor, Boğaz’dan kendilerini aşağıya atıyorlar ya da asıyorlar. Bu feci olayların önüne geçilmesi için bu fani dünyayı ve yaratanı aklımızdan çıkarmamamız gerekir. Her birey değerlidir. Kimse kendini bir başkasından üstün görmemelidir. İsterse manken olsun, o da bir gün toprağa karışmayacak mıdır? Niye ahireti bu ufacık zaman dilimine feda edesin? Ey insanoğlu! Zamanın hızlıca akıp gittiğini görmüyor musun? Dünyaya geliş amacın bir başkası uğrunda canına kıymak mıdır? Kendine gel, kendine çekidüzen ver ve yaratılış gayeni hiçbir zaman aklından çıkarma.

İnsanları sev, ama insanları severken Yunus Emre’den ilham almayı unutma. “Yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü”. Yaratılan için intihar et demiyor Yunus Emre. Kusurlu bir varlık olduğunu anla insanların. Aldatır, senden ayrılmak istiyor olabilir, arkandan vurur, havsalanın almayacağı her türlü işi yapabilir. Her insan nefsini dizginleyemez. Şeytan bu yolda saptırıcı bir vazife görür. Allah’ından bulsun diyerek avunmaya çalış. Öldürmek için hırs yapma, gözün dönmesin. Ağla ağlayabildiğin kadar, gözyaşların sel olup gitsin. Öldürmeye veya ölmeye ant içme. İnsanları kusurları için itham etme, onlara öfkelenme. Allah ki herkesin ne yaptığını bilir. Ona havale et. Herkesi uğrunda intihara gitmeyecek kadar sevmeye çalış. Aşırıya kaçmamaya çalış. Bir birey olarak görev ve sorumluluklarını asla aklından çıkarma.

Okumaya Bunlarla Devam Et:

  • Zaman Geçerken Aşkı Getirir
    Soğuk, sisli ve bıçak gibi keskindi bu kez ayrılık. Gözyaşlarından bir duvar ördüm, saklandım ardına...
  • Yalan Üzerine
    Hayata gülen insanların gözlerine baktığımda anladığım tek şey yalan söyleyip söylemedikleridir, gal...
  • Yaşasın Karanlık
    Elektrikler kesildi dün aniden. Bir anda kapkaranlık bir yaşama fırlatıldık. Önce karanlıkta dikkatl...
  • “Ölmek İstiyorum” (Şaka Yapıyor Olmalısın!)
    "Ölmek istiyorum". Bu cümleyi son zamanlarda fazlasıyla kullanır olduk. Hayatımızda yaşadığımız süre...
  • Sıfır Sıfır Kırk Yedi
    O’nun anısına… Saat:00:47. Oturduğum yerden yıllanmış tahta merdivenlerin gıcırtısını duyabiliyorum,...
- Yazının başına dön!


Sen ne düşünüyorsun?